Gösterim saatleri :
Ctesi 27/01 – 16.45
Pazar 28/01 – 14.30

DÜĞÜN
 Yönetmen: Stephan Streker
Süre: 98′
Dil: Fransızca ve Urduca. Türkçe ve İngilizce altyazılı.

18 yaşındaki Belçika-Pakistan asıllı Zahira, aile üyeleriyle çok iyi geçinmektedir. Ta ki görücü usülüyle evlenmeye zorlanana kadar. Ailesinin zorlamaları, batı tarzındaki hayat biçimi ve özgürlük arayışları arasında kalan genç kız, ağabeyi ve sırdaşı Amir’e sığınır…

Bilet fiyatları 10 TL’dir  (Fransız Kültür Merkezi öğrencileri için 5 TL’dir) ve bilet satışı gösterim günleri 14:30 ve 19:15 saatleri arasında yapılmaktadır. Sadece nakit ödeme geçerlidir.

İstanbul Fransız Kültür Merkezi ve Başka Sinema işbirliğiyle gerçekleşen Vive le cinéma (Yaşasın Sinema) programı Ocak ayında yeni filmlerle devam ediyor. Sinemaseverler tarafından büyük ilgiyle karşılanan programda yakın tarihli ve ödüllü beş Fransız yapımı ve ortak yapımı yer alıyor. Son zamanlarda uluslararası festivaller tarafından ödüllendirilen ve basın tarafından beğeni toplayan filmler, İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nde Cumartesi günleri saat 14.30, 16.45 ve 19.15 ve Pazar günleri saat 14.30 ve 16.45.

Buğday (Grain, la Particule Humaine), ünlü Türk yönetmen Semih Kaplanoğlu, Jean-Marc Barr’ın başrolünü üstlendiği filmde, görkemli Anadolu manzaraları eşliğinde distopik bir dünyayı anlatıyor …

Godard ve Ben (Le Redoutable), Michel Hazanavicius, eşsiz yönetmen Jean-Luc Godard’ın hayatının en zor dönemini eğlenceli, hassas bir şekilde ele alıyor.-

İşe Yarar Bir Şey, Pelin Esmer. Film içinden şiiri çıkarsanız da şiir gibi kalmaya devam edebilecek olan, karakter kurulumu, sinematografisi, oyunculukları ve senaryosuyla yılın öne çıkan filmlerinden biri olarak değerlendirilebilir.

Düğün (Noces), yönetmen Stephan Streker’in, Sezar töreninde “Yılın umut veren” genç oyuncuları rol aldığı geleneklerin ağırlığıyla ilgili dokunaklı bir film…

Bilet fiyatları 10 TL’dir  (Fransız Kültür Merkezi’nin öğrenciler içinse 5TLdir) ve bilet satışı gösterim günleri 14:30 ve 19:15 saatleri arasında yapılmaktadır. Sadece nakit ödeme geçerlidir.

Kayıt

İstanbul Fransız Kültür Merkezi, « Hayalin gücü iktidara! » teması etrafında düzenlenecek olan 2018 yılı « Fikirler Gecesi » etkinliği içerisinde yer alıyor. Bu gece vesilesiyle, tanınmış uzman konuşmacılar basit ve ulaşılabilir biçimde fikirlerini dinleyicilerle paylaşacaklar. İki bölümden oluşacak konferans, Nuit des idées etkinliği için işbirliği yaptığımız Salt Galata’da gerçekleştirilecektir. Bu buluşmalara, film gösterimlerinin yanı sıra Ali Borovalı’nın aynı temayı işleyen fotoğraf sergisi eşlik edecek.

Simültane çeviri (Fransızca-Türkçe/Türkçe Fransızca)

 19:00-21:00 – « Hayal gücü ve İktidar »

Konuşmacılar: Bay Régis DEBRAY ve Bay Olivier ABEL

Moderatör: Bay Ali AKAY

1968 baharı iktidara hayal gücünü getirmeyi istiyordu. 68 Mayısının 10. yıldönümü vesilesiyle yayınlanan ünlü bir bildiride Régis Debray, bu şekilde önü açılan hayali kuralsızlaşma ile birlikte özellikle piyasanın iktidara taşınmış olduğunu vurgulamaktaydı. Yaratıcı veya yeniden yaratıcı olduğu söylenen hayal gücü bugün aslında tasarım, şehircilik, Kültür  ve turizm endüstrilerini ve hatta, Paul Ricœur’ün söylediği gibi, gelenekselliği ve yaratıcılığı açısından tüm kültürlerin ahlaki-efsanevi çekirdeğini oluşturan dini bile yönetmektedir.

Dijital endüstri tarafından altüst edilen dünyada kurguya nasıl bir yer verilmelidir? Kurgu her yerdedir ; kurgunun gerçekliklerimizi eleştirme, araştırma ve biçim verme gücü onun yanıltma, yanılsama yaratma, gerçekten uzaklaştırma – ya da kimliklere aşırı vurgu yapma – kapasitesine denktir. Bugünkü politikanın kalbinde işte bu soru yatmaktadır. Böylece 68 baharı sorusuna geliyoruz : politika ve hayal gücü arasındaki, gerçekten hayal eden bir kurumla kurumsallaşmayı kabul eden hayal gücü arasındaki eklemlenmeyi nasıl düşünmeliyiz?

Fransız aydınlarının resmi tarih eleştirisiyle birlikte toplumda ivme kazanan sekülarizasyon, eleştiri gücünü özgürleştirdiyse de genel toplumsal umuda sekte vurdu. Her türlü imgesel yapı veya inançtan mahrum edilmiş bir politikadan geriye ne kalabilir ? Bugün, mevcut Fransız hükümetinin ekonomik gerçekçilik çağrısını kabul ettirmek için ulusal sembollere (Jeanne d’Arc, Louvre, de Gaulle gibi) başvurmak zorunda kalması, önemli bir soruyu da gündeme getiriyor. Bu soru temelde Batı mitolojisinin çoraklaşması ile ilgilidir.

Régis DEBRAY

Régis Debray Fransız yazar, filozof ve üst düzey devlet memurudur. 1960’lı yıllarda Che Guavera’nın saflarında  mücadele eden Debray, Güney Amerika’da hapis yatmıştır. Daha sonra çok üretken bir yazar olmuştur. Bilgi bilimleri alanında medyoloji teorisini yaratmış ve geliştirmiştir. Médium dergisini kuran Régis Debray, 2011-2015 yılları arasında Goncourt Akademisi üyesiydi.

Olivier ABEL

Michel Henry, Emmanuel Levinas ve Paul Ricœur’ün öğrencisi olan Olivier Abel, 1984-2014 yılları arasında İstanbul ve Paris’de ders verdikten sonra Montpellier’deki Protestan İlahiyat Enstitüsü’nde etik felsefesi profesörü olarak görev yapmaktadır. Ricœur Fonları’nı oluşturmuştur. Yayınlanan eserleri arasında  Paul Ricœur, Vaat ve Kural (Paris, Michalon, 1996), Konuşma,(Paris, Gallimard, 2006), ve Pierre Bayle, Politik Çelişkiler (Paris, Michalon, 2017) bulunmaktadır.

Ali AKAY

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde sosyoloji dersleri veren Ali Akay, Toplumbilim ve Plato dergilerinin kurucusudur. Sosyoloji, felsefe ve çağdaş sanat üzerine birçok eseri bulunan Akay, Gilles Deleuze ve Félix Guattari’yi Türkçe’ye çevirmiştir. İstanbul Modern ve Akbank Sanat gibi kurumlar için bağımsız sergi küratörü de olan Ali Akay’ın birçok dilde makalesi bulunmaktadır. Seza Paker, Refleksif Akışkanlıklar kitabı İngilizceye çevrilmiştir.

Akşam yemeği arası : 21:00 – 22:00

22:00 – 24:00 « Türkiye’deki bakış açısıyla Mayıs 68 mirası »  

Konuşmacılar : Bayan Meltem AHISKA,  Bay Ufuk URAS ve Bay Murat BELGE  

Moderatör : Bayan Ayşen UYSAL 

68 Mayısı yirminci yüzyıl tarihinin ikinci yarısının belli başlı olaylarından biridir. Bununla birlikte 1789 ya da 1917 gibi dünyanın akışını değiştirmemiş, ancak etkilerini yeraltından devam ettirerek derin sosyal değişimlerin yolunu açmıştır. Bir yandan, antimilitarizm, ırkçılığa karşı ve cinsel eşitlik mücadelesini desteklerken, diğer yandan ve daha genel anlamda, özellikle siyasi ve toplumsal kararlarda halkın etkisini güçlendirerek demokratik alanın genişlemesine yol açmıştır.

Peki neden Mayıs 68 hareketi siyasi alana hakim olmayı başaramadı? Bu hareket sadece belirli bir döneme, nesile, tarihe ve bir yere mi bağlıydı? Veya tam tersine, Mayıs 68’in mirası, Türkiye’de ve başka yerlerde, özgürlük mücadelesi veren çağdaş hareketler için hâlâ bir ilham kaynağı olabilir mi? Ataerkil toplumun baskın modelini sorgulamamıza yardımcı olabilir mi? Bu hareketin rüzgarını yeniden nasıl  sahiplenebiliriz?

Türkiye’de 1968 Mayıs’ının mirasını daha iyi anlamak için, ikinci söyleşide konuşmacılar, ulusal kültürel kodlamaların şemalarına dayalı yeni bir tarihsel okuma yapacaklar. Aynı zamanda hayallerin ütopik gücünü sorgulayacaklar. 1968 Mayısının hayallerinden geriye ne kaldı? Bu düşler, genç nesiller için yeni dayanışma biçimlerine ilham verebilir mi?

Meltem AHISKA

Meltem Ahıska, Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesidir. Garbiyatçılık, toplumsal hafıza, toplumsal cinsiyet ve feminizm konularındaki çalışmaları Türkiye’de ve dünyada çeşitli kitap ve dergilerde yayımlanmıştır. Akıntıya Karşı, Defter, ve Pazartesi dergilerinin yayın kolektiflerinde yer almış, şiir ve şarkı sözü yazmış, sergi küratörlüğü yapmıştır. Red Thread e-derginin yayın kurulu üyesidir.

Ufuk URAS

Siyasetçi ve yazar Ufuk Uras, İktisatçılar Cemiyeti (IFMC), Öğretim Elemanları Sendikası (ÖES) ve ÖDP başkanlığı yapmıştır. 2007-20011 yılları arasında 23. dönem İstanbul milletvekili ve Yeşil Sol Parti (2012) kurucusudur. Siyaset bilimi öğretim görevlisi Uras, 10 kitabın yazarıdır.

 

Murat BELGE

Yazar, çevirmen ve akademisyen Murat Belge Halkın Dostları, Yeni Gündem ve Birikim dergilerinin kurucuları arasındadır. Bir dönem İletişim yayınlarının genel yayın yönetmenliğini yapmıştır. Halen İstanbul Bilgi Üniversite’inde Karşılaştırmalı Edebiyat bölüm başkanıdır ve öğretim görevlisidir. Helsinki Yurttaşlar Derneği’nin aktif üyelerindendir, T24 ve Birikim dergisinde düzenli olarak yazmaya devam etmektedir.

Ayşen UYSAL

Dokuz Eylül Üniversitesi öğretim üyesi Ayşen UYSAL, “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisini imzaladığı gerekçesiyle 28 Haziran 2017 tarihinde açığa alındı. CRESPPA-CSU (Centre de Recherches Sociologiques et Politiques de Paris – Cultures et Sociétés Urbaines) ve CETOBAC’a (Centre d’Études Turques, Ottomanes, Balkaniques et Centrasiatiques) bağlı araştırmacıdır. Toplumsal hareketler, siyasal aktivizm, polis ve siyasal partiler konularındaki çalışmaları çok sayıda dilde yayınlandı. Bu konularda bir çok eserin yazarıdır.

İngilizce “Kralın seyisi” anlamına gelen The Avener sahne adını kullanan Nice’li müzisyen Tristan Casara, 29 yaşında dünyanın en saygın klüplerinde kısa sürede ünlü bir DJ olarak kendini kabul ettirdi. Dış ülke satışlarında dört kez elmas single ödülü alan Fade Out Lines parçası sayesinde çok yetenekli bir prodüktör / remixer olarak tanındı. 2015 yılında çıkardığı, Fransa’da ve diğer ülkelere satışta iki defa platin albüm ödülü alan ilk albümü The Wanderings of the Avener ise müzisyenin  bu başarısını perçinledi.

İnternet dünyasının daha yeni yeni ortaya çıktığı bir dönemde doğan Tristan Casara altı yaşında piyano dersleri almaya başladı ve onbir yaşında girdiği konservatuarda klasik müzik ve caz eğitimi aldı. Müzisyen, on dört yaşından itibaren klasik müzik enstrümanları ve dönemin teknolojisini bileştirerek kendi bestelerini yapmaya başladı. 1990’lı yılların sonunda Amon Tobin ve Aphex Twin’in müzikleriyle tanışan Casara, yeteneğini ve geniş müzik kültürünü dinlemeyi sevdiği albümlerin hizmetine sunmaya karar verdi. Elbette bu deep house ve elektronik dans müziklerini seven clubber’lar için büyük bir şans oldu.

Côte d’Azur’deki High Club gibi prestijli gece klüplerinde yaptığı müzikle  ün kazanmaya başlayan ve daha sonra yaptığı yeni düzenlemeler ve bu parçalara getirdiği ses ve vokal renkleriyle müzik ağlarında tanınan Tristan Casara, internet ve genel medya aracılığıyla The Avener adıyla müzik düyasındaki yerini sağlamlaştırdı. Youtube üzerinden kırk milyon kez izlenen Fade Out Lines, yirmi ülkenin iTunes satış listesinde bir numaraya yerleşti. Bu daha önce hiçbir Fransız müzisyenin elde edemediği bir başarıydı !

The Avener bugün, Calexico grubuyla işbirliği yapan Amerikalı folk şarkıcısı Laura Gibson ile birlikte Zadig & Voltaire markasının parfüm reklamına eşlik eden You belong parçasıyla müzikseverlerin karşısına çıkıyor.  Bu parça Amerika’nın kollarını açtığı ikinci albümüne öncülük ediyor. Amerikalı ünlü müzisyenlerle birçok işbirliğinin ufukta beklediği  The Avener, ismini ve made in France yeteneğini  Atlantik Okyanusu’nun diğer yakasında da kabul ettirmeyi başarıyor.

Kapanış etkinliği: sanatçı Ali Borovali’nın eşliğinde 28 Şubat saat 19:30’da gerçekleşecektir. 

Dünyanın hemen her yerinde insan giderek artan zorunluluklara, sürüp giden döngülere, her şeyin kendisi için üretildiği hazır bir çevreye, sıkışmışlığa ve aynılaşmaya doğru sürükleniyor. Sahip oldukları ne kadar çoğalırsa o denli yetemiyor, istekleri de o ölçüde artıyor. Sınırları genişledikçe etrafını saran boşluk büyüyor, hangi amaca hizmet ettiği hızla bulanıklaşıyor. İnsan, gitgide kendi yarattığı sistemin bir tutsağı oluyor. İçine düştüğü bu girdaba direnenler, mücadele azmini kendinde görenler bir çıkış tabelası arıyor.

Durmadan bir çıkışın yolları aranıyor sonra. Bir şehirden, mekândan, fikirden, zamandan, alışılandan ya da insanın ta kendisinden… Bu bir tercih, ve girilenin terkini gerektiriyor. Ama her çıkış yeni bir giriş değil mi? Ve her giriş, çıkmaya doğru atılacak ilk adım?

Sürekli geçtiğimiz kapılar var; oralarda aradıklarımız, umutlarımız, beklentilerimiz, heveslerimiz var. Terkimizde ise hep yalnızlık. En sadık dostumuz.

Fotoğraf sanatçısı Ali Borovalı son yıllarda Türkiye ve yurt dışında çok ses getiren çalışmalarının en yenisi Orada Kimse Var Mı? (Is There Anybody Out There? / Y a t-il Quelqu’un Là-Bas? ) üçlemesi ile Fransız Kültür Merkezi galerilerinde izleyiciyle buluşuyor. Yalnızlık, insanoğlunun bu büyük açmazını üç ayrı seri altında ele alan çalışma şimdiye dek ilk kez gerçekleşen bir uygulamayla Fransız Kültür Merkezi’nin Türkiye’nin üç büyük şehrindeki galerilerinde eş zamanlı olarak sergileniyor. Uzun yıllara ve dünyanın birbirinden çok farklı coğrafyalarına yayılan seriler, iç içe geçen ve birbirini destekleyen üç ana başlık altında toplanıyor: Bir Koca Yalnızlık (Grand Solitude / Grande Solitude), Çıkış Yolu Arayışları (Searching For An Exit / À La Recherche D’une Issue) ve Gidilmeyen Yol (The Road Not Taken / La Route Non Empruntée).

Bir Koca Yalnızlık 24 Ocak’ta FKM İstanbul’da, Gidilmeyen Yol 25 Ocak’ta FKM İzmir’de, Çıkış Yolu Arayışları 26 Ocak’ta FKM Ankara’da açılıyor ve serginin tamamını gezmek isteyen izleyicilerin üç şehri de ziyaret etmesi gerekiyor. Sergi, aynı tarihlerde dünya genelinde 70 ülkenin 100’ü aşkın şehrinde Fransız Kültür Merkezleri girişiminde yapılacak uluslar ve disiplinler arası tartışmalar dizisi Fikirler Gecesi – Hayalin Gücü (Night Of Ideas – Power To The Imagination / La Nuit Des Idées – L’imagination Au Pouvoir) kapsamında ele alınacak olması açısından ayrı bir önem taşıyor.

Orada Kimse Var Mı? sergisi üç şehirde 28 Şubat 2018 tarihine dek izlenebilecek.

Ayrıca, Şubat ayı boyunca film seansları öncesinde, sinema salonunda, fotoğraf sanatçısı Ali Borovalı’nın Orada Kimse Var Mı? projesi kapsamında «Gidilmeyen Yol »  isimli videosu  gösterilecektir (2018,  15”).

CHRİSTOPHE CHASSOL

Fransız besteci/müzisyen Chassol, Ankara Piyano Festivali kapsamında ilk defa 6 Nisan’da Ankara Palas’ta sahne alıyor.

Fransız besteci ve müzisyen Christophe Chassol rotasını Hindistan’a çevirmeden önce New Orleans’ta temellerini attığı başarıyla parlayan dördüncü albümü Big Sun, Ultrascores’tan oluşan başarılı üçlemesini taçlandırıyor.

Chassol doğal içgüdülerle, doğal dokunuşlarla sıradışı bir deneyim yaşatıyor. Chassol bizi oldukça tuhaf ama bir o kadar da organize bir keşif macerasına davet ediyor.

 

www.chassol.fr

Biletler: goo.gl/3GpY3x

www.facebook.com/pg/AnkaraPiyanoFestivali/events/

İzmir Fransız Kültür Merkezi ekibi olarak siz sevgili takipçilerimize iyi seneler dileriz.

Barış, huzur ve mutluluk getirsin…

CÉZANNE VE BEN – 31 Ocak 19.00

Yönetmen : Danièle THOMPSON
2016, 114” – Fransızca. Türkçe altyazılı.
Guillaume Gallienne, Guillaume Canet, Alice Pol…

19. yüzyılın iki önemli kişiliği olan Paul Cézanne ve Emile Zola’nın dostluğunu konu alan güçlü bir yapım. Paul zengin, Emile ise fakirdir. Paul ressamdır, Emile ise yazar. Taşradan Paris’e göçerler ve sanatçıların yuvası olan muhitlerde yaşamaya başlarlar. Paul ihtişamın kenarından geçerken, Emile hepsine sahip olacaktır. Iki sanatçının birbirlerini kaybetme ve yeniden bulma öyküsü…

Yönetmen : François OZON
2014, 107”
Fransızca. Türkçe altyazılı.
Romain Duris, Anaïs Demoustier, Raphaël Personnaz…

En iyi arkadaşını çok genç bir yaşta kaybeden Claire, derin bir depresyona girer. Bu esnada içten içe aşık olduğu arkadaşının eşi David ile aralarında bir yakınlaşma oluşur. Claire bir gün habersizce girdiği evde, David’in gizemli davranışlarıyla saklamaya çalıştığı gerçekle karşılaşır…

2015 San Sebastian Ödülü ve 7 adaylık.

Giriş : Tam 10 tl / Öğrenci ve 65 yaş üstü : 5 tl

SÉRAPHINE – 07/02/2017 19:00
Yönetmen : Martin PROVOST
2008, 125″
Yolande Moreau, Ulrich Tukur, Anne Bennent…
Fransızca. Türkçe altyazılı.
 
Yıl 1912… Picasso’nun resimlerinin ilk alıcısı ve Henri Rousseau’yu keşfeden Alman koleksiyoncu Wilhelm Uhde, Séraphine isimli bir hizmetçiyi işe alır. Bir süre sonra yüksek sınıftan bir dostunun evinde gördüğü tuvalin Séraphine’e ait olduğunu büyük bir şaşkınlıkla öğrenir. Avangard sanat tüccarı ile yetenekli hizmetçi arasında dokunaklı ve beklenmedik bir ilişki oluşacaktır.
2009 Cesar Ödülleri : En İyi Fransız Filmi, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Orijinal Film Müziği, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kostüm, En İyi Dekor, En İyi Orijinal Senaryo Ödülleri. Festivallerde 12 adaylık ve 4 ödül.
 
Giriş : Tam 10 tl / Öğrenci ve 65 yaş üstü : 5 tl

Genç yetenek Emre Nurbeyler, Bach, Beethoven, Ravel ve kendi bestelerinden oluşan bir repertuvar sunacak. İzmir Inner Wheel Kulübü işbirliğiyle.

Katılım için : 0232 441 81 53

Yönetmen  : Bertrand BONELLO
2016, 130” – Fransızca. Türkçe altyazılı.
Finnegan Oldfield, Vincent Rottiers, Hamza Meziani…

Paris, gündüz. Farklı çevrelerden gençler, her biri farklı yönlerden, belirli bir planı takip edercesine başkentin metro ve sokaklarında tuhaf bir dans gösterisine başlarlar. Hareketleri belirgin, neredeyse tehlikelidir. Kapanış saatinde bir mağazanın önünde buluşurlar ve gece başlar…

Giriş : Tam 10 tl / Öğrenci ve 65 yaş üstü : 5 tl

Frankofoni haftası kapsamında, İsviçre Fahri Konsolosluğu işbirliği ile.

Yönetmen : Claude Barras
2016, 66″

Kabakçık geldiği yetimhanede, kendisi gibi sert görünüşlü ama yüreği yumuşacık çocuklarla tanışır. Arkadaş grubuyla birbirlerine anlatacak ve keşfedecek ve mutlu olmayı öğreneceklerdir…

Giriş serbesttir. Rezervasyon zorunludur.

0232 466 00 13
contact.izmir@ifturquie.org

11. İzmir Kukla Günleri kapsamında

11. kez gerçeklesen İzmir Uluslararası Kukla Günleri’nde, 40 grup ve 42 oyun yer alacak. Etkinlik kapsamında 1 Fransız grup gösterilerini sergileyecek.

” AVARE ” 

02/03 – 14.00
İzmir Fransız Kültür Merkezi

06/03 – 11:00 / 14.00
Çiğli Kültür Merkezi

” BİN YAPRAK ” 

03/03 11.00 / 14.00 K2 Güncel Sanat Merkezi
04/03 14.00 K2 Güncel Sanat Merkezi
05/03 14.00 K2 Güncel Sanat Merkezi
07/03 11.00 / 14.00 K2 Güncel Sanat Merkezi

Biletler : www.izmirkuklagunleri.com

FRANSA TURU 25 Nisan 19.00

Yönetmen : Rachid DJAÏDANI
2016, 94” – Fransızca. Türkçe altyazılı.
Gérard Depardieu, Sadek, Louise Grinberg…

20 yaşında bir rap şarkıcısı olan Far’Hook, Paris’i terk etmek zorundadır. Yapımcısı Bilal kendisi yerine babasına eşlik ederek bir Fransa turu yapmalarını teklif eder. Nesiller ve kültürler arasındaki güçlü farklılıklara rağmen, ikisi arasında beklenmedik bir dostluk oluşacaktır.

2016 Cannes Film Festivali Yönetmenlerin 15 Günü Ödülü ve 5 Adaylık.

Giriş : Tam 10 tl / Öğrenci ve 65 yaş üstü : 5 tl

Yazın gelişini, 21 Haziran’da müzik dolu bir gün ile kutluyoruz. Geçtiğimiz sene yaklaşık 2000 kişiye keyifli bir gün yaşatan Muzik Bazar ikinci yılında yine dopdolu geçecek. Yeme-içme standları, konserler ve Dj performansları ile eğlenceli bir gün geçirme fırsatını kaçırmayın. Giriş : 5 TL

Canlı Müzik
Na Manouche
Çaldıkları şarkılar ile dinleyenleri 1950’lere götüren Na Manouche Muzik Bazar’da bizlerle.

Ayanbeyan
2012 yılında kurulan Ayanbeyan etnik öğelerle süsledigi elektronik alt yapılı dans müziği sunuyor.

Bandosol
Amatör müzisyenlerden oluşan Bandosol, 17 kişilik çok sesli bir müzik sunuyor. Sokağın sesini söylemeyi seven grup Muzik Bazar’ı sallamaya geliyor.

Vinyl Dj’s
Emre Can Swim
Apeiron Collective’in kurucularından olan Emre Can Swim, farklı müzik tarzlarını bir araya getirdiği setleri ve prodüksiyonları ile biliniyor.

Tremolokid
Apeiron Collective kurucularından olan Altay Ozankan, Reggae, Dub müzik türü ağırlıklı plak seçkisiyle Muzik Bazar’da olacak.

Boran Şentürk (Ege Kitap & Plak)
Farklı müzik türlerindeki geniş arşiviyle plak severlerin uğrak noktası olan Ege Kitap ve Plak’tan Plak Boran Şentürk Muzik Bazar’ın kapanışını yapacak.

Yeme-içme
Krepleri ile Rimo’s Crêperie
Burgerleri ile Burger Mate at Jazz
Doğal dondurmaları ile Tricolore
Kahveleri ile Poka Coffee Roasters

ve çizimleri ile Drink & Draw…

Belgesel
Gün boyunca “Jef Aérosol” belgeseli
Yönetmen / Réalisation : Manuela Dalle
2009, 26’’

Büyük ilgi gören “RGB : Fantastik Bir Yolculuk” isimli sergimizi yaz boyunca ziyaret edebilirsiniz !

 

RGB: Fantastik Bir Yolculuk

23 Subat – 26 Mayıs 2017

İzmir Fransız Kültür Merkezi, İtalyan Konsolosluğu ile işbirliği halinde sanatçılar Francesco Rugi ve Silvia Quintanilla’nın sergisine ev sahipliği yapıyor.

Sanatçıların Türkiye’de ilk kez sergilenecek olan “RGB : Fantastik Bir Yolculuk” isimli eseri bizleri renkler ve ışık oyunlarıyla oluşan bir dünyaya götürecek. Çalışmalarını Carnovsky adı altında sürdüren sanatçıların RGB projesi renkler aracılığıyla yaratılan derinlik ve yüzey değişimlerinden oluşuyor. Sergiye adını veren RGB (Red Green Blue), üç ana renk olan kırmızı, yeşili ve maviyi simgeliyor. Üç farklı çizimin üst üste koyulmasıyla oluşan devasa desen, kırmızı yeşil ve mavi ışıkların yanmasıyla farklı manzaralar ortaya çıkarıyor, izleyicilere farklı duygu durumları yaşatıyor. Egzotik, büyüleyici, fantastik bir yolculuk.

25 Ekim 2017, Çarşamba günü, İzmir Fransız Kültür Merkezi ve Campus France işbirliğiyle ile, La Femis okulunun öğrenci filmleri yayın sorumlusu, Géraldine AMGAR, ve Senaryo bölüm müdürü, Yves THOMAS tarafından, eğitim programları ve başvuru koşullarını anlatan bir bilgi toplantısı düzenlenecektir. Bilgi toplantısında, deneyimlerini paylaşmak için, La Femis öğrencileri de bulunacak. 

La Femis (Ses ve Görüntü Meslekleri Yüksek Devlet Okulu) Fransız Kültür Bakanlığına bağlı bir devlet okuludur. CNC (Animasyon ve Sinema Devlet kurumu ) tarafından finanse edilmektedir.

La Femis, sinema alanındaki mesleklere yönelik eğitim sunmaktadır: yönetmen, operetör şef, prodüktör, senaryocu, montaj, ses mühendisliği, dekoratör, skript, distribütör ve sinema salonu işletmesi, televizyon dizi tasarımı…

Okul ayrıca, profesyoneler için, senaryo yazımı, belgesel gelişimi, sinema işletmesi ve prodüksiyonu alanlarında staj sağlamaktadır.

Okul hakkında daha fazla bilgi için  : http://www.femis.fr

Katılımınızı bekleriz / Giriş ücretsiz
25 Ekim 2017 Çarşamba, Saat: 18.30
Yer: Fransız Kültür Merkezi, Cumhuriyet Blv. no: 152

Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu organizatörlüğünde ve İzmir’deki AB Bilgi Ofisi işbirliği ile 23 Ekim Pazartesi 17:30 İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde “Yarın / Demain” filmi gösterilecektir.

“DEMAIN”

  • 118 dk / Fransa / 2015
    Yönetmen: Cyril Dion, Melanie Laurent
    Dil: İngilizce, Fransızca, Fince / İngilizce, Türkçe altyazılı
    Çeviren: Hande Canbilen

Ekosistemlerin çöküşü neticesinde insanlığın tehlikede olduğu düşüncesiyle, hepsi otuzlu yaşlarında olan Cyril, Melanie, Alexandre, Laurent, Raphael ve Antoine, çocuklarını ve gelecek nesilleri kurtaracak çözümlerin arayışı ile dünyanın birçok ülkesinde keşfe çıkıyor. Yarın’da tarım, enerji, ekonomi, eğitim, demokrasi vb her alanda gerçekleştirilmiş en başarılı deneylerin ışığında bize geleceğe dair yeni bir hikaye anlatan bulmacanın parçalarını bir araya getirmeye çalışıyorlar.

Giriş ücretsiz ve serbesttir.
Salon 180 kişiliktir. Salon dolduğunda kapılar kapanacaktır.

Hasret / Nostalgie

Özet:

« Hasret » adlı oyun Nazım Hikmet’in 23 şiirinden ve bir tane de Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun  şarkı şeklinde seslendirilecek şiirinden oluşmaktadır. Şükrü Muni tarafından şairlere göre değerli olan hayat, ölüm, savaş, barış, aşk, sürgün, hasret gibi çeşitli temalara göre seçilmiştir.

Nazım’ın hasreti geçmiş zamana bağlı bir melankoli değildir, tüm insanlık için daha iyi bir yaşam umudu içeren bir nostaljidir, özgür, eşit, onurlu ve kardeşlik.

Nâzim Hikmet hayata, aşka,  insana aşık ve tüm haksızlılara düşman olan derin hümanist devrimci bir şairdir.

Asrının en büyük Türk şairi olan, yaşarken kendi ülkesinde tanınmayan, eserlerinin yayınlanması yasak olan fakat yurt dışında anılan Nâzim Hikmet, hayatının yarısını Türk hapishanelerinde ve hayatının geri kalan kısmı ise sürgün olarak Moskova’da ya da dünya çapında seyahat ederek geçirir.

Türk vatandaşlığından çıkarılan Nazım Hikmet, Polonya vatandaşı olarak Moskova’da hayatını kaybeder. Suçu, her ne olursa olsun, komünist olarak herkesin onurlu bir şekilde yaşayabileceği yeni bir dünyanın oluşumuna katkıda bulunabileceğine inanmaktan vazgeçmemesidir.

  • Süre : 1.10
  • Fransızca ve Türkçe yorum
  • Fransızca ve Türkçe üstyazı

 

Ayten İnan

ayten-inan

Sukru Muni

shukru-muni

 

petit-logo-paris-kultur-sanat

lapluie-logo

c%cc%a7ankaya-logo-yeni-son

Frankofoni kutlamaları kapsamında, Ankara Fransız Kültür Merkezi, fransız şarkıcısı Jean-René’i, Türkiye’de konser vermesi için davet etmektedir. Gösteri, 6 – 10 yaş arası çocuklara yöneliktir.

17 – 25 Mart

Bursa
Beysukent Koleji,
Tevfik Fikret,
Ankü Koleji
Jale Tezer Koleji
Nesibe Aydın Okulları
Onur Bilkent Koleji
Charles de Gaulle
Büyük Kolej
Bahçeşehir Koleji

Ankara Fransız Kültür Merkezi

GÖSTERİ

Sahnede gitar, banjo ve kontrbas çalan sadık müzisyeni Claude Rossat’nın işbirliği ile Jean René kendisiyle şarkıda eşlik edecek seyircileri her zaman hareketlendiren  nazik ve komik şarkılardan oluşan yaklaşık 45 dakikalık bir gösteri sunuyor.

İlk dinlemeden sonra akılda kalan melodiler, şiiri andıran çocukların günlük yaşamlarının akışını anlatan metinler, tüm bunlar sanatçının seyirci ile çok çabuk yakınlaşmasını sağlıyor.

Jean René

1953 yılında dünyaya gelen ve meslek hayatına ilk olarak öğretmen olarak adım atan Jean René, daha sonra Lyon kabarelerinde şarkı söylemeye başlar, ve buna paralel olarakta Avusturyalı bir kadınla beraberliğinden dolayı, Almanca kitaplar çevirir.

İlk şarkılarını Frederik ve Pierre adında iki çocuğu için yazan şarkıcı, Lyon bölgesinde bulunan çocuklara da uygun gösteriler sunar.

İçerisinde « Des câlins » adlı albümü için aldığı Altın Plak gibi birçok albüm, frankofon ülkelerde sayısız gösteriler, kariyerini oluşturmuştur.

2011 yılında dağıtımını Flammarion yayınlarının üstlendiği, Jean-Claude Carrière, Agnès de Lestrade, Jacques Bonnaffé, Michel Piquemal, François Reynaert gibi ünlü isimlerin de referans olduğu, çocuklara yönelik kitaplardan oluşan « Bulles de Savon » adında bir yayınevi açar.

Birçok kitap yazan sanatçı, en son çıkan « Rebelles, qui êtes-vous ? » adlı kitabı ile büyük başarı elde etmiştir. Tüm bu kreasyonların ortasında, çocuklar ile ve çocuklar için bu uzun yolu çizen unsur ise aktarma isteğidir.

Francophonie_logo

TÜRKİYE FRANSIZ KÜLTÜR MERKEZİ ÖĞRENCİLERİNE ÖZEL DİKTE YARIŞMASI!

Türkiye Fransız Kültür Merkezi ögrencilerine özel dikte yarışması !

Hemen kayıt olun !

Dikte yarışması

Fransızca dikte yarışması 13 yaş ve üzeri Ankara Fransız Kültür Merkezi öğrencilerine yöneliktir.
* 18 yaş altı öğrencilere yarışma sırasında velilerinden birinin eşlik etmesi ya da yazılı izni gerekmektedir.

* Katılımcılar 4 seviyede yarışacaklar:
1. seviye: A1
2. seviye: A2
3. seviye: B1
4. seviye: B2

Kayıt koşulları

Kayıtlar sadece kurs Müdürüne hulya.oz@ifturquie.org  adresine e-mail yoluyla yapılmalıdır (Ankara için)
Kayıtlar için son başvuru 19 nisan 2017 dir
* Katılımcı sayısı sınırlıdır, maksimum katılımcı sayısına ulaşınca kayıt alınmayacaktır
* Kayıtlar geliş sırasına göre gerçekleşecektir

Yarışma detayları
*Yarışma iki seans şeklinde gerçekleşecektir;
– 21 nisan 2017, saat 19.00
– 22 nisan 2017, saat 15.00

Sonuçlar

* Her kategoride ilk üçe girenlere ödül verilecektir
1.lik ödülü: Bir sonraki kurs dönemine %50 indirim
2.lik ödülü: Bir sonraki kurs dönemine %20 indirim
3.lük ödülü: 1 sözlük + 1 CD + 1 kitap

* Birincilik ödülü en az hata yapan adaya verilecektir

* Kazanan yarışmacıların isimleri dikteler okunup değerlendirildikten sonra www.ifturquie.org sitesinde ve Fransız Kültür Merkezi sosyal medya hesaplarında açıklanacak ve ödüllerini almak için davet edileceklerdir.

* Kâğıtlar, Fransız Kültür Merkezi kurslar bölümünde (1. kat), yarışmadan 1 hafta sonrasına dek incelenebilir. 1 haftadan sonra imha edilecektir. Adaya herhangi bir kopya verilmeyecektir.

Ankara Fransız Kültür Merkezi sunar:

Farima Berenji ve ney sanatçısı Oğuz Kaan Birhekimoğlu ile bir dans gösterisi.

 

Farima Berenji:

Uluslar arası bir çok ödül alan ve aynı zamanda Dünya’nın sayılı Kadın Hakları ve Çevre savunucularından olan performans sanatçısı İran’lı Farima Berenji İran doğumlu dans etnolojisti, Orta Asya, eski İran, İpek Yolu etnik dansları ve sema dansları eğitmeni ve arkeologdur.
Dünyada kadim Şaman, Sufi ve Fars bilgeliğinde yer alan dans figürlerini sentezleyen ilk dans eğitmenidir ve bir çok ülkede başarılı manevi dans atölyeleri düzenlemektedir. Bir çok ödül sahibidir. Arkeoloji alanında yaptığı çalışmaları dansına katarak gizemli ve mistik bir kareografi oluşturmuş ve dansın manevi gücünü kitlelere sunmaktadır.

Oğuz Kaan Birhekimoğlu

IMG_1614

 

FİLM GÖSTERİMİ: “FUOCOAMMARE. DENİZDEKİ ATEŞ”

Ankara Fransız Kültür Merkezi, sizleri, 2016 Berlin Film Festivali’nde En İyi Film, Ekümenik Jüri Özel Ödülünü kazanan “Denizdeki Ateş” filminin gösterimine ve ardından göç uzmanı araştırma profesörü Sayın Fabio Salomoni ile bir tartışmaya davet etmektedir.

 

  • 2016 (110 dk)
  • Yönetmen Gianfranco Rosi
  • Tür: belgesel
  • İtalya, Fransa
  • Film türkçe ve fransızca altyazılıdır
  • Sayın Fabio Salomoni ile tartışmanın türkçe ardıl çevirisi yapılacaktır

 

Film özeti:

12 yaşındaki Samuele Akdeniz’de karadan uzakta bir adada yaşamaktadır.

Okula gitmek yerine, sahildeki kayalara tırmanmayı, sapanıyla oynamayı veya limanda aylak aylak gezinmeyi yeğlemektedir.Ama onun yaşadığı ada diğerlerinden farklıdır.

Yıllar boyunca, Afrika’dan çok küçük ve hurda botlarla yola çıkan erkek, kadın ve çocukların hedefi olmuştur, Lampedusa adası. Mültecilerin Avrupaya ulaşma çabalarını anlatan bir metafor olmuştur ada; umutları, yaşadıkları zorluklar ve yüzlerce, binlerce göçmenin kaderi.

Bu insanlar, barışın, özgürlüğün, mutluluğun özlemini yaşıyorlar ama çoğunlukla kıyıya ulaşan sadece ölü bedenleri oluyor. Bu sebeple, her gün, Lampedusa adası sakinleri, gelmiş geçmiş en büyük insanlık dramlarından birine şahit oluyorlar.

DÜNDEN BUGÜNE GÖÇLER

Kaygı ve aciliyetin ötesinde: Türkiye’ye doğru yaşanan güncel göç hareketlerinin tarihsel ve toplumsal çerçevede yeniden değerlendirilmesi.

10-11-12-14 Nisan Ankara, İstanbul

Sunum

Paris Fransız Enstitüsü d’Alembert Fonu, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği-Türkiye (BMMYK/UNHCR) ve Fransa Ulusal Araştırma Ajansı (ANR)  “Lajeh, Ortadoğu’da göç ve çatışmalar” araştırma programı desteği ile, Fransa Göç Tarihi Millî Müzesi ve Lille 3 Üniversitesi ile iş birliği içerisinde, Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü Göçler ve Mekânsal Hareketlilik Araştırma Birimi (IFEA-AMiMo), Ankara Fransız Kültür Merkezi, Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi-HUGO, Galatasaray Üniversitesi ve HUGO Öğrenci Topluluğu Nisan 2017’de Ankara ve İstanbul’da, Türkiye’yi ilgilendiren güncel göç hareketleri konulu bir dizi bilimsel ve kültürel etkinlik gerçekleştirecektir.

10 Nisan 2017 tarihinde Hacettepe Üniversitesi’nde, Türkiye’deki göç hareketleri üzerine çalışan doktora öğrencileri tarafından bir atölye düzenlenecektir. 11 Nisan 2017 tarihinde, kamuya açık bir konferans-söyleşi, sosyal bilimler araştırma görevlilerinin ve göçmen politikalarına dair faaliyet gösterenleri de katılacağı bir yuvarlak masa toplantısı ve fotoğraf, arşiv belgeleri ve çizgi romanlardan oluşan toplam beş adet sergi de aynı şekilde Hacettepe Üniversitesi’nde gerçekleştirilecektir. IFEA-İstanbul tarafından, 12 Nisan 2017 tarihinde, göç araştırmaları yöntembilimi üzerine bir yuvarlak masa toplantısı düzenlenecektir. Bu beş serginin, 12 Nisan’dan itibaren gezilebileceği Ankara Fransız Enstitüsü’nde 14 Nisan tarihinde, tüm bu etkinlik silsilesinin kapanışı olarak, Avrupa’da göç konulu bir belgesel gösterimi yapılacaktır.

Düzenleyici kurul

  • Dr. Jean-François PÉROUSE (IFEA, Fransız Anadolu Araştırma Enstitüsü), Toulouse-II Üniversitesi Coğrafya Bölümü öğretim üyesi ve IFEA Müdürü
  • Elif AKSAZ (IFEA, Fransız Anadolu Araştırma Enstitüsü), IFEA Göçler ve Mekânsal Hareketlilik Araştırma Birimi (AMiMo) koordinatörü, Avrupa ve Sosyoloji Merkezi üyesi (CESSP-CSE, Paris 1 Üniversitesi-CNRS-EHESS)
  • Doç. Dr. M. Murat ERDOĞAN (Hacettepe Üniversitesi), Hacettepe Üniversitesi Siyasi Bilimler Fakültesi öğretim üyesi, Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi-HUGO Müdürü
  • François-Xavier ADAM (Ankara Fransız Kültür Merkezi), Ankara Fransız Kültür Merkezi (IFT) Direktörü

Amaç

Sergiler ve film gösterimi ile, gerek Fransa gerek Türkiye’nin kendilerine mahsus göç deneyimlerinin sosyal ve tarihsel yönlerine eğilerek, göç meselesi üzerine var olan toplumsal duyarlılığı arttırma amaçlanmaktadır.

Konferans-söyleşi ve yuvarlak masa toplantıları ise, trajik boyutlarını göz ardı etmeden, göçleri, tarihsel bir perspektifle ve karşılaştırmalı bir yöntemle yeniden ele almayı amaçlamaktadır. Ayrıca bu sayede, sosyal bilimler alanında göç ile ilgili yürütülen çalışmaların çeşitliliğini gözler önüne sererken, yaptıkları işler itibariyle benzer veya birbirini tamamlar nitelikteki kurum ve kuruluşları bir araya getirme ve aralarındaki iletişimi sağlama amaçlanmaktadır. Ayrıca, etkinlikler boyunca güncel gelişmeler ve güncellenen bilgiler sayesinde göçleri merkeze alan tarih ve diğer sosyal bilimler alanındaki araştırmalara yeni bir gözle bakma şansı verilmesi hedeflenmektedir.

Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü’nde düzenlenecek yuvarlak masa toplantısında göç araştırma yöntemleri irdelenecektir. Doktora öğrencilerini bir araya getiren atölye çalışmasında ise Türkiye’de yapılan birbirinden farklı göç araştırmaları ve aynı zamanda başka sahalarda yürütülen çalışmalar arasında bağlantı ve ilişkiler kurulması amaçlanmaktadır.

Program ve katılanlar listesi

1/ 10 Nisan 2017, Pazartesi

DOKTORA ÖĞRENCİLERİNİN ATÖLYE ÇALIŞMASI

14:00-18:00 – Hacettepe Üniversitesi (Beytepe Kampüsü)

“Türkiye’deki göçler üzerine yapılan çalışmaların çeşitliliği ve bunların birbirleriyle eklemlenmesi” (Atölyede yapılacak sunum ve tartışmaların dili İngilizcedir. Her bir katılımcı çalıştıkları konu hakkında 5 dakikalık bir sunum yapacaktır. Ardından 10 dakikalık tartışma olacaktır.)

Moderatörler:

  • Dr. Catherine WIHTOL DE WENDEN (Siyaset Bilimci, CNRS Araştırma Direktörü, Fransa Göç Tarihi Millî Müzesi’nin Oryantasyon Komisyonu üyesi, Müze’nin SINIRLAR sergisinin bilim danışmanı.
  • Doç. Dr. Murat ERDOĞAN (Siyaset Bilimci. Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi-HUGO Müdürü)

Konuşmacılar:

  • Adélie CHEVÉE (Doktora öğrencisi, Siyasi Bilimler ve Uluslararası İlişkiler, Doğu ve Afrika Araştırmaları Okulu/SOAS, Londra Üniversitesi: “Suriye devriminin Türkiye ve Lübnan’daki tanınan aydınları’’
  • Çiğdem ÜÇÜNCÜ (Fotoğraf sanatçısı, Bağımsız Türk fotoğrafçıları kolektifiNar Photos): “Bir fotoğrafçının Suriyeliler ile yolculuğu: yaklaşım ve çalışma yöntemleri
  • Filiz YILMAZ (Yüksek Lisans (Mart 2017 Mezunu), Avrupa Çalışmaları, Ortadoğu Teknik Üniversitesi/ODTÜ): “Avrupa Birliği’nin sığınma politikalarının dışsallaştırılması: Suriyeli mülteci koruma krizinde Avrupa Birliği ve Türkiye arasındaki mülteci yük paylaşımı
  • Marine DORI (Yüksek Lisans, Sosyal ve Beşerî bilimler, Erasmus Mundus MITRA programı-Kültürlerarası arabuluculuk: kimlikler, yer değiştirmeler ve çatışmalar- Lille 3 Üniversitesi): ‘‘Midilli’nin sınırlaştırılması, sınır mekanizmaları ve Türkiye’den gelen göçmenlere yapılan uygulamalar
  •  Meltem AYDOĞAN (Yüksek lisans, Siyasi bilimler ve Ulus-Ötesi İlişkiler, Paris 8 Saint-Denis-Vincennes Üniversitesi) “Türk göçü ve dernek kuruluşları tarafından ulus-ötesi Türk kimliğinin inşası”
  • Osman ERK (Doktora öğrencisi, Siyaset Bilimi, Hacettepe Üniversitesi): “Türkiye’ye göçler ve Türkiye’nin politikası”
  • Sema KARACA (Doktora öğrencisi, Sosyoloji bölümü, İstanbul Üniversitesi): “Türkiye, kendi toplumu ve mülteciler arasında nasıl bağ kurabilir? Mültecientegrasyonu üzerine kısa bir tartışma
  • Solène POYRAZ (Yüksek Lisans, Uluslararası İlişkiler, Paris 1 Panthéon-Sorbonne Üniversitesi): “Suriyeli çocukların sosyalleşme süreci: Gaziantep’te Suriyeli gönüllülerden oluşan, seküler bir derneğin deneyimini inceleyen alan çalışması
  • Thomas SCHAD (Doktora öğrencisi, Tarih bölümü, Berlin Humboldt Üniversitesi/Berlin “Müslüman Kültürler ve Toplumlar” Yüksek Lisans Okulu): “Göç (muhacerat) ve çift taraflı aidiyet arasında bir Boşnak-Türk figürü örneği ve Türkiye’nin Balkanlardaki yeni rolü
  • Tülin HAJI MOHAMAD (Doktora öğrencisi, Uluslararası ilişkiler-Ortadoğu Araştırmaları, Hacettepe Üniversitesi. HUGO araştırma görevlisi): “Elitler diyaloğu: Suriyeli akademisyenler aracılığıyla Türkiye’deki Suriyeliler ile diyalog
  • Yudum KAVUKÇUER (Doktora öğrencisi, Gazetecilik bölümü, Ankara Üniversitesi. HUGO araştırma görevlisi): “Türk medyasında Suriyeli mültecilerin temsili meselesi”

****************************************************************

2/ 11 Nisan 2017, Salı

10:00- 15:00 – Hacettepe Üniversitesi (Sıhhiye Kampüsü)

YUVARLAK MASA TOPLANTISI

“Göç politikaları ve dinamikleri: tarihsel bir perspektif”, sunumlar Türkçe ve Fransızca yapılacaktır. Türkçe-Fransızca çift yönlü, eşzamanlı tercüme sağlanacaktır.

– 10:00 Açılış konuşmalarıProf. Dr. Haluk ÖZEN (Hacettepe Üniversitesi Rektörü) (Teyit beklenmektedir), Eric SOULIER (Kültürel Etkinlik ve İş birliği Müsteşarı. Türkiye Fransız Kültür Merkezi Müdürü) ve Jean-Marie GARELLI (Birlemiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği vekil temsilcisi/ Türkiye UNHCR)

– 10:10-10:25 AÇILIŞ KONFERANSI: Doç. Dr. M. Murat ERDOĞAN (Siyaset Bilimci. Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi-HUGO Müdürü): “Dünyada ve Türkiye’de Göç

– 10:25: 1. oturum:  “Göçlerin tarihini yazmak: kurumlar, ulusal gelenekler ve anlatı biçimleri” – Moderatör: Thomas SCHAD (Tarih Bölümü doktora öğrencisi, Berlin Humboldt Üniversitesi. IFEA-AMiMo üyesi)

– 10:25-10:45 Prof. Dr. Marianne AMAR (Tarihçi, araştırma görevlisi, Fransa Göç Tarihi Ulusal Müzesi): “Gergin bir tarih yazımı mı? Paris’te Göç Müzesi’nin yaratılması, 1991-2007’’

– 10:45- 11:05 Doç. Dr. Fuat DÜNDAR (Siyaset Bilimi ve Uluslararası ilişkiler Bölümü öğretim görevlisi, Ankara Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi/TOBB ETÜ): “Türkiye’de göçlere yönelik kurumlaşma sorunları ve bunun araştırmalara etkisi

– 11:05-11:25 Tartışma

– 11:40: 2. oturum: “Güncel ve geçmişteki göçleri incelemek” – Moderatör: Doç. Dr. Verda IRTIŞ (Sosyoloji Bölümü öğretim görevlisi, Galatasaray Üniversitesi)

– 11:40-12:00 Doç. Dr. Didem DANIŞ (Sosyoloji Bölümü öğretim görevlisi, Galatasaray Üniversitesi. IFEA-AMiMo üyesi): “Türkiye’de Göç: Olgu, Politika ve Araştırma Üçgeninde Etkileşimler”

– 12:00-12:20 Prof. Dr. Sylvie APRILE (Tarihçi, Lille 3 Üniversitesi Modern Tarih profesörü): ‘‘Avrupa ve göçmenler: tanımlar ve karşılama mekanizmalarının inşası (XIX. –XX. yy)’’

– 12:20-12:40 Tartışma

 14:20 3. oturum:  “Göç politikaları, Uluslararası kurumlar ve Sivil toplum kuruluşları” – Moderatör: Selma MASIC (Suriye Program Koordinatörü, France Expertise)

– 14:20-14:40 Neşe KILINÇOĞLU: (Kıdemli Koruma Sorumlusu-Politika Geliştirme Bölümü Başkanı (Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği-BMMYK/UNHCR Türkiye temsilciliği): “Uluslararası koruma politikaları ve ulusal uygulamalar

– 14:40-15:00 Meral AÇIKGÖZ (Proje yöneticisi, Uluslararası Göç Örgütü-UGÖ/IOM Türkiye temsilciliği): “Türkiye’nin göç yönetimi politikalarının desteklenmesinde Uluslararası Göç Örgütü’nün rolü”

– 15:00-15:20 Tartışma

– 15:20-15:40 Son söz: Dr. Sümbül KAYA (Siyaset Bilimci. IFEA Güncel Çalışmalar Araştırma Alanları sorumlusu) ve Yrd. Doç. Dr. Hasan GÜLER (Sosyoloji Bölümü öğretim görevlisi, Uşak Üniversitesi, EHESS-Paris Sosyoloji Fakültesi doktora öğrencisi. IFEA-AMiMo üyesi)

KONFERANS-SÖYLEŞİ, 16:00-17:00 – Hacettepe Üniversitesi (Sıhhiye kampüsü), sunumlar Türkçe ve Fransızca yapılacaktır. Türkçe-Fransızca çift yönlü, eşzamanlı tercüme sağlanacaktır.

– 16:00-16:30 Prof. Dr. Catherine WIHTOL DE WENDEN (Siyaset Bilimci, CNRS araştırma Direktörü, Fransa Göç Tarihi Millî Müzesi Oryantasyon Komisyonu üyesi, Müze’nin SINIRLAR sergisinin bilim danışmanı): ‘‘Akdeniz bölgesindeki göçmenlik krizine bir bakış’’

– 16:30-17:00 Doç. Dr. M. Murat ERDOĞAN ile sohbet ve tartışma (Hacettepe Üniversitesi Siyasi Bilimler Fakültesi öğretim üyesi, Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi -HUGO Müdürü)

 

FOTOĞRAF, ARŞİV BELGELERİ VE KARİKATÜR SERGİSİ

17:15-18:30, BASIN TOPLANTISI – Hacettepe Üniversitesi (Sıhhiye Kampüsü)

Sunumlar Türkçe ve Fransızca yapılacaktır. Türkçe-Fransızca çift yönlü, eşzamanlı tercüme sağlanacaktır.

  17:15-17:25 Panel 1Etkinlik dizisinin tanıtımı

  • Dr. Jean-François PÉROUSE, Dr. Elif AKSAZ, Doç. Dr. M. Murat ERDOĞANve François-Xavier ADAM

– 17:25-18:00 Panel 2: Sergilerin tanıtımı, Moderatör: Céline PIERREMAGNANI (IFEA Görsel ve İşitsel Arşivler sorumlusu, Mekân sergisinin küratörü)

  • Çiğdem ÜÇÜNCÜ (Fotoğraf sanatçısı, Nar Photos Bağımsız Türk Fotoğrafçıları Kolektifi)
  • Dr. Catherine WIHTOL DE WENDEN (Siyaset Bilimci, CNRS. Fransa Göç Tarihi Millî Müzesi Oryantasyon Komisyonu üyesi, Müze’nin SINIRLAR sergisinin bilim danışmanı)
  • Mikaël PETITJEAN (Uzman, Fransa Göç Tarihi Millî Müzesi, Ortaklık ve İletişim Departmanı)

–  18:00-18:30: Basın mensupları ile soru/cevap

11 Nisan tarihinde Hacettepe Üniversitesi Sıhhiye Kampüsü’nde ve 14 Nisan 2017’den itibaren Ankara Fransız Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek olan sergilerin listesi ve diğer bilgiler.

Adresler:

  • 11 Nisan Salı 2017: Hacettepe Üniversitesi Sıhhiye Kampüsü, 06100 Sıhhiye – Ankara
  • 14 Nisan Cuma 2017’den itibaren, Ankara Fransız Kültür Merkezi, Sancak Mahallesi, Konrad Adenauer Cd. No: 30, 06550 Çankaya – Ankara

 

FOTOĞRAF SERGİLERİ

Mekân

  • Mahjar-Abeer’in Almanya’ya Yolculuğu” – Çiğdem ÜÇÜNCÜ
  • Ülkemde savaş vardı…” – Bağımsız Türk Fotoğrafçıları Kolektifi NAR PHOTOS   

GEZİCİ SERGİLER

  • Sınırlar” – Fransa Göç Tarihi Millî Müzesi’nin Sergisi
  • Çizgi roman ve göçler: yüzyıllık tarih” – Fransa Göç Tarihi Millî Müzesi’nin Sergisi

ÇİZGİ ROMAN SERGİSİ

  • Alman medyasındaki karikatürlerde Türk göçmenler” – M. Murat ERDOĞAN

18: 30, SERGİ AÇILIŞI-KOKTEYL- Hacettepe Üniversitesi (Sıhhiye kampüsü)

 

****************************************************************

3/ 12 Nisan 2017, Çarşamba

FOTOĞRAF, ARŞİV BELGELERİ VE KARİKATÜR SERGİSİ, Ankara Fransız Enstitüsü

Bkz. Hacettepe Üniversitesinde 11 Nisan tarihinde Sıhhiye Kampüsünde ve Ankara Fransız Kültür Merkezinde 12 Nisan 2017’den itibaren gerçekleşecek olan sergilerin listesi.

YUVARLAK MASA TOPLANTISI, 15:00-18:00 – Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü (IFEA-İstanbul)

“Göç çalışmalarında araştırma yöntemleri” , Moderatörler: Dr. Elif AKSAZ(IFEA Göçler ve Mekânsal Hareketlilik Araştırma Birimi/AMiMo koordinatörü, IFEA’da doktora sonrası araştırmacı) ve Doç. Dr. Didem DANIŞ (Sosyoloji Bölümü öğretim görevlisi, Galatasaray Üniversitesi. IFEA-AMiMo üyesi)

– 15:00-15:20 Prof. Dr. Catherine WIHTOL DE WENDEN (Siyaset Bilimci, CNRS. Fransa Göç Tarihi Millî Müzesi Oryantasyon Komisyonu üyesi, Müze’nin SINIRLAR sergisinin bilim danışmanı): ‘‘Araştırma yöntemleri: küreselden yerele’’

– 15:20-15:50 Tartışma ve söyleşi

– 16:00-16:20 Prof. Dr. Marianne AMAR (Tarihçi, araştırma görevlisi, Fransa Göç Tarihi Millî Müzesi): ‘‘Mülteci ve fotoğrafçı: görünürlüğün getirdikleri ve açmazları’’

– 16:20-16:50 Tartışma ve söyleşi

– 17:00-17:20 Prof. Dr. Sylvie APRILE (Tarihçi, Lille 3 Üniversitesi Modern Tarih profesörü) : ‘‘Kaynaklar ve yöntemler : Göçlerin tarihinden hareketliliklerin tarihine’’

– 17:20-17:50 Tartışma ve sohbet

– 17:50-18:00 Sonuç: Dr. Elif AKSAZ (IFEA Göçler ve Mekânsal Hareketlilik Araştırma Birimi/AMiMo koordinatörü, IFEA’da doktora sonrası araştırmacı) ve Doç. Dr. Didem DANIŞ (Sosyoloji Bölümü öğretim görevlisi, Galatasaray Üniversitesi. IFEA-AMiMo üyesi)

Yuvarlak masa toplantısı ve sonrasında katılımcılar ile kokteyl (18:00-19:30)

 ****************************************************************

4/ 14 Nisan 2017, Cuma

18: 30’de, Ankara Fransız Kültür Merkezi’nde FİLM GÖSTERİMİ

“FUOCOAMMARE. DENİZDEKİ ATEŞ, Lampedusa Açıkları” (110’, 2016)

Gianfranco Rosi

Film İtalyancadır. Fransızca ve Türkçe altyazılı gösterilecektir. Film gösteriminin ardından Fabio SALOMONI’nin (Öğretim görevlisi ve araştırmacı, Koç Üniversitesi) katılacağı bir tartışma ve söyleşi yapılacaktır.

Film özeti:

12 yaşındaki Samuele Akdeniz’de karadan uzakta bir adada yaşamaktadır. Okula gitmekte ve sapanıyla avlanmaya bayılmaktadır. Etrafındaki her şey denizden ve adaya deniz yoluyla gelmeye çalışan kadın, erkek ve çocuklardan söz etse de, o toprakta oynanan oyunlarını sevmektedir. Çünkü onun yaşadığı ada diğerlerinden farklıdır. Bu ada, son 20 yıldır binlerce mültecinin özgürlüğe kavuşma hayalini kurarak geçmeye çalıştığı Avrupa’nın sembolik sınırı Lampedusa’dır.

Hello Tomorrow Uluslararası Yarışması

Yenilik ve girişimciliğe adanan 4. uluslararası Hello Tomorrow yarışması başvuruları başladı, kazanan 500 yarışmacı Ekim ayında Paris’te bir araya gelecek.

Hello Tomorrow yenilikçi teknolojilerin geliştirilmesini öngören proje sahibi genç girişimcileri teşvik eden ve kar amacı gütmeyen bir girişimdir. Hello Tomorrow Yarışması ise “derin teknoloji” start-up’larına adanmış uluslararası bir yarışmadır. Bu yıl sağlık, veri ve bağlantı, enerji geçişi, refah, çevre, sanayi, gıda ve tarım, hareketlilik, yeni malzemeler ve uzay kategorilerinde toplam 500 proje seçilecektir.

Seçilecek 500 start-up 26-27 Ekim 2017 tarihinde Paris’te gerçekleşecek olan Hello Tomorrow Zirve’sine davet edilecek ve yatırımcılara projelerini tanıtma, yeni ortaklıklar geliştirme ve tanınırlıklarını artırma fırsatını bulacaklar (2016 zirvesi % 60’ı yabancı olmak üzere 3 binin üzerinde katılımcı toplamıştır). Yarışmanın birincisi 100.000 Avro ve kategori birincileri 15.000 Avro ödül kazanacaktır.

1 Haziran 2017 tarihine kadar başvurabilirsiniz.

Adaylık başvurusu için: https://hello-tomorrow.org/challenge

Yarışma takvimi:

  • 10 Nisan: Başvuruların açılması
  • 1 Haziran: Başvuruların kapanması
  • 1 Temmuz: En iyi 500 startup listesinin ilanı
  • 1 Eylül: 10 kategoride finale kalanların ilanı
  • 26 -27 Ekim: Hello Tomorrow Zirvesi finalleri

ANKARA ENGELSİZ FİLMER FESTİVALİ

18 – 23 Mayıs Ankara’da

Ankara Engelsiz Filmler Festivali, herkesin kültürel yaşama katılma hakkına sahip olduğu basit gerçeğinden yola çıkarak; engelli bireylerin sosyal ve kültürel haklarını kullanabilecekleri koşulların yaratılmasının bir zorunluluk olduğunu ve bunun için bir farkındalık yaratarak, engelli bireylerin yakınlarıyla birlikte film izlemeleri, kültürel ve sosyal bir deneyim yaşamaları adına gerçekleştirilen bir etkinliktir…

Ankara Engelsiz Filmler Festivali kapsamında gerçekleştirilen tüm film gösterimleri, söyleşiler, atölyeler engelli bireylerin de erişimine uygun altyapıyla hazırlandı.

Güncel sinema örnekleri, görme engelli bireyler için sesli betimlemeyle, işitme engelliler için işaret dili ve ayrıntılı altyazıyla gösterilecek; söyleşilerde işaret diliyle çeviriler yapılacak.

Festivalin Fransız filmlerin programı:

19.05.2017, 10.00: KABAKÇIĞIN HAYATI, 2016, yönetmen: Claude Barras – Ulucanlar Cezaevi Sinema Salonu + 21.05.2017, 10.00 – Çağdaş Sanatlar Merkezi

21.05.2017, 10.00: ROBİNSON CRUSOE, 2016, yönetmen: Ben Stassen, Vincent Kesteloot – Ulucanlar Cezaevi Sinema Salonu + 22.05.2017, 10.00 – Çağdaş Sanatlar Merkezi

Engel tanımayan Filmler: 21.05.2017, 12.00 – Ulucanlar Cezaevi Sinema Salonu: « Anatole’ün küçük tenceresi » yönetmen Eric Montchaud, « Duy beni »yönetmen Nicolas Coquet, « Sadece 2 dakika » yönetmen Yan Giroux, « Sözcüklerin ötesinde » yönetmen Jérôme Thomas

22.05.2017, 16.30: CENNET SİNEMASI, 1988, yönetmen giuseppe tornatore – Ulucanlar Cezaevi Sinema Salonu

23.05.2017, 10.00: HAYALET ÇOCUK, 2015, yönetmen: Alain Gagnol, Jean-Loup Felicioli + 23.05.2017, 10.00 – Çağdaş Sanatlar Merkezi

Mekanlar:

  • ULUCANLAR CEZAEVİ SİNEMA SALONU, Şükriye Mahallesi, Ulucanlar Caddesi No: 63 Altındağ, Ankara
  • ÇAĞDAŞ SANATLAR MERKEZİ, John F. Kennedy Caddesi No: 4, Ankara

http://www.engelsizfestival.com/tr/

EMEL MATHLOUTHI ANKARA’DA

Geleneksel melodileri, elektro ve trip hop ile harmanlayan Emel Mathlouthi, yüreği sarsan notalarla örülü şarkılarıyla sahnede olacak. Yeni albümü “Ensen”in Türkiye Prömiyeri için ilk kez Ankara’da.

Özgürlük kavramına müzikal çerçeveden vurgu yapan Tunus asıllı şarkıcı Emel Mathlouthi, dinleyicisiyle korkusuz ve açık konuşan özel yeteneklerden. 2012’de yayınladığı ve Arap Baharı’nın yaşandığı günlerde tüm bölgenin marş olarak benimsediği parçası “Kelmti Horra” (Kelimelerim Özgür) ile ismini duyurdu.

Mathlouthi’nin şarkıları Tunus’un sınırlarını aştı. Klasik müzik ve caz dinleyerek büyüyen ama aynı zamanda Pink Floyd, Bob Dylan ve Joan Baez hayranı Mathlouthi’nin ateşli ve coşkulu müziğinin ilhamı da, bu çok kültürlü gelişim süreci oldu. Arapça şarkı sözleri sadece Tunus’a değil, tüm ülkelerdeki insan haklarına ışık tutan, özgürlüğü ve barışı kucaklayan Emel Mathlouthi, Studio Cite des Arts’da kaydettiği albüm “Ensen” ile dünya turuna başladı.

Her yıl düzenlenen Fransızların müzik bayramı “Fete de la Musique”de performans sergileyen Emel Mathlouti, acı ve cefayı hayallere dönüştüren şarkı sözleriyle dinleyenlerin umut tohumları serpiyor.

Altus Kültür-Sanat organizasyonu, Fransız Kültür-Merkezi Ankara destekleriyle gerçekleşecek konserin biletleri, www.biletix.com 11343659622biletix ve Biletix yerel satış noktalarında.

Konuşmacı: Pierre Briant

Ankara Fransız Kültür Merkezi tarih konferansları serisinin ikincisinde Antik Çağ uzmanı olan ünlü Fransız tarihçi Pierre Briant’ı ağırlıyor.

1999-2012 yılları arasında Collège de France’da  “Ahameniş Dünyası ve Iskender Imparatorluğu Uygarlığı ve Tarihi” kürsü başkanı olarak görev yapan pierre Briant 9 Mayıs 2017 tarihinde  Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Muzzafer Göker Salonu’nda “Makedonyalı  İskender’in gelişine kadar Anadolu” konulu bir konferans verecektir.

İran Kültür Bakanlığı tarafından “İranoloji Büyük Ödülü” verilen Pierre Briant “Persika” koleksiyonu kurucusu ve yöneticisidir. Pierre Briant, Antik Çağ, Büyük İskender ve Pers İmparatorluğu üzerine 12 kitap ve çok sayıda makale yayınlamıştır.

İskender’in seferini “Aleksandrou Anabasis” adlı kitabında uzunca anlatan Arrian, Granikos (Mayıs 334) ve İssos Savaşlarının detaylı açıklamaları dışında Küçük Asya ve Anadolu’da gerçekleşen savaşlara önemli bir yer vermez. Buna rağmen Makedonya ordusuna karşı satrapların örgütlenmesi, var olan Ahamenişler ve asil Farsların tepkileri hakkında önemli bilgiler toplamaktayız. Bir Fars ailesi özellikle dikkat çekmektedir, II. Philippe’in sarayına sürgün edildiğinde Makedon sarayı ile yakın ilişkiler kuran Artabaz ve Farnabaz’ın ailesidir.

Ister Hellespontos Frigyalıların mezar taşları ve sarkofajları, ister Troya depoları, veya Büyük Frigya’da Tatarlı Tümülüsü olsun, tüm epigrafik ve (özellikle Lidyalılara ait) arkeolojik belgeler, imparatorluk diasporasına ait  Farslar hakkındaki bilgilerimizi tamamlamamızı sağlıyor. Bu şekilde İskender’in hem Ahameniş mirasını nasıl üstlendiğini hem de Küçük Asya’da nasıl uzun vadede değişiklikler yaptığını inceleyebiliriz.

  • Konuşma dili Fransızcadır, Türkçe simültane çeviri sağlanacaktır
  • Katılım serbesttir

EXODUS-DEJA VU

20 – 24 Haziran

Giriş ücretsizdir

Beş yıl süren savaşın ardından, Suriye’deki üzücü durumu değerlendiriyoruz. Yüzleşmemiz gereken gerçekler korkunç : 260 000’den fazla insan hayatını kaybetti, 8 milyon insan kendi ülkesinde yerinden edildi, 4 milyon mülteci dünyanın farklı ülkelerine dağıldı. Özetle, her iki Suriyeli’den biri evini terk etmek zorunda kaldı.

Exodus-Deja Vu, özellikle Suriye iç savaşının patlak vermesinin ardından tüm dünyanın gözleri önündeki gerçekleri çarpıcı bir şekilde ortaya koymayı, göçmenler ve yerinden edilmiş insanlarla ilgili farkındalık yaratmayı amaçlıyor.

Göçmen krizi artık küresel çapta bir sorun ve öyle olmaya da devam edecek.

Göçmenler konusunda iki jenerasyonu bir araya getirecek olan sergimize, her bir fotoğrafçımız kendi başyapıtlarıyla katılacak.

  • Coşkun Aral (Türkiye)
  • Issa Touma (Suriye)
  • Rolan Neveu (Fransa)
  • Sergey Ponomarev (Rusya)
  • Rahman Roslan(Malezya)

www.exodus-dejavu.com 

ULUSLARARASI ÇOK KISA FİLMLER FESTİVALİ

17 – 18.06.2017 arası

Fransa merkezli, 30 ülke ve 90 şehirde aynı anda gerçekleşecek ve 19 yıllık bir geçmişe sahip olan Çok Kısa Filmler Festivali 17 Haziran ve 18 Haziran’da YILDIZ Ankara Fransız Kültür Merkezi’nde.

Jenerik hariç 4 dakikadan kısa filmlerden oluşan tematik seçkiler ve aynı özelliklere sahip bir uluslararası yarışmanın bulunduğu filmlerde kurmaca, animasyon, belgesel, müzik klibi, video blog gibi her türden film yer alabiliyor.

Bu yıl uluslararası yarışma bölümünde 36 çok kısa film yarışacak. 90 şehirden toplanan seyirci oylarıyla da ayrıca bir ödül verilecek.

Herkese açık ve ücretsizdir.

Gösterimler kütüphanemizde gerçekleşecektir, adres: Fransız Kültür Merkezi, Konrad Adenauer Cad. No 30, 06550 YILDIZ / Tel : 0312 408 82 33

  • 17 Haziran Cumartesi, 15.00
  • 18 Haziran Pazar, 12.00

 

Gösterimler ücretsizdir. Detaylı bilgi www.cokkisafilmler.com

FİGÜRLER VE MANZARALAR

16 Mayıs – 17 Haziran 2017 arası 

ARTE Sanat sezonu son sergisi olan 16 Mayıs – 17 Haziran 2017 tarihleri arasında Fransız Sanatçı Gisele Trembleau’ nun “Figürler ve Manzaralar” isimli kişisel sergisi ile kapatacaktır.

Figürler ve manzaralar serisinde, en yalın haliyle insan ve doğa arasındaki benzerliği görürüz. Manzaralar sakin, huzurlu ve her şeyden her yerden uzak hissini yarattığı gibi Trembleau’nun
insanlarında da bu türden bir uzaklığı hissederiz. Trembleau’nun kişileri, Sahip olduğu uzamlarıyla mekanın içinde birbirlerinden uzak oldukları kadar, izleyiciye de mesafesini koyarlar.
Bu insanlar mekan ve zamandan arındırılmış, bir yerden bir yere giderlerken kaybolur, manzaraları izlerken ise gözler yavaş yavaş tuvalin üzerinden kayarak ufukta izini kaybettirir.
Aslında Manzaralara baktığımızda figürleri, Figürlere baktığımızda manzaraları görebildiğimiz bu resimler birbiriyle paslaşır. Trembleau’ nun sanatçılığının yanı sıra tiyatrolar için yarattığı sahne tasarımları ile yapıtlarının arka planında yer alan sahne fikri kavramsal olarak benzerlik taşır. Tiyatro sahnesinde zaman da mekan da kesintili, parçalı ve sınırlıdır. Sahne öyle bir yerde durur ki gerçekte olmayan uzamını, zamanı ve mekanı yararak yerleştirir. Sanki uzay boşluğunda açılmış bir geçit gibidir, bir süre sonra sahne toparlanır, zaman da mekan da kaldığı yerden devam eder.
Trembleau’nun yapıtlarında ki sahne ise örtüktür. Kişilerini, boşluğun içinde açılan sahnenin ortasına yerleştirir. Manzaralar gizli sahneye, kişileri de boşluğun içinde, mekansız, anlık ve
süresiz oyunculara dönüşür. Zaman sanki sürekli aynı şekilde tekrar eder, hareket hep aynı ve aynı yöne doğrudur. Ve yapıtlar bu haliyle günümüz modern kent insanının eleştirisine
dönüşür.

  • Mutlukent Mah. Hekimköy Sit. 1920. Cad. No: 59 Çayyolu / Ankara
  • 0312 241 04 44
  • info@artesanat.org
  • www.artesanat.org

Ankara Fransız Kültür Merkezi’nden Kolektif İstanbul konseri

Kolektif İstanbul,  Ankara Fransız Kültür Merkezi Ramazan Konserleri çerçevesinde 21 Haziran’da  Kuğulu Park’ta sahne alıyor.

Enerjik Balkan müziğini geleneksel Anadolu ezgileri ile birleştiren Kolektif İstanbul, modern pop, funk ve caz soundlarını da ustaca kullanarak dinleyicileri kendinden geçiriyor. Anadolu ve Balkan müziğini kendilerine özgü bir şekilde harmanlayan Kolektif İstanbul insanı olduğu yerde oynatan, içini fıkır fıkır eden “İstanbullu” bir ekip.

Katılım ücretsiz

Grup:

  • akordeon ve klarnet: Tamer ve Talat Karaoğlu kardeşler
  • davul: Ediz Hafızoğlu
  • tüba: Ertan Şahin
  • saksafon ve gayda: Richard Laniepce
  • vokal ve trompet: Aslı Doğan

 

Ankara Fransız Kültür Merkezi tarafından Çankaya Belediyesi işbirliği ile Kuğulu Park’ta düzenlenecek Ramazan Konserleri 21 Haziran’da Kolektif İstanbul konseri ile son bulacak.

www.kolektifistanbul.com

RAMAZAN GECELERİ

Ramazan Geceleri etkinliklerin çerçevesinde, Fransız müzisyen Titi Robin ve ona eşlik edecek Türk müzisyenler, 6 – 15 Haziran arası Türkiye turnesinde müzik severlerle buluşacak.

Bilet Satış:

“Yer Bakır »

  • Şan: Özlem TANER
  • Kemençe: Hüseyin YALCIN
  • Perküsiyon: Burcu YANKIN
  • Kaval: Sinan CELIK
  • Gitar, buzuki: Titi ROBIN
  • Ses rejisi: Guillaume DUBOIS

 

Türkiye turnesi:

  • 6 Haziran Salı: Adana
  • 7 Haziran Çarşamba: Eskişehir
  • 9 Haziran Cuma: Ankara -> Cermodern (biletler sonradan satışa sunulacaktır) 
  • 14 Haziran Çarşamba: İzmir
  • 15 Haziran Perşembe: İstanbul

 

BIYOGRAFILER

Özlem TANER

Gaziantep’te doğan Özlem Taner 8 yaşında bağlama çalmaya başlar. Liseden sonra Gaziantep Türk Müziği Devlet Konservatuarına giren sanatçı, konservatuar öğrenimini okul birincisi olarak bitirir. 17 yaşında başladığı üniversiteden  mezun olduktan kısa bir süre sonra Anadolu müziğiyle ilgili çalışmalarıni yakından takip ettiği Kalan müziğin kapısını çalar. Kalan Müzik’le yaptığı “Türkmen kızı” isimli albüm İngiltere’de en çok dinlenen albümler arasına (top10 listesine) girer. Ünlü world müzik dergisi FolkRoots  dünya müziklerinden seçmeler yaparak oluşturduğu CD’de “Başına Döndüğüm”isimli parçasına yer verir. “Türkmen Kızı” BBC radyosunda en çok dinlenen 5 albüm arasına girdi. Yurt içinde ve yurt dışında bir çok şehirde katıldığı festivallerin yanısıra birçok yerli ve yabancı müzisyenle de ortak çalışmalar yapar. 2013’ün Mart ayında İkinci albümü “Aşıklar Meclisi” yine Kalan müzik etiketiyle çıktı.

 

Hüseyin YALCIN

Hüseyin Yalçın, 1982 yılında Kırşehir’de doğmuştur. Müziğe 12 yasında bağlamayla başlamıştır. 15 yasında İhsan Mendes’le tanışmasının ardından kemane çalmaya başlamıştır. Kırşehir’de halkoyunları derneklerinde ve müzikal birçok etkinlikte görev almıştır. 2000 yılında TRT Ankara Radyosu’nun açmış olduğu sınavı kazanarak Yurttan Sesler Korosu’nda kabak kemane sanatçısı olarak görev yapmıştır. Birçok radyo ve televizyon programında, yurt dışında birçok sanatsal etkinlikte görev almıştır. 2006 yılından beri Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Devlet Türk Halk Müziği Korosu’nda görev yapmaktadır.

 

Burcu YANKIN

Burcu Yankın, Iğdırlı Kürd-Azeri bir ailenin 1980 İstanbul doğumlu kızı. Çocukluk yıllarında başlayan müzik merakı, Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde öğrenciyken katıldığı Folklor Kulübü ile kültürel-sanatsal ve politik açıdan yeni bir boyuta ulaşmış.  Vurmalı çalgılarla tanışması da burada olmuş Yankın’ın. Vokalist, perküsyonist olarak çeşitli sanat faaliyetlerinde bulunan Yankın, daha sonra uzun yıllar Kardeş Türküler’le birlikte çalışmış. “Erbane sayesinde tanıştım” dediği eşi Fırat Alkış da onun gibi erbane sanatçısı. Erbane, hem müziklerini hem de hayatlarını birleştirmiş ikilinin.

 

Sinan Celik

Halk flütü olan Kaval ustası ve Türk Müzikleri ustası olan Sinan Çelik aynı zamanda yeni nesilin bilgi için başvurduğu bir kaynaktır. Istanbul’da müzik icra etmek, prova, kayıt yapmak ve albüm çıkarmak için müziğe ithaf ettiği uygun bir mekan (Duygu Müzik Yapım şirketi) kurdu.

 

Titi Robin

« Titi » adıyla bilinen besteci ve doğaçlama müzik çalan Thierry Robin, 50’li yılların sonunda Fransa’da doğar. Akdeniz dünyasına ve çingene, orta doğu ve avrupa kültürlerine bağlı kalarak kendi müzik dünyasını oluşturmuştur. Müzisyen gitar, buzuki ve ud çalıyor.

Türkiye Fransız Kültür Merkezi’ne Paris desteği

Institut français Paris ve Fransa’nın Türkiye Büyükelçiliği – Türkiye Fransız Kültür Merkezi Fransa ve Türkiye arasındaki kültürel ilişkileri geliştirmek amacıyla bir işbirliği anlaşması imzaladı

Institut Français Paris tarihinde bir ülke ile ilk defa imzalanan bu anlaşma Fransa’nın kültür diplomasisi çerçevesinde Türkiye’ye verdiği önemi vurguluyor. IF Paris Başkanı Bruno Foucher ve Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi Charles Fries tarafından imzalanan anlaşmaya ile Enstitü, Türkiye Fransız Kültür Merkezi proje ve etkinliklerine öncelikli olarak destek olacak.

Sözleşmenin önemli amaçları:

1/ Türkiye’de yenilikçi ve modern bir fransızca eğitimi sunmak

2/ İki ülke arasındaki kültürel ilişkileri ve fikir alışverişini güçlendirmek

3/ Eğitim, burs ve kültür – sanat faaliyetleri ile gençlerin geleceğe hazırlanmasına destek olmak

ALTINCI SİNOP BİENALİ

01/08 – 17/09 ARASI

Fransız Kültür Merkezi, Sinop düzenlenen 6. Sinop Bienali Sinopale’yi desteklemektedir.

Sinopale, Uluslararası Sinop Bienali

Sinopale, Uluslararası Sinop Bienali yerel kalkınma bağlamında sivil toplumun kültür ve sanat temelli diyalog geliştirmek amacıyla “paylaşıma dayalı bir sanat üretimi” modelinde bir araya gelmesini sağlayan uluslararası bir projenin adıdır.

İki yılda bir gerçekleştirilen bu proje her yaştan kentlinin kendi yaşam alanlarını gelecek vizyonuna sahip olarak yeniden algılamaları, kent sorunları üzerine düşünmeleri, ortak tarihsel belleğin paylaşımı ve bunun sanat üretimine yönelik olarak düzenlenmesini, daha iyi bir sosyal yaşam alanını oluşturmaya yönelik olarak kentsel, ulusal ve uluslararası çalışmayı amaçlar.

Sinema programında 5 fransız filmin gösterimi gerçekleşecektir (Türkçe altyazılı):

  • Molii
  • Une Bouteille A La Mer
  • Hippocrate
  • Tomboy
  • Belle Gueule

Fazla bilgi: sinopale.org

Ankara Fransız Kültür Merkezi, Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı işbirliğiyle sizleri, genç yetenekli keman virtüozu Bartu Özsoy ve kendisine eşlik edecek piyanist Ezgi Demirel, konserine davet etmektedir.

LCV: 408 82 31 veya murat.celik@ifturquie.org

BARTU ÖZSOY

2003 yılında Ankara’da doğan Bartu Özsoy, müzik eğitimine üstün yeteneğinden dolayı davet edildiği Paris’te devam etmektedir. Keman çalışmalarını, Paris Opera Orkestrası sanatçısı ve Créteil Konservatuvarı Öğretim Üyesi Prof. Thierry Huchin’la sürdürmektedir. Aynı zamanda, Paris Konservatuvarı Keman Bölümü Profesörü Alexis Galpérine tarafından da çalıştırılmakta ve mentörlük sağlanmaktadır. Créteil Konservatuvarı Profesyonelliğe Hazırlık Programı öğrencisi olan Özsoy, Paris Konservatuvarı hocası Prof. Isabelle Duha ile armoni çalışmakta; ayrıca Paris’teki farklı konservatuvarlarda Jacques Saint-Yves’den kompozisyon; Anne Rousselin’den analiz; Stéphanie Sicsik’ten müzikal formasyon ve Caroline Cren’den piyano dersleri almaktadır.

Kemana dört yaşında başlayan Özsoy, Ankara’dayken keman çalışmalarını Suzanna Bezhani, Elshad Amrahov, Rasim Bagirov ve Ildiko Moog; solfej, teori ve kompozisyon çalışmalarını ise Nino Skhvitaridze ile sürdürmüş; Bilkent İlköğretim Okulunu tamamladıktan sonra Ankara Devlet Konservatuvarı’na devam etmiştir.

Orkestrayla ilk konserini on yaşındayken, Türkiye çapında düzenlenen solist seçmelerini kazanarak İzmir Devlet Senfoni Orkestrası’yla vermiştir. Onbir yaşından itibaren Paris’te ve farklı Avrupa ülkelerinde konserler ve resitaller vermiş; uluslararası yarışmalarda birincilik ödülleri almıştır.

Sekiz yaşında İngiliz Kraliyet Müzik Okulları Birleşik Kurulu’nun 5. seviye keman sınavından; bir yıl sonra ise 5. seviye teori sınavından Üstün Başarı Derecesi (“Distinction”) almıştır. Beş yaşındayken yaptığı iki piyano bestesi (‘Kalkınma Marşı’ ve ‘Yağmur Filizleri’) 2010 yılında, ABD Başkanı Obama’ya takdim edilmiştir.

 

EZGİ DEMİREL

1988 yılında Ankara’ da doğdu. 1997’ de başladığı piyano eğitimine Ferial Başaran ile 2 yıl devam etti. 1999 yılında Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Müzik Hazırlık İlköğretim Okulu’na tam burslu olarak kabul edildi ve lisans mezuniyetine kadar akademik çalışmalarını Piyano Sanat Dalı’ nda Prof. Hande Dalkılıç ile sürdürdü. Mezuniyetinin ardından derslerinde korrepetitörlük yaptığı değerli bas Merih Kazbek’ in müzikal yaklaşımından çok etkilenerek, duo çalmanın kendisi için bir tutku olduğunu keşfeden Ezgi Demirel, yüksek lisans eğitimine Duo Piyanistliği alanında Amerika Birleşik Devletleri’ nde devam etmeye karar verdi. 2013 yılında ABD’ de sınavına girdiği New England Conservatory ve University of Texas at Austin Butler School of Music’ te burslu eğitim hakkı kazandı. Aynı yıl kazandığı Fulbright bursuyla eğitimini UT Butler School of Music’ te Prof. Anne Epperson, Prof. Rick Rowley, Dr. Chuck Dillard ve Dr. Colette Valentine’ la devam ettirdi. Yüksek Lisans eğitimi boyunca birçok resitalde ve konserde duo, oda müziği, koro ve orkestra piyanisti olarak yer aldı ve 2015 yılında mezun oldu. Ezgi Demirel duo piyanistliği alanında Warren Jones ve Margo Garrett; solo piyano alanında da Pamela Mia Paul, Walter Groppenberger, Boris Berezovsky ve Robert Roux gibi müzisyenlerle Ustalık Sınıfları aracılığıyla çalışma fırsatı buldu. Ayrıca 2007’de düzenlenen 4. Gümüşlük Klasik Müzik Festivali Eklisia Yaz Müzik Okulu’nda Kemal Gekic, Francesco Libetta ve Gülsin Onay ile çalışarak konserlerde yer aldı. Ezgi Demirel 2016 yılından beri Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi’nde eşlik öğretim elemanı olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

PROGRAM
J. S. Bach (1685-1750) Solo Keman için Sonat No.1, BWV 1001, Adagio ve Füg
F. Kreisler (1875-1962) Alt-Wiener Tanzweisen (Liebesfreud, Liebesleid, Schön Rosmarin)
A. Saygun (1907-1991) Sepetçioğlu, Op. 33
B. Bartók (1881-1945) Romen Halk Dansları, Sz 56
E. Lalo (1823-1892) İspanyol Senfonisi, Op.21, 3. Bölüm
C. Saint-Saëns (1835-1921) Danse Macabre, Op. 40

Avrupa Birliği İklim Eylem Haftası boyunca 9 şehirde “DEMAIN” belgeseli gösterimi yapılacaktır.

16 – 27 Ekim arası.

“DEMAIN”: sinopsis

  • 118 dk / Fransa / 2015
    Yönetmen: Cyril Dion, Melanie Laurent
    Dil: İngilizce, Fransızca, Fince / İngilizce, Türkçe altyazılı
    Çeviren: Hande Canbilen

Ekosistemlerin çöküşü neticesinde insanlığın tehlikede olduğu düşüncesiyle, hepsi otuzlu yaşlarında olan Cyril, Melanie, Alexandre, Laurent, Raphael ve Antoine, çocuklarını ve gelecek nesilleri kurtaracak çözümlerin arayışı ile dünyanın birçok ülkesinde keşfe çıkıyor. Yarın’da tarım, enerji, ekonomi, eğitim, demokrasi vb her alanda gerçekleştirilmiş en başarılı deneylerin ışığında bize geleceğe dair yeni bir hikaye anlatan bulmacanın parçalarını bir araya getirmeye çalışıyorlar.

Türkiye Fransız Kültür Merkezi katkılarıyla gösterimi yapılacak tarih ve şehirler:

  • Diyarbakır : 16/10, 14.00 – Dicle Üniversitesi, Teknik Bilimler MYO Konferans Salonu
  • Ş.Urfa : 18/10, 09.30 – 11.30 – Harran Üniversitesi
  • Denizli :  18/10, 13.30 – Orhan Abalıoğlu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi
  • Edirne : 18/10, saat henüz belli değil –  Trakya Üniversitesi Balkan Kongre Merkezi
  • Erzurum : 19/10, 14.00 – Atatürk Üniversitesi
  • Ankara : 20/10, 15.00 – ATAUM Cebeci Kampüsü
  • İzmir : 23/10, 18.30 gibi – Institut français
  • Mersin : 27/10, 09.15 – Mersin Forum AVM Cinemaximum
  • Sivas : 26/10, sabah seansı ve öğleden sonra seansı – Primall AVM

KuirFest kapsamında İstanbul Fransız Kültür Merkezi ve Baska Sinema 28 Ocak tarihinde saat 16.45’te bugüne kadar gösterilmemiş LGBT filmlerinden bir seçki sunuyor. Fransız yönetmen Marie Losier’nin kısa metrajlı filmleri izleyiciler ile buluşuyor.

Gösterim tarihleri

Cumartesi 28/01/2017 – 14.30 ve 19.15
Pazar 29/01/2017 – 16.45

Yönetmen : Mehmet Ozturk
Süre : 91 dk.
Dil : Türkçe. Fransızca altyazılı.

Antakya yakınlarında, Suriye sınırına yakın bir kasabada yaşayan Defne, Leyla ile üniversite sınav sonucunu beklemektedir. Leyla’nın künefeci abisi Ferhat, Arabistan için vize aramaktadır. Ferhat, Defne’ye aşıktır; aynı zamanda İsrail’e giden çocukluk aşkı Miryam’la sözleştiği bir “14 Temmuz Bayramı” buluşacağına inanmaktadır. Ferhat’ın muavinlik yapan abisi Şefik Suriye’de ölür. Baba aklını kaybeder. İstanbul’da okuyan Ferhat’ın abisi İnayet kasabaya gelir ve Defne’den etkilenir. Yaz sonlarında Defne ile Leyla Antakya’ya giderler; orada polisler tarafından izlenen Sabahattin’le karşılaşırlar ve Antakya’nın dolambaçlı sokaklarında kovalamaca başlar. Sabahattin bir balıkçı kayığıyla Suriye’ye kaçarken Leyla, İnayet tarafından Türkiye-Suriye arasında bir dağ evinde saklanır. Olaylardan haberi olmayan Ferhat askeri darbenin yapıldığı gece vize almak için Ankara’ya yola çıkar…

Biletler (10TL) filmin gösterileceği gün 14.30-19.15 arasında satılacaktır.

14/12/2016-25/01/2017 arası

Haziran 2015’te BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, yıllık raporunda 2014 yılında yerinden edilmişler ve mültecilerin sayısının 60 milyon kişi ile rekor seviyeye ulaştığını açıkladı. Emin Özmen uzun süren bir çalışma sonrasında bu çatışma girdabına sürüklenen insanlar ile ilgili bir fotoğraf belgeseli hazırladı. 2012 yılından bu yana çok kez Suriye, Türkiye, Irak ve Avrupa’ya giden sanatçı burada istekleri dışında mülteci olmak durumunda kalmış aileler ile bir araya geldi.

Bu fotoğraflar dizisi mültecilerin, hayatları alt üst olan kadın ve erkeklerin hikayelerine ve yaşadıklarına tanıklık ediyor. Beklenti, umut, kaygı, kafa karışıklığı, korku birbiri içine geçmiş, o kadar ki belli olmayan karmaşık bir ruh halindeler. Kenarları pek de net olmayan, zamanın durduğu, belirsizliğin hakim olduğu bu geniş topraklarda Emin Özmen kendi gözleriyle tanık olduğu gerçekleri tarafsız bir şekilde adeta suratımıza çarpıyor.

Aralık 2015’te Magnum Photos Emin Özmen’e projesini tamamlayabilmesi için burs verdi.

Metin: Cloé Kerhoas, foto-editör ve Le Journal Ajansı koordinatörü

Emin Özmen

Foto-muhabiri Emin Özmen 1985 Sivas doğumludur. Samsun’da beş yıl fizik eğitimi aldıktan sonra tutkusu fotoğrafa eğilmeye karar verir. İstanbul Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ne kabul edilen Özmen, dört yıl boyunca fotoğrafçılık eğitimi alır, ardından Avusturya’da Linz Sanat ve Tasarım Üniversitesi’nden belgesel fotoğrafçılığı diplomasını alır.

Özmen farklı konularda fotoğraf çekiyor: Somali’de kuraklık, Japonya’da deprem, Yunanistan’da ekonomik krize karşı gösteriler, Irak’ta DAEŞ’in kuruluşu; sanatçının bu çalışmaları Time Magazine, New York Times, Der Spiegel, The Guardian, Le Monde, The Telegraph gibi farklı gazete ve dergilerde yayınlanmıştır… Özmen’in bu çalışmaları World Press Photo, Bayeux-Calvados Savaş Muhabirleri Ödülü gibi çok sayıda ödüle layık görülmüştür. İstanbul’da yaşayan Emin Özmen çalışmalarını 2013 yılında fotoğrafçı meslektaşları ile kurduğu Agence Le Journal’de foto-muhabiri olarak devam ettirmektedir.

Kid Francescoli

“With Julia” albümü ile dikkatleri üzerine çeken Mathieu Hocine’nin projesi Kid Francescoli’ye vokalde Laetitia Abello, klavyede David Borras ve basta Olivier Scalia eşlik ediyor. Kid Francescoli’nin dinleyenleri etkileyen şarkıları, üyelerin Air ve Grandaddy hayranlıklarını gösteriyor. Marsatac Festivali’nde 2005 yılında sergiledikleri performansla dikkat çeken ve ardından “Blow Up” parçasıyla ismini geniş kitlelere duyuran Kid Francescoli, Sebastien Schuller ve Balthazar gibi isimlerle aynı sahneyi paylaştı.

Camp Claude

Mike Giffts, Leo Hellden ve Diane Sagnier’dan oluşan Camp Claude, elektronik müziği, pop ve rock elementleriyle harmanlıyor. İlk EP’leri “Hurricanes”i 2014 yılında yayınlayan üçlü, Rock en Seine Festivali’ndeki başarılı performansıyla dikkatleri üzerine çekti. Bu sene yayınladıkları ilk albümleri “Swimming Lessons” ile isimlerini geniş kitlelere duyuran Camp Claude, 20 Ocak’ta Babylon sahnesine konuk oluyor.

« Hasret » adlı oyun Nazım Hikmet’in 23 şiirinden ve bir tane de Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun  şarkı şeklinde seslendirilecek şiirinden oluşmaktadır. Şükrü Muni tarafından şairlere göre değerli olan hayat, ölüm, savaş, barış, aşk, sürgün, hasret gibi çeşitli temalara göre seçilmiştir.

Nazım’ın hasreti geçmiş zamana bağlı bir melankoli değildir, tüm insanlık için daha iyi bir yaşam umudu içeren bir nostaljidir, özgür, eşit, onurlu ve kardeşlik.

Nâzim Hikmet hayata, aşka,  insana aşık ve tüm haksızlılara düşman olan derin hümanist devrimci bir şairdir.

Asrının en büyük Türk şairi olan, yaşarken kendi ülkesinde tanınmayan, eserlerinin yayınlanması yasak olan fakat yurt dışında anılan Nâzim Hikmet, hayatının yarısını Türk hapishanelerinde ve hayatının geri kalan kısmı ise sürgün olarak Moskova’da ya da dünya çapında seyahat ederek geçirir.

Türk vatandaşlığından çıkarılan Nazım Hikmet, Polonya vatandaşı olarak Moskova’da hayatını kaybeder. Suçu, her ne olursa olsun, komünist olarak herkesin onurlu bir şekilde yaşayabileceği yeni bir dünyanın oluşumuna katkıda bulunabileceğine inanmaktan vazgeçmemesidir.

  • Süre : 1.10
  • Fransızca ve Türkçe yorum
  • Fransızca ve Türkçe üstyazı

Gösterim tarihleri

Cumartesi 14/01/2017 – 16.45
Pazar 15/01/2017 – 14.30
Cumartesi 21/01/2017 – 14.30 ve 19.15
Pazar 22/01/2017 -16.45

Yönetmen : Xavier Giannoli
Süre : 129 dk.
Dil : Fransızca. Türkçe altyazılı.

Hararetli geçen 20’lerin başıdır. 1921 yılında Marguerite Dumart’ın köşkünde parti vardır. Her yıl olduğu gibi, bir dizi müzik sever harika bir sebeple ev sahibinin yerinde toplanmıştır. Kimse onun bütün hayatı boyunca bağlı olduğu tutkusunun müzik olduğunu bilmemektedir. Marguerite şarkı söyler. Tüm kalbiyle söyler fakat berbat bir şekilde detonedir. O, kendi fanusunda tutkusunu yaşamaya devam eder. Ve ikiyüzlü izleyiciler de ona bir diva gibi davranırlar. Provokatif genç bir gazetecinin çıldırtacak bir makale yazmasına rağmen, kendisinin çok yetenekli olduğu inancını yitirmez. Bu da ona hayallerini izleme cesaretini verir. Kocasının gönülsüzlüğü bile kalabalık karşısındaki ilk resitali için alıştırmalar yapmasını engelleyemez.

Biletler (10TL) filmin gösterileceği gün 14.30-19.15 arasında satılacaktır.

Gösterim tarihleri

Cumartesi 14/01/2017 – 14.30 ve 19.15
Pazar 15/01/2017 – 16.45
Cumartesi 21/01/2017 – 16.45
Pazar 22/01/2017 -14.30

Yönetmen : Jean-Pierre Dardenne,  Luc Dardenne
Süre : 113 dk.
Dil : Fransızca. Türkçe altyazılı.

Jenny, kamu yararına çalışabilmek için prestijli bir kariyerden vazgeçmiş idealist bir doktordur. Stresli ve yoğun bir gece nöbetinde dışardan gelen bazı sesleri yok sayar ve işine yoğunlaşır. Daha sonra polisten gelen ölüm haberiyle yıkılır: dışarıdan gelen sesler Afrikalı genç bir kadına aittir ve yardım alamadığı için sabah ölü bulunmuştur. Suçluluk duygusuyla dolup taşan Jenny, kadının kim olduğunu araştırmaya başlar ve ailesine ulaşmayı hedefler. Bölgede yaşayan insanlarla iletişime geçtikte soruşturmanın derinliklerine sürüklenir.

Biletler (10TL) filmin gösterileceği gün 14.30-19.15 arasında satılacaktır.

07 – 29 Ocak 2017

İstanbul Fransız Kültür Merkezi ve Başka Sinema işbirliğiyle gerçekleşen Vive le cinéma (Yaşasın Sinema) programı Ocak ayında yeni filmlerle devam ediyor. Sinemaseverler tarafından büyük ilgiyle karşılanan programda yakın tarihli ve ödüllü beş Fransız yapımı ve ortak yapımı yer alıyor.

Son zamanlarda uluslararası festivaller tarafından ödüllendirilen ve basın tarafından beğeni toplayan filmler, İstanbul Fransız Kültür Merkezi’ndeCumartesi günleri saat 14.30, 16.45 ve 19.15 ve Pazar günleri saat 14.30 ve 16.45.

– Frantz, François Ozon – 2016

– Cennet Bekleyecek, Marie-Castille Mention-Schaar-2016

– Meçhul Kız, Jean-Luc ve Pierre Dardenne – 2016

– Aşk Mektupları, Nicole Garcia, Marion Cotillard ile – 2016

– Defne’nin Bir Mevsimi, Mehmet Öztürk, Hande Subaşı,  Gökhan Alkan,  Macit Sonkan,  Mert Öcal,  Murat Karasu ile – 2016

– Marguerite, Xavier Giannoli – 2015

Bilet fiyatları 10 TL’dir ve bilet satışı gösterim günleri 14.30 ve 19.15 saatleri arasında yapılmaktadır.

Gösterim tarihleri

Cumartesi 07/01/2017 – 14.30 ve 19.15
Pazar 08/01/2017 – 16.45

Yönetmen : François Ozon
Süre : 113 dk.
Dil : Fransızca ve Almanca. Türkçe altyazılı.

1. Dünya Savaşı’nın hemen ertesinde Almanya’nın küçük bir kasabasına gelen ve sürekli bir mezarlığı ziyaret eden gizemli genç Fransız (Pierre Niney), tüm kasaba halkının dikkatini çeker. Savaşta kaybettiği nişanlısının yasını tutan Anna (Paula Beer) ve ailesiyle tanışan bu genç, uzun zamandır tek başına taşımak zorunda kaldığı büyük sırrını açıklamak için buraya gelmiştir. Ancak kasabada yaşadıkları ve gördükleri, Anna ve ailesinin ona karşı gösterdiği ilgi kararını gözden geçirmesine neden olacaktır.

Biletler (10TL) filmin gösterileceği gün 14.30-19.15 arasında satılacaktır.

Gösterim tarihleri

Cumartesi 07/01/2017 – 16.45
Pazar 08/01/2017 – 14.30

Yönetmen : Marie-Castille Mention-Schaar
Süre : 104 dk.
Dil : Fransızca. Türkçe altyazılı.

17 yaşındaki Sonia ile 16 yaşındaki Mélanie’nin yolları bir gün  beyin yıkayarak üye toplayan bir örgütte kesişir.. Bu yoldan kurtulmayı başarabilecekler midir?

Biletler (10TL) filmin gösterileceği gün 14.30-19.15 arasında satılacaktır.

Fransız Oyun Yazarı ve Yönetmen Samuel Gallet İstanbul’da. Rüyalar, Dramatik şiirler ve Çağdaş Tiyatro Hakkında Bir Söyleşi ve Bir Atölye.

Samuel Gallet, Fransız Kültür Merkezi ve GalataPerform işbirliğinde 27 Şubat- 4 Mart tarihleri arasında İstanbul’da olacak. Yazar, yönetmen ve oyuncu Gallet, dramatik şiir ve rüya temalarında çalışan özel bir yaratıcı. Aynı zamanda Fransa’nın en önemli oyun yazarlığı bölümü olan ENSATT’ta bölüm başkanı.

2006 yılından beri önemli işbirliklerine imza atan ve birçok genç oyun yazarının gelişimine olanak sağlayan Yeni Metin Yeni Tiyatro Projesi 2016 – 2017 döneminde oyun yazarlığı, oyunculuk ve yönetmenlik alanlarında yapılan atölyelerinde Samuel Gallet’i ağırlayacak. Samuel Gallet 3 Mart Cuma, 19.30’da Fransız Kültür Merkezi’nde bir söyleşi kapsamında seyirciyle buluşacak.

Gallet, Yeni Metin Yeni Tiyatro atölyeleri kapsamında 27 Şubat – 4 Mart tarihleri arasında genç oyun yazarları, oyuncular ve yönetmenlerle GalataPerform’da “rüya” teması üzerine özel bir atölye gerçekleştirecek.

Atölye Hakkında

Nasıl rüyalar görüyoruz? Toplumun rüyalarımızla nasıl bir ilişkisi var? 2017 yılında 1910 ya da 1592 yılından farklı bir şekilde mi rüya görüyoruz? Uyanıkken algılayamadığımız neyi anlatıyor rüyalar bize? Uyanıkken algıladıklarımız uykuda ne şekilde karşımıza çıkıyor? Rüyalar sadece ilüzyonlar mıdır? Oyun yazarlığı tarih boyunca rüyaları nasıl ele aldı? Çağdaş tiyatro rüyalara nasıl yer veriyor? Rüyalardan ya da rüyalarla nasıl oyun yazabiliriz? Tüm bu sorular etrafında şekilleniyor atölye.

Rüyaların hatırlanmasından yola çıkarak edebiyat ve tiyatro metinlerini ve görsel malzemeleri toplayarak ve sanat ve tiyatronun rüyaları nasıl ele aldığını sorgulayarak katılımcılar bir oyun metni üzerinde çalışacaklar. Bir haftalık deneme ve yazım sürecinin ardından katılımcılar teatral bir rapsodiyi tamamlamış olacaklar. Sonrasında modernitemizin rüya kanvasını oluşturacak bu rapsodinin sunumu yapılacak.

Atölye dışarıdan katılıma açıktır ve GalataPerform’da gerçekleşecektir.

Samuel Gallet Hakkında

1981 yılında doğan Samuel Gallet, müzisyenlerle birlikte sahnelediği oyunlar ve dramatik şiirler yazmaktadır. Beş tane oyunu France Culture tarafından yayınlandı ve oyunlarının bir çoğu Fransa’da ve Avrupa’nın değişik tiyatrolarında sahnelenmektedir. 2014 yılında Şili çağdaş politik tiyatrosu üzerine yaptığı çalışmasıyla Villa Medicis Hors le Murs (İnstitut français) ödülünü aldı. 2015 yılından beri Enzo Cormann ile birlikte ENSATT’ta oyun yazarlığı bölümünün başındadır. Théâtre du Préau (Centre Dramatique de Vire – Normandie) bünyesinde sanatçı olarak ve Scènes du Jura (Scène Nationale) bünyesinde ise oyun yazarı olarak yer almaktadır. La Batille d’Eskandar, Issues, Oswald de Nuit ve Communique n’10 gibi oyunları Editions Espaces 34 tarafından yayınlanmıştır.

Samuel Gallet ile Atölye:

Tarih: 27 Şubat 19.00 – 22.00, 28 Şubat 19.00- 22.00, 1 Mart 19.00 – 22.00,
2 Mart 19.00 – 22. 00, 4 Mart 14.00 – 18.00
Yer: GalataPerform
Adres: Bereketzade, Büyük Hendek Cd. No:21, 30040 Beyoğlu/İstanbul
Telefon:  (0212) 243 99 91
Ücret: 5 Gün Atölye 200 TL / Günlük katılım 50 TL
Başvuru : yenimetinyenitiyatro@galataperform.com

Valery Forestier, Sabrina Amengual, Michaël Egard1896’da yayımlanan « Ubu Roi  » (Kral Übü) adlı tiyatro oyunu insanlık dışı bir güç uygulamasının anlamsızlığını vurgulayan evrensel simge haline gelmiştir. Alfred Jarry bu eserinde kışkırtma, absürt mizah, hiciv, parodi ve taşlama gibi ögeleri bir arada işlemiştir. « La Compagnie Le Puits qui Parle » palyaço, kukla gösterisi, nesne ve küçük ekran tiyatrosunun bir birleşimi olarak izleyenlere eğlenceli ve sıra dışı bir piyes sunuyor. Çağdaş ama aynı zamanda da geleneksel üslubu, yaratıcılığı ile olduğu kadar şiirsel yapısı, komedi unsurları ve özellikle de günümüz acımasızlığını vurgulayan yönleriyle bizi derinden etkileyeceğine inanıyoruz.

Giriş ücretsizdir.
Rezervasyon zorunludur : sahnepulcherie@sp.k12.tr
Fransızca, Türkçe üstyazılı

 

Alfred Jarry « Kral Ubu » – Tiyatro Eseri 
Yönetmen: Valery Forestier
Oyuncular: Sabrina Amengual, Michael Egard, Valery Forestier

Gösterim tarihleri

Cumartesi 18/02/2017 – 16.45
Pazar 19/02/2017 – 14.30
Cumartesi 25/02/2017 – 14.30 ve 19.15
Pazar 26/02/2017 – 16.45

Yönetmen : Asghar Farhadi
Süre : 123 dk.
Dil : Farsça. Türkçe ve Fransızca altyazılı.

Arthur Miller’ın “Satıcının Ölümü” oyununu sahneye koyan tiyatrocu çift Rana ve Emad, Tahran’ın merkezinde yeni bir apartmana taşınır. Ancak Rana, burada taşındıkları yerin eski kiracısıyla bir sorun yaşar ve saldırıya uğrar. Emad, travmasını sessizce atlatmaya çalışan Rana’nın aksine intikam alma yoluna gidecektir ve bu yaşadıkları olay ikilinin hayatını dramatik bir şekilde değiştirecektir…
Yönetmenliğini ve senaristliğini Oscar ödüllü İranlı yönetmen Asghar Farhadi’nin üstlendiği filmin başrolünde Shahab Hosseini, Taraneh Alidoosti ve Babak Karimi yer alıyor.

Biletler (10TL) filmin gösterileceği gün 14.30-19.15 arasında satılacaktır.

Gösterim tarihleri

Cumartesi 18/02/2017 – 14.30 ve 19.15
Pazar 19/02/2017 – 16.45
Cumartesi 25/02/2017 – 16.45
Pazar 26/02/2017 – 14.30

Yönetmen : Danièle Thompson
Süre : 114 dk.
Dil : Fransızca. Türkçe altyazılı.

19. yüzyılın iki önemli kişiliği olan Paul Cézanne ve Emile Zola’nın dostluğunu konu alan güçlü bir yapım. Paul zengin, Emile ise fakirdir. Paul ressamdır, Emile ise yazar. Taşradan Paris’e göçerler ve sanatçıların yuvası olan muhitlerde yaşamaya başlarlar. Paul ihtişamın kenarından geçerken, Emile hepsine sahip olacaktır. Iki sanatçının birbirlerini kaybetme ve yeniden bulma öyküsü…

Biletler (10TL) filmin gösterileceği gün 14.30-19.15 arasında satılacaktır.

“İnsan”, dünyamızla ilgili hikayeleri ve görüntüleri bir arada toplamakta, insan olmanın anlamına dair derin incelemelerde bulunmaktadır. Sevgi ve mutlulukla bezenmiş bu hikayelerle ve aynı zamanda nefret ve şiddetle “İnsan”, bizi diğerle yüzleştirerek yaşamımızı sorgulamaya davet ediyor. Gündelik olayları ele alan hikayelerden dünyanın en çarpıcı yaşamlarına kadar, bu etkileyici karşılaşmalar ender görülen bir samimiyeti paylaşmakta ve kim olduğumuzun altını çizmekte, karanlık yanımızı aynı zamanda en asil yanımızı ve evrensel olanı bize göstermekte. Daha önce görülmemiş havadan çekimler ve muhteşem müzikler kullanılarak Dünya bize en güzel haliyle yansıtılmakta.

Human, insanın durumunu kabullenmemizi ve varlığımızın anlamını düşünmemizi sağlayan siyasi ağırlıklı bir çalışma.

La directrice du programme Femmes d’avenir en Méditerranée, Caterina Sabbatini Clec’h sera à Istanbul le mardi 7 février 2017, à 18h00, au Lycée Saint Benoît pour présenter le programme de formation FAM Femmes d’Avenir en Méditerranée.

04 – 26 Şubat 2017

İstanbul Fransız Kültür Merkezi ve Başka Sinema işbirliğiyle gerçekleşen Vive le cinéma (Yaşasın Sinema) programı Şubat ayında yeni filmlerle devam ediyor. Sinemaseverler tarafından büyük ilgiyle karşılanan programda yakın tarihli ve ödüllü beş Fransız yapımı ve ortak yapımı yer alıyor.

Son zamanlarda uluslararası festivaller tarafından ödüllendirilen ve basın tarafından beğeni toplayan filmler, İstanbul Fransız Kültür Merkezi’ndeCumartesi günleri saat 14.30, 16.45 ve 19.15 ve Pazar günleri saat 14.30 ve 16.45.

– Aşk Mektupları, Nicole Garcia, Marion Cotillard ile – 2016

– Ben, Daniel Blake, Ken Loach – 2016

– Cezanne ve ben, Danièle Thompson, Guillaume Canet ve Guillaume Gallienne ile – 2016

– Satıcı, Asghar Farhadi – 2016

Bilet fiyatları 10 TL’dir ve bilet satışı gösterim günleri 14.30 ve 19.15 saatleri arasında yapılmaktadır.

Arkas Holding, ünlü sanatçı Victor Vasarely’nin geniş çaplı bir retrospektif sergisini 1 Şubat 2017 – 31 Mart 2017 tarihleri arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde sanatseverlerle buluşturuyor. Çağdaş sanatın en önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilen Victor Vasarely (1906-1997), özellikle Op Art olarak bilinen modern sanat akımının kurucusu olarak, hem Avrupa’da hem de Amerika’da çok ünlü bir isim.

Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas’ın girişimleriyle, uluslararası sanat kurumlarının işbirliğiyle gerçekleştirilen bu sergi, çağdaş sanata kattıkları ve Op Art akımının kurucusu olmasının yanı sıra, kurduğu müzeleriyle de adından söz ettiren Victor Vasarely’yi Türkiye’deki sanatseverlere daha yakından tanıtmayı hedefliyor. Sanatçının hayranlık uyandıran çalışmalarının sunulacağı serginin küratörü, sanatçının torunu ve aynı zamanda Vasarely Vakfı’nın direktörü olan Pierre Vasarely.

Victor Vasarely Retrospektifi sergisi, sanatçının farklı sanat dönemlerine ait elliden fazla resim, heykel, tasarım ve duvar halısı çalışmalarından oluşuyor. Bu kapsamlı sergi, Güney Fransa’daki Aix en Provence kentinde bulunan Victor Vasarely Vakfı,  Peç, Victor Vasarely Müzesi, Budapeşte Güzel Sanatlar Müzesi, Renault Kurumsal Koleksiyonu ve Arkas Holding Koleksiyonu katkılarıyla gerçekleştiriliyor. Serginin bir başka özelliği de Arkas Koleksiyonu’nda bulunan 13 adet büyük boyutlu çalışmanın da ilk defa sergileniyor olması. Bu eserler İstanbul’da sergilendikten sonra İzmir’de de sanatseverlerle buluşacak.

Victor Vasarely 1906 yılında Macaristan’ın Pécs (Peç) şehrinde doğdu. 1929’de Budapeşte’de Bauhaus etkisinde eğitim veren Mühely Akademisi’nde eğitim aldı. 1930 yılında eşi Claire Spinner ile Paris’e göç eden sanatçı grafik tasarımcısı olarak çalıştı. 1944 yılında, Denise René’nin galerisinde açılan ilk kişisel sergisiyle Paris’in saygın sanat ortamına girdi. Vasarely burada geometrik kökenli soyut resimleriyle kısa zamanda büyük ilgi çekti. 1955 yılında Sarı Manifesto’yu yayınlayan sanatçı, Avrupa’da hızla yayılacak olan Op Art akımın kuruculuğunu üstlenerek ardı ardına önemli çalışmalar gerçekleştirdi. Op Art, pozitif ve negatif formların birbiriyle farklı bir biçimlendirme metoduyla ilişkiye girip, tuval yüzeyinde hareket olgusunu ortaya çıkartan bir akımdır. Vasarely, izleyicileri daha ilk bakışta etkisi altına alan ve göz yanılsamalarıyla ilgi çeken bu akımın öncüsü olan bir dünya sanatçısı olarak değerlendiriliyor. Çünkü Vasarely’nin deneysel çalışmaları, 20. yüzyıl sanatında, Pop Art’tan Minimal Art’a uzanan bir çizgide, ardıllarını etkileyen derin izler bırakmıştır.

Vasarely’nin İstanbul’daki retrospektif sergisinde sanatseverler, sanatçıya uluslararası bir tanınmışlık kazandıran 1950 ve 1960 yıllarına ait ikonik çalışmalarının yanı sıra, onun sanat hayatında önemli bir yeri olan afiş ve üç boyutlu çalışmalarını, duvar halılarını ve mimari tasarımlarını da görme şansını bulacaklar.

Giriş ücretsizdir.

Zahra Hindi 20 Ocak 1979 tarihinde Fas’ta Kuribga’da dünyaya geldi. Berber ve tuareg müzisyen geçmişi olan bir aileden gelen Hindi’nin ailesinde Oudaden Grubu üyeleri de var. Anne babası ve amcaları genç kızı erken yaşta amazighe kültürü ile tanıştırır ve ona gnaoua geleneksel müziği ile ilgili temel bilgileri öğretirler. Şarkıcı olan ve soyadını ön ismi olarak kullanmaya başlayan Hindi Zahra kendisine bırakılan mirası korumaya devam ederken müziğine blues, caz ya da reggae gibi çağdaş müzik türlerini ve hatta Mısır klasik repertuarını harmanlar.

Sahnede konserlerini tamamladıktan sonra stüdyoya giren sanatçı 4 parçadan oluşan ilk EP’sini sonbahar 2009’da çıkardı, bunu 2010 yılında akustik “Beautiful Tango” ile ön plana çıkan Handmade (Deluxe Productions) albümü takip etti. Albümü Avrupa’da birçok listede üst sıralara çıkan sanatçının ünü dünyaya yayıldı. Handmade Fransa’da 2010 yılında Prix Constantin ödülüne, 2011 yılında ise Victoire de la Musique’de dünya müzikleri en iyi albüm ödülüne layık görüldü. Hindi Zahra Nisan 2015’te önce “Any Story” single’ını ardından da Homeland albümünü çıkardı.

Zahra Hindi 20 Ocak 1979 tarihinde Fas’ta Kuribga’da dünyaya geldi. Berber ve tuareg müzisyen geçmişi olan bir aileden gelen Hindi’nin ailesinde Oudaden Grubu üyeleri de var. Anne babası ve amcaları genç kızı erken yaşta amazighe kültürü ile tanıştırır ve ona gnaoua geleneksel müziği ile ilgili temel bilgileri öğretirler. Şarkıcı olan ve soyadını ön ismi olarak kullanmaya başlayan Hindi Zahra kendisine bırakılan mirası korumaya devam ederken müziğine blues, caz ya da reggae gibi çağdaş müzik türlerini ve hatta Mısır klasik repertuarını harmanlar.

Sahnede konserlerini tamamladıktan sonra stüdyoya giren sanatçı 4 parçadan oluşan ilk EP’sini sonbahar 2009’da çıkardı, bunu 2010 yılında akustik “Beautiful Tango” ile ön plana çıkan Handmade (Deluxe Productions) albümü takip etti. Albümü Avrupa’da birçok listede üst sıralara çıkan sanatçının ünü dünyaya yayıldı. Handmade Fransa’da 2010 yılında Prix Constantin ödülüne, 2011 yılında ise Victoire de la Musique’de dünya müzikleri en iyi albüm ödülüne layık görüldü. Hindi Zahra Nisan 2015’te önce “Any Story” single’ını ardından da Homeland albümünü çıkardı.

Arkas Holding, ünlü sanatçı Victor Vasarely’nin geniş çaplı bir retrospektif sergisini 1 Şubat 2017 – 31 Mart 2017 tarihleri arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde sanatseverlerle buluşturuyor. Çağdaş sanatın en önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilen Victor Vasarely (1906-1997), özellikle Op Art olarak bilinen modern sanat akımının kurucusu olarak, hem Avrupa’da hem de Amerika’da çok ünlü bir isim.

Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas’ın girişimleriyle, uluslararası sanat kurumlarının işbirliğiyle gerçekleştirilen bu sergi, çağdaş sanata kattıkları ve Op Art akımının kurucusu olmasının yanı sıra, kurduğu müzeleriyle de adından söz ettiren Victor Vasarely’yi Türkiye’deki sanatseverlere daha yakından tanıtmayı hedefliyor. Sanatçının hayranlık uyandıran çalışmalarının sunulacağı serginin küratörü, sanatçının torunu ve aynı zamanda Vasarely Vakfı’nın direktörü olan Pierre Vasarely.

Victor Vasarely Retrospektifi sergisi, sanatçının farklı sanat dönemlerine ait elliden fazla resim, heykel, tasarım ve duvar halısı çalışmalarından oluşuyor. Bu kapsamlı sergi, Güney Fransa’daki Aix en Provence kentinde bulunan Victor Vasarely Vakfı,  Peç, Victor Vasarely Müzesi, Budapeşte Güzel Sanatlar Müzesi, Renault Kurumsal Koleksiyonu ve Arkas Holding Koleksiyonu katkılarıyla gerçekleştiriliyor. Serginin bir başka özelliği de Arkas Koleksiyonu’nda bulunan 13 adet büyük boyutlu çalışmanın da ilk defa sergileniyor olması. Bu eserler İstanbul’da sergilendikten sonra İzmir’de de sanatseverlerle buluşacak.

Victor Vasarely 1906 yılında Macaristan’ın Pécs (Peç) şehrinde doğdu. 1929’de Budapeşte’de Bauhaus etkisinde eğitim veren Mühely Akademisi’nde eğitim aldı. 1930 yılında eşi Claire Spinner ile Paris’e göç eden sanatçı grafik tasarımcısı olarak çalıştı. 1944 yılında, Denise René’nin galerisinde açılan ilk kişisel sergisiyle Paris’in saygın sanat ortamına girdi. Vasarely burada geometrik kökenli soyut resimleriyle kısa zamanda büyük ilgi çekti. 1955 yılında Sarı Manifesto’yu yayınlayan sanatçı, Avrupa’da hızla yayılacak olan Op Art akımın kuruculuğunu üstlenerek ardı ardına önemli çalışmalar gerçekleştirdi. Op Art, pozitif ve negatif formların birbiriyle farklı bir biçimlendirme metoduyla ilişkiye girip, tuval yüzeyinde hareket olgusunu ortaya çıkartan bir akımdır. Vasarely, izleyicileri daha ilk bakışta etkisi altına alan ve göz yanılsamalarıyla ilgi çeken bu akımın öncüsü olan bir dünya sanatçısı olarak değerlendiriliyor. Çünkü Vasarely’nin deneysel çalışmaları, 20. yüzyıl sanatında, Pop Art’tan Minimal Art’a uzanan bir çizgide, ardıllarını etkileyen derin izler bırakmıştır.

Vasarely’nin İstanbul’daki retrospektif sergisinde sanatseverler, sanatçıya uluslararası bir tanınmışlık kazandıran 1950 ve 1960 yıllarına ait ikonik çalışmalarının yanı sıra, onun sanat hayatında önemli bir yeri olan afiş ve üç boyutlu çalışmalarını, duvar halılarını ve mimari tasarımlarını da görme şansını bulacaklar.

Yönetmen: Kamal Kamal
Süre : 100 dk.
Dil : Arapça. Fransızca altyazılı.

Frankofoni ayı çerçevesinde, Fas Başkonsolosluğu ve Fransa Başkonsolosluğu, Fransız Kültür Merkezi işbirliğiyle, Sotto Voce filminin gösterimini sunuyorlar.

Cezayir bağımsızlık savaşı sırasında, Fas ve Cezayir sınırında yer alan Beni Boussaid bölgesi Cezayir Ulusal Kurtuluş Ordusu (ALN) için önemli bir geçiş noktası oluşturuyordu. 1958 yılında, Fransa Savunma Bakanı André Morice, ALN’yi sıkıştırmak amacıyla, Cezayir’i Fas sınırından ayıran mayınlarla döşeli bir savunma hattı kurdu.

Cezayir ve Fas arasındaki dağlar üzerinden grupları geçirmekle yükümlü olan Faslı Moussa bir insan kaçakçısıdır. Moussa, bir gün, her zaman kullandığı yolun keşfedildiğini öğrenir ve bunun üzerine Beni Boussaid yolunu kullanmak zorunda kalır. Ancak bu yol Morice hattı üzerinde yer almaktadır…

ENG NEI ZÄIT

Yönetmen: Christophe Wagner
Süre : 106 dk.
Dil : Fransızca. Türkçe altyazılı.

Lüksemburg Büyükelçiliği ve Fransa Başkonsolosluğu işbirliği ve Fransız Kültür Merkezi ortaklığıyla, Frankofoni ayı vesilesiyle, Savaştan sonraki gün filminin gösterimi  gerçekleşecektir.

Yıl 1945. Jules Fransız makilerinde savaştıktan sonra evine döner. Dört yıl süren savaştan dolayı yerle bir olan bir ülkede hayatını tekrar kurmaya çalışır. Bir gün sevgilisi/nişanlısı yanında çalıştığı Alman çiftçi aile ile birlikte öldürülür. Bunun üzerine Jules polis soruşturmasına jandarma olarak dahil olur. Ancak gerçekleri ararken işgal yılları sırasında gizli kalmış olan olayların ortaya çıkmaması için de çaba sarf etmesi gerekecektir.

Bu yıl içinde üretilen EP01 isimli kayıtla harika bir işbirliğine imza atan Meksikalı electronica ve ambient sanatçısı Murcof ile Fransız piyanist Vanessa Wagner, 29 Mart 2017’de Fransız Kültür Merkezi işbirliğiyle Zorlu PSM sahnesinde olacak.

Minimalist yaklaşımıyla klasik müzik, ambient, glitch, drone ve doğaçlama müziği kendi süzgecinden geçiren Meksikalı sanatçı Murcof; minimal techno, dub, endüstriyel müzik ve IDM gibi tarzları da başarıyla sentezlemeyi başardı.

2003 yılından bu yana ürettiği albümlerle günümüz electronica sahnesinin en önemli temsilcilerinden biri haline gelen Murcof, gerek form anlayışı, gerek kurguladığı ses örgüleriyle klasik, çağdaş ve güncel elektronik müzik arasındaki ince çizgide eserler üretiyor.

Müzisyen bir ailede büyüyen Fernando Corona’nın elektronik müziğe ilgisinin temelinde Depeche Mode, Jean-Michel Jarre ve Kraftwerk gibi isimler yatıyor. Yakın çevresindeki müzisyenlerle toplayabildikleri her tür ekipmanı bir araya getirmeye çalışırken, bir nevi kendi enstrümanlarını adeta icat ederek müziğe başlayan Murcof, bugüne kadar Erik Truffaz, Talvin Singh, Francesco Tristano ve Philippe Petit gibi isimlerle başarılı iş birlikleri gerçekleştirdi. Bu iş birliklerinin son örneği ise Fransız piyanist Vanessa Wagner’la bir araya geldiği EP01.

Paris Konservatuarı’nda 17 yaşında Premier Prix kazanarak geleceği hakkında sağlam ipuçları vermeye başlayan Vanessa Wagner, Fransız klasik müzik tarihine olan özel ilgisi ve zeka dolu tekniğiyle konvansiyonel Fransız repertuarının donanımlı bir müzisyeni olarak tanınmaya başladı.

Bringuier, Casadesus, Dumay, Plasson ve Warren-Green gibi uluslararası ünlü şeflerle ve Fransa Ulusal Orkestrası, Münih, Osaka, Budapeşte Filarmoni Orkestrası ile Mexico Ulusal Senfoni Orkestrası gibi orkestralarla aynı sahneyi paylaşan Wagner, sihirli parmaklarıyla 1999 yılında Fransa’nın Grammy Ödülleri olarak da bilinen Victoire de la Musique ödülünü 26 yaşında kazanarak büyük bir başarı elde etti.

Günümüze gelindiğinde yayınlamış olduğu 9 stüdyo albümüyle saygın bir müzisyen haline gelen Wagner; Berio, Brahms, Rachmaninov, Scriabin, Debussy, Mozart ve daha nice dehanın eserlerini yorumladığı kayıtlarla dünya basınında da adından sıkça söz ettirmeye devam ediyor.

Murcof ve Vanessa Wagner’ın klasik müziğin yaratıcı noktalarında seyahat eden, türler arası atlayışları ise başarılı bir şekilde gerçekleştiren uyumlu birlikteliğine 29 Mart 2017’de Zorlu PSM sahnesinde tanıklık edebilirsiniz.

Yönetmen: Claude Barras
Süre : 66 dk.
Dil : Fransızca. Türkçe altyazılı.

İsviçre Başkonsolosluğu ve Fransa Başkonsolosluğu işbirliği ve Fransız Kültür Merkezi ortaklığıyla, Frankofoni ayı vesilesiyle, Kabakçığın hayatı filminin gösterimi  gerçekleşecektir.

Kabakçık, ilginç bir takma ad olabilir, ama aniden ölmüş annenizin taktığı ad olunca önemsiyorsunuz. Geldiği yetimhanede, Kabakçık kendisi gibi sert görünüşlü ama yüreği yumuşacık çocuklarla tanışacak. Arkadaş grubunun olması, hayattan konuşmak ve şakalaşmak, keşfedecek çok şey var. Ve hatta mutlu olmayı öğrenmek!

Eleştirmenler tarafından büyük beğeniyle karşılaşan film 2017 yılı Altın Küreödüllerinde en iyi animasyon film dalında aday gösterildi. 2016’da Annecy Animasyon Film Festivali’nde iki ödül birden alan film ayrıca Cannes Film Festivali’nde beş ayrı dalda ödüle aday gösterilmişti.

Gösterimin ardından Bistrot Français’de bir kokteyl verilecektir.

27 – 30 Mart 2017

Fransız Kültür Merkezi, 2017 Frankofoni Ayı vesilesiyle, Frankofoni’nin tüm dünyadaki zenginliği ve dinamizmini öne çıkarmayı hedefleyen bir dizi işbirliği gerçekleştiriyor. Bu çerçevede yapılacak film gösterimleri bir yandan Fransızca’yı tanıtmayı, diğer yandan Frankofoni ile ilgilenen kişiler, gruplar ve topluluklar arasındaki diyaloğu ve yakınlaşmayı desteklemeyi amaçlamakta.

  • 27 Mart 2017, 19:15 : Tous les chats sont gris (Bütün kediler gridir) (Belçika yapımı, 2016, 87’)
    Belçika’nın César ödülü sayılan Magritte’te 2016 yılında en iyi yardımcı kadın oyuncu ve en iyi ilk film ödüllerine layık görülen film için Culturebox – France télévisions şu tanımı yaptı : « Tüm kediler gri olsa bile, bu filmde ne renkler ne de umut vadeden işaretler eksik değil. »

 

  • 28 Mart 2017, 18:30 – Ma vie de courgette (Kabakçığın Hayatı) (Fransa-İsviçre ortak yapımı, 2015, 66’)
    2016 yılı Cannes Film Festivali’nde Yönetmenlerin 15 Günü seçkisinde yer alan film 2017 yılında en iyi  animasyon film Oscar’ına aday gösterildi. 2016 Annecy Animasyon Film Festivali’nden iki ödülle ayrılan film ayrıca bu yıl en iyi animasyon film dalında César ödülüne layık görüldü.

 

  • 29 Mart 2017, 19:15 – Demain, après la guerre (Yarın, savaştan sonra)(Belçika-Lüksemburg ortak yapımı, 2015, 107’)
    Bu tarihi polisiye film izleyicileri İkinci Dünya Savaşı’nın yakıp yıktığı Lüksemburg’da 1945 yılına götürüyor.

 

  • 30 Mart 2017, 19:15 – Sotto Voce (Fas yapımı, 2013, 100′)
    Cezayir ve Fas arasındaki dağlar üzerinden grupları geçirmekle yükümlü olan Faslı Moussa bir insan kaçakçısıdır. Moussa, bir gün, her zaman kullandığı yolun keşfedildiğini öğrenir ve bunun üzerine Beni Boussaid yolunu kullanmak zorunda kalır. Ancak bu yol Morice hattı üzerinde yer almaktadır…

Yönetmen: Savina Dellicour
Süre : 87 dk.
Dil : Fransızca. Türkçe altyazılı.

Belçika Başkonsolosluğu ve Fransa Başkonsolosluğu işbirliği ve Fransız Kültür Merkezi ortaklığıyla, Frankofoni ayı vesilesiyle, Tüm kediler gridir filminin gösterimi  gerçekleşecektir.

46 yaşındaki Paul özel dedektiftir. Neredeyse 16 yaşında olan Dorothy bir kimlik bunalımı yaşamaktadır. Paul tutucu Brüksel toplumundan uzakta yaşarken Dorothy  bu toplumun tam içerisinde büyümüştür. İkisini birbirine bağlayan tek şey Paul’ün kendisinin Dorothy’nin biyolojik babası olduğunu bildiği gerçeğidir.  Yakın zamanda ülkeye dönen Paul, Dorothy’i tekrar görür. Heyecanlanan Paul yaklaşmaya cesaret edemeden onu izler. Herşey Dorothy’nin bir gün ona gelerek biyolojik babasını aramasını istemesiyle altüst olur.

Mali’nin Kuzey bölgesinde bulunan Sahra çöllerindeki Tuareg göçebelerinin bir araya gelmesiyle oluşan Grammy ödüllü topluluk Tinariwen, 22 Mart 2017’de Zorlu PSM sahnesinde olacak.

Grubun kurucusu Ibrahim Ag Alhabib, müziğe ilgi duymaya çocuk yaşlarında bir Western filmi izledikten sonra başladı. Filmdeki gitar çalan kovboydan etkilenen ve kendi gitarını bulduğu malzemelerle yapan Alhabib, ilk başta geleneksel Tuareg müziği ve Arapça pop şarkıları çalıyordu. Tinariwen’i kurmasının ardından topluluk ilk olarak Libya’daki mülteci kamplarında 1979’da yöresel çalgı aletlerine ek olarak gitar da kullanarak müzik yapmaya başladı. Nass El Ghiwane ve Jil Jilala gibi Faslı protest grupların yanı sıra; Elvis Presley, Led Zeppelin, Carlos Santana, Dire Straits, Jimi Hendrix, Boney M ve Bob Marley gibi isimlerin müziklerinden etkilendiler.

Kariyerlerinde 6 albüm bulunan ve son olarak 2014 yılında Emmaar’ı yayınlayan Tinariwen, deve sırtında taşınılan akülerle beslenen elektro gitarlar eşliğinde müzik yaptığı serüvenini günümüzde Glastonbury, Roskilde ve Coachella gibi dünyanın en ünlü festival ve sahnelerine taşımayı başardı. Topluluk, 2004’te yayınlanan albümleri Amassakoul’un ardından 2005 yılında BBC Dünya Müziği Ödülü’ne layık görüldü.

Güney Afrika’da gerçekleşen 2010 Dünya Kupası’nın açılış etkinliğinde sahne alan Tinariwen, 2012 yılında Tassili isimli albümüyle En İyi Dünya Müziği Albümü dalında Grammy kazandı. Hayranları arasında Carlos Santana, Robert Plant, U2’dan Bono ve Edge, Thom Yorke, Chris Martin, Henry Rollins, Brian Eno ve TV On The Radio gibi isimler bulunan topluluk, sürekli olarak değişen bir kadroya sahip. Albüm kayıtları ve canlı performanslarda Tinariwen’e birbirinden yetenekli müzisyenler eşlik ediyor. Bu müzisyenler arasında yerel isimler haricinde Josh Klinghoffer, Fats Kaplin, Matt Sweeney ve Saul Williams gibi dünyaca ünlü isimler de yer alıyor.

Tinariwen’i farklı kılan en önemli unsurlardan biri de benzersiz, enerjisi hayli yüksek, aynı anda binlerce kişiyi etkisi altına alabilen canlı performansı. Kuzey Afrika’ya özgü Tishoumaren müziğini, blues, rock ve folk’la harmanlayarak; dünya müziği icra eden sanatçılar arasındaki en özgün örneklerden biri haline gelen Tinariwen, bu özgünlüğünü sahneye de yansıtmayı başarıyor.

Kuzey Afrika’dan çıkıp tüm dünyayla buluşan Tinariwen rüzgarının eseceği 22 Mart 2017 tarihinde, Zorlu PSM’de benzersiz bir deneyim yaşayacaksınız.

Dijital çağda bilginin uluslararası dolaşımı

İnternetin gelişimi sayesinde, eskiden dış dünya ile ilgili haberlerin üretimi ve yayılmasını sınırlayan engellerden bağımsız  bir bilgi ekonomisinin ortaya çıktığı öne sürülmektedir. Tristan Mattelart, bu tip inançların  dış dünya ile ilgili haber piyasasını düzenlemeye devam eden maddi, ekonomik ve sosyal engelleri unutturmak pahasına nasıl kendini kabul ettirdiğini göstererek bu iddiayı çürüten bir sav sunmaktadır. Tristan Mattelart, haberlerin uluslararası dolaşımını bu şekilde biçimlendirmeye devam eden eşitsizlik nedenlerini ele alarak çözümleyecektir.

Paris II Üniversitesi Fransız Basın Enstitüsü’nde (I.F.P.) profesör olan Tristan Mattelart, medya alanında disiplinlerarası çözümleme ve araştırma Merkezi’nde (Carism) araştırmacıdır. Medya ve iletişim teknolojilerinin uluslararasılaşmasıyla ortaya çıkan sosyal, kültürel, politik, jeopolitik ve ekonomik sonuçlar üzerine çalışmalar yürüten Mattelart’ın « Uluslararası Haber Televizyonlarının Jeopolitiği » adlı son yapıtı, Olivier Koch ortak yönetiminde, Mare et Marti yayınevi tarafından 2016 yılında yayınlanmıştır.

Fransızca, Türkçe simültane çeviri
Giriş serbesttir

 

Galatasaray Üniversitesi katkılarıyla

Rus ve Cezayir kültürlerinin karışımından gelen 27 yaşındaki Sherazade’ın, kendi hayatı gibi şarkıları da coşku dolu, heyecan verici ve melezler. L’avion Rose’un beş müzisyeni ile Normandiya’daki Caen kentine yerleşen Sherazade, çok kültürlü sanatçılar ailesinin bir üyesi. Elektronik müzik, Doğu etkileri ve blues arasında, bazen elektronik kent müziği bazen de mistik tatlar içeren yeni ses dokularının oluşturduğu bir müzik stili geliştiren sanatçılardan oluşan özgün bir aile.

Sherazade’ın Rusça, Arapça, Fransızca, Ermenice veya Türkçe dillerinde söylediği şarkılar bir yolculuk davetinden çok daha fazlasını sunuyor. Bu cesur ve içten şarkılar evrensel boyutlarıyla dinleyicilerde yankı buluyorlar.

Giriş ücretsizdir.

Klasikte olduğu gibi çağdaş müzikte de dinamizmleri ve uyumlarıyla dinleyicilerini kendilerine hayran bırakan Ufuk ve Bahar Dördüncü piyano ikilisi, trompet ustası Erik Truffaz’nın ikili için bestelediği “Taksim” adlı yapıtının İstanbul’daki ilk seslendirilişini Borusan Müzik Evi’nde gerçekleştiriyor.

Erik Truffaz, biraz minimalizm, biraz romantizm, biraz modernizm ve her halükârda cazdan ilham alarak, Dördüncüler için “Taksim” adını taşıyan bir yapıta imza attı. “Taksim”, 2015’te İzmir’deki ilk seslendirilişinden sonra, şimdi de İstanbul’a, üstelik adını taşıyan semte geliyor. Yapıta kattıkları romantik ve çağdaş yorumla Ufuk ve Bahar Dördüncü piyano ikilisi, konserde ayrıca John Adams’ın “Hallelujah Junctions” adlı yapıtını da seslendirecekler.

11-19 Mart 2017

İstanbul Fransız Kültür Merkezi, Filmmor kadın kooperatifi tarafından düzenlenen Uluslararası Gezici Kadın Filmleri Festivali’nin onbeşincisini ağırlıyor. Türkiye’de kadınların sesini duyurmak için harekete geçen festivalde bu yıl, şiddet ve savaşta kadınlar konuları üzerine bir film seçkisi ve bir dizi atölye çalışması yer alıyor.

Filmler Türkçe ve İngilizce altyazılıdır.

Düzyazı şiirlerin bakışla buluşması

Fransız Kültür Merkezi, fotoğraf sanatçısı Laleper Aytek’in Aslı Erdoğan’ın düzyazı şiirleriyle buluşturduğu fotoğraf sergisini ağırlıyor. Yirmi üç renkli fotoğraf ve Aslı Erdoğan’ın on üç düzyazı şiirlerinden oluşan bu sergiye, Everest Yayınları tarafından yayınlanan bir kitap da eşlik ediyor. Sanatçılar sergi esnasında bu kitabı imzalayacaklar.

Birbirinden temelde çok farklı olan sanat biçimleri fotoğraf ve edebiyat arasındaki bu buluşma aslında pek de tesadüfi sayılmaz.
Laleper Aytek, uzun süredir Aslı Erdoğan’ın, anıları canlandıran, kafa karıştırıcı, şiirsel ve okurlarına anlam ve simgelerin çokluğunu sorgulatan eserlerinden etkilenmekteydi. Söylemek istediğini sürekli okurlarının yorumuna bırakan bir yazı biçimi. Fotoğraf sanatçısının bir kaç yıldır sanatsal çalışmaları ve sergileri kapsamında üzerinde çalıştığı bir yaklaşım.

Laleper Aytek, ilk kez 2005 yılında okuduğu ve Fransa’da henüz yayınlanmayan Hayatın Sessizliğinde kitabında bu atmosferi keşfeder.

İlk kıvılcım Paris’te

Laleper Aytek 2016 yılında, Paris sokaklarında dolaşırken, fotoğraf ve metinleri buluşturma fikri üzerine düşünmeye başladı. Kasvetli kış mevsiminde bile aydınlığın ve karanlığın bin bir tonunu barındıran Paris’in ışığından etkilenen Laleper Aytek, anlam ve imge arayışında bakışlarını bu kente yönlendirdi. İşte o zaman gezinti ve araştırmaları fotoğrafçıya Aslı Erdoğan’ın metinlerini ve bu metinlerin yarattığı atmosferi hatırlattı : Sorgulamaların,  arayışların ve duyguların benzersizliği.
O andan itibaren, her iki sanatçının fotoğraf ve edebi eserleri arasındaki köprünün temelleri atılmış oldu.
Bu sergi,  adeta bir araya gelmesi gereken iki sanatçının kişisel dünyaları arasında beklenmedik bir buluşmanın meyvesi. « Hayatın Sessizliğinde kitabını defalarca okudum ve içimde bir yerlerde bir alt metin gibi duruyordu, Paris’in renkli kış görüntüleriyle buluşmayı bekleyerek, kim bilir? »

Laleper Aytek (1960-) Türkiyeli fotoğrafçı, öğretim görevlisi, eleştirmen. İstanbul’da çalışıyor ve yaşıyor.

Boğaziçi Üniversitesi ekonomi bölümünü (BA) bitirdikten sonra, sosyal ekonomi alanında yüksek lisans çalışmalarına devam etmek üzere gittiği Norveç’te daha çok fotoğrafa yöneldi. Fotoğrafla üniversite yıllarında başlayan ve giderek derinleşen ilgisi nedeniyle 90’lı yılların başında Türkiye’ye döndü ve kendi stüdyosunu açarak reklam fotoğrafçılığı yapmaya başladı. 1998’de Türkiye’nin ilk kapsamlı dijital fotoğraf stüdyosunun kuruluşunda fotoğraf ve reklam yönetmeni olarak görev aldı. 2009’da bu yana Koç Üniversitesi, Medya ve Görsel Sanatlar Bölümü’nde (MAVA) fotoğraf üzerine dersler vermektedir.

2000 yılından bu yana fotoğraf yazılarında, öznellik kapsamında “görme biçimleri” ve “fotoğraf tarihi” üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu temel yaklaşımını “Fotoğraf Tarihi Kanonunu Yeniden Düşünmek: Öznellik Üzerine Bir İnceleme”başlıklı yüksek lisans (MFA) tezinde ayrıntılandırarak geliştirmiştir. Yayınlanmış çalışmaları arasında fotografik düşünce üzerine yazılarını biraraya getirdiği Kendine Ait Bir Fotoğraf (2005) ile Palimpsest Istanbul (2010), Issız (2013) ve Non Paris (2014) fotoğraf albümleri sayılabilir. Aytek 1991’den bu yana 17 kişisel sergi açtı ve 22 grup sergisine katıldı.

Katılım için kayıt zorunludur. Etkinliğe katılmayı dileyenlerin kaydolması rica olunur.

Eserleri satın almak için, sanatçıyla doğrudan iletişime geçebilirsiniz : laleperaytek@gmail.com

9 – 19 Mart 2017

İstanbul Modern Sinema,  Sinema Sponsoru Türk Tuborg A.Ş.’nin katkıları ve Fransız Kültür Merkezi işbirliğiyle Fransız sinemasının genç ustalarından François Ozon adına ilk kez bir retrospektif sunuyor. Eğitimini Louis Malle, Alain Resnais, Claire Denis gibi prestijli film okulu La Femis’de tamamlayan Ozon, 1990’ların sonlarından itibaren başladığı yönetmenlik kariyerinde yaklaşık her yıl bir film üretiyor.

Ozon adını; çeşitli kısa filmlerin ardından daha havai, kitsch bir anlatımın peşinden gideceği bir dönemin, deli dolu filmografisinin de habercisi olan ilk uzun metrajı Sitcom (1998) ile duyurdu. Kızgın Taşlara Düşen Su Damlaları (Gouttes d’Eau sur Pierres Brûlantes, 2000) ile melodrama olan hürmetini, absürt mizaha, abartılı stille ve eşcinsel karakterlere olan ilgisini ortaya koydu. Her biri şevk üzerine ve kışkırtıcı olan filmografisi aynı yıl Kumun Altında (Sous le Sable) ile başka bir yöne doğru gitti; bu güçlü dram Ingmar Bergman tarafından “başyapıt” ilan edildi. Fransız sinemasının ikon kadın oyuncularını bir araya getirdiği cinayet konulu müzikal 8 Kadın (8 Femmes, 2002) ve Charlotte Rampling’i başrolde izlediğimiz gerilim ve entrika öyküsüyle Havuz (Swimming Pool, 2003) ile daha büyük bütçeli filmler kulvarına geçebileceğini kanıtladı. Fransa’daki ticari başarısına rağmen asıl arzuladığı uluslararası kırılmayı Evde (Dans la Maison, 2012) ile yaptı. Son olarak 16. uzun metraj filmi Frantz ile karşımıza çıktı. Yarıştığı Venedik Film Festivali’nde başrolündeki Paula Beer’a Genç Yetenek Ödülü kazandıran siyah-beyaz dönem filmi Ozon’un filmografisinde farklı bir durak olsa da yolculuğunun her daim heyecan dolu ve sürprizlere gebe olduğunu işaretliyor. François Ozon’un bugüne kadar çektiği tüm uzun metrajlı filmleri ve kısa filmlerinden bazı örnekleri İstanbul Modern’de izleyebilirsiniz.

Kariyerine Cezayirli rock grubu Atakor ile başlayan, Cezayirli folk müziği sanatçısı Souad Massi politik şarkılarıyla dikkat çekti, aldığı ölüm tehditleri üzerine ülkesini terk edip Paris’e yerleşti. Paris’te sahneye çıktığı Femmes d’Algérie  festivalinin ardından Island Records ile el sıkıştı. En çok sevilen şarkısıyla aynı başlığı taşıyan ilk albümü ‘Raoui’ ile dünya çapında en iyi yeni Kuzey Afrikalı müzisyen olarak tanımlandı.

Arapça, Fransızca, İngilizce ve Berberice yazdığı şarkıları ve duru vokaliyle dünya müziği takipçilerini büyüledi. Sınırlar ötesine taşan barış dolu melodileriyle şimdi Salon sahnesinde.

04 – 26 Mart 2017

İstanbul Fransız Kültür Merkezi ve Başka Sinema işbirliğiyle gerçekleşen Vive le cinéma (Yaşasın Sinema) programı Mart ayında yeni filmlerle devam ediyor. Sinemaseverler tarafından büyük ilgiyle karşılanan programda yakın tarihli ve ödüllü beş Fransız yapımı ve ortak yapımı yer alıyor.

Son zamanlarda uluslararası festivaller tarafından ödüllendirilen ve basın tarafından beğeni toplayan filmler, İstanbul Fransız Kültür Merkezi’ndeCumartesi günleri saat 14.30, 16.45 ve 19.15 ve Pazar günleri saat 14.30 ve 16.45.

– « Séraphine », En iyi Fransız filmi, En iyi kadın oyuncu, En iyi müzik, En iyi fotoğraf, En iyi kostüm, En iyi dekor, En iyi orijinal senaryo ödüllerini kazanarak 2009 yılında César ödül töreninden büyük bir zaferle ayrıldı.

– « César ve Rosalie » Romy Schneider ve Yves Montand’ı bir araya getiren filmde ayrıca sinemada ilk rollerinden birini oynayan genç Isabelle Huppert de var !

– FILMMOR Türkiye’de kadınların sesini duyurmak için harekete geçen festivalde bu yıl, şiddet ve savaşta kadınlar konuları üzerine bir film seçkisi ve bir dizi atölye çalışması yer alıyor.

Bilet fiyatları 10 TL’dir ve bilet satışı gösterim günleri 14.30 ve 19.15 saatleri arasında yapılmaktadır.

Gösterim tarihleri

Cumartesi 04/03 – 16.45
Pazar 05/03 – 14.30
Cumartesi 25/03 – 14.30 ve 19.15
Pazar 26/03 – 16.45

Yönetmen : Claude Sautet
Süre : 110 dk.
Dil : Fransızca. Türkçe altyazılı.

Bir aşk üçlüsünün ve doğan bir arkadaşlığın öyküsü. César, Rosalie’yi seviyordur. Toplum içinde kendini rahat hisseden, neşeli bir kişiliğe sahip César bir hurda şirketinde yöneticidir. Ailesiyle çok yakın olan Rosalie, hayatını César ile paylaşmaktadır. Bir de Rosalie’nin bir zamanlar çok sevmiş olduğu eski aşığı sanatçı David vardır. Aynı kadın için çekişen iki adam sonunda arkadaş olurlar…

Romy Schneider ve Yves Montand’ı bir araya getiren filmde ayrıca sinemada ilk rollerinden birini oynayan genç Isabelle Huppert de var !

Gösterim tarihleri

Cumartesi 04/03 – 14.30 ve 19.15
Pazar 05/03 – 16.45
Cumartesi 25/03 – 16.45
Pazar 26/03 – 14.30

Yönetmen : Martin Provost
Süre : 125 dk.
Dil : Fransızca. Türkçe altyazılı.

Yıl 1912… Picasso’nun resimlerinin ilk alıcısı ve Henri Rousseau’yu keşfeden Alman koleksiyoncu Wilhelm Uhde, Séraphine isimli bir hizmetçiyi işe alır. Bir süre sonra yüksek sınıftan bir dostunun evinde gördüğü tuvalin Séraphine’e ait olduğunu büyük bir şaşkınlıkla öğrenir. Avangard sanat tüccarı ile yetenekli hizmetçi arasında dokunaklı ve beklenmedik bir ilişki oluşacaktır.

2009 Cesar Ödülleri : En İyi Fransız Filmi, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Orijinal Film Müziği, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kostüm, En İyi Dekor, En İyi Orijinal Senaryo Ödülleri. Festivallerde 12 adaylık ve 4 ödül.

Fransız Oyun Yazarı ve Yönetmen Samuel Gallet İstanbul’da.
Rüyalar, Dramatik şiirler ve Çağdaş Tiyatro Hakkında Bir Söyleşi ve Bir Atölye.

Samuel Gallet, Fransız Kültür Merkezi ve GalataPerform işbirliğinde 27 Şubat- 4 Mart tarihleri arasında İstanbul’da olacak. Yazar, yönetmen ve oyuncu Gallet, dramatik şiir ve rüya temalarında çalışan özel bir yaratıcı. Aynı zamanda Fransa’nın en önemli oyun yazarlığı bölümü olan ENSATT’ta bölüm başkanı.

2006 yılından beri önemli işbirliklerine imza atan ve birçok genç oyun yazarının gelişimine olanak sağlayan Yeni Metin Yeni Tiyatro Projesi 2016 – 2017 döneminde oyun yazarlığı, oyunculuk ve yönetmenlik alanlarında yapılan atölyelerinde Samuel Gallet’i ağırlayacak. Samuel Gallet 3 Mart Cuma, 19.30’da Fransız Kültür Merkezi’nde bir söyleşi kapsamında seyirciyle buluşacak.

Gallet, Yeni Metin Yeni Tiyatro atölyeleri kapsamında 27 Şubat – 4 Mart tarihleri arasında genç oyun yazarları, oyuncular ve yönetmenlerle GalataPerform’da “rüya” teması üzerine özel bir atölye gerçekleştirecek.

Moderatörlük : Yeşim Özsoy

Söyleşi Hakkında

Samuel Gallet Fransız Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek söyleşisinde rüyalar ve oyun yazarlığı üzerine düşüncelerini müzisyenler ve yazarlarla kolektif şekilde hayata geçirdiği son oyunları “La Bataille d’Eskandar” ve “ La Ville Ouverte” üzerinden örneklerle seyirciyle paylaşacak.  “Gerçek” ve “Gerçeklik”, teslimiyet ve beklenti, dramatik ve epik, tiyatro ve müzik arasındaki ilişkiler üzerine yaptığı araştırmalarını detaylandıracak.

Samuel Gallet Hakkında

1981 yılında doğan Samuel Gallet, müzisyenlerle birlikte sahnelediği oyunlar ve dramatik şiirler yazmaktadır. Beş tane oyunu France Culture tarafından yayınlandı ve oyunlarının bir çoğu Fransa’da ve Avrupa’nın değişik tiyatrolarında sahnelenmektedir. 2014 yılında Şili çağdaş politik tiyatrosu üzerine yaptığı çalışmasıyla Villa Medicis Hors le Murs (İnstitut français) ödülünü aldı. 2015 yılından beri Enzo Cormann ile birlikte ENSATT’ta oyun yazarlığı bölümünün başındadır. Théâtre du Préau (Centre Dramatique de Vire – Normandie) bünyesinde sanatçı olarak ve Scènes du Jura (Scène Nationale) bünyesinde ise oyun yazarı olarak yer almaktadır. La Batille d’Eskandar, Issues, Oswald de Nuit ve Communique n’10 gibi oyunları Editions Espaces 34 tarafından yayınlanmıştır.

Etkinlik Ayrıntıları:

Samuel Gallet ile Söyleşi

Tarih: 3 Mart Cuma
Yer: Fransız Kültür Merkezi
Saat: 19.30
*Ücretsiz olup Fransız Kültür Merkezi tarafından oluşturulacak online kayıt sistemine kayıt yaptırmak gereklidir.

Samuel Gallet ile Atölye:

Tarih: 27 Şubat 19.00 – 22.00, 28 Şubat 19.00- 22.00, 1 Mart 19.00 – 22.00,
2 Mart 19.00 – 22. 00, 4 Mart 14.00 – 18.00
Yer: GalataPerform
Adres: Bereketzade, Büyük Hendek Cd. No:21, 30040 Beyoğlu/İstanbul
Telefon:  (0212) 243 99 91
Ücret: 5 Gün Atölye 200 TL / Günlük katılım 50 TL
Başvuru : yenimetinyenitiyatro@galataperform.com

Gösterim tarihleri

Cumartesi 29/04 – 16.45
Pazar 30/04 – 14.30

Yönetmen : Michael Dudok de Wit
Süre : 81 dk.
Sessiz.

Wild Bunch ve Studio Ghibli ünlü stüdyolarının ortak yapımı olan film, denizde geçirdiği bir kaza sonucu kendisini kaplumbağaların, yengeçlerin ve kuşların yaşadığı ıssız bir adada bulan bir adamın bu ıssız adayı terk etmeye çalışmasını konu ediyor.
Herhangi bir diyalog içermeyen Fransız-Japon ortak yapımı filmin yönetmen koltuğunda Michaël Dudok de Wit oturuyor. Film ayrıca 2017 Oscar ödüllerinde en iyi animasyon film adaylarından biriydi.

Gösterim tarihleri

Cumartesi 29/04 – 14.30 ve 19.15
Pazar 30/04 – 16.45

Yönetmen : Jim Jarmusch
Süre : 118 dk.
Dil : Ingilizce. Türkçe altyazılı.

Paterson gün içerisinde basit rutini olan bir adamdır. Her gün şöforlük yaptığı otobüsüyle şehri turlar, akşam köpeğini gezdirdikten sonra bara gider, sevgilisi Laura ile sıradan ama huzurlu bir hayat sürdürür. Ve tüm bu süreçte basit ama etkileyici şiirler yazar. Laura ise evle sınırlandırdığı hayatına renk katmak için her gün farklı uğraşlar arayan, hafif çılgın bir kadındır. Paterson ve Laura farklı karakterlerine rağmen birlikte bir hayat sürdürmeyi başarırlar…

Jim Jarmusch’un yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği filmin başrollerinde Adam Driver ve Golshifteh Farahani yer alıyor.

Sergi, 17 Şubat’tan 28 Nisa’a kadar (pazar günleri hariç) her gün saat 09.00-16.00 arası ziyaret edilebilir. Ayrıca konser olan akşamlar konser sonuna kadar da gezilebilir.

Sergi, farklı ülkelerin topraklarında bulunan çeşitli bölgeleri gezerken oraları nasıl algıladığımızla ilgilenen iki çağdaş sanatçının çalışmalarını sunuyor. Çalışmaları çok farklı yaklaşımlar izlemekle birlikte, her ikisi de insan-mekân arasındaki ince bağlantıyı vurguluyor.

Mathias Poisson, yürüyerek gezilen yerlerin nesnel olmaktan uzak bir algı yorumu olan haritalar ve manzaralar oluşturmaktadır.
Walid Faruk, tersi bir yaklaşımla, insan yüzlerinden hareketle, gezilen bölgelerin izlerinin ve yer değiştirmeye bağlı iç çatışmaların okunabildiği portreler çizmektedir.

Bu sergi çok özel bağlam ve uyumlardan oluşturulmuş 100’den fazla farklı türde eseri bir araya getirmektedir. (yerinde oluşturma, konaklama, kişisel araştırma, uzak seyahatler) Marsilya, Cezayir, Beyrut ve İstanbul gibi birbirinden çok farklı kentlerle, hareketli bir görüntü mozaiği oluşturmaktadır. Ziyaretçiyi kendi hareket algısını gözlemlemeye, kendi yaşadığı bölgedeki gündelik güzergâhını ve işaret noktalarını görüntülemeye davet etmektedir.

Mathias Poisson
Mathias Poisson, 1978’de Fransa’nın Nîmes kentinde doğdu. Sanat araştırmaları onu on beş yılı aşkın bir zamandır geçtiği yolları resmetmeye, mahalleleri haritalamaya ve coğrafi değişimi anımsamak üzere fotoğraf şeklinde izler üretmeye sevk etmiştir. Poisson bizleri mümkün olan tüm şekilleriyle aylak ama özenli yürüyüşler yapmaya çağırmakta, şaşırtıcı yerlerde, odağında turistlerin deneyimi olan algılama gezinmeleri yapmayı önermektedir.
NDS’deki sergi, sanatçının Fransa’nın güneyindeki Marsilya, Montpellier, Cannes; Cezayir (Cezayir, Oran), Lübnan (Beyrut) ve İtalya (Napoli) gibi Akdeniz’in bazı ülke ve şehirlerinde gerçekleştirdiği eserlerinden bir seçki sunmaktadır. Mathias Poisson hâlihazırda Alpes de Haute-Provence Bölgesi’nde yer alan Forcalquier’de yaşamaktadır.

Walid Farouk
Walid Farouk, 1976’da Sudan’ın Om Durman kentinde doğdu. Sudan’da büyüdü, oradaki Güzel Sanatlar Fakültesinde okudu, ardından 2007’de Kahire’ye yerleşti. Sudanlı bir anneyle Mısırlı bir babanın çocuğu olarak çifte bir kültür içinde yetişti ancak kendisini ne birinde, ne diğerinde tamamen bulamayınca ikisi arasında köprüler inşa etmek istedi. Bu amaçla, farklı ülkelerden sanatçıların aralarında görüş alışverişinde bulunmasını teşvik edecek bir kültür arenası olan Nabta’yı kurdu. Toplu sergiler ve yerel nüfusla göçmen nüfusu bir araya getiren çalışmalar vasıtasıyla, farklı toplulukları ayırıcı değil, birleştirici ögeleri vurgulayan bir diyaloğun ortaya çıkmasını sağladı. Farouk 2015’te İstanbul’a yerleşmiştir.

“Dünya hepimizin yuvasıdır,” der Edouard Glissant. Bir yandan da sınırlarımızın dikenli tellerle çevrili olduğu gerçeği vardır. Günümüzde bir ülkeden bir başka ülkeye geçmek yaşamsal tehlikeler doğurmaya başlamıştır. Göçmen sorunu sırasında yaşanan hazin olaylar bunun en iyi göstergesidir. 2016’da Avrupa’ya ulaşmaya çalışan 5 bin göçmen Akdeniz’de boğularak ölmüştür. Bu durum karşısında ne yapmalıdır ? Bu trajedi karşısında tiyatronun rolü nedir? Öteki korkusunu yenmek için tartışarak birbirimizi anlayabildiğimiz bir ortam oluşturmak. Bu hazin insanlık sürecine daha yakından bakmak için bir akşamınızı bir mülteci teknesinde geçirmeye ne dersiniz?

(Falk Richter, Matéi Visniec ve Ayse Garcin’in metinlerinden alınmıştır.)

Yönetmen : Ayşe Garcin
Işık tasarımı : Gülce Doğan
Oyuncular : Ömer Akköseoğlu, Fatima Zahra Bellefqih, Nilda Çicekli, Mustafa Çörekci, Deniz Denlü, Cihangir Karataş, Göksu Kaya, Ecmel Aysu Sürmen, Philippe Thalmann, Cansu Ulusoy
İki gösterim  günü 27 ve 28 Nisan 2017

Mükemmele doğru

19.04.2017 – 14.05.2017
Sergi açılışı 19 Nisan 2017 saat 19:00’da

Ritmik jimnastik zerafet, esneklik, dayanıklılık ve güç gerektiren bir spordur.

Genç jimnastikçi kızlar, günlük tasalardan uzaklaşarak okuldan sonra her gün, uzun saatler boyunca antreman yapıyorlar. Jimnastik sayesinde, sıkı bir disipline katlanarak, vücutlarını ve zihinlerini biçimlendiriyorlar. Böylece kendilerine yeni bir yaşam biçimi oluşturuyor ve sportif faaliyetlerini genç yaşamlarının merkezine koyuyorlar.

Sadece tutku ile böyle bir spor dalının yoğunluğunun üstesinden gelinebilir. İngilizce’de güzel bir biçimde ifade edildiği gibi « no pain, no gain » : acı yoksa kazanç da yoktur.

Genç jimnastikçilerin otuza yakın fotoğrafından oluşan bu sergi, küçük cesur kızların zorlu ve uzun yolculuğunu yansıtıyor. 6 ila 10 yaşındaki bu kızlar, yarışmalarda üstün performans seviyesine ulaşma hayallerine kavuşabilmek için, yorulmadan idman yapıyorlar. Kendi kızına bu « yolculuğunda » eşlik eden Nazlı Sanberk, bir fotoğrafçı bakışıyla bu hazırlık sürecini gözlemliyor.

Nazlı Sanberk

1975 yılında doğan Nazlı Sanberk, bir diplomat kızı olması nedeniyle çocukluğunun ve gençliğinin önemli bir bölümünü Avrupa’nın farklı ülkelerinde geçirdi. Etrafına karşı meraklı ve hassas bir doğası olan Sanberk, çok genç yaşta çevresinde gördüklerinin fotoğrafını çekmeye başladı. Bu onun yaşamındaki değerli anları ölümsüzleştirmesini ve özellikle de görme duyusunu keskinleştirmesini ve estetik duygusunu mükemmelleştirmesini sağladı. Sanberk, Londra’da finans sektöründeki kısa bir kariyerden sonra tutkusunu bir mesleğe dönüştürmek üzere London College of Printing’de fotoğraf eğitimi aldı.

Birçok dergide mimari fotoğrafçılık üzerine makaleleri yayınlanan Nazlı Sanberk, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde ders verdi. Sanatçı 2002 yılından bu yana Londra ve İstanbul’da pek çok toplu sergiye katıldı.

15.04.2017 – 14.05.2017

Lübnanlı gazeteci ve fotoğrafçı Jocelyne Saab’ın savaş mültecileri sorunu üzerine gerçekleştirdiği Günde Bir Dolar başlıklı yeni sergisi DEPO’da izleyicilerle buluşuyor. Saab bu çalışmasında özellikle Türkiye, Ürdün ve Lübnan’a kitlesel giriş yapan Suriyelilerin güzergahını izliyor.

Jocelyne Saab 2015 yılında Suriye sınırına yakın mülteci kamplarıyla ünlenen Bekaa Vadisi’ne gitti. Burada çevirdiği Günde Bir Dolar filmi ve orada çekebildiği fotoğraflardan oluşan sergi, gazetecinin bu deneyimine tanıklık ediyor. Sergideki toplu sunum, izleyicileri sığınmacıların yaşam şartlarının gerçeği üzerine kendi bakışlarını geliştirmeye davet ediyor.

Diğer yandan, Arap dünyası sineması uzmanı Mathilde Rouxel’in söylediği gibi, Jocelyne Saab yalnızca kampları değil ayrıca Beyrut’u da filme alıyor. Lüks mağazaların Amerikan veya Kanada’nın en ünlü restoran zincirleriyle yan yana olduğu, Hamra’nın veya kent merkezinin yeniden inşa edilen mahallelerindeki sokaklarda, erkekler ve kadınlar reklam panolarının ayaklarının dibinde vakit geçiriyorlar. Saab cesur biri: aşırı tüketim sistemini kendine karşı çevirerek işte bu ikonları eleştiriyor. En güzel mankenlerin adına ve yerine şu birkaç kelimeyi yazıyor: “Günde bir Dolar’a nasıl yaşanır?”. Bir gerçeği hatırlatan bu kısa cümle, izleyici üzerinde çarpıcı bir etki yaratıyor ve reklam ikonlarının yerini alıyor.

1948 yılında Beyrut’ta doğan gazeteci, fotoğrafçı, senarist, yapımcı, yönetmen ve sanatçı Jocelyne Saab, savaşın herkese zorla benimsettiği simgesel şiddeti yakalayabilmek için görüntülerin belgesel yönünü sürekli aşmaya çalışıyor.

Elektronik müziği Fransız usulüyle yeniden yorumlayan Pascal Arbez-Nicolas’ın tek kişilik projesi Vitalic, 14 Nisan Cuma gecesi Babylon’da!

PoneyLa Rock 01My Friend Dario ve You Prefer Cocaine gibi hitlere imza atan Vitalic; disko, rock ve pop elementlerinin deneysel karışımını dinleyiciyle paylaşıyor. Klasikleri ustalıkla trend haline getiren sanatçı, 80’lerin popüler isimleri; Moroder, Cerrone, Patrick Cowley, Lime, Spacer, Carpenter ve Gino Soccio’dan ilham alıyor. Daft Punk, Justice ve Etienne de Crecy gibi müzisyenlerle ortaklığıyla da tanınan Vitalic, şimdilerde retro-fütüristik izler taşıyan Voyager albümüyle beğeni topluyor. Vitalic; deneysel dokunuşlar, etkileyici melodiler ve yüksek enerjinin verdiği neşeyle 14 Nisan Cuma gecesi Babylon sahnesine konuk oluyor.

Paris ve sinema, uzun yıllardan bu yana süren, yoğun ve tutkulu ortak bir tarihe sahipler. 12 Nisan’da İstanbul Fransız Kültür Merkezi ve Galatasaray Üniversitesi tarafından ortaklaşa düzenlenen bir konferansta Giusy Pisano kent ve 7. sanat arasındaki bu ilişkiyi ele alacak.

Sinema seansları dünyada ilk kez 1895 yılında Fransa’da gerçekleşti ve film stüdyoları ilk kez Paris yakınlarında kurulmaya başladı. Georges Méliès, 1897 yılında, Montreuil’de kendi film stüdyosunu kurdu. Onu, 1904 yılında Joinville stüdyoları ile Pathé ve 1906 yılında Buttes Chaumont’a yerleşen Gaumont Şirketi  izledi.

Paris ayrıca 1936 yılında Henri Langlois tarafından Fransız sinemateğinin kuruluşuna da tanıklık etti. Işık kenti Paris dünyanın ilk sinema ve fotoğraf okuluna ev sahipliği yaptı ; 1926 yılında « Vaugirard » ismiyle anılan kurum bugünkü Louis-Lumière Ulusal Yüksek Okulu’dur. Tarih yüklü Paris kenti sayısız filmin de dekoru olmuştur : René Clément’ın Paris Yanıyor Mu ? (Paris brûle-t-il ?, 1966), Jean-Paul Rappennau’nun İyi Yolculuklar (Bon voyage, 2003) veya daha yakın tarihli Quentin Tarantino’nun Soysuzlar Çetesi(Inglourious Basterds, 2009) bunlardan bazıları.

Sessiz sinemadan 3 boyutlu filmlere, sinema tarihi boyunca Paris’in sesli ve görsel portresi anlatılan öykülerin gereksinimlerine göre binlerce yüze büründü. Kentin sokakları, köprüleri, binaları, kafeleri, garları, kabareleri, meydanları beyazperdede kimi zaman sefahata veya romantik bir gezintiye tanıklık ettiler ; kimi zaman da entrikalara, soruşturmalara, gizli takipler veya uzun süreli dostluklara yol açtılar. Bir filmden diğerine kendini tekrar eden bu sesli görüntüler bazen birer örge bazen de klişe oldular, kimi zaman da yönetmenlerin ışıklar kentine göz kırpması.

Giusy Pisano 

Louis-Lumière Ulusal Yüksek Okulu’ndaki üniversitelerde profesör olan Giusy Pisano, Kore Üniversitesi’nde « Modern Kore’de film dokümanlarının toplanması ve dijitalleştirilmesi » ile ilgili programda öğretim görevlisidir.

L’Amour fou au cinéma (Colin, 2010), Le Muet a la parole (Valérie Pozner ile, CNRS/AFRHC, 2005), Une Archéologie du cinéma sonore (CNRS, 2004), Musique ! (François Albera ile, AFRHC, 2003) başlı yapıtların ve sinema tarihi ve estetiği üzerine birçok makalenin yazarıdır. Pisano ses ve görüntü antropolojisi ile sinema ve tiyatronun sesli boyutu üzerine araştırmalar yürütmektedir.

Etkinlik Fransızca’dır. Türkçe simültane çeviri olacaktır.
Giriş ücretsizdir.
Etkinliğe katılım için kayıt zorunludur.

10.03.2017 – 12.04.2017

Düzyazı şiirlerin bakışla buluşması

Fransız Kültür Merkezi, fotoğraf sanatçısı Laleper Aytek’in Aslı Erdoğan’ın düzyazı şiirleriyle buluşturduğu fotoğraf sergisini ağırlıyor. Yirmi üç renkli fotoğraf ve Aslı Erdoğan’ın on üç düzyazı şiirlerinden oluşan bu sergiye, Everest Yayınları tarafından yayınlanan bir kitap da eşlik ediyor. Sanatçılar sergi esnasında bu kitabı imzalayacaklar.

Birbirinden temelde çok farklı olan sanat biçimleri fotoğraf ve edebiyat arasındaki bu buluşma aslında pek de tesadüfi sayılmaz.
Laleper Aytek, uzun süredir Aslı Erdoğan’ın, anıları canlandıran, kafa karıştırıcı, şiirsel ve okurlarına anlam ve simgelerin çokluğunu sorgulatan eserlerinden etkilenmekteydi. Söylemek istediğini sürekli okurlarının yorumuna bırakan bir yazı biçimi. Fotoğraf sanatçısının bir kaç yıldır sanatsal çalışmaları ve sergileri kapsamında üzerinde çalıştığı bir yaklaşım.

Laleper Aytek, ilk kez 2005 yılında okuduğu ve Fransa’da henüz yayınlanmayan Hayatın Sessizliğinde kitabında bu atmosferi keşfeder.

İlk kıvılcım Paris’te

Laleper Aytek 2016 yılında, Paris sokaklarında dolaşırken, fotoğraf ve metinleri buluşturma fikri üzerine düşünmeye başladı. Kasvetli kış mevsiminde bile aydınlığın ve karanlığın bin bir tonunu barındıran Paris’in ışığından etkilenen Laleper Aytek, anlam ve imge arayışında bakışlarını bu kente yönlendirdi. İşte o zaman gezinti ve araştırmaları fotoğrafçıya Aslı Erdoğan’ın metinlerini ve bu metinlerin yarattığı atmosferi hatırlattı : Sorgulamaların,  arayışların ve duyguların benzersizliği.
O andan itibaren, her iki sanatçının fotoğraf ve edebi eserleri arasındaki köprünün temelleri atılmış oldu.
Bu sergi,  adeta bir araya gelmesi gereken iki sanatçının kişisel dünyaları arasında beklenmedik bir buluşmanın meyvesi. « Hayatın Sessizliğinde kitabını defalarca okudum ve içimde bir yerlerde bir alt metin gibi duruyordu, Paris’in renkli kış görüntüleriyle buluşmayı bekleyerek, kim bilir? »

Laleper Aytek (1960-) Türkiyeli fotoğrafçı, öğretim görevlisi, eleştirmen. İstanbul’da çalışıyor ve yaşıyor.

Boğaziçi Üniversitesi ekonomi bölümünü (BA) bitirdikten sonra, sosyal ekonomi alanında yüksek lisans çalışmalarına devam etmek üzere gittiği Norveç’te daha çok fotoğrafa yöneldi. Fotoğrafla üniversite yıllarında başlayan ve giderek derinleşen ilgisi nedeniyle 90’lı yılların başında Türkiye’ye döndü ve kendi stüdyosunu açarak reklam fotoğrafçılığı yapmaya başladı. 1998’de Türkiye’nin ilk kapsamlı dijital fotoğraf stüdyosunun kuruluşunda fotoğraf ve reklam yönetmeni olarak görev aldı. 2009’da bu yana Koç Üniversitesi, Medya ve Görsel Sanatlar Bölümü’nde (MAVA) fotoğraf üzerine dersler vermektedir.

2000 yılından bu yana fotoğraf yazılarında, öznellik kapsamında “görme biçimleri” ve “fotoğraf tarihi” üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu temel yaklaşımını “Fotoğraf Tarihi Kanonunu Yeniden Düşünmek: Öznellik Üzerine Bir İnceleme”başlıklı yüksek lisans (MFA) tezinde ayrıntılandırarak geliştirmiştir. Yayınlanmış çalışmaları arasında fotografik düşünce üzerine yazılarını biraraya getirdiği Kendine Ait Bir Fotoğraf (2005) ile Palimpsest Istanbul (2010), Issız (2013) ve Non Paris (2014) fotoğraf albümleri sayılabilir. Aytek 1991’den bu yana 17 kişisel sergi açtı ve 22 grup sergisine katıldı.

Katılım için kayıt zorunludur. Etkinliğe katılmayı dileyenlerin kaydolması rica olunur.

Eserleri satın almak için, sanatçıyla doğrudan iletişime geçebilirsiniz : laleperaytek@gmail.com

Gösterim tarihleri

Cumartesi 20/05 – 16.45
Pazar 21/05 – 14.30

Yönetmen : Michael Dudok de Wit
Süre : 81 dk.
Sessiz.

Wild Bunch ve Studio Ghibli ünlü stüdyolarının ortak yapımı olan film, denizde geçirdiği bir kaza sonucu kendisini kaplumbağaların, yengeçlerin ve kuşların yaşadığı ıssız bir adada bulan bir adamın bu ıssız adayı terk etmeye çalışmasını konu ediyor.
Herhangi bir diyalog içermeyen Fransız-Japon ortak yapımı filmin yönetmen koltuğunda Michaël Dudok de Wit oturuyor. Film ayrıca 2017 Oscar ödüllerinde en iyi animasyon film adaylarından biriydi.

Bilet fiyatları 10 TL’dir ve bilet satışı gösterim günleri 14.30 ve 19.15 saatleri arasında yapılmaktadır.
Sadece nakit ödeme.

Gaspard-Félix Tournachon, nam-ı diğer Nadar, İkinci Fransız İmparatorluğu döneminin en önemli portre fotoğrafçıları arasında yer almaktadır. Nadar; Delacroix, George Sand, Baudelaire, Victor Hugo, Sarah Bernhardt gibi farklı ünlülerin, sanatçıların, bilginlerin, siyasetçilerin çehrelerini sıradışı ruhbilimsel bir incelikle fotoğraflamayı başarmıştır.

Nadar’ın portreleri, bizlerin üzerinde, ünlü çağdaşlarıyla ilgili özellikle canlı bir izlenim bırakır.  Her yüzde, kişinin en baskın özelliğini ortaya çıkarmayı başarır : Kesin çizgileri, derin ve nüfuz eden bakışlarıyla Baudelaire; güçlü ve hayallerle buğulanmış çehresiyle Delacroix; düşünceli ve ağır başlı Victor Hugo; Nadar’ın pek sevmediği ve bize zayıf, üzgün ve kurumuş bir kuş gibi gösterdiği  Lamartine.

Fotoğrafçının yapıtı modeliyle sabırlı bir işbirliğinin ürünüdür. Tüm Paris’i tanıyan ve arkadaş canlısı olan Nadar, elverişli bir ortam yaratmayı, müşterilerine güven vermeyi ve kendilerine en uygun pozu doğal bir biçimde vermelerini sağlamayı biliyordu.

Nadar, tüm kariyeri boyunca, önemli bir atmosfer yaratıcısıydı. Ona ait olan bu sanat, özellikle çağdaşlarını kendilerini  oldukları gibi objektife bırakmalarını sağlamak söz konusu olduğunda etkili biçimde ortaya çıkıyordu. Bu yetenek yönetmeni, fotoğrafçı olarak insan gerçeğinin yalın bir biçimde en canlı yorumcusu olmayı başarmıştır.

Sergi, albümen kağıt üzerine kırka yakın arjentik fotoğraf baskısından oluşmaktadır.

Sergi, Paris Jeu de Paume tarafından, Mimari ve Miras Kütüphanesi ile Kültür ve İletişim Bakanlığı işbirliği ve Türkiye Fransız Kültür Merkezi desteğiyle gerçekleşmektedir.

   

 

 

20 Aralık 2017 – 21 Haziran 2018 tarihleri arasında gerçekleşecek olan Micro-Folie, Fransa dışında ilk kez İzmir’de, Fransız Kültür Merkezi’nde yer alıyor.

Dijital Müze, sahne etkinlikleri, atölyeler ve bir oyun alanından oluşan Micro- Folie, özellikle Dijital Müze ile, her yaştaki izleyicilerine, Fransa’daki 8 önemli kurumda yer alan 250 başyapıtı dev ekranda görme ve inceleme olanağı sağlamaktadır. Proje dahilinde, Versailles Sarayı, Pompidou Merkezi, Louvre Müzesi, Picasso Müzesi, Quai Branly, Philarmonie, Universcience ve Ulusal Müzeler, Grand Palais gibi kurumlarda yer alan, antik çağlardan günümüze dek uzanan dönemi yansıtan 250 eser, rehber eşliğinde izlenebilecek.

Micro-Folie “Küçük Çılgınlık” izleyicilerine büyük kültürel kurumların hazinelerine dijital ortamda ulaşılabilirlik sağlamak, yeni eserlerin yaratılmasına öncülük etmek, bir araya gelmek ve kir alışverişinin yapılacağı bir alan sunmak suretiyle, samimi ve canlı bir ortam yaratmayı hede eyen bir kültür projesidir. Mimar Bernard Tschumi tarafından yapılan La Villette’teki « Folies » (çılgın fikirler) kültür parkından yola çıkarak gerçekleştirilen bu yenilikçi proje Fransa İletişim ve Kültür Bakanlığı tarafından hayata geçirilmiştir.

Grup ziyaretiniz için hemen randevu alın >>

Yönetmen : Robin CAMPILLO
2017, 140” –Fransızca. Türkçe altyazılı
Nahuel Pérez Biscayart, Arnaud Valois, Adèle Haenel, Antoine Reinartz

Bir zamanlar bizzat Act-Up Paris’te görev almış olan yönetmen Robin Campillo, 1990’ların başında AIDS’e karşı farkındalık yaratmaya çabalayan bu aktivist örgütün hikâyesini anlatıyor. Gruba yeni katılan Nathan, Sean’ın radikalliğinden etkilenecektir. Film Fransa’nın Oscar adayı olarak seçildi.

2017 Avrupa Film Ödülleri, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Film
2017 Cannes Büyük Ödül, Kuir Palmiye, FIPRESCI, François Chalais Ödülü

Giriş : Tam 10 tl / Öğrenci ve 65 yaş üstü : 5 tl
Biletler FKM’de satıştadır.
Yerler numarasız ve sınırlı sayıdadır.
Film saatinde başlar. Film başladıktan sonra içeri seyirci alınmaz.

Yönetmen : Umur TURAGAY
2016, 126” – Turc, sous-titres français
Nejat İşler,Serenay Sarıkaya, Zerrin Tekindor, İştar Gökseven

Küçük bir kasabada yaşayan ve sürekli kendini tekrarlayan hayatının sırrını çözmeye çalışan Çiçek, ailesinin kendisine dayattığı hayatın içinde sıkışıp kalmış genç bir kadındır. Kasabaya yeni gelen edebiyat öğretmeni Doğan ile arasında büyük bir aşk başlar. Doğan ve Çiçek farklı hayatlarına rağmen birbirlerinin yaralarını sarmaya çalışırken bir ailenin de kaderini kökünden değiştirecektir…
Giriş : Tam 10 tl / Öğrenci ve 65 yaş üstü : 5 tl

Biletler FKM’de satıştadır.
Yerler numarasız ve sınırlı sayıdadır.
Film saatinde başlar. Film başladıktan sonra içeri seyirci alınmaz.

Dağıtımcıdan gelen bilgi dahilinde, film Türkçe dublajlı olarak gösterilecektir.

Yönetmen : Alain CHABAT
2017,95”- Türkçe dublaj
Alain Chabat, Audrey Tautou, Bruno Sanches

Yeni yıl öncesi herkesi bir heyecan sarmıştır. Çocuklar alacakları hediyelerin hayalini kurmaktadırlar. Fakat hiç beklenmedik bir şey olur. Noel Baba’nın kendisine yardımcı olan tüm el eri aynı anda hastalanır. Bu ağır durum karşısında Noel Baba ne yapacağını şaşırır. Çocuklara hediyelerini hazırlamanın bir yolunu bulmalıdır. Yapabileceği tek şey geyikleriyle birlikte dünyaya gidip el erini iyileştirecek bir tedavi bulmaktır. Fakat bu düşündüğü kadar kolay olmayacaktır. Noel Baba, Yeni Yıl’ı kurtarmak için bilinmeyen maceralara doğru yol alır…

Giriş : Tam 10 tl / Öğrenci ve 65 yaş üstü : 5 tl
Biletler FKM’de satıştadır.
Yerler numarasız ve sınırlı sayıdadır.
Film saatinde başlar. Film başladıktan sonra içeri seyirci alınmaz.

Fransız soprano Emma Shapplin, Hüsnü Şenlendirici ile birlikte 1 Aralık Cuma günü Doğuş Grubu sponsorluğunda Volkswagen Arena’da sahne alacak. Opera ve rock müziği birleştiren Shapplin’in sıra dışı performansı, çok yönlü, dinamik, öncü ve özgün deneyimlerin merkezi Volkswagen Arena’da Hüsnü Şenlendirici ile birlikte seslendirecekleri özel şarkılarla gerçeküstü bir deneyime dönüşecek.

Bilet : https://www.mobilet.com/event/emma-shapplin-382-9ea8

Bu yıl dördüncüsü düzenlenecek Goût de/Good France etkinliği, dünyanın her yerinde şefler arasında gerçek bir bağı teşkil eden Fransız mutfağının canlılığının neşe içinde kutlanmasına vesile oluyor.

Dünyanın en kapsamlı Fransız akşam yemeği etkinliği

Bu yıl dördüncüsü düzenlenecek Goût de/Good France etkinliği, dünyanın her yerinde şefler arasında gerçek bir bağı teşkil eden Fransız mutfağının canlılığının neşe içinde kutlanmasına vesile oluyor.

Fransa’nın Avrupa ve Dışişleri Bakanlığı öncülüğünde, 21 Mart tarihinde 150 ülkede düzenlenecek olan etkinlik, Fransız mutfağının 5 kıtada tanıtılmasına katkı sağlıyor. 
Yüksek gastronomiden, nitelikli bistroya kadar, siz de, restoranınızda Fransız mutfağından esinlenerek bir menü teklif edebilir ve bu büyük kutlama etkinliğine katılabilirsiniz.

KAYIT OLMAK İÇİN

Goût de/ Good France menüsünü hazırlarken, bol aperatiften, bir başlangıçtan, bir veya birden fazla ana yemekten, peynir ve/veya bir tatlıdan ve bunlara eşlik eden Fransız şarap ve şampanyalardan oluşan Fransa’ya özgü bir yemeğin yapısına riayet ediniz.

Fransa, Auguste Escoffier’nin 1912 yılındaki « Epikür sofraları » fikrinden yola çıkarak, dünyanın birçok şehrinde, aynı gün, “ Fransız usulü” yemekler düzenlenmesi amacıyla dünyanın her yerindeki şefleri ve büyükelçiliklerini seferber ediyor.

21 Mart’ta, Fransız usulü yemek yapıyorum!

Goût de / Good France, mükemmelliğe saygının bir ifadesi

« Avrupa ve Dışişleri Bakanlığı ile birlikte etkinliğin öncüsü olan Alain Ducasse, Goût de / Good France’ı şu sözlerle tanımlıyor: “Mutfaktan – Fransız mutfağından – söz etmek, yaşama sevincinden, incelikten, iyimserlikten ve zevkten söz etmektir. Diğer bir deyişle, Fransız Destinasyonu’nun imajı için merkezi önemdeki fikirlerin dile getirilmesidir”.

Goût de / Good France nitekim, dünyanın dört bir yanında bulunan her kategoriden restoranı bu birleştirici fikrin ruhu etrafında bir araya getirmeyi arzu ediyor. İlki 2015 yılında düzenlenen bu uluslararası etkinlik, “Fransızların gastronomi yemeğinin”, UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası” listesine dahil edilmesiyle düzenlenmeye başlamıştır. Bu suretle, her yıl 21 Mart’ta, katılımcı restoranlar misafirlerine, Fransız usulü yaşama sanatını deneyimleme imkânı sunarak, söz konusu sanatının yenilikçi istidadını ve yaydığı, paylaşım, zevk, “güzel-yemeye” saygı, çağımızın insanına ve yerküremize saygı gibi değerleri onurlandırıyorlar.

2017 yılında, 150 ülkede 2100’den fazla restoran etkinliğe katılmıştır, 250 000 adet menü sunulmuştur ve bu vesileyle 156 büyükelçiliğimizde 8000 konuk ağırlanmıştır. Canlılık, modernlik, sorumluluk: mutfak, masa etrafında yaşanan keyiflerinin kattığı sıcaklık boyutuyla, Fransa için pozitif değerlerin vitrini haline geliyor.

Daha fazla bilgi için

Festivallerin en Fransız’ı ‘XXF – Very Very French’ ikinci kez Ankara’da!

Avrupa dans sahnesinin özgün figürlerinden dOP, ‘XXF Festival Ankara’ kapsamında, Altus Kültür-Sanat organizasyonuyla ve Fransız Kültür Merkezi-Ankara destekleriyle DJ Set performansıyla PIXEL’de!

  • Kapı açılış: 23.00
  • Numeric (Warm Up): 23.30
  • dOP (DJ set): 02.00

Damien Van de Sande, Clement Zemstov ve Jonathan Illel’den oluşan Fransız grup dOP, özellikle Fransa’nın en iyi plak şirketlerinden Circus’tan çıkardıkları parçalarla 2007’den beri house müziğin en dikkat çeken isimlerinden biri haline geldi. Geçtiğimiz yaz yine aynı plak şirketinden çıkardıkları “Kisses” ile Beatport’ta listelerin üst sıralarında yer alan dOP, yine “Don’t Trust” ve “Your Feelin”i Circus’tan çıkardı.

Biletler: biletix.com

altus-kultur-sanatxxf-festivalankara11343659622biletix     pixel

Festivallerin en Fransız’ı ‘XXF – Very Very French’ ikinci kez Ankara’da!

Sovyet dönemi klişelerini Balkan ve Doğu müzikleri ile harmanlayan Soviet Suprem’den tanıdığımız Toma Feterman ve müzisyen Olivier Llugany’nin ortak projesi La Caravane Passe, Altus Kültür-Sanat organizasyonuyla ve Fransız Kültür Merkezi-Ankara destekleriyle, XXF Festival Ankara kapsamında ilk kez 8 Aralık’da IF Performance Hall Ankara’da.

LA CARAVANE PASSE

Duygularını geleneksel enstrümanlarla dışa vuran La Caravane Passe, gypsy müziğini dönüştürme fikriden doğdu. Grup, türün dokusunu bozmadan rock’tan hip-hop’a, reggea’den tarantella’ya ve Balkan tangosuna kadar müziğinin sınırlarını genişletti.

Paris’in ünlü gösteri merkezi Cabaret Sauvage’den Elysée Montmartre’ye, Bataclan’dan New Morning’e sayısız konser veren La Caravane Passe, Fanfare Ciocarlia, Taraf de Haïdouk, Rona Hartner, Koèani Orkestar, O’djila, Boban Markovic, Bratsch, Slonovski Bal, Goran Bregovic gibi isimlerle ortak çalışmalara imza attı.

 

11343659622biletix

 

xxf-festivalankara

altus-kultur-sanat

14 Aralık 13:00 – 20:00
15 Aralık 10:30 – 20:00
16 Aralık 13:00 – 20:00
 
Artık geleneksel hale gelen bu etkinlikte birbirinden farklı ürünler sunan 50 stantda farklı hediye seçenekleri bulabilir, yeme-içme stantlarında degişik lezzetleri tadabilirsiniz.Ayrıca sizleri ve çocukları sürprizler ve çekilişler bekliyor olacak. Ziyaretiniz esnasında, her an Noel Baba ve Noel Annelere rastlayabilirsiniz !
 
0232 466 00 13
danisma.izmir@ifturquie.org

Yönetmen : Claire DENIS

2017, 94” –  Fransızca. Türkçe altyazılı

Juliette Binoche, Xavier Beauvois, Philippe Katerine

Yönetmen Claire Denis, ilhamını Roland Barthes’ın Bir Aşk Söyleminden Parçalar isimli eserinden, özellikle de kitapta yer alan “Izdırap” kelimesinden almış. Juliette Binoche’a uzun zamandır oynadığı en güzel rolü veren yönetmen, boşanmış, tek çocuklu bir kadının “gerçek” aşk arayışını ironik bir dille anlatıyor. Isabelle, 50’li yaşlarını süren, duygularının hayatını yönlendirmesine izin veren, mutsuz ve kararsız bir sanatçıdır. Tanıştığı birkaç erkekle ilişki kurmayı dener, ancak bu adamların uyumsuzlukları, iletişim kazaları, tuhaf ve hatta komik durumlar onu yıldırır. Günümüz dünyası ve ilişkilerinin zorluğuna mizahi bir yolla eğilen film, Xavier Beauvois, Bruno Podalydès, Nicolas Duvauchelle, Paul Blain gibi önemli aktörlerin varlığıyla, Binoche’un hayattaki ‘Ruh eşini” arayan kadını canlandırdığı olağanüstü bir performansına tanık oluyoruz.

2017 Cannes SACD Ödülü–Yönetmenlerin 15 Günü.

Ölümünün 100. yıldönümünde Fransız sosyolog Émile Durkheim, Adnan Menderes Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Muğla Üniversitesi ve Pamukkale Üniversitesi’nden katılacak konuşmacılar ile İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek olan bir sempozyumda anılacak.