Gölge ve güneş – Barok dönemi, müzikte ani kesintiler, hava değişiklikleri, görsel sanatlarda ışık ve gölgenin çarpıştığı canlı sahnelerle kendini gösteren zıtlıkların altın çağıydı. Zıtlıkların bir arada var olması ilkesini benimseyen Ombre et Soleil topluluğu da barok flüt ve viola de gambanın yumuşak sesini keman, klavsen ve mandolinin neşeli tonu ile birleştirerek dinamik bir müzikal birlik yaratıyor.

Müzisyenler Berlin ve Cenevre’de antik müzik okudukları sırada tanıştılar ama topluluğun kurulması 2009 yazında, İtalya’nın esin veren şehri Urbino’da düzenlenen bir master çalışması sırasında gerçekleşti.

Biografiler

Constanze Chmiel erken yaştan itibaren barok müzikle ve eski/tarihsel flütlerle ilgilenmeye başladi. Hem blokflütist hem de traversflütist olarak su an Ortaçag’dan Klasik döneme birkaç yüzyılı kapsayan bir repertuara sahip. Berlin’de Sanat Üniversitesi’nde (Universität der Künste Berlin) Prof. Christoph Huntgeburth’la başlayan eğitimini Cenevre’deki Müzik Yüksekokulu’nda (Haute École de Musique de Genève) Gabriel Garrido ve Serge Saitta’nın sınıflarından traversflüt ve blokflüt yüksek lisansı alarak bitirdi. Öğrenimini tamamlayan katıldığı pek çok kurs arasında Marc Hantai, Dorothee Oberlinger, Barhold Kuijken’inkiler sayılabilir. Constanze Chmiel’in ayrıca Berlin’deki Universität der Künste ve Humboldt Üniversite’lerinden müzik öğretmenliği ve germanistik diplomaları bulunmaktadır.

Stéphanie Houllion
Küçük yaştan itibaren müzikle ilgilenen Houllion, Juan Carlos Muñoz’un sınıfında basladığı mandolin ve barok mandolin eğitimini yüksek başarı diploması alarak tamamladı. Mandolin eğitiminin yanında Luxemburg Ettelbrück Konservatuarı’nda viola da gamba okumaya baslayan Houllion, bu çalgı öğrenimini Cenevre Müzik Yüksekokulu’nda Prof. Guido Balestracci ile sürdürdü. Houllion, Jordi Savall ve Paolo Pandolfo gibi yetkin müzisyenlerin masterklaslarına katılarak da kendini geliştirmiştir. Houllion, Michelle Destek Programı’nın bursiyeridir. Ayrica 2012 yılında Luxemburg Rotary Müzik Ödülü’nü kazanmıştır. Houllion çok sayıda projede solist olarak Strasburg Filarmoni Orkestrası ve Fransız-Alman Filarmoni ile sahne almıştır. Hem mandolin hem de viola da gamba çaldığından dolayı çok yönlü bir müzisyen olan Houllion hem oda müzigi hem orkestra projelerinde yer almaktadir. Kendisi ayrıca matematik diploması sahibidir.

Amandine Solano altı yaşında klasik keman öğrenmeye başladı. Fakat barok keman ve eski müziğe erken yaştan beri ilgi duyan Solano bu alanın duayenlerinin kurslarına katılarak (örn. Manfredo Kraemer, Odile Edourd, Patrick Bismuth) barok kemanda da kendini geliştirmiştir Toulouse Müzik Yüksekokulu’nda yaptığı modern keman bachelor’unun ardından Cenevre’de Florence Malgoire’nin sınıfında barok keman yüksek lisansı yapan Solano bu okulu da jüriden en iyi not ve yüksek başarı derecesiyle tamamladı. Solano’nun düzenli olarak çalıştığı orkestraların içerisinde La Capella Mediterranea, Genève Baroque, Elyma, La Sinfonie Bohémienne, Os Musicos de Capella, Clematis ve Le Palais Royal bulunmaktadır. Ayrica Patrick Bismuth, Serge Saitta, Florance Margoire, Gilles Thomé gibi tanınmış solistlerin yanında sahne almaktadır. Amandine Solano 2014 Ekim ayında uluslararası barokkeman yarışması Principe Francesco Mario Ruspoli’de birincilik ödülü kazandı ve bu başarının ardından Italya, Danimarka ve Brazilya’dan konser teklifleri aldı. Solano 1777 Aidius Klotz yapımı bir orjinal keman çalmaktadır.

Ada Tanır, Ankara Devlet Konservatuvarı’nda piyano ve müzikoloji bölümlerinde okuduktan sonra gittiği Berlin’de, Hanns Eisler Müzik Akademisi’nde müzik teorisi dalındaki öğrenim gördü. Bu okuldaki öğrenimi sırasında klavsen çalmaya başladı ve kısa süre sonra hem klavsen hem de barok müziğe olan tutkusunu keşfetti. Mitzi Meyerson (Berlin) ve Christian Rieger (Essen) sınıflarındaki eğitimlerinden sonra Almanya’da enstrümantalist ve enstrüman eğitimciliği yaparak kariyerini sürdürmeye başladı. Tanır 2007 Hanns-Eisler-Preis, Çağdaş Müzik Beste ve Yorum Yarışması’nda, yorumculuk katagorisinde birincilik ödülü aldı. Barok müzik alanındaki ilk yarışma başarısı 2011’de Ensemble Festina Lente ile kazandığı Biagio Marini Yarışması’ndaki ikincilik ödülüydü. Ayrıca uluslararasi önemli karıyere sahip müzisyenlerle çalışma olanağı buldugu çok sayıda uzmanlık kursuna katılarak müzikal spektrumunu genişletti.
Hem solist hem aranılan bir oda müziği partneri konumunda pek cok konserde yer alan Tanır, orkestralardan da basso continuo (hem klavsen hem orgla) çalmak için davetler almaktadır (birlikte çaldığı orkestralar arasında l’arte del mondo, Neue Düsseldorfer Hofmusik ve Harmonie Universelle bulunmaktadır). Ayrıca yarışmalarda ve yaz kurslarında korrepetitör olarak yer almıştır ve Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Müzik Akademisi’nde her yıl yapılan, gençler için barok müzik kursuna eğitimci olarak katılmaktadır.
Uzun yıllardır düzenli sürdürdüğü klavsen ve piyano pedagogluğu yanında Ada Tanır grubu ombre et soleil ile geliştirdiği çeşitli konser projelerini gerçekleştirmektedir.

 

Fransa’nın en önemli oyun yazarlarından biri olan Bernard-Marie Koltès Pamuk Tarlalarının Yalnızlığında adlı oyununu 1986 yılında kaleme almıştır. Oyun; bir akşam, bir Satıcı’nın sokağın karanlık köşesinde yoldan geçip giden bir Müşteri’yi durdurmasıyla başlar. Bu ikili bir anda sonucu ve süreci tahmin edilemeyen bir müzakerenin içine girerler. Tüm oyun felsefi diyaloglar ve anlatının çevresinde şekillenirken, karakterlerin arasındaki gerilim ve muğlaklık bu dünya ekseninde kurulur.

Oyun; modern zamanları istila eden yalnızlığa, düşündürücü ve sorgulayıcı bir bakış açısı getirir. Pamuk Tarlalarının Yalnızlığında insanın yalnızlık duygusunu etkili biçimde işleyen bir yapıt olarak karşımıza çıkar.

Yazan: Bernard-Marie Koltès

Çevirmen: Reyhan Özdilek

Yönetmen: Lesli Karavil

Dramaturg: Ozan Ömer Akgül

Oyuncular : Batur Belirdi, Özgün Çoban

Fotoğraf sanatçısı Ali Borovalı çok ses getiren çalışmalarından Orada Kimse Var Mı? (Is There Anybody Out There? / Y a t-il Quelqu’un Là-Bas?) üçlemesi ile Fransız Kültür Merkezi galerilerinde izleyiciyle buluşuyor. Yalnızlık, insanoğlunun bu büyük açmazını üç ayrı seri altında ele alan çalışma şimdiye dek ilk kez gerçekleşen bir uygulamayla Fransız Kültür Merkezi’nin Türkiye’nin üç büyük şehrindeki galerilerinde eş zamanlı olarak sergileniyor. Uzun yıllara ve dünyanın birbirinden çok farklı coğrafyalarına yayılan seriler, iç içe geçen ve birbirini destekleyen üç ana başlık altında toplanıyor: Bir Koca Yalnızlık (Grand Solitude / Grande Solitude), Çıkış Yolu Arayışları (Searching For An Exit / À La Recherche D’une Issue) ve Gidilmeyen Yol (The Road Not Taken / La Route Non Empruntée).

Gaspard-Félix Tournachon, nam-ı diğer Nadar, İkinci Fransız İmparatorluğu döneminin en önemli portre fotoğrafçıları arasında yer almaktadır. Nadar; Delacroix, George Sand, Baudelaire, Victor Hugo, Sarah Bernhardt gibi farklı ünlülerin, sanatçıların, bilginlerin, siyasetçilerin çehrelerini sıradışı ruhbilimsel bir incelikle fotoğraflamayı başarmıştır.

Nadar’ın portreleri, bizlerin üzerinde, ünlü çağdaşlarıyla ilgili özellikle canlı bir izlenim bırakır.  Her yüzde, kişinin en baskın özelliğini ortaya çıkarmayı başarır : Kesin çizgileri, derin ve nüfuz eden bakışlarıyla Baudelaire; güçlü ve hayallerle buğulanmış çehresiyle Delacroix; düşünceli ve ağır başlı Victor Hugo; Nadar’ın pek sevmediği ve bize zayıf, üzgün ve kurumuş bir kuş gibi gösterdiği  Lamartine.

Fotoğrafçının yapıtı modeliyle sabırlı bir işbirliğinin ürünüdür. Tüm Paris’i tanıyan ve arkadaş canlısı olan Nadar, elverişli bir ortam yaratmayı, müşterilerine güven vermeyi ve kendilerine en uygun pozu doğal bir biçimde vermelerini sağlamayı biliyordu.

Nadar, tüm kariyeri boyunca, önemli bir atmosfer yaratıcısıydı. Ona ait olan bu sanat, özellikle çağdaşlarını kendilerini  oldukları gibi objektife bırakmalarını sağlamak söz konusu olduğunda etkili biçimde ortaya çıkıyordu. Bu yetenek yönetmeni, fotoğrafçı olarak insan gerçeğinin yalın bir biçimde en canlı yorumcusu olmayı başarmıştır.

Sergi, albümen kağıt üzerine kırka yakın arjentik fotoğraf baskısından oluşmaktadır.

Sergi, Paris’deki Jeu de Paume tarafından, Mimari ve Miras Medyateği, Kültür ve İletişim Bakanlığı işbirliği ve Türkiye Fransız Kültür Merkezi desteğiyle gerçekleşmektedir.

   

Film gösteriminin ardından, film ekibinin katılımıyla bir söyleşi gerçekleştirilecektir.

Albüm (2016)
Yönetmen : Mehmet Can Mertoğlu
Süre : 105 dk
Dil : Türkçe. Fransızca altyazılı.

Kırklı yaşlarda evli bir çift, evlatlık edindikleri bebekleri için bir fotoğraf albümü oluşturarak her ne pahasına olursa olsun bu sırlarını gizlemeye çalışırlar.

Ücetsiz giriş için kayıt

6 – 13 – 20 – 27 Şubat Salı günleri saat 18:30 – 19:00 arası

Ali Borovalı’nın Fransız Kültür Merkezi devam eden “Orada kimse var mı ?” sergisi kapsamında Şubat ayı boyunca film seansları öncesinde saat 18:30 – 19:00 arası Fotoğraf Sanatçısı Ali Borovalı’nın “Etiyopya: Üç Bölümlük Bir Afrika Masalı” isimli gösterisini sinema salonunda izleyebilirsiniz. (2015, 33”).

Yönetmen : Philippe LE GUAY
2015, 110” – Fransızca. Türkçe altyazılı
Jean Rochefort, Sandrine Kiberlain, Anamaria Marinca

Eski bir iş adamı olan, 80 yaşındaki Claude, hayatında genel olarak bir sorun gözükmese de sık sık unutma krizleri ve kafa karışıklığı anları yaşamaktadır. Bir gün bir anda Florida’ya gitme kararı alır. Bu ani yolculuğun ardında ne vardır ? Aktör Jean Rochefort duygulu, hassas ve çok güçlü bir oyunculukla karşımızda…

68. Locarno film Festivali Grand Piazza En iyi film Adayı

 

Ali Borovalı’nın Fransız Kültür Merkezi devam eden “Orada kimse var mı ?” sergisi kapsamında Şubat ayı boyunca film seansları öncesinde saat 18:30 – 19:00 arası Fotoğraf Sanatçısı Ali Borovalı’nın “Etiyopya: Üç Bölümlük Bir Afrika Masalı” isimli gösterisini sinema salonunda izleyebilirsiniz. (2015, 33”).

İstanbul Fransız Kültür Merkezi ve Başka Sinema işbirliğiyle gerçekleşen Vive le cinéma (Yaşasın Sinema) programı Şubat ayında yeni filmlerle devam ediyor. Sinemaseverler tarafından büyük ilgiyle karşılanan programda yakın tarihli ve ödüllü beş Fransız yapımı ve ortak yapımı yer alıyor. Son zamanlarda uluslararası festivaller tarafından ödüllendirilen ve basın tarafından beğeni toplayan filmler, İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nde Cumartesi günleri saat 14.30, 16.30 ve 19.15 ve Pazar günleri saat 14.30 ve 16.30.

– İçimdeki Güneş (Claire Denis) : Eşinden ayrılan bir çocuk sahibi Isabelle aşkı, gerçek aşkı arıyor.

 Kalp Atışı Dakikada 120 (Robin Campillo) : Doksanlı yılların başı. AIDS on yıla yakın süredir birçok ölüme sebep olduğu sırada Act Up-Paris genel umursamazlığa karşı savaşmak adına birçok eylem ortaya koyuyorlar.

Aman Doktor (Tony Gatlif) : Yunan genç kız Djam Rebetiko tutkunu eski denizci amcası Kakourgos tarafından İstanbul’a gemilerinin tamiri için gereken nadir parçayı bulmak için yollanır. Ve orada Avril’le karşılaşır.

Hakaret (Ziad Doueiri) : Günümüz Beyrut’unda ciddi sonuçlar doğuran bir hakaret Hrisityan bir Lübnanlı olan Toni’yi ve Filistinli mülteci Yasser’i mahkeme karşısına getiriyor.

Bilet fiyatları 10 TL’dir  (Fransız Kültür Merkezi’nin öğrenciler içinse 5TL’dir) ve bilet satışı gösterim günleri 14:30 ve 19:15 saatleri arasında yapılmaktadır. Sadece nakit ödeme geçerlidir.

Şubat ayı boyunca film seansları öncesinde, sinema salonunda, fotoğraf sanatçısı Ali Borovalı’nın Orada Kimse Var Mı? projesi kapsamında « Gidilmeyen Yol »  isimli videosu  gösterilecektir (2018,  15”).

Ali Borovalı’nın üçlemeden oluşan sergisi  « Orada Kimse Var Mı? » (Y a-t-il Quelqu’un Là-Bas?) Fransız Kültür Merkezi’nin Türkiye’nin üç büyük şehrindeki (Ankara, İstanbul, İzmir) galerilerinde eş zamanlı olarak sergileniyor. Bu çalışma insanoğlunun büyük açmazı olan yalnızlığı ele alıyor.

İSTANBUL’DAKİ SLAV MEKANLAR

İstanbul’daki Slav mekanları, 11 gezintide toplanmış Bizans’dan günümüze 156 Slav mekanının tarihi rehberi kitabı Slav İstanbul çalışmasının devamı niteliğindedir. Bir referans aracı ve turistik bir rehber olması arzulanan bu kitapta Slav İstanbul’da adı geçen mekanlar kolay bir kullanım için tasarlanan bir formatta tarihsel ve coğrafi olarak sınıflandırılmıştır. Araştırmacılar bu rehber kitapta, İstanbul tarihinde unutulmuş Bulgarlar, Sırplar, Ruslar, Polonyalılar, Karadağlılar ve Hırvatlar’dan oluşan Slavların yaşadığı, ibadet ettiği ve çalıştığı mekanların neden veya hangi kaynaklara göre Slav mekanları olarak tanımlandığını bulabilecekler. Bu rehber eşliğinde gezen ziyaretçiler, bağlantılı  güzergahlar üzerinde açık biçimde belirtilen bu mekanları görebilecek ve büyük turistik turlardan farklı ama bazen bu turlarla  kesişen bir İstanbul’u keşfedecekler. Bin yıldan fazla bir zamandan beri çağlar, kültürler, dinler ve halkların bir arada yaşadığı bir kenti görecekler. Bu Slav mekanlarının nadiren Slav olduğunu, her zaman çoğul bir kent olan İstanbul gibi aslında çoğu kez Rum Ortodoks, Osmanlı ve hatta Batılı olduklarını fark edecekler.

Pierre VOILLERY

Birçok kez müsteşar, başkonsolos ve büyükelçi olarak görev yapan Fransız diplomat Pierre VOILLERY 1980 yılında Paris Sosyal Bilimler Yüksek Okulu’nda (EHESS) tarih dalında doktora tezini verdi. Bulgar Rönesansı ve Batı başlığını taşıyan bu çalışmanın bir bölümü büyük-büyük babası Alexandre Exarh’ın eylemlerine ayrılmıştı.  Osmanlı Bulgarları’nın sürekliliği, sosyal, dinsel ve kültürel  kimliği, yerel kavimlerin bekası, ulusal kimliğin inşası ve Bulgarların tarihinde İstanbul’un yeri konuları çalışmalarının merkezini oluşturmuştur. Alexandre Exarh ve Osmanlı dönemi Bulgarları üzerine bilimsel makaleler ve kitaplar kaleme almıştır. Bizans ve Osmanlı dönemlerinde, büyükelçilikleri ve önemli bir tarihi şahsın olmaması nedeniyle az bilinen İstanbul’daki Slav mevcudiyeti ile de ilgilenmiştir.

İlber ORTAYLI

Ünlü tarih bilimci Prof. Dr İlber Ortaylı, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi  ve Coğrafya Fakültesi’ni bitirdi. Viyana Üniversitesi’nde Slavistik ve Orientalistik Bölümü’nde okudu. Araştırmalarını, Osmanlı İmparatorluğu tarihi, İmparatorluğun kültürel ve siyasi yaşamı konusunda yoğunlaştıran  Prof. Dr. Ortaylı çok sayıda esere imza atmıştır.  CIEPO (Uluslararası Osmanlı Çalışmaları Topluluğu) Başkan Yardımcısı ve Avrupa İranoloji Cemiyeti üyesidir. Uzun yıllar Topkapı Sarayı Müzesi’nin başkanlığını yapmıştır, halen Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tarih dersleri vermektedir.

Sinan KUNERALP

Tarihçi Sinan Kuneralp İstanbul’da bulunan Isis yayınevinin kurucusudur. Osmanlı tarihi üzerine Türk ve yabancı yapıtları Fransızca, İngilizce, Almanca, İtalyanca ve İspanyolca yayınlamaktadır.

 

Sadece maddesel yollarla değil, evrenin kuvvetinden de yararlanarak, doğal yollarla iyileştirme ve doğal dengenin korunması ile ilgili prensipleri içeren bir tarım yaklaşımı olan biyodinamik tarım, tarih boyunca insanların ilgisini çekmiştir.

Biyodinamik tarımın temel amacı, farklı etkilere sahip olan dört element (ateş, yeryüzü, su, atmosfer) arasındaki dengeyi korumaktır.

Ziraat Mühendisi Daniş Özdönmez ve Doç. Dr. Gölgen Bahar Öztekin’in konuşmacı olacağı bu söyleşide, biyodinamik tarımın dünü, bugünü ve yarını ele alınacaktır.

Konuşmalar Türkçe yapılacak olup, katılım ücretsizdir. Rezervasyona ihtiyaç bulunmamaktadır. 

Ziraat Mühendisi Daniş Özdönmez
Lisans öğrenimini Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü’nde tamamlamıştır. 2002 yılından itibaren, makine, bitki koruma, organik tarım ve bitki besleme gibi tarımın farklı sektörlerinde çalışan Özdönmez, bu konularda birçok yurtiçi ve yurtdışı eğitim ve kurslara katılmıştır. Halen özel sektörde bitki koruma ve bitki besleme ürünleri üzerine faaliyet gösteren bir firmada Türkiye Pazarlama Sorumlusu olarak görev yapmakta olup, aynı zamanda Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü’nde yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) üyesi olup, iyi derecede İngilizce bilmektedir.

Doç. Dr. Gölgen Bahar Öztekin
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü’nden birincilikle mezun olan Öztekin, ardından Ege Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Bahçe Bitkileri Anabilim Dalı’nda yüksek lisans öğrenimini tamamlayarak Yüksek Ziraat Mühendisi ve daha sonra aynı Anabilim Dalı’nda Doktor unvanı almıştır. Doktora eğitimi sırasında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü’ne Araştırma Görevlisi olarak atanmıştır. Başarıları nedeni ile 2000-2006 yıllarında TÜBİTAK Yurtiçi Yüksek Lisans ve Doktora Bursu ile ödüllendirilmiştir. Eğitim süresi boyunca Almanya, İtalya, Yunanistan ve İspanya’da üniversite ve araştırma enstitülerinde doktora çalışma konusu ile ilgili farklı araştırmalarda bulunmuştur. Birçok ulusal ve uluslararası kursa katılmış olup; çok sayıda ulusal ve uluslararası proje ve 100’ü aşkın yayına sahiptir. 2013 yılında Doçent unvanını alan Öztekin, halen Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO), Ulusal Bahçe Bitkileri Derneği (UBBD) ve Uluslararası Bahçe Bitkileri Derneği (ISHS) üyesi olup, iyi derecede İngilizce bilmektedir.

 

Yönetmen : Toni GATLIF
2017, 97” –  Fransızca. Türkçe altyazılı.
Daphne Patakia, Simon Abkarian, Maryne Cayon, Kimon Kouris

Çingene dünyasını müzik yoluyla en iyi yansıtan yönetmen Gatlif bu kez rembetiko tınıları öncülüğünde İstanbul’dan Yunanistan’a uzanan müzikal bir yolculuğu anlatıyor. Djam, yedek parça satın almak için Yunanistan’dan İstanbul’a gelen genç bir kadındır. Djam, insani yardım gönüllüsü olarak çalışan, parasız ve kimsesiz 18 yaşındaki Avril’i kanatlarının altına alır ve birlikte İstanbul’dan Midilli adasına doğru umut ve müzikle dolu bir yolculuğa çıkarlar.

Yönetmen : Robin CAMPILLO
2017, 140” – Fransızca. Türkçe altyazılı
Nahuel Pérez Biscayart, Arnaud Valois, Adèle Haenel, Antoine Reinartz

Bir zamanlar bizzat Act-Up Paris’te görev almış olan yönetmen Robin Campillo, 1990’ların başında AIDS’e karşı farkındalık yaratmaya çabalayan bu aktivist örgütün hikâyesini anlatıyor. Gruba yeni katılan Nathan, Sean’ın radikalliğinden etkilenecektir. Film Fransa’nın Oscar adayı olarak seçildi.

2017 Avrupa Film Ödülleri, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Film 

2017 Cannes Büyük Ödül, Kuir Palmiye, FIPRESCI, François Chalais Ödülü

Gösterim tarihleri :
Ctesi 20/01 – 14.30 & 19.15
Pazar 21/01 – 16.45

GODARD VE BEN
Yönetmen : Michel Hazanavicius
Süre : 102 dk
Dil : Fransızca. Türkçe altyazılı.

Yıl 1967, yer Paris. Yönetmen Jean Luc Godard, Çinli Kız filmini çekmektedir. 20’li yaşlardaki başrol oyuncusu Anne Wiazemsky ve Jean Luc Godard aşk yaşıyorlardır. Mutlulardır ve evlenirler. Ancak filmin gösteriminden sonra aldığı eleştiriler, yönetmenin kendini sorgulamasına yol açar. 1968 olaylarıyla birlikte sanatını ve varlık nedenini yeniden inşa sürecine giren Godard, değişen yargılarıyla kırılma noktasına varır.

Bilet fiyatları 10 TL’dir  (Fransız Kültür Merkezi öğrencileri için 5 TLdir) ve bilet satışı gösterim günleri 14:30 ve 19:15 saatleri arasında yapılmaktadır. Sadece nakit ödeme geçerlidir.

KAYIT

İzmir Fransız Kültür Merkezi, « Hayalin gücü iktidara ! » teması etrafında düzenlenecek olan 2018 yılı « Fikirler Gecesi » etkinliği içerisinde ikinci kez yer alıyor. Bu gece vesilesiyle, “Arkeolojik Restitüsyonlarda Hayal Gücü” konulu bir konferans/tartışma gerçekleşecektir. Arkeologlar restitüsyon – yeniden canlandırma – çalışmalarında hayal gücünü nasıl konumlandırıyorlar?  Sunumlarda bu alandaki yeni teknolojiler ele alınacak, bu teknolojilerin hayal gücüne katkısı ve yeniden canlandırmadaki etkileri konuşulacak. Projenin bilimsel koordinasyonunu Didier Laroche üstlenmiştir. Mimar Jean-François Bernard
(Antik Çağ mimarisi Araştırma Enstitüsü) ve Mimar Yves Ubelmann (« Iconem » Ortak Kurucu) katılımlarıyla.

27.01 – 28.02.2018

ALİ BOROVALI FOTOĞRAF SERGİSİ

Dünyanın hemen her yerinde insan giderek artan zorunluluklara, sürüp giden döngülere, her şeyin kendisi için üretildiği hazır bir çevreye, sıkışmışlığa ve aynılaşmaya doğru sürükleniyor. Sahip oldukları ne kadar çoğalırsa o denli yetemiyor, istekleri de o ölçüde artıyor. Sınırları genişledikçe etrafını saran boşluk büyüyor, hangi amaca hizmet ettiği hızla bulanıklaşıyor. İnsan, gitgide kendi yarattığı sistemin bir tutsağı oluyor. İçine düştüğü bu girdaba direnenler, mücadele azmini kendinde görenler bir çıkış tabelası arıyor.

Durmadan bir çıkışın yolları aranıyor sonra. Bir şehirden, mekândan, fikirden, zamandan, alışılandan ya da insanın ta kendisinden… Bu bir tercih, ve girilenin terkini gerektiriyor. Ama her çıkış yeni bir giriş değil mi? Ve her giriş, çıkmaya doğru atılacak ilk adım?

Sürekli geçtiğimiz kapılar var; oralarda aradıklarımız, umutlarımız, beklentilerimiz, heveslerimiz var. Terkimizde ise hep yalnızlık. En sadık dostumuz.

Fotoğraf sanatçısı Ali Borovalı son yıllarda Türkiye ve yurt dışında çok ses getiren çalışmalarının en yenisi Orada Kimse Var Mı? (Is There Anybody Out There? / Y a t-il Quelqu’un Là-Bas? ) üçlemesi ile Fransız Kültür Merkezi galerilerinde izleyiciyle buluşuyor. Yalnızlık, insanoğlunun bu büyük açmazını üç ayrı seri altında ele alan çalışma şimdiye dek ilk kez gerçekleşen bir uygulamayla Fransız Kültür Merkezi’nin Türkiye’nin üç büyük şehrindeki galerilerinde eş zamanlı olarak sergileniyor. Uzun yıllara ve dünyanın birbirinden çok farklı coğrafyalarına yayılan seriler, iç içe geçen ve birbirini destekleyen üç ana başlık altında toplanıyor: Bir Koca Yalnızlık (Grand Solitude / Grande Solitude), Çıkış Yolu Arayışları (Searching For An Exit / À La Recherche D’une Issue) ve Gidilmeyen Yol (The Road Not Taken / La Route Non Empruntée).

Bir Koca Yalnızlık 24 Ocak’ta FKM İstanbul’da, Gidilmeyen Yol 25 Ocak’ta FKM İzmir’de, Çıkış Yolu Arayışları 26 Ocak’ta FKM Ankara’da açılıyor ve serginin tamamını gezmek isteyen izleyicilerin üç şehri de ziyaret etmesi gerekiyor. Sergi, aynı tarihlerde dünya genelinde 70 ülkenin 100’ü aşkın şehrinde Fransız Kültür Merkezleri girişiminde yapılacak uluslar ve disiplinler arası tartışmalar dizisi Fikirler Gecesi – Hayalin Gücü (Night Of Ideas – Power To The Imagination / La Nuit Des Idées – L’imagination Au Pouvoir) kapsamında ele alınacak olması açısından ayrı bir önem taşıyor.

A   L   İ        B   O   R   O   V   A   L   I

Ali Borovalı İstanbul’da doğdu. Boğaziçi Üniversitesi, İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun olduktan sonra İdari Bilimler dalında yüksek lisans için gittiği ABD, Florida’dan fotoğraf eğitimi de alarak döndü. Sonraki yıllarda fotoğrafçılıkta uzmanlaşma arayışı, onu foto-röportaj alanına yönlendirdi.

Yapıtlarında insan yaşamına, çevresine ve kültürel kimlik temalarına yaratıcı bir bakış ile odaklanan Ali Borovalı, birkaç aydan uzun senelere yayılan uzun soluklu projelerde çalışmayı tercih etmektedir. Röportajları, Atlas, GEO, National Geographic Traveler, Discovery Magazine, Le Monde2, Gezi, Skylife, Elle, Maison Française ve Marie Claire’in de aralarında bulunduğu pek çok ulusal ve uluslararası coğrafya, gezi ve moda dergilerinde yayımlanmaktadır.

Son yıllarda dünyanın önemli fotoğraf merkezlerinde gerçekleştirdiği sergilerle adını uluslararası düzeyde duyuran Ali Borovalı, son çalışmaları olan Buz/Ice ve Aynaroz/Mount Athos ile büyük yankı uyandırdı. Pek çok kez Türkiye ve Balkanlarda, dünyanın en büyük fotoğraf fuarı olan Köln Photokina’da, fotojurnalizmin doruk noktası Fransa, Perpignan Visa Pour L’Image festivalinde ve Polonya FotoArt Festival’de kişisel sergiler açtı. Kazandığı birçok ödülün yanısıra Türkiye’de yılın basın fotoğrafçısı ünvanına layık görülen Borovalı, Fujifilm tarafından Avrupa’da Euro-Press Award’a aday gösterildi. Ali Borovalı’nın Türkiye’de Khalkedon ve Türk Fotoğrafçıları Kütüphanesi’nden, Yunanistan’da Militos, Lambrakis Press ve Mount Athos Center’den yayımlanmış kitapları bulunmaktadır.

Orada Kimse Var Mı? sergisi üç şehirde 28 Şubat 2018 tarihine dek izlenebilecek.

22 Ocak 2018 Pazartesi günü, Fransız-Alman dostluğunun 15. günü kutlanacak. Bu vesileyle İstanbul Fransız Kültür Merkezi ve Goethe Enstitüsü, sizlere iki film sunuyor : 22 Ocak Pazartesi günü 19.15’te Hannah Arendt (Margarethe von Trotta) ve 23 Ocak Salı günü Frantz (François Ozon). Giriş ücretsizdir ve filmler Türkçe altyazılı olacaktır.

19.15 – FRANTZ (2016)
Yönetmen: François Ozon
Süre : 113 dk
Almanca, Fransızca, Türkçe altyazılı.

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından, nişanlısının ölümünü Fransa’da yaşayan genç bir Alman nişanlısının mezarını çiçek bırakan gizemli bir Fransız ile karşılaşır.

Ücetsiz giriş için kayıt

 

22 Ocak 2018 Pazartesi günü, Fransız-Alman dostluğunun 15. günü kutlanacak. Bu vesileyle İstanbul Fransız Kültür Merkezi ve Goethe Enstitüsü, sizlere iki film sunuyor : 22 Ocak Pazartesi günü 19.15’te Hannah Arendt (Margarethe von Trotta) ve 23 Ocak Salı günü Frantz (François Ozon).

19.15 – HANNAH ARENDT (2012)
Yönetmen: Margarethe von Trotta
Süre : 113 dk
Almanca, Ingilizce, Türkçe altyazılı.

Filozof ve siyaset teorisyeni Hannah Arendt’in hayatına bir göz atın ; New Yorker tarafından, milyonlarca Yahudi’nin sınır dışı edilmesinden sorumlu Adolf Eichmann’ın davasını kapsamak üzere Kudüs’e gönderiliyor.

Ücetsiz giriş için kayıt

Yönetmen : Umur TURAGAY
2016, 126” – Türkçe. Fransızca altyazılı
Nejat İşler, Serenay Sarikaya, Zerrin Tekindor, İştar Gökseven

Küçük bir kasabada yaşayan ve sürekli kendini tekrarlayan hayatının sırrını çözmeye çalışan Çiçek, ailesinin kendisine dayattığı hayatın içinde sıkışıp kalmış genç bir kadındır. Kasabaya yeni gelen edebiyat öğretmeni Doğan ile arasında büyük bir aşk başlar. Doğan ve Çiçek farklı hayatlarına rağmen birbirlerinin yaralarını sarmaya çalışırken bir ailenin de kaderini kökünden değiştirecektir…

Film sonrası Yönetmen Umur Turagay ile buluşma gerçekleşecektir.

Gösterim tarihleri :
Ctesi 20/01 – 16.45
Pazar 21/01 – 14.30

BUĞDAY
Yönetmen: Semih Kaplanoğlu
Süre : 128 dk
Dil: İngilizce. Türkçe atlyazılı

Cemil, parlak kariyerini bırakıp, yorucu şehir hayatını terk ederek modern hayata sırtını dönmüş bir bilim insanıdır. Ölü Topraklar bölgesine yaptığı yolculukta, yolu tohum genetiği uzmanı Profesör Erol Erin ile kesişir. Yola, yeşertecekleri tohumları aramak için çıkan ikilinin hayatı bambaşka bir hal alacak, Erol’un bugüne kadar öğrendiği her şey değişecektir.

Bilet fiyatları 10 TL’dir  (Fransız Kültür Merkezi öğrencileri için 5 TLdir) ve bilet satışı gösterim günleri 14:30 ve 19:15 saatleri arasında yapılmaktadır. Sadece nakit ödeme geçerlidir.

Kayıt

Yönetmen : Asghar FARHADI
2016, 123” – Farsça, Türkçe altyazılı
Shahab Hosseini, Taraneh Alidoosti, Babak Karimi

Tiyatrocu çift Rana ve Emad, yeni bir eve taşınır. Rana, burada saldırıya uğrar. Emad, travmasını sessizce atlatmaya çalışan Rana’nın aksine intikam alma yolunu seçer. Farhadi, ahlaki açılımları ve İran toplumuna getirdiği derin çözümlemelerle bir kez daha insan davranışlarının dehlizlerine iniyor.

2016 Cannes Film Festivali En İyi Erkek Oyuncu Ödülü

En İyi Film, En İyi Yönetmen ve Jüri Ödülü adaylıkları

2017 Oscar Ödülleri En İyi Yabancı film Ödülü

Otuzbeslik.com ve Birikim Atölyesi kısa film iyi gider düşüncesiyle “ALTERNATİF KISA” film etkinliğinin üçüncüsünü düzenliyor. Aralarında bir Fransız filminin de bulunduğu beş kısa filmin gösterileceği “ALTERNATİF KISA III” yönetmenlerin ve oyuncuların katılımıyla gerçekleşecek. Etkinlik soru-cevap şeklinde gerçekleşecek. Giriş : 5 TL

Fransa’da yükselen G-House (Gangsta House) akımının öncü figürlerinden Amine Edge & Dance, 2 Aralık Cumartesi akşamı, XXF Very Very French Festival kapsamında Renault ana partnerliğinde Babylon’da.

Tohumları Güney Fransa’da atılan Amine Edge & Dance, house, soul ve 80’ler hip-hop ekseninde dinleyicileriyle buluşuyor. Bağımsız plak şirketi Desolat etiketiyle yayımlanan ve Loco Dice’nin desteğini alan “FCK UR OPINION” EP’leri ile teknoya da uzanan ikili, bugüne kadar duyulmamış karanlık ritimleri de sahneden yaymayı başarıyor. Ekip, Solomun, Carl Cox, Laurent Garnier gibi isimlerden övgüler topluyor.

Paris Fransız Kültür Merkezi desteğiyle

Biletler : https://www.mobilet.com/event/amine-edge-and-dance-xxf-very-very-french-festival-421-f32f

Yönetmenler : Michael HANEKE
2017, 108” – Fransızca. Türkçe altyazılı
Isabelle Huppert, Jean-Louis Trintignant, Mathieu Kassovitz

Fransa’nın kuzeyindeki Calais’de görünüşte oldukça rahat ve zengin bir şekilde yaşayan Laurent ailesinin hayatı, beklenmedik olaylar sonucu hayatlarına giren Eve’in gelmesi ile rayından çıkar. Bitmek bilmeyen aile sorunları ve yıllarca özenle sakladıkları sırları artık başa çıkılabilecek gibi değildir. Haneke, günümüz dünyasına ve insan ilişkilerine yine en sert eleştirileri getiriyor, sorunlu aileler, kuşaklararası intikam, bastırılmış suçluluk duygusunun yarattığı tahribatı ele alıyor.

2017 Cannes Film Festivali’nde 6 adaylık.

Gerçek ve kurguyla, nasıl dile getirilmeli dünya?

Elflerin Yaşamı kitabının Türkçe yayınlanması vesilesiyle, yazar Muriel Barbery, Fransız yayıncısı Jean-Marie Laclavetine ve Türk yazarlar Enis Baturile Yiğit Bener ile birlikte Fransız Kültür Merkezi’nde bir söyleşiye konuk oluyor.

Muriel Barbery’nin üçüncü romanı Elflerin Yaşamı, kimi zaman fantastik türüne de göz kırpan, aynı zamanda hem gerçekçi hem şiirsel hem de düşsel olan bir masalı andırmaktadır. Gerçeği anlatabilmek için gerçekten uzaklaşmayı seçen bu türler arası roman, kurgu ve imgelemenin dünyayı nasıl dile getirebileceklerini sorguluyor.

Söyleşi sonrası yazarlar kitaplarını imzalayacaklar.

 

Yüksek eğitimini Ecole Normale Supérieure’de yapan felsefe profesörü Muriel Barbery’nin Gallimard yayınevi tarafından yayınlanan üç romanı: 12 dile çevrilen Gurmenin Son Yemeği (2000), tüm dünyada altı milyon satış gerçekleştiren Kirpinin Zerafeti (2006) ve sihir, edebiyat, şiir ve doğayı buluşturan Elflerin Yaşamı. Bu üç eser Kırmız Kedi yayınevi tarafından Türkçe’ye kazandırılmıştır.

Roman ve öykü yazarı Jean-Marie Laclavetine, 1989 yılından bu yana Gallimard yayınevinde okuma komitesi üyesidir. Liseliler Goncourt ödülllü Première Ligne ve Fransız Akademisi Öykü Büyük ödülüne layık görülen Le Rouge et le Blanc eserleri dahil olmak üzere birçok kitabın yazarıdır. Türkçe’ye çevrilen eserleri arasında Yarın Dündür (İletişim yayınları), Usulca (İletişim yayınları) ve Mavi Sabahlar (Kanat Kitap) bulunmaktadır.

Şair, deneme, roman yazarı ve Kırmızı Kedi yayınevinin edebiyat danışmanı Enis Batur, 1992-2004 yılları arasında Proust, Sartre, Derrida, Foucault ve Barthes’ın eserlerini de yayınlayan Yapı Kredi Yayınları’nda yöneticilik yapmıştır. Bir çok dile çevrilen eserlerinde, İslam mitolojisine olduğu kadar Anadolu Sufileri’ne ve Batı Edebiyatı’na gönderme yapar. Fransızca yayınlanan birçok eseri arasında : D’une bibliothèque l’autre (Alberto Manguel önsözüyle, Bleu autour yayınları), Encyclopédie privée ; Amer savoir ve La Pomme (Actes Sud yayınları).

Yazar, tercüman ve çevirmen Yiğit Bener Fransızcaya da çevrilen birçok roman (Actes Sud tarafından Fransızca basılan Heyulanın Dönüşü romanı 2012 yılında  Orhan Kemal roman ödülüne layık görülmüştür), öykü (Öteki Kabuslar derlemesi) deneme ve çocuk kitapları yazarıdır. Aralarında Céline’nin Gecenin Sonuna Yolculuk (2002, Dünya çeviri ödülü) ve Koltès’in Batı Rıhtımı kitabının da yer aldığı bir çok Fransızca eserin çevirmenidir. Enis Batur’la ortak deneme kitapları Simültané Cinnet 2017 yıında MEET yayınları tarafından Fransızca yayınlandı. Aynı zamanda konferans çevirmenliği de yapan Bener, bu meslek ile ilgili üniversitede ders vermektedir.

 

Simültane çeviri, katılım için kayıt gereklidir.

Nasreddin Hoca’nın gülünç maceraları

Gölge oynatıcısı / Ruşen YILDIZ

Müzik / Hüsnü KIZILGÖZ

İstanbul Fransız Kültür Merkezi, İstanbul Kukla Festivali ile işbirliğini bu yıl da sürdürüyor. Bu yıl 20.si düzenlenecek olan Festival farklı ülkelerin katılımı ile, çocuklar için olduğu kadar yetişkinler için de zengin bir gösteri programı sunuyor. Festival programında Fransa’dan ise Fransız-Türk sanatçı Ruşen Yıldız’ın tasarladığı « Eşek olmak gerek » adlı gölge oyunu yer alıyor.

…Deliler pek şanslılar, çatlak oldukları işin ışığı geçiriyorlar….

13. yüzyılda Anadolu’da yaşadığı düşünülen Nasreddin Hoca, sözlü geleneğin efsanevi bir kahramanıdır. Ona, Kuzey Afrika’dan Çin’e, Mısır’dan Suriye ve Sicilya’ya değişik coğrafyalarda farklı isimlerle rastlanır.

Yarı deli, yarı bilge bu kişilik için denir ki, « fazla zekadan aptala dönmüştür veya o kadar aptaldır ki sonunda akıllı şeyler de söyler ». Bazen bir aptal, bazen aydınlanmış bir kişi ama her zaman incelikli Nasreddin Hoca, görünüşteki bir saflıkla veya ağzından çıkan tek bir kelimeyle her zaman güldürmeyi başarır. Çocuksu bir anlatımla derin düşünce arasında yer alan Nasreddin Hoca’nın hikayeleri, inanç, hayatın anlamı, kader, iş, ticaret, aşk, zenginlik veya ölüm üzerine düşünmeye teşvik eder.

Bu gösterinin gölge tasvirleri ve dekorları Osmanlı, İran ve Hint minyatürlerinden etkilenmiştir. Gösterinin ruhu ise, UNESCO tarafından Dünya Kültürel Mirası listesine dahil edilen geleneksel Türk gölge oyunu Karagöz’den ilham alıyor.

Tüm gösteri boyunca yer alan yedi farklı tabloya Türk-Anadolu çalgıları (saz,  def, ney, davul,  zil,…) akustik olarak eşlik ediyor. Müzik, gölge tiyatrosunun hayali alanlarında yankılanırken aynı zamanda hikayenin altını çizmekte, hareketlere ritim katmakta ve gösterinin nefes almasına katkıda bulunuyor.

Türk-Fransız asıllı gölge oynatıcısı Ruşen Yıldız, Fransa, Avrupa ve Türkiye’de, Karagöz ve gölge tiyatrosu oyunları yazmakta ve atölyeler düzenlemektedir. « Modernitenin gelenek olduğu » şiarını benimseyen sanatçı, oyunlarını Fransızca yazmaktadır ; gölge tasvirleri ve dekoru yaratırken ise kendi hayal gücünü katarak geleneksel modellerden yararlanmaktadır. Yıldız, eski zaman gölge oynatıcıları gibi, epik, enerjik ve birbirine tezat seslere sahip birbirinden farklı birçok kadın ve erkek karakteri canlandırmaktadır. İster bir ambiyans ister nefes alma zamanları yaratmak için olsun müzik, gösterilerinin önemli bir parçasıdır. Sanatçının kullandığı anakronizmler, icat ettiği sözcükler veya tutarsızlıklar ise günlük konuları birer evrensel soruya dönüştürmektedir.

Oyun Fransızcadır.

7 yaş ve üzeri tüm izleyiciler içindir. / Süre : 1 saat

 

www.istanbulkuklafestivali.com

www.abdal-hayali.com

Canlandırma Sinema Festivali kapsaminda.

22 Ekim Pazar, 15.00
ERNEST VE CELESTINE
Yönetmenler: Benjamin Renner, Stéphane Aubier, Vincent Patar
Süre : 79 dk
Dil : Türkçe.

Cannes Film Festivali’nde ödülle dönen animasyon, küçük fare Celestine ile ayı Ernest’in dostluk hikayesini işliyor. Fare Celestine, kemirgenlerin hüküm sürdüğü gizli bir yeraltı şehrinde yaşar. Kaldığı yetimhanenin müdürü her gece bütün miniklere bu şehrin dışında kalan bilinmeyen dünyayla ilgili ürkütücü hikayeler anlatmakta, orada korkunç ayıların yaşadığını söylemektedir. Resim yapmayı çok seviyor olsa da diş hekimliği okumaya karar veren Celestine, küçük ayıların düşüp kendi şehrine gelen dişlerini incelemektedir. Bir gün agresif bir ayı ailesinin baskınıyla karşılaşırlar ve uyanıp gözlerini açtığında kendini aç bir ayı olan Ernest’in yanında bulur!

Gösterimler ücretsiz olup, gösterim tarihinden önce bağlantı yoluyla kayıt yaptırmanız gereklidir.
Lütfen kimlik belgesi getirdiğinizden emin olun.

Canlandırma Sinema Festivali kapsaminda.

21 Ekim Cumartesi, 17.30
Yönetmenin katılımıyla.


LOU
İSE SAHİLDE (LOUISE EN HIVER)
Yönetmen: Jean-François Laguionie

Süre : 75 dk
Dil : Fransızca. Türkçe altyazılı.

Yazın sonunda yaşlı bir kadın, küçük kıyı kasabası Billigen’den ayrılan son trenin, onu almadan gidişini seyreder. Kasaba terk edilmiş bir haldedir. Hava hızla kötüleşir ve yüksek gelgitler elektriği ve tüm iletişim araçlarını keser. Robinson’un yarısı kadar bile güçlü olmayan Louise’in kışı atlatamama riski vardır.

Gösterimler ücretsiz olup, gösterim tarihinden önce bağlantı yoluyla kayıt yaptırmanız gereklidir.
Lütfen kimlik belgesi getirdiğinizden emin olun.

İkinci bir gösterim Canlandıranlar tarafindan Karga Bar‘da (Caferağa Mahallesi, Kadife Sk. No:16, Kadıköy) 22 Ekim Pazar saat 17.00’de düzenleyecek.

Ayrıntılı bilgi için :

http://www.canlandiranlar.com
http://www.facebook.com/canlandiranlar
http://www.fete-cinema-animation.fr/

Canlandırma Sinema Festivali kapsaminda.

20 Ekim Cuma 21.00
& 22 Ekim Pazar, 13.00

BLACK MÓR ADASI (L’ILE DE BLACK MÓR)
Yönetmen: Jean-François Laguionie

Süre : 81 dk
Dil : Fransızca. Türkçe altyazılı.

1803’te Cornwall sahilinde on beş yaşında bir çocuk olan Le Kid, mahkum olarak yaşadığı yetimhaneden kaçıyor. Gerçek ismini bilmiyor ve hazine adasına benzemek isteyen ünlü bir korsan olan Black Mór’un kitabından düşen bir hazine adasının haritasına sahiptir. İki virane yağmacı olan Mac Gregor ve La Ficelle ile, Le Kid sahil güvenlik aracının teknesini ele geçiyor ve Atlantik Okyanusu’nun diğer ucundaki ünlü adayı aramak için yola çıkıyor. Fakat korsanların kitaplarında gibi hiçbir şey olmaz … Kimliği araştırılırken, Le Kid inandığından daha kırılgandır ve Black Mór adasına gelmeden önce birçok macera beklemektedir…

Gösterimler ücretsiz olup, gösterim tarihinden önce bağlantı yoluyla kayıt yaptırmanız gereklidir.
Lütfen kimlik belgesi getirdiğinizden emin olun.

4. kez düzenlenen Yaşar Üniversite’si Contact – Uluslararası Öğrenci Film Festivali’ne bu yıl Fransa’nın en iyi sinema okullarından biri olarak La Fémis konuk okul olarak katılıyor. Festival dahilinde La Fémis’ten gelen öğrencilerin filmleri gösterilecek, bunun yanı sıra eğitimci Yves Thomas bir Master Class gerçekleştirecek.

UrbanEx işbirliği ile

Yönetmen : James Bolton
2004, 79″
Ruben Bansie-Snellman, Pepper Fajans

Seattle’ın yağmurlu sokaklarında kaykayı ve sprey boyaları ile dolanan Nick nerde yorulursa orda uyumakta, neye ihtiyacı olursa hırsızlık yapmaktadır. Tüm zamanını ise geceleri boş duvarlara ismini yazarak geçirmektedir. Bir gün sokakta kendisi gibi olan Jesse ile tanıştığında terkedilmiş binalara, tren katarlarına ve boş duvarlara bıraktıkları yetenekleri farklı bir dostluğun da başlangıcı olur. 2004 Berlin, Seattle, Melbourne, Rio, Atina Film Festivalleri resmi seçkilerinde yer alan filmin müzikleri Kid Loco’dan..

Bilet : 10 TL

Fransız Kültür Merkezi, Fransız dramaturg Jean-Luc Lagarce’ın Alt Tarafı Dünyanın Sonu adlı oyununu ağırlıyor. Lesli Karavil’in okuma tiyatrosu olarak sahnelediği oyunda Tuğrul TÜLEK, Tilbe SARAN, Sermet YEŞİL, Gizem ERDEM, Eylül Su SAPAN rol alıyorlar.

Fransız oyun yazarı Jean-Luc Lagarce’ın 1990 tarihinde kaleme aldığı Alt Tarafı Dünyanın Sonu, on iki yıl önce ayrıldığı evine geri dönen Louis’i konu almaktadır. Louis öleceğini öğrendiğinde hem ailesiyle tekrar görüşmek, hem de çok az zamanının kaldığını söyleyebilmek için eski evini ziyaret kararı alır lakin hiçbir şey beklediği gibi değildir. Oyunun diğer karakterleri olan Anne, Antoine ve Suzanne, Louis’siz geçen yılların oluşturduğu dünyayı ona yansıtırlar. Herkes birbiriyle ilişki içindeymiş gibi gözükse de kimse kimseyi duyamamakta ya da iletişim kuramamaktadır. Lagarce’ın AIDS’den ölmeden 5 yıl önce yazdığı bu oyun Xavier Dolan tarafından 2016 yılında sinemaya aktarıldı.

 

Yazar: Jean- Luc LAGARCE
Çevirmen: Ayberk ERKAY
Yönetmen: Lesli KARAVİL
Dramaturji: Ozan Ömer AKGÜL
Yaratıcı Ekip: Ceren YÜKSEKKAYA, Gökhan COŞKUN
Oyuncular: Tuğrul TÜLEK, Tilbe SARAN, Sermet YEŞİL, Gizem ERDEM, Eylül Su SAPAN

Gösteri Süresi: 90 dakika

Türkçe olarak gerçekleşecek etkinliğe giriş ücretsizdir.

Katılım için kayıt gereklidir.

Sunum –  Performans

Aylaklar sergisinde « Limonata Gibi Hava » başlıklı bir sanatçı kitabı ile yer alan Yasemin Özcan, usta dili ve güçlü mizah duygusuyla şekillendirdiği anekdotlarla ziyaretçileri kamusal alanda kadın/erkek, bakan/bakılan, görünür/görünmez olma ilişkileri üzerine tekrarlayan bağlantılar kurmaya teşvik ediyor. Sanatçı “Flanöz’ün Kalbi” isimli bir sunum performans gerçekleştirecek.

http://bulten.iksv.org/limonatagibihava.pdf

OPHÉLIE GAILLARD, viyolonsel

CÉDRIC PESCIA, piyano

İstanbul Resitalleri yeni sezonda iki önemli müzisyeni aynı sahnede buluşturuyor : Fransız viyolonselist  Ophélie Gaillard ve Fransız-İsviçreli piyanist Cédric Pescia. Bu özel konserde Ophélie Gaillard, CIC Bankası tarafından kendisine emanet edilmiş bulunan Francesco Goffriller (1737) yapımı bir çello çalacak.

2003 yılında Victoires de la Musique ödüllerinde “Yılın Enstrümantal Solisti” ünvanını alan Fransız viyolonselist Ophélie Gaillard, müzik dünyasında kısa süre içerisinde çok yönlü bir müzisyen olarak seçkin bir yer edinmiştir. Birçok uluslararası ödülü bulunan sanatçı en saygın konser salonlarında sahneye çıkmakta ve Bach’ın Süitleri’nden çağdaş yapıtlara kadar solo viyolonsel repertuarını başarıyla icra etmektedir. Ophélie Gaillard’ın kaydettiği Bach Süitleri ve Britten Süitleri albümleri uluslararası eleştirmenlerin büyük takdirini almıştır (Diapason d’Or, Choc du Monde de la Musique…). Birçok festivalin konuğu olan ve en saygın orkestralar eşliğinde solo konserler veren sanatçının kayıtları France Musiques, BBC, Radio 3, France 2, Mezzo ve Arte gibi radyo ve televizyon kanallarında yayınlanmaktadır.

Cédric Pescia’nın uluslararası kariyeri, 2002 yılında Gina Bachauer Uluslararası piyano yarışmasında birincilik ödülü almasıyla başlar. Avrupa ve Amerika’da solist ve oda orkestralarında sahne alır. Manevi ustaları Cortot, Schnabel, veya Glenn Gould ile Bach’ın sihirli dünyasını paylaşır. Aynı zamanda Lozan Oda Müziği konserler dizisi olan “Ensemble en Scène”in sanat yönetmenliği görevini de yürütmektedir. Amerika ve Avrupa’da verdiği masterclass’ların yanı sıra 2012 yılında Cenevre’deki Yüksek Müzik Okulu’na piyano profesörü olarak atanmıştır.

Yönetmenler : Radu MIHAILEANU
2016, 125” – Fransızca. Türkçe altyazılı
Gemma Arterton, Elliott Gould, Mark Rendall

Aşık iki genç, Léo ve Alma. Birbirlerine ömür boyu mutluluk sözü vermişken, savaş onları ayırır. Günümüz New York’unda geçmişteki aşkının hayaliyle yaşayan Polonyalı göçmen Leo ile, annesinin uzun süren yalnızlığına çare bulmak isteyen Alma’nın yolları Brooklyn’de kesişir. Genç Alma, annesine yeni bir eş ararken, kendisini de sınıf arkadaşı Misha’ya ilgi duyarken bulur ve aşkı keşfeder. Uzun süredir kayıp olan bir kitabın, esrarengiz bir şekilde ortaya çıkmasıyla, gün yüzü gören bir aşk hikayesi, herkesin hayatını derinden etkileyecektir…

Yönetmen : Stephan STREKER
2017, 98” – Fransızca. Türkçe altyazılı
Lina El Arabi, Sébastien Houbani, Babak Karimi

18 yaşındaki Belçika-Pakistan asıllı Zahira, ailesi üyeleriyle çok iyi geçinmektedir. Ta ki görücü usülüyle evlenmeye zorlanana kadar. Ailesinin zorlamaları, batı tarzındaki hayat biçimi ve özgürlük arayışları arasında kalan genç kız ağabeyi ve sırdaşı Amir’e sığınır…

3 ödül ve 3 adaylık.

Yönetmenler  : François OZON
2017, 107” – Fransızca. Türkçe altyazılı
Marine Vacth, Jérémie Renier, Jacqueline Bisset

Kırılgan bir genç kadın olan Chloé, sorunlarının üstesinden gelmek için gittiği psikyatristine aşık olur. İkilinin sağlıklı görünen ilişkileri, Chloé’nin, sevgilisinin gerçek kimliğine dair ondan bir şeyler sakladığını keşfetmesiyle gerilimli bir hal alır ve çift arasında bir köşe kapmaca başlar.

2017 Cannes Film Festivali’nde 6 adaylık.

AVRUPA DİLLER GÜNÜ

21.10.2017

Sizleri 21 Ekim Cumartesi günü bizlerle birlikteAVRUPA DİLLER GÜNÜ’nü kutlamaya davet ediyoruz.

Avrupa Diller Günü kapsamında, katılımcı ülkeler ve kültür merkezleri – Italya, Portekiz, Yunanistan, Fransa, Lüksemburg, İsviçre, Avusturya, Almanya ve Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu – tarafından gün boyunca sergiler, bilgi masaları, ödüllü quizler gibi tkinliklerle diller arası farklılıkları ve Avrupa kültürünü deneyimleyeceksiniz.

PANORA AVM’de (giriş kat) saat 14.00’den 20.00’ye kadar sergi ve standımızı ziyaret ederek Avrupa Diller Günü’nü bizimle birlikte kutlayın!

Yeni bir dil öğrenmek için asla geç değildir!

Bilgi notu: Avrupa Dil Günü Strasbourg’da yer alan Avrupa Konseyi’nin insiyatifiyle, 2001 yılından bu yana 26 Eylül’de kutlanmaktadır.

Avrupa çapında 800 milyon Avrupalı’nın 47 üye ülkesiyle temsil edildiği Avrupa Konseyi, okul içinde ve dışında her yaş aralığında daha fazla dil öğrenmeyi teşvik etmektedir.

Bu gün kapsamında, Avrupa çapında, çocuklar için veya çocuklarla birlikte katılınabilecek etkinlikler, televizyon ve radyo programları, dil kursları ve konferansları gibi bir çok etkinlik düzenlenmektedir.

20 – 22 Ekim arasında

Fransız Kültür Merkezi, bu yıl beşinci kez Canlandıranlar Derneği işbirliği ile İstanbul Canlandırma Sineması Festivali’ni kutluyor. Üç gün süren festival boyunca animasyon severler çoğu Fransız Kültür Merkezi’nde ilk kez gösterilecek olan çok sayıda uzun ve kısa metrajlı filmleri izleyebilecek.

Bu sene yönetmen Jean-François Laguionie, birçok filminin senaryo yazarı Annick Le Ray ile birlikte Fransiz Kültür Merkezinde gelecek. Yeni uzun metrajin Louise en Hiver (Türkiye’de ilk defa vizyonda) ve carte blanche kapsaminda kısa filmlerin sunacak.

Gösterimler ücretsiz olup, gösterim tarihinden önce bağlantı yoluyla kayıt yaptırmanız gereklidir.
Lütfen kimlik belgesi getirdiğinizden emin olun.

Ayrıntılı bilgi için :

Fransız Kültür Merkezi, 4. PORTIZMIR Trienali işbirliğiyle bir seramik atölyesi düzenleyecek. Atölye 10-18 Ekim tarihleri arasında, Alsancak’ta bulunan K2 Sanatçı Rezidansı’nda, Fransız Seramik sanatçısı ve tasarımcı Brigitte de Bazelaire yönetiminde gerçekleşecek.
İzmir’de gerçekleşecek olan bu atölye için, sanatçı “Mevsimler, şekiller, renkler” temasını seçti.
 
Atölye 10 – 18 Ekim tarihlerinde saat 16.00 – 19.00 arası 7 gün sürecektir (cumartesi ve pazar günü hariç).
Katılım şartları ve bilgi için dilek.kurt@ifturquie.org

 Brigitte de Bazelaire kimdir ?

Brigitte de Bazelaire renkli, ışık saçan, orijinal ya da  rustik  tasarımlarıyla günlük hayatta kullanılabilen tabak, ayna gibi fonksiyonel objeler ve doğaya atıfta bulunan organik formlarda eserler üretmektedir.

2004 yılında seramik tasarımında tanınmış bir marka olan Sentou tarafından keşfedilen sanatçının eserleri, ticari olarak mağazalarda bulunmanın yanı sıra  tasarım fuarlarında ve sergilerde de yer almaktadır.  2006’da sofra sanatlarına yönelik tasarımlar üreten sanatçı, 2012 yılında kendi adını verdiği bir seri çıkarmış, 2012’de Gien markasının koleksiyonunu üretmiştir.

Fransız Kültür Merkezi’nin davetlisi olarak İzmir’e gelen ve « Mevsimler, şekiller ve renkler » temasını seçen sanatçı Brigitte de Bazelaire, basit formlarda, doğa ve mevsimlere atıfta bulunan güncel tasarımların üretileceği bir atölye gerçekleştirecek.

Bilgi :

Dilek KURT

dilek.kurt@ifturquie.org

2017 yılı başında Fransız Kültür Merkezi ve Galata Perform işbirliğiyle İstanbul’da bir dizi atölye gerçekleştiren Fransız dramaturg Samuel Gallet’nin « La Bataille d’Eskandar » (İskandar Savaşı) başlıklı tiyatro metni, bir kentin hikayesini, sarsıntılarını ve bir kadının dünyanın yalnızlığına karşı kafa tutan mücadelesini anlatıyor.

Reyhan Özdilek tarafından Türkçe’ye çevrilen İskandar Savaşı, Yeni Metin Yeni Tiyatro Festivali kapsamında Fransız Kültür Merkezi’nde,  Eren ÇiğdemEvrim Doğan, Mark Levitas ve Sabahattin Yakut‘un  katılımıyla oyun okuması olarak seyirciyle buluşacak.

Evinden atılmak üzere olan kadın bir deprem olduğunu hayal eder… Ortaya çıkan kaosun yardımıyla sekiz yaşındaki oğluyla birlikte kendine yeni bir gelecek inşa edebilecektir. İşte şimdi felaket gerçek oluyor. Hayaller gerçekliğin yerini alabilecek kadar güçlü müdür? Her şey yerle bir oluyor… Eskandar’da doğa sahip olduğu hakları geri alıyor. Bir hayvanat bahçesi terk ediliyor, vahşi hayvanlar orayı terk edemeyenlere ya da terk etmek istemeyenlere saldırıyor.

1981 yılında doğan Samuel Gallet, müzisyenlerle birlikte sahnelediği oyunlar ve dramatik şiirler yazmaktadır. Beş tane oyunu France Culture tarafından yayınlandı ve oyunlarının bir çoğu Fransa’da ve Avrupa’nın değişik tiyatrolarında sahnelenmektedir. 2014 yılında Şili çağdaş politik tiyatrosu üzerine yaptığı çalışmasıyla Villa Medicis Hors le Murs (Fransız Enstitüsü) ödülünü aldı. 2015 yılından beri Enzo Cormann ile birlikte ENSATT’ta oyun yazarlığı bölümünün başındadır. Theatre du Preau (Centre Dramatique de Vire – Normandie) bünyesinde sanatçı olarak ve Scenes du Jura (Scene Nationale) bünyesinde ise oyun yazarı olarak yer almaktadır. La Batille d’Eskandar, Issues, Oswald de Nuit ve Communique n’10 gibi oyunları Editions Espaces 34 tarafından yayınlanmıştır.

 

Türkçe olarak gerçekleşecek etkinliğe giriş ücretsizdir.

Fransızca üstyazı olacaktır.

Katılım için kayıt gereklidir.

Söyleşi sadece Türkçe dilinde yapılacaktır.

Céline’in Taksitle Ölüm (Mort à crédit) romanının Yapı Kredi Yayınları tarafından Türkçe yayınlanması vesilesiyle, Fransız Kültür Merkezi, yazarın çocukluğu ve gençliğini anlattığı ve ilk kez 1936 yılında basılan bu büyük eseri üzerine bir edebiyat buluşması düzenliyor.  Bu buluşmada, romancı Hakan Günday ile Céline’in eserlerini Türkçe’ye çeviren Yiğit Bener (Gecenin Sonuna Yolculuk, Yapı Kredi Yayınları) ve Simla Ongan (Taksitle Ölüm) bir araya gelecekler. Bu edebiyat akşamında ayrıca Fransız-Türk asıllı aktör Cansel Elçin romandan Türkçe ve Fransızca bölümler okuyacak.

« Kendini bazı hatalara ve acımasızlıklara kaptırmış olmasına ve bunların bedelini çok keskin bir biçimde ödemiş olmasına rağmen, Céline  benzersiz güçte bir betimleme yeteneğine, çok kontrollü ve yüksek renklerde bir ressamın becerisine sahipti ; öncelikle öylesine esin dolu ve çoğunlukla öylesine gerçekti ki,  yarattığı karakterler daha sonra bir nevi mitolojik bir evren oluşturacaklardı. İnsanlık ne kadar suçlarından ve düşkünlüklerinden iyileşirse, Céline’in kışkırtıcı değeri de o kadar anlaşılacaktır… » Bibliothèque de la Pléiade’da yayınlanan Taksitle Ölümiçin edebiyat tarihçisi Henri Mondor’un yazdığı önsözden alıntı, 1962

Yazar, tercüman ve çevirmen Yiğit Bener Fransızcaya da çevrilen birçok roman (Actes Sud tarafından Fransızca basılan Heyulanın Dönüşü romanı 2012 yılında  Orhan Kemal roman ödülüne layık görülmüştür), öykü (Öteki Kabuslar derlemesi) deneme ve çocuk kitapları yazarıdır. Aralarında Céline’nin Gecenin Sonuna Yolculuk (2002, Dünya çeviri ödülü) ve Koltès’in Batı Rıhtımı kitabının da yer aldığı bir çok Fransızca eserin çevirmenidir. Enis Batur’la ortak deneme kitapları Simültané Cinnet 2017 yıında MEET yayınları tarafından Fransızca yayınlandı. Aynı zamanda konferans çevirmenliği de yapan Bener, bu meslek ile ilgili üniversitede ders vermektedir.

Türk sinema, tiyatro ve televizyon oyuncusu Cansel Elçin,  ilk ve orta eğitimini Paris’te Lycée Racine’de tamamladıktan sonra Ekonomi ve Sosyal Bilimler okudu. Tiyatro eğitimini, Fransa’nın önde gelen tiyatro okullarından sanatçı Ecole Florent’da tamamladı. Televizyon dizilerinde ve sinema filmlerinde aldığı rollerle Türkiye’de de tanınan sanatçı 2015 yılından bu yana, Şakir Gürzumar’ın yönettiği Frankenstein rolünü başarıyla canlandırmaktadır.

Sekiz roman yazan Hakan Günday’ın 2000 yılında yayınlanan Kinyas ve Kayra isimli kitabı Türkiye’nin ilk underground romanı kabul edilir. Az  romanı 2011 yılında Türkiye’de en iyi roman ödülüne layık görüldü ve 2013 yılında « D’un extrême à l’autre » başlığıyla Fransızcaya çevrildi. Ziyan isimli eseri ise Fransa-Türkiye 2014 ödülünü aldı. Daha (2013) romanıyla, 2015 yılında Fransa’nın prestijli ödüllerinden Prix Médicis’e layık görüldü.

1972 Ankara doğumlu Simla Ongan yabancı dil eğitmenliği ve serbest çevirmenlik yapıyor.

Katılım için kayıt zorunludur.

Yönetmen : Arnaud Desplechin
2017, 116” – 
Fransızca. Türkçe altyazılı
Mathieu Amalric, Marion Cotillard, Charlotte Gainsbourg

Hayatına yeni giren Sylvia ile şehirden uzak, sakin bir hayat yaşayan İsmail, yeni filminin hazırlıklarıyla meşguldur. Düzenli ve sakin olan yaşamında bir süre sonra sorunlar oluşmaya başlar. Yazılarında tıkanmaya başlayan İsmail’in hayatı, 20 yıl öncesinde bıraktığı bir hayaletin tekrar ortaya çıkmasıyla alt üst olur. Yıllar önce habersizce çekip giden karısı Carlotta, geri dönmüştür. İsmail iki kadının arasında gelgitler yaşarken, filmini tamamlamanın yollarını da aramaya başlar.

26 Eylül Salı – 19:15

BABAMIN KANATLARI
Yönetmen: Kıvanç Sezer
Süre : 101 dk
Dil : Türkçe. Fransızca altyazılı.

Eşzamanlı çeviri ile soru-cevap oturumu düzenlenecektir.

İbrahim ve yeğeni Yusuf İstanbul’da lüks bir şantiyede çalışan inşaat işçileridir. İbrahim ileri seviyede akciğer kanseri olduğunu öğrenir. Yaşlı ve hasta İbrahim’in tersine Yusuf hırslı ve gelecek için umut dolu bir gençtir.

Zorlu ve güvenliksiz koşullarda çalışmalarının bir sonucu olarak bir işçi yüksekten düşerek hayatını kaybeder. Firma ise olayın hukuki sorumluluğunu atmak için ölen işçinin ailesine kan parası teklif eder. İbrahim bu olayı duyduğunda ailesini düşünmeye başlar. Depremzede olan ailesi de yeni bir ev sahibi olmaya hak kazanmış olsa da uzun yıllar sürecek taksitleri ödemek zorundadır. Ancak para yoktur. Kanseri İbrahim’i eninde sonunda ölüme götüreceği için aklında şu soru canlanır: Bir insanın hayatının değeri nedir ve bu neye mal olur ?

Giriş ücretsizdir. Katılım için kayıt gereklidir.
Lütfen kimlik belgesi getirdiğinizden emin olun.

Fotoistanbul Festivali bu yıl da dünyanın farklı ülkelerinden birçok sanatçının eserlerini sergileyecek. Festival kapsamında aynı zamanda Beşiktaş’ın çeşitli yerlerinde fotoğraf etrafında değişik etkinlikler düzenlenecek.

Fransız fotoğrafçı ve video sanatçısı Muriel Bordier’nin Les Thermes  isimli serisi, İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nin katkılarıyla Fotoistanbul’da yer alacak sergilerden bir tanesi. Su sporları ile ilgili alanlara mizahi bir bakış getiren bu fotoğraf serisinde, birkaç aksesuar dışında sadece mimari ve insanlar fotoğrafların kompozisyonunu oluşturuyor. Gerçek veya tabloymuş hissi uyandıran fotoğraflarda su ise neredeyse hiç yer almıyor. Sanatçının bu çalışması EURAZEO 2015 ödülüne layık görülmüştü.

iyi bir komşu başlığıyla sanatçı ikilisi Michael Elmgreen & Ingar Dragset küratörlüğünde 16 Eylül – 12 Kasım 2017 tarihlerinde gerçekleşecek olan 15. İstanbul Bienali, kent genelinde farklı mekanlarda ev ve bir arada yaşama kavramlarını çeşitli açılardan ele alacak.

Fransa, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da Bienal ile özel işbirlikleri gerçekleştiriyor. Bienal’in resmi açılış gecesi, Fransa’nın Türkiye Büyükelçiliği ev sahipliğinde Fransa Sarayı’nda gerçekleşecek. Diğer yandan Bienal’e bu sene de Fransa’dan önemli bir katılım sağlandı: Adel AbdessemedLatifa Echakhch,Aude Pariset, Tatiana Trouvé.

İstanbul Fransız Kültür Merkezi, Bienal’e paralel olarak, Bige Örer’in küratörlüğünde gerçekleşen Aylaklar başlıklı sergiye de ev sahipliği yapacak. 13 Eylül-3 Kasım tarihlerinde gerçekleşecek sergide, Paris Cité des Arts’daki misafir sanatçı programına katılan sanatçılardan beşinin işleri yer alacak: Aslı Çavuşoğlu, İnci Furni, Yasemin Özcan, İz Öztat & Zişan ve Güneş Terkol.Fransa’da Türkiye Mevsimi vesilesiyle 2009’da başlayan ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından yürütülen bu Fransız-Türk işbirliği programından bugüne değin Türkiye’den otuza yakın sanatçı yararlandı.

Fransa Sarayı’nda gerçekleşen 15. İstanbul Bienali resmi açılış gecesi ve İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nde Bienal’e paralel olarak düzenlenen Aylaklarsergisi, TAV Passport,  Türk Ekonomi Bankası ve Air France’ın değerli katkılarıyla gerçekleştirilmiştir.

İstanbul Fransız Kültür Merkezi, Bige Örer’in küratörlüğündeki Aylaklar başlıklı sergiye ev sahipliği yapacak. 13 Eylül-3 Kasım 2017 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek sergide, Cité des arts*’daki misafir sanatçı programına katılarak farklı zamanlarda Paris’te yaşayan sanatçılardan beşinin işleri yer alacak: Aslı Çavuşoğlu, İnci Furni, Yasemin Özcan, İz Öztat & Zişan ve Güneş Terkol. Sanatçıların şehirle kurdukları ilişkide belirleyici eylem olan “yürüme” fikrinden yola çıkan bu sergi, 15. İstanbul Bienali’nin paralel etkinlikleri arasında yer alıyor.

Sergiye katılan sanatçıların, içinde yaşadıkları stüdyonun yanı sıra kentle kurdukları etkileşimlerden yola çıkarak oluşturdukları sergide “yürümek” eylemi belirleyici bir rol oynuyor. Yürümeyi, felsefi, coğrafi, manevi, toplumsal, siyasi ve edebi anlamda sorgulayan sanatçılar, şehrin farklı köşelerini, sokaklarını arşınlamayı sıradışı bir deneyime dönüştürerek, aylakların karşılarına çıkan beklenmedik durumlara tanıklık etmelerini sağlıyor ve yürüyüş güzergâhını bir belleğe dönüştürüyor. Yürüme üzerine farklı kuşaklardan ve coğrafyalardan oluşan zengin bir literatürden hareketle gelişen “Aylaklar” sergisinin asıl odak noktası 19. yüzyılda Paris’te Fransız edebi kültürünün önemli bir figürü olarak ortaya çıkan ve daha sonraki yıllarda da zamanüstü ve evrensel bir karaktere bürünen “aylak” figürü.

 “Aylaklar” sergisi için İnci Furni mekâna özgü bir yerleştirmeyle binanın avlusunda kuşlar için bir ev yaratacak. Uzun zamandır kuş evleriyle çalışan Furni, bu işinde Fransız Kültür Merkezi binasının bir biriminin aynısını küçülterek yapının mimarisini tekrar eden ve onunla bütünlük sağlayan bir kuş evi yapacak. İnci Furni’nin kuş evi desenleri de sergide yer alacak.

Güneş Terkol ise Fransız Kültür Merkezi’nin İstiklal Caddesi’ne bakan dış cephesinde yeni ürettiği Güzel Günler başlıklı işini sergileyecek. Farklı sebeplerle İstanbul’a göç etmiş kadınların deneyimleri, travmaları, hayalleri üzerine birlikte konuşarak bir atölye çalışması düzenleyen Terkol, katılımcıların kâğıt, kalem, kumaş gibi malzemeler kullanarak göçmen olma ve şehirde kadın olarak hareket etme hâlleri, yaşam ve nefes alma alanlarıyla ilgili hislerini ve hayallerini kolektif bir sanat çalışmasına taşıyacak.

Çeşitli malzemelerle ve farklı alanlarda çalışma pratiği olan Aslı Çavuşoğlu da Muthoscapesve Teslim6 adını taşıyan, farklı dönemlerden iki işi ile sergiye katılacak. Çavuşoğlu,Muthoscapes ile bir kez daha efsanelerin peşinden giderek farklı tarih ve hikâye yazımlarına işaret ederken, Teslim6’da ise aylaklığın edebiyatla kurduğu derin ilişkiye gönderme yapıyor.

Sergide Limonata Gibi Hava başlıklı bir sanatçı kitabı ile yer alacak Yasemin Özcan, usta dili ve güçlü mizah duygusuyla şekillendirdiği anekdotlarla ziyaretçileri kamusal alanda kadın/erkek, bakan/bakılan, görünür/görünmez olma ilişkileri üzerine tekrarlayan bağlantılar kurmaya teşvik edecek.

İz Öztat ise sergiye  adlı yerleştirmesi için tarihi bir figür ve alter egosu olarak gördüğüZişan’la işbirliği yaparak katılıyor 1930’lar Paris’inde yaşanan bir avangard deney olan Acéphale ile Zişan’ın kesişmesinden yola çıkan bu yerleştirme, farklı medyumlarla bu sergi için yeni üretilen işlerden oluşuyor.

“Aylaklar” sergisinin açılış gecesinde, saat 19:30’da, Yasemin Özcan ‘Flanöz’ün Kalbi’ isimli bir sunum performans gerçekleştirecek. Oğuz Erdin, Güçlü Öztekin ve Güneş Terkol’un yeni grubu GuGuOu da açılış programına aynı gece saat 20.15’de sergileyecekleri, şehirde yürüme, kaybolma ve aylaklık üzerine geliştirdikleri performansla katılacak.

*Fransa’da Türkiye Mevsimi vesilesiyle 2009’da başlayan ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından yürütülen bu Fransız-Türk işbirliği programı kapsamında Cité des Arts’daki misafir sanatçı programına bugüne değin Türkiye’den otuz sanatçı katıldı.

TAV PassportTürk Ekonomi Bankası ve Air France’ın değerli katkılarıyla

16/09 – 14/10 2017 tarihleri arasında

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 2009’dan bu yana Paris’in en köklü sanat kurumlarından Cité Internationale des Arts’daki Türkiye Atölyesi’ndeki misafir sanatçı programına katılmış beş farklı sanatçının katılımıyla 13 Eylül’de Fransız Kültür Merkezi ortaklığında açılacak ve 3 Kasım’a kadar devam edecek “Aylaklar” sergisiyle eş zamanlı olarak, yine Fransız Kültür Merkezi’nde bir de film programı gerçekleştirilecek.

Film programı, koordinasyonunu İKSV’nin üstlendiği Paris Cité Internationale des Arts’daki Türkiye Atölyesi’nde farklı zamanlarda çalışan beş kadın sanatçı, Aslı Çavuşoğlu, İnci Furni, Güneş Terkol, Yasemin Özcan ile İz Öztat & Zişan’ın sergi hazırlık sürecinde önerdikleri filmler arasından Fransız Kültür Merkezi tarafından yapılan bir seçkiyle oluşturuldu.

Gösterimler ücretsiz olup, gösterim tarihinden önce bağlantı yoluyla kayıt yaptırmanız önerilir.
Lütfen kimlik belgesi getirdiğinizden emin olun.


16 Eylül Cumartesi 19.15
ALPHAVILLE
Yönetmen: Jean-Luc Godard
Süre: 99dk
Fragman
Dil : Fransızca. Türkçe altyazılı.

Carte Blanche olarak,  Jean-Luc Godard’ın Alphaville Aslı Çavuşoğlutarafından seçildi.

Özel bir dedektif olan 003 kod numaralı Lemmy Caution, özel bir görevler bütününü halletmek için başka bir gezegene, Ford galaksisinin başkenti Alphaville’e gönderilir. Burada öncelikle kayıp ajan Henry Dickson’ı arayacak, ardından Alphaville’in yaratıcısı Profesör Von Braun’u ele geçirecek, son olarak da Alphaville’i ve onu yöneten bilgisayar-insan Alpha 60’ı yok etmesi gerekecektir. Lemmy Caution, görevi sırasında baştan çıkarıcı bir kadın olan Natacha ile karşılaşır ve aşık olur. Ancak ortada büyük bir sorun vardır: Natacha, Alpha 60’ı yaratan bilimadamının kızıdır…

 

23 Eylül Cumartesi 19.15
LA PLANÈTE SAUVAGE
Yönetmen: René Laloux
Süre: 72dk
Fragman
Dil : Fransızca. Türkçe altyazılı.

Carte Blanche olarak, René Laloux’nun La Planète Sauvage Güneş Terkol tarafından seçildi..

Fransız animasyoncu René Laloux imzalı başyapıt, iki farklı tür arasındaki ezeli mücadeleyi anlatıyor.
Dev yaratıklar ve küçük ‘insansılar’ arasındaki mücadele, içerdiği etkileyici fantastik unsurlara rağmen son derece tanıdık geliyor. Laloux ve senarist arkadaşları, 70’lerin politik iklimini çok iyi yansıtan bu filmde, sınıf mücadelesine dair düşüncelerini paylaşıyorlar aslında.
70’lerin en başarılı animasyon filmlerinden biri olduğunu özellikle belirtmek gerek. Saykodelik teknikleri, bilinçaltına işleyen müzikleri ve müthiş detaylar ve göndermeler içeren senaryosuyla ölümsüz bir klasik.

 

30 Eylül Cumartesi 19.15
YERSİZ YURTSUZ / SANS TOIT NI LOI
Yönetmen: Agnès Varda
Süre: 105 dk
Fragman
Dil : Fransızca. Türkçe altyazılı.

Carte Blanche olarak, Agnès Varda’nın Sans Toit ni Loi İz Öztat & Zişan tarafından seçildi.

Fransa’nın güneyindeki üzüm bağlarındayız. Dondurucu kış soğuğunda, Mona adlı bir evsizin cesedi bulunur. Çevresinde Mona’yı tanıyanlarla onun geçmişine yarı-belgesel bir yolculuk yaparız. Onu hayatının son haftalarında tanımış insanlarla Mona’nın hayatına bol geriye dönüşlerle bir bakış atarız. Sokaklarda oradan oraya sürüklenen bir yaşamda yollarının kesiştiği, tanımaya çalıştığımız bu gizemli karakteri, köhne bir evde esrar içen yaşlı bir adam ve bir kadın, ağaçların korunmasını isteyen bir çevreci ve Mona’nın üzüm bağlarında hasat zamanı beraber çalışırken aşık olduğu Tunuslu bir adamın gözünden izleriz.

.

7 Ekim Cumartesi 19.15
SEVGİNİN GÜCÜ / LEON
Yönetmen: Luc Besson
Süre: 103 dk
Fragman
Dil : İngilizce. Türkçe altyazılı.

Carte Blanche olarak, Luc Besson’un Sevginin Gücü Yasemin Özcan tarafından seçildi.

Masum bir kız ve bir katil. Birbirlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyleri yok. Erkek duygusuzca öldürüyor. Zayıf noktasını sadece 12 yaşındaki bir kız biliyor.

12 yaşında New York’ta yaşayan Mathilda, üvey ailesinin yanında sevimsiz bir yaşamı paylaşmaktadır. Babası, iki taraflı oynayan bozulmuş polis için uyuşturucu saklamaktadır. Mathilda’yı kaçıp gitmekten tek alıkoyan küçük erkek kardeşidir. Tüm ailesinin katledildiği gün alışverişte olan Mathilda şans eseri hayatta kalır ve en çok ihtiyacı olduğu sırada Léon’un dairesine saklanarak kendini kurtarır.

.

14 Ekim Cumartesi 19.15
KUTSAL MOTORLAR / HOLY MOTORS
Yönetmen: Leos Carax
Süre: 115 dk
Fragman
Dil : Fransızca. Türkçe altyazılı.

Carte Blanche olarakLeos Carax’ın Holy Motors İnci Furni tarafından seçildi.

Cesar o gün her sabah yaptığı gibi işe gitmek için elinde çantası, yaşadığı görkemli malikaneden çıkar, beyaz limuzinine doğru yürür. Çevresindeki korumalar ona eşlik ederken, şoförü Celine kendisine kapıyı açar ve yol boyunca o gün tamamlamaları gerekan randevularından konuşurlar. Cesar eline yaşlı bir kadın peruğu alıp onu düzeltmeye başlayıncaya dek her şey normal gibi görünmektedir. Peki gerçekten her şey bu kadar normal midir?

Fransız sinemacı Leos Carax’ın 13 yıl aradan sonra yeniden yönetmen koltuğuna oturduğu filmi tam bir deneysel sinema süreci. Bir hikayeden diğerine atlayan Cesar karakteri ve onun “randevu” adı altında büründüğü kılıklar, karakterler arasındaki geçişler ve tüm hikayeler boyunca farklı filmlere yapılan göndermeler seyircilerin akılını kurcalayacak boyutta.

Bu filmiyle 65. Cannes Film Festivali’nin yarışmalı bölümüne de katılan yönetmen, kadroya başrol oyuncusu Denis Lavant’ın yanı sıra Kylie Minogue, Eva Mendes, Edith Scob ve Michel Piccoli gibi isimleri de dahil etti.

19 Temmuz – 16 Ağustos 2017

Aix-en-Provence Festivali’nin en seçkin eserleri, festivalin hemen ardından 19 Temmuz – 16 Ağustos tarihleri arasında İstanbul Fransız Kültür Merkezi işbirliğiyle açık havadaki Zorlu PSM Amfi’nin dev ekranında ücretsiz olarak sanat severlerle buluşuyor!

1.Dünya Savaşı sonrası Cannes Film Festivali ve Avignon Tiyatro Festivali gibi sanatın ön plana çıktığı girişimlere, odak noktasına müziği alan bir festivalle eklemlenme isteği sonucu ortaya çıkan Aix-en-Provence Festivali, bu yıl 3-22 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek. Seçkisiyle her yıl dünya operasını şekillendiren festivallerden biri konumunda bulunan Aix-en-Provence Festivali kapsamında bu yıl sahnelenecek eserlerden Pinocchio, Carmen, The Rake’s Progress, Don Giovanni ve Erismena, Zorlu PSM Amfi’nin dev ekranı aracılığıyla ücretsiz olarak sanat severlerle buluşacak!

Sanata yönelik özel hayranlığı çok iyi bilinen Fransız opera yönetmeni Gabriel Dusserget’nin Kontes Lily Pastré’nin aldığı destekle birlikte başlayan Aix-en-Provence Festivali; yıllar içinde dünyanın en iyi opera festivallerinden biri konumuna geldi; hatta 2014’te Londra’daki Uluslararası Opera Ödülleri’nde En İyi Opera Festivali Ödülü’nü kazanarak bunu bir nevi tescillettirdi.

Peki festivalin sahnelenecek eserlerden oluşan seçkisi nasıl? Carlo Collodi’nin yarattığı ve gelmiş geçmiş en ikonik karakterlerden biri haline gelen Pinokyo’yu Joël Pommerat imzasını taşıyan librettosuyla birlikte Philippe Boesmans elinden opera sahnesine taşıyan Pinocchio, dünya prömiyerini burada yapacak. Prosper Mérimée’nin kısa öyküsünden uyarlanan ve Georges Bizet’nin elinden çıktıktan sonra Henri Meilhac ve Ludovic Halévy’nin yazdığı librettosuyla birlikte ilk defa Mart 1875’te Paris’teki Opéra Comique’te sahnelenen, yeni prodüksiyonuyla ise ilk defa seyirci karşısına çıkacak Carmen de bu seçkin programın bir parçası. William Hogarth’ın eserinden uyarlanan, librettosu Wystan Hugh Auden ve Chester Simon Kallman imzası taşıyan Igor Stravinsky operası The Rake’s Progress, ilk defa 11 Eylül 1951’de Venedik’teki La Fenice sahnesinde boy göstermesinin ardından 60 yılı aşkın geçmişine karşın diğerleriyle kıyaslandığında programın gençlerinden olup yeni prodüksiyonuyla ilk defa sahnelenmenin heyecanını taşırken Wolfgang Amadeus Mozart klasiği Don Giovanni; Opéra National de Lorraine, Théâtres de la Ville de Luxembourg ve Teatro Comunale Di Bologna işbirliğiyle Lorenzo da Ponte’nin librettosunu 29 Ekim 1787’de State Theater of Prague’da başlayan yolculuğun sonunda Aix-en-Provence Festivali sahnesine ilk defa sahnelenecek prodüksiyonuyla taşıyacak. Programın bir diğer göze çarpan operası ise Francesco Cavalli imzası taşıyan ve Théâtres de la Ville de Luxembourg işbirliğiyle sahnelenecek Erismena. Aurelio Aureli’nin yazdığı librettosuyla Erismena, ilk defa Aralık 1655’te Venedik’te bulunan Theater San Apollinare’de sahnelenmişti.

Operanın en seçkin örneklerinin ön plana çıkacağı Aix-en-Provence Festivali, Pinocchio, Carmen, The Rake’s Progress, Don Giovanni ve Erismena’nın ücretsiz olarak gerçekleşecek kayıttan gösterimleriyle 19 Temmuz – 16 Ağustos tarihleri arasında Zorlu PSM Amfi ekranına geliyor!

Bütün İstanbullu sinemaseverlere Yaşasın Sinema etkinliğinin 2017 kış-ilkbahar sezonuna gösterdikleri büyük ilgiden dolayı teşekkür ediyoruz.

İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nin geçtiğimiz sinema sezonu rakamları :

  • 4700 izleyici
  • 181 film seansı (85’i Yaşasın Sinema gösterimleri)
  • 101 film (25 Yaşasın Sinema filmi, 32 belgesel ve birçok kısa metrajlı film)
  • 12 festival katılımı (bir tanesi online gerçekleşti !)
  • Farklı mekanlarda düzenlenen 11 etkinlik
  • Film eleştirmenleri ve yönetmenlerin katılımıyla 6 söyleşi

Yaşasın ssinema, yaz tatilinden sonra, eleştirmenlerin beğenisini toplayan ve uluslararası festivallerden ödüllerle dönmüş yakın tarihli Fransız yapımlarıyla dolu yine zengin bir programla yeniden başlayacak.

Yeni sinema sezonunu beklerken, ortaklarımız olan Başka Sinema, Filma, Movie Box ve D Productions tarafından yaz döneminde sinema salonlarında gösterilecek yepyeni Fransız filmlerini kaçırmayın :

  • Guillaume Canet’nin yönettiği ve Marion Cotillard’ın rol aldığı Rock n’ Roll
  • Dane DeHaan ve Cara Delevingne rol aldığı Fransız yönetmenler içinde en Amerikan olanı Luc Besson’un muhteşem yapımı Valerian ve Bin Gezegen İmparatorluğu
  • Küçüklere olduğu kadar büyüklere de hitap eden Eric Summer ve Eric Warin’in muhteşem animasyon filmi Ballerina
  • Ailecek izlenebilecek bir yapım olan David Alaux’nun Les As de la Junglefilmi

Bunlar dışında Facebook sayfamızdan ya da haftalık elektronik bültenimizden sinema programımızla ilgili güncel haberleri takip etmeyi unutmayın.

Haftalık elektronik bültenimize abone olmak için internet sitemiz üzerinden kayıt olmanız yeterlidir.

 

19 – 25 Haziran tarihleri arasında düzenlenen LGBTI+ Onur haftası kapsamında “Güzel Mevsim” adlı film gösterilecektir. Giriş ücretsizdir.

GÜZEL MEVSİM (LA BELLE SAISON)
Yönetmen : Catherine Corsini
Süre : 106 dk.
Dil : Fransızca. Türkçe altyazılı.

Yıl 1971. Bir köylü ailenin kızı olan Delphine aile baskısından kurtulmak ve kendi finansal bağımsızlığını kazanmak için Paris’e gelir. Manuel ile birlikteliğini sürdüren Parisli bir kız olan Carole’un başı feminizm fikirleriyle çalkalanmaktadır. Delphine ve Carole karşılaşması hayatlarını altüst edecek bir aşk hikayesinin başlangıcıdır.

24CIRCA ENSEMBLE & DEBUSSY QUARTET

 

YARON LIFSCHITZ yönetiminde

Christophe Collette, keman
Marc Vieillefon, keman
Vincent Deprecq, viyola
Cédric Conchon, viyolonsel

“Opus: Sirk ve müzikten oluşmuş bir düş dünyası” Les Echos

Tek elinin üstünde amuda kalkan, trapezde sallanan, havada uçup taklalar atarken sahnenin bir ucundan diğer ucuna atlayan cambazların gösterileri kimin gözünü kamaştırmaz ki? Yalnız bu sefer alışılagelmiş sirk müziklerini unutun ve Şostakoviç’in dramatik, lirik ve ironik müziğinin doğrultusunda oluşturulmuş bu muhteşem koreografinin keyfine varın.

Sıradanlıktan kaçınarak kendi sesini yaratma tutkusuyla yola çıkan Debussy Quartet özgün icraları ve ödüllü kayıtlarıyla günümüzün en ilgi uyandıran topluluklarından. Uluslararası Evian Yaylı Çalgılar Dörtlüsü Yarışması’nın birincisi olan Fransız topluluk, Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika genelinde konserler vermekte, yenilikçi performanslarıyla klasik müziğe yeni bir soluk getirmekte. Geniş diskografisini Le Monde de la Musique Choc Ödülü ile taçlandıran topluluk, bu projede sirk sanatına yeni bir pencereden bakan Circa ile bir araya geliyor. Yaron Lifschitz yönetimindeki Avustralyalı topluluk, dans, tiyatro ve sirk arasındaki sınırları kaldırdığı performanslarıyla toplam altı kıta ve 34 ülkede izleyicileri kendine hayran bıraktı.

Opus projesinin büyük bir başarıyla tamamlanan Amerika turnesinin ardından tekrar bir araya gelen Debussy Quartet ve Circa, geliştirdikleri Opus 2 ile yerçekimine meydan okumaya, müziğin bedenle dışa vurumuna devam ediyorlar. Gerek ideolojik gerekse biyografik mesajlarının yoğunluğu ile bilinen Şostakoviç’in yaylı çalgılar dörtlüleri, Debussy Quartet üyeleri tarafından kâh yalın ayak, kâh gözleri bağlı bir şekilde muhteşem bir akrobasinin ortasında seslendirilecek.

Programme :

Dmitri Shostakovich : Eleji – Elegy

Yaylı Çalgılar Dörtlüsü No. 11 Fa minör, op. 122
String Quartet No.11 in F minor, op.122

Yaylı Çalgılar Dörtlüsü No. 8 Do minör, op. 110
String Quartet No.8 in C minor, op.110

Yaylı Çalgılar Dörtlüsü No. 5 Si bemol Majör, op. 92
String Quartet No.5 in B flat Major, op.92

Cliquez ici pour plus d’info.

 

Yüksek Katkıda Bulunan Mekân Sponsoru

TİTİ ROBİN “Yer Bakır” Konseri

Özlem TANER, şan
Hüseyin YALÇIN, kemençe
Burcu YANKIN, perküsyon
Sinan ÇELİK, kaval
Titi ROBIN, gitar, buzuki

Titi Robin, yakın dostu büyük yazar Yaşar Kemal’in başyapıtlarından biri olan « Yer Demir Gök Bakır » romanına gönderme yapan « Yer Bakır » adlı yeni bir projeye imza attı. Beşiği Anadolu toprakları olan bu projenin tanıtımı için Titi Robin ve 4 yol arkadaşı Türkiye turneleri kapsamında İzmir’de bir konser verecekler.

Titi Robin

Titi Robin 5
Besteci, müzisyen ve doğaçlamacı Thierry Robin, nam-ı diğer Titi, Roman, Doğu ve Avrupa müziklerini harmanlayan özgün bir müzik evrenine sahip.

 

Özlem Taner

Ozlem Taner
Çocukluğundan beri saz çalan Özlem Taner, sahne ve kayıt performanslarıyla uluslararası alanda eleştirmenler ve dinleyicilerin büyük beğenisini kazandı.

 

Hüseyin Yalçın

Huseyin Yalcin
İlk önceleri saz çalan Hüseyin Yalçın daha sonra İshan Menderes’in yanında kemençe eğitimi aldı. Sanatçı Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Türk Halk Müziği korosunda yer almakta.

 

Burcu Yankın

Burcu
Başarılı şancı ve perküsyoncu Burcu Yankın uzun yıllardır Kardeş Türküler ile birlikte müzik yapıyor.

 

Sinan Çelik

Sinan Celik
Bir kaval üstadı olan Sinan Çelik hem Türkiye’de hem uluslararası alanda üne sahip. Kendisi ayrıca tanınan bir kaval zanaatkarı.

 

Biletler FKM’de satıştadır. Yerler numarasız ve sınırlı sayıdadır.

Öğrenci : 10TL
Tam : 15 TL
İzmir Fransız Kültür Merkezi öğrencileri : ücretsiz

ULUSLARARASI ÇOK KISA FİLMLER FESTİVALİ

Fransa merkezli, 30 ülke ve 90 şehirde aynı anda gerçekleşecek ve 19 yıllık bir geçmişe sahip olan Çok Kısa Filmler Festivali 13-15 ve 16 Haziran günlerinde saat 18.00’den itibaren İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde.

Jenerik hariç 4 dakikadan kısa filmlerden oluşan tematik seçkiler ve aynı özelliklere sahip bir uluslararası yarışmanın bulunduğu filmlerde kurmaca, animasyon, belgesel, müzik klibi, video blog gibi her türden film yer alabiliyor. Aynı zamanda “Çok Kısa Filmler” başlığı altında çok sayıda Türkiye’den kısa film de seyirciyle buluşacak.

Bu yıl uluslararası yarışma bölümünde 36 çok kısa film yarışacak. 90 şehirden toplanan seyirci oylarıyla da ayrıca bir ödül verilecek.

Hezarfen Film Galeri işbirliğiyle

Türkçe altyazılı. Gösterimler ücretsizdir.

Detaylı program >>

trescourts2014-logo-6z-en logo portizmir

DSC02756

DSC02764

DSC02767

DSC02780

duvar bitmis hali

ROCK’N ROLL
23/05/2017 19:00
Yönetmen : Guillaume CANET
2016, 123″
Guillaume Canet, Marion Cotillard, Gilles Lelouche…
Fransızca. Türkçe altyazılı.
Guillaume Canet 43 yaşında başarılı ve mutlu bir sinemacıdır. Genç bir yardımcı kendisine yıldız artık havalı olmadığını zaten hiç öyle olmadığını ve lmlerinin satmayacağını söyler. Bunun sonucu olarak Canet hırslanır ve ona haksız olduğunu kanıtlama yoluna baş koyar. Bu noktada kız arkadaşı Marion Cotillard’ın yardımına başvuracaktır.

 


Giriş : Tam 10 tl / Öğrenci ve 65 yaş üstü : 5 tl

Biletler FKM’de satıştadır.
Yerler numarasız ve sınırlı sayıdadır.
Film saatinde başlar. Film başladıktan sonra içeri seyirci alınmaz.

KAPTAN COUSTEAU: DERİNLİKLERE YOLCULUK 16 MAYIS 19.00

Yönetmen : Jérôme SALLE
2016, 123” – Fransızca. Türkçe altyazılı.
Lambert Wilson, Pierre Niney, Audrey Tautou…

Bir efsane, öncü, hayalperest, gözü kara, denizler fatihi… Ömrünü denizlere adayan ve bu mavi sonsuzluğu neredeyse yuvası belleyen, dünyaca bu tutkusuyla tanınan “Kaptan” Jacques Cousteau’nun oğlu Philippe ile ilişkisi bu lmin merkezini oluşturuyor. 1946’da çocukken ilk kez babasıyla denize dalan Philippe, 10 yıl sonra meşhur Calypso gemisinde babasıyla yeniden, bu kez bir yetişkin olarak karşılaşır. Ancak uluslararası şöhretle kaptan çok değişmiş, insanlara solungaç takmak gibi çılgın kirlere kapılmıştır.

2017 César Ses ödülü

Giriş : Tam 10 tl / Öğrenci ve 65 yaş üstü : 5 tl

MOURAD BENHAMMOU & THE POWER TRIO

  • Mourad Benhammou, davul
  • Jeremy Bruger, piyano
  • Matyas Szandai, kontrabas

 

Mourad Benhammou: ilk defa Ankara’lı caz severlerle buluşmaya hazırlanıyor. 1969 yılında doğan ve 15 yaşından beri davul çalan sanatçı sadece ülkesinde değil Amerikalı birçok müzisyen ile dünya festivallerinde yer aldı. Bir röportajında kendinden bahsederken şunları söylemiş. “Benim bu dünyaya gelme görevim meşaleyi taşımak. Müzisyen olarak aktarmak istediğim duyguları, anıları, dünyada tüm olup bitenleri yeteneğimi bir kanal olarak kullanıyorum. Herşey notalardan ibaret değil, içinde sanatsal bir hayatı da barındırmalı.”

Jeremy Bruger: Michael Jackson, Santana, Stevie Wonder, Count Basie albümlerini dinleyerek büyüyen Jérémy Burger, 14 yaşında ilk konserlerini vermeye başlar. Bill Carrothers, Omar Sosa ve Pierre Christophe gibi piyanistlerle karşılaşması onun için bir dönüm noktası olur. 15 yıldır, caz müziği ile ilgilenen müzisyen, Jon Hendricks, Gilad Atzmon, Luigi Grasso, Baptiste Herbin, Fakear gibi efsane isimlerle sahne alır. Herbie Hancock’tan Ahmad Jamal’a, Bill Charlap’tan Hank Jones veya Marcus Roberts gibi müzisyenlerden ilham alır. Caz müziğine olan tutkusu Claude Debussy, Maurice Ravel, John Coltrane, Duke Ellington’ın müziklerinden kaynaklanır. Eylül 2013 yılında « Jubilation » adında ilk albümünü, Mayıs 2016 ise trio olarak « Reflections » albümünü çıkarır. Jon Hendricks, Baptiste Herbin, Gilad Atzmon, Luigi Grasso, Géraud Portal, Mourad Benhammou, Hugo Lippi gibi müzisyenlerle sideman veya leader olarak farklı gruplarla sıkça Fransa ve Avrupa’nın en ünlü mekanlarında (Olympia, Sunside, Francofolies, Printemps de Bourges, Eurockéennes, Maison de la Radio, Jazz sous les Pommiers…) sahne alır.

Matyas Szandai: Macar asıllı bas gitarist  Matyas Szandaï Paris’te yaşamaktadır. Chris Potter, Hamid Drake ve François Jeanneau ile hem sahne alıyor hem de albüm kayıtları yapıyor.
Adı gibi bu güçlü üçlüyü Türk Japon Vakfı’n da izleyebilirsiniz. Katkılarından ötürü Fransız Kültür Merkezi’ne teşekkür ederiz.

Yer:

Türk-Japon Vakfı

Oran Mahallesi,

Ferit Recai Ertuğrul Cd. No:2,

06450 Çankaya/Oran/Çankaya/Ankara

Biletler

JEF AEROSOL BELGESELİ 30 MAYIS 19.00

Yönetmen : Manuela DALLE
2009, 26” – Fransızca. Türkçe altyazılı.
Giriş ücretsizdir

ARTE kanalı için çekilen belgeselde, sokak sanatı öncülerinden Jef Aérosol adıyla tanınan sanatçının eserleri ve dönemine etkileri irdeleniyor. Jef Aérosol haziran ayının başında İzmir Fransız Kültür Merkezi’nin duvarında bir sanat çalışması gerçekleştirecek.

Yönetmen: Frédérique BEDOS
52′

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon, yaptığı bir konuşmada, milenyum hedeflerinin gerçekleşmediğini, çünkü tüm dünyada kadın haklarının gerilediğini söyledi. Bu fikirden yola çıkan yönetmen Frédérique Bedos, Sudan’dan Pakistan’a, Çin’e tüm dünyada kadınlara yönelik haksızlıkları, tanıklıklar ve tüm gerçekliğiyle bizlere sunuyor.

Fransız Kültür Merkezi – 10 Mayıs Çarşamba 2017 saat : 12.00

11-14 Mayıs 2017

9.Uluslararası TRT Belgesel Ödülleri, amatör ve profesyonel belgesel filmcileri desteklemek, belgesel türünün gelişmesi ve yaygınlaşmasına katkıda bulunmak, çeşitli ülkelerden farklı ve yüksek nitelikli belgesel filmlerin seyirciyle buluşmasını sağlamak ve uzun vadede dünyanın her tarafından belgeselcilerin buluşacağı ve düşünce alışverişinde bulunacağı bir zemin oluşturmak amacıyla Türkiye Radyo Televizyon Kurumu tarafından düzenlenmektedir.

Etkinlik çerçevesindeki film gösterimleri ve finalist filmlerin jüri izleme ve değerlendirmeleri 11 – 14 Mayıs 2017 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilecektir.

Ödül kazanan filmler, 15 Mayıs 2017 Pazartesi gecesi, yönetmenler, jüri üyeleri, basın temsilcileri ve özel konukların katılacağı ve TRT TV kanallarından yayınlanacak özel bir  gala/ödül töreni programıyla ilan edilecektir.

Sinema ve tiyatro : 9-10 Mayıs  2017

Okuma Tiyatrosu

Fransız oyun yazarı Jean-Luc Lagarce’ın 1990 tarihinde kaleme aldığı Alt Tarafı Dünyanın Sonu, on iki yıl önce ayrıldığı evine geri dönen Louis’i konu almaktadır. Louis öleceğini öğrendiğinde hem ailesiyle tekrar görüşmek, hem de çok az zamanının kaldığını söyleyebilmek için eski evini ziyaret kararı alır lakin hiçbir şey beklediği gibi değildir. Oyunun diğer karakterleri olan AnneAntoine ve Suzanne, Louis’siz geçen yılların oluşturduğu dünyayı ona yansıtırlar. Herkes birbiriyle ilişki içindeymiş gibi gözükse de kimse kimseyi duyamamakta ya da iletişim kuramamaktadır. Lagarce’ın şiirsel bir dil kullandığı bu oyununda alışılagelmiş anlatım biçimi dışına çıkarak, aile, masumiyet, var olma ve ölüm gibi temaları kullanır.

Yazar: Jean- Luc LAGARCE
Çevirmen: Ayberk ERKAY
Yönetmen: Lesli KARAVİL
Dramaturji: Ozan Ömer AKGÜL
Yaratıcı Ekip: Ceren YÜKSEKKAYA, Gökhan COŞKUN
Oyuncular: Tuğrul TÜLEK, Tilbe SARAN, Sermet YEŞİL, Gizem ERDEM, Eylül Su SABAN

Gösteri Süresi: 90 dakika

Oyun Türkçe, Fransızca üstyazılıdır.

Fransız Kültür Merkezi, 9 Mayıs Salı günü saat 19:15’te, Jean-Luc Lagarce’ın oyunun uyarlaması olan, Xavier Dolan’ın yönetmenliğinde Gaspard Ulliel, Marion Cotillard, Vincent Cassel ve Léa Seydoux gibi ünlü oyuncuların da rol aldığı Alt Tarafı Dünyanın Sonu filminin gösterimini yapacaktır. Film aynı zamanda Cannes Festivali Büyük Ödülüne layık görülmüştür.

Giriş ücretsizdir.

10. Ege Belgesel Film Günleri 9-13 Mayıs tarihleri arasında Fransız Kültür Merkezi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde gerçekleşecek. Fransız yapımı “Kadınlar ve Erkekler” belgeselinin de yer aldığı etkinliğin programına http://www.egebelgesel.com/ adresinden ulaşabilirsiniz.

KIRMIZI KAPLUMBAĞA 9 MAYIS 19.00

Yönetmen : Michael Dudok de Wit
2016, 81”
Diyalogsuz

Diyalogsuz ancak şiirsel bir dile sahip bu masalsı animasyonda, denizde geçirdiği kaza sonucu kendisini kaplumbağaların, yengeçlerin ve kuşların yaşadığı ıssız bir adada bulan bir adamın hikayesi anlatılıyor. Hayao Miyazaki, Isao Takahata gibi önemli yönetmenlerin lmlerine imza atılan Japon lm stüdyosu Studio Ghibli’nin, Japon bir yönetmene sahip olmayan ilk lmi.

2016 Cannes Festivali : Belirli Bir Bakış. Oscar 2017’de bir adaylık.

Giriş : Tam 10 tl / Öğrenci ve 65 yaş üstü : 5 tl

1 – 7 MAYIS 2017
 
İşçi Filmleri Festivali 12.yılında kısa, uzun ve belgesel filmlerden oluşan 50’den fazla filmle « Cesaret » başlığı altında gerçekleşecek. Festival İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır’da eş zamanlı düzenleniyor. Gösterimlerin ücretsiz olduğu festivalde çeşitli söyleşiler de yer alacak. Festival yıl sonuna kadar diğer şehirlere de uğrayacak ve birçok filmin gösterimi yapılacak.

Sinema ve tiyatro : 9-10 Mayıs  2017

Jean-Luc Lagarce’ın Alt Tarafı Dünyanın Sonu adlı oyunu Fransız Kültür sahnesine geliyor. 9 Mayıs saat 19:15’de Xavier Dolan’ın yönetmenliğini üstlendiği film gösterimi, 10 Mayıs saat 19:00’da da okuma tiyatrosu.

Yönetmen : Xavier Dolan
Süre : 99 dk.
Dil : Fransızca. Türkçe altyazılı.

Juste la fin du monde ailesini uzun zamandır görmeyen bir yazar olan Louis’in ailesinin yanına gitmesini ve yaşadığı olayları anlatıyor. Louis ölümcül bir hastalığı olduğunu ailesine söylemek zorundadır.

Başrollerinde Marion Cotillard, Vincent Cassel, Lea Seydoux, Nathalie Baye ve Gaspard Ulliel gibi birbirinden başarılı oyuncuların yer aldığı ve Kanadalı genç yönetmen Xavier Dolan’ın yönetmenliğini üstlendiği filmin senaryosunu da bir oyundan uyarlayarak yine Dolan kaleme aldı.

Giriş ücretsizdir.

Paris İsyanda
Yönetmen; North East Anita & Lefte
49’ 2016

Film Paris’teki anti – faşist hareketi anlatır. “Kavga devam ediyor” adlı belgesel filmin devamı niteliğindedir.

AYAZMA: BİR BAŞKALAŞIM HİKAYESİ

21.04.2017 – 02.05.2017 arası

Tarihte, Ayazma şifalı ve yararlı özellikleri açısından kutsanan kaynaklardır. İstanbul’un Küçükçekmece ilçesi, bu kaynakların etrafında yavaş yavaş kurulmuştur. Özgün adının aksine, bu şifalı kaynak suları kentsel gelişim sonucu zehirli hale gelmiştir.

Tarihçesi, çevre ve kaynakları açısından dönüşü olmayan değişikliklerin yaşandığı İstanbul şehrinin bir kaç yıl içerisinde  içine düştüğü genel kargaşayı simgeliyor.

Bu fotoğraf sergisi, sizlere yeniden bu mahalle atmosferini yaşatmayı ve yerel düzeyde olduğu kadar şehrin diğer bölgelerinde de  ortaya çıkan bazı sorunları daha iyi anlamamızı hedefliyor.

Sergi açılışı: 21 Nisan Cuma saat 18.00’de

  • Fotoğraflar: Saner Şen / NAR Photos
  • Küratör: Céline Pierre-Magnani
  • Yerleştirme tasarımı: Mahal Architects / Burcu Tüm

Zafere Kadar Devrim
2015, 52”
Yönetmen Mohanad Yaqubi

Belgesel “Orta Doğu’da militan sinemanın tarihi ve gelişimini anlatır, militan sinemanın hazırlayıcılarını araştırdığı gibi, 1982’de dramatik bir biçimde yok oluşunu da sorgular. Film, unutulmuş direniş belleği ile birlikte çerçevenin içindekileri de yeniden canlandırır ve çerçevenin dışından eleştirel bir bakış da sunar.

Merci Patron!
Yönetmen : François Ruffin
2016, 90″

Belgesel, Fransa’nın sermaye devi LVMH (Louis Vuitton Moët Hennesy) Holding’in patronu Bernard Arnault’un imparatorluğunun yalan, sömürü ve haksızlık üzerinde yükseldiğini açık eder. Film, Fransa “Nuit Debout” (Gece Ayakta) hareketinin başlamasında önemli bir rol oynar.

5 Mayıs Cuma saat : 14.20

Paris Anti-Faşist
Yönetmen : North East Anita & Lefte
2015, 31″

Film Paris’teki anti – faşist hareketi anlatır. 2013’te öldürülen Clément Méric anısına adanmıştır.

Düğmeler Savaşı
2011, 100″
Yönetmen : Christophe Barratier

2. Dünya Savaşı yıllarında işgal altındaki Fransa’da; Lebrac, iki karşıt çocuk çetesi arasındaki savaş oyununun başını çekmektedir.

Aynı zamanda Lebrac, yerel Nazi sempatizanları tarafından bulunma tehlikelisi yaşayan Yahudi bir kızdan hoşlanmaktadır.

Lebrac ve kasabada yaşayanlar için harekete geçme zamanıdır…

Audrey Tautou, Melanie Laurent ve Berenice Bejo’nun canlandırdığı 3 kuşaktan kadınların aşk, neşe ve keder dolu 100 yıllık hikayesini anlatan SONSUZLUK, 21 Nisan Cuma günü gösterime giriyor!

Usta yönetmen Tran Anh Hung’un bir ailenin kadınlarının koca bir çağa yayılan destansı öyküsü, Cinemaximum Panora Sineması’nda gösterime giriyor.

Sevgiye ve aileye dair kocaman yürekli SONSUZLUK filminin yönetmeni, daha önce Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan ve Cannes Film Festivali’nde Altın Kamera ödüllerini kazanmıştı.

Özet ve Detaylar

Bir ailenin bir asra yayılan kadın fertlerinin ve onların ilişkilerinin hikayesi…  Yönetmenliğini Tran Anh Hung’un üstlendiği film Alice Ferney’in romanından yine yönetmen Tran Anh Hung tarafından senaryolaştırıldı. Filmin oyuncu kadrosunda Audrey Tautou, Bérénice Bejo ve Mélanie Laurent isimleri başı çekiyor.

FRAGMAN

Yayın akışı:

CINEMAXIMUM (PANORA) SONSUZLUK 21.04.2017 11:30 16:25 21:20
CINEMAXIMUM (PANORA) SONSUZLUK 22.04.2017 13:50 18:45  
CINEMAXIMUM (PANORA) SONSUZLUK 23.04.2017 11:30 16:25 21:20
CINEMAXIMUM (PANORA) SONSUZLUK 24.04.2017 13:50 18:45  
CINEMAXIMUM (PANORA) SONSUZLUK 25.04.2017 11:30 16:25 21:20
CINEMAXIMUM (PANORA) SONSUZLUK 26.04.2017 13:50 18:45  
CINEMAXIMUM (PANORA) SONSUZLUK 27.04.2017 11:30 16:25 21:20

11. ULUSLARARASI VURMALI ÇALGILAR FESTİVALİ

Ankara Fransız Kültür Merkezi, Ankara Vurmalı Çalgılar Festivaline Fransa’dan gelen, Fatoma DEMBELE ve Carlos Robles ARENAS ile katılmaktadır.

FESTİVALİN 2017 YILI KAPSAMA ALANI: Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Sanatçısı ve proje yazarı Dinçer Özer önderliğinde,  TC Kültür ve Turizm  Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü işbirliğinde, yabancı müzisyenlerin de katılacağı bu Festival, Ankara, Kastamonu, Adana, Adıyaman, Kayseri, Niğde ve İstanbul illerimizden bulunan Resmi ve Özel tüm ilkokul-Ortaokul, Lise, Üniversite, Gençlik Merkezleri öğrencilerini ve Özel topluluklarını da kapsamaktadır.

Yer: CSO, Doğanbey, Talatpaşa Blv No:38, 06050 Altındağ/Ankara – (0312) 309 13 43

Biletler: TR-bilet-al-qngtnhqxll_Kirp

28. ANKARA ULUSLARARASI FİLM FESTİVALİ

20 – 30 Nisan 2017 arası

Festival kapsamında 3 Fransız filmi ve 1 kısa metraj sunulmaktadır ayrıca “Le concours – Mezuniyet” filmin Fransız  yönetmeni, Claire Simon, festivale katılacaktır.

Fransız filmlerin programı:

 

1/ 21 Nisan 21.30 Cuma ve 25 Nisan 16.30 Salı – Büyülü Fener sineması

Django-Sürgün Melodiler, 2017 yönetmen Etienne Comar 117dk

2/ 22 Nisan 21.30 Cumartesi Fransız yönetmen Claire Simon katkılarıyla ve 30 Nisan 19.00 Pazar

Mezuniyet, 2016 yönetmen Claire Simon 121dk

3/ 22 Nisan Cumartesi 16.30 – Büyülü Fener sineması

Dörtlüler Çetesi, 1989 yönetmen Jacques Rivette, 22dk (kısa metraj)

4/ 26 Nisan Çarşamba 14.00 ve 30 Nisan 21.30 Pazar – Büyülü Fener sineması

90’larında Genç Bir Kız, 2016 yönetmenler Valeria Bruni Tedeschi, Yann Coridian 85dk

 

 

Biletler:  TR-bilet-al-qngtnhqxll_Kirp

fest 1

fest 2

http://www.filmfestankara.org.tr/28-auff-programi/

20-23 Nisan 2017

20 – 23 Nisan 2017 tarihlerinde birincisi gerçekleşecek olan İstanbul Frankofon İlk Uzun Metraj Film Festivali, Français du Monde Derneği ve filmlerin Türkçe altyazılı gösterimini yapacak olan İstanbul Fransız Kültür Merkeziİstanbul Modern ve Salt Galata arasındaki işbirliğiyle hayata geçiyor.

Festival programında ilk uzun metraj filmleri gösterilecek olan yönetmenler arasında Bruno DumontJustine TrietThomas SalvadorArnaud DesplechinGuillaume GallienneClaire Simon, Ariane MnouchkineJoachim Lafosse yer alıyor.

Tüm film gösterimlerinin ücretsiz olduğu festival programı kapsamında yönetmen Claire Simons, oyuncular Fabrice Desplechin ve Gérard Hardy ve yapımcı Eric Van Zuylen ile söyleşiler gerçekleşecektir.

ALT TARAFI DÜNYANIN SONU 18 Avril 19.00

Yönetmen : Xavier DOLAN
2016, 100” – Fransızca. Türkçe altyazılı.
Gaspard Ulliel, Léa Seydoux, Vincent Cassel, Marion Cotillard…

12 yıllık ayrılığın ardından köyüne dönen yazar, ailesine kısa bir süre sonra öleceğini açıklar.  Aile yeniden bir araya gelecektir ancak aralarında neredeyse imkansız bir iletişim söz konusudur. Yüz ifadeleri ve bakışların başrolde olduğu, 8 bölümden oluşan, güçlü ve sağlam bir sanatsal psikodrama…

2017 César En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Kurgu ödülleri ve 2017 César En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu, En İyi yabancı film adaylıkları. 

2016 Cannes Film Festivali Büyük Ödülü ve 2016 Cannes Film Festivali Jüri Özel Ödülü ve En İyi Yönetmen Ödülü adaylıkları.

Giriş : Tam 10 tl / Öğrenci ve 65 yaş üstü : 5 tl

İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde çocuklara yönelik Paskalya yumurtası süsleme atölyesi !

6 – 12 yaş arası. FKM öğrencileri için ücretsiz, diğer katılımcılar için 5 ₺.

Kayıtlar 13 Nisan 2017 tarihine kadar. Yerler sınırlı sayıdadır.

0232 466 00 13 – 109 / nathalie.kohen@ifturquie.org

Atıştırmalık ikramından sonra şekerleme avı oyunu oynanacaktır.

Barok müzik konseri

Notre Dame de Sion Fransız Lisesi, Georg Philpp Telemann’ın ( 1681-1767) ölümünün 250. yılını anıyor.

Dünyası Jean-Sébastien Bach’ın müziğiyle dolu olan Benjamin Alard ilk ödülünü 2004’te uluslararası Bruges Klavsen Yarışması’nda aldı. Genç yaşta org enstrümanının gizemine kapılan sanatçının ilk öğretmenleri Dieppe ve Rouen Konservatuvarlarından sırasıyla Louis Thiry ve François Ménissier’dir.

Paris’te birlikte okuduğu Elisabeth Joyé sayesinde klavsen repertuvarını keşfetti. 2003’te Jörg-Andreas Bötticher, Jean-Claude Zehnder ve Andrea Marcon ile çalışmak için Schola Cantorum de Bâle’e girdi. Paris’te Saint-Louis-en l’Île kilisesinin orgcusu Bernard Aubertin ile aynı orgu paylaşan Benjamin Alard, 2007’den beri orada « Claviers en l’ile » adı altında Bach konserleri (org, klavsen, klavikord resitalleri, ve oda müziği ve konserleri) düzenlemektedir.

Orgda olduğu kadar klavsende de iyi olan sanatçının zamanının çoğunu resitaller ve oda müzikleri almaktadır ve her sene dünyada müzik merkezlerine davetli olarak katılmaktadır.Benjamin Alard’ın, Hortus müzik evinden çıkan XVII. ve XVIII. yüzyıl Fransız müziği diski « Andreas Bach Buch », J. S. Bach’ın org için trio sonatları kayıtları, Alpha’da Klavye Übung I ve II , vs. kayıtları vardır. Bu kayıtlar müzik basını tarafından düzenli olarak ödüllendirilmiştir.

MUHTEŞEM LOÏE 11 Nisan 19.00

Yönetmen :Stéphanie DI GIUSTO
2016, 112” – Fransızca. Türkçe altyazılı.
Soko, Gaspard Ulliel, Mélanie Thierry …

Hiçbir şey, Batı Amerika’da doğan çiftlik kızı Loïe Fuller’in Paris kabarelerinde bir yıldız olmasını hatta Paris Operası’nda dans etmesine engel olamayacaktı… Dansını mükemmelleştirmekten vazgeçmeyen kadının hayatı, genç dahi Isadora Duncan ile tanışmasının ardından değişecektir…

2017 César En İyi Kostüm ödülü ve 5 adaylık : En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu, En İyi Umut Vaadeden Kadın Oyuncu, En İyi İlk Film, En İyi Dekor adaylıkları.

 2016 Cannes Film Festivali 7 Adaylık : Belirli Bir Bakış :  En İyi Yönetmen, Prix Fipresci, Jüri Özel Ödülü, Altın, Kamera, En İyi Senaryo.

Giriş : Tam 10 tl / Öğrenci ve 65 yaş üstü : 5 tl

GÜZEL VE ÇİRKİN – 04 Nisan 19.00

Yönetmen : Christophe GANS
2014, 114” – Fransızca. Türkçe altyazılı.
Vincen Cassel, Léa Seydoux, André Dussolier…

Dekor ve kostümleriyle muhteşem olanın fantastik ve macerayla buluştuğu, güçlü ve etkileyici efektlere sahip bir film. Zengin bir tüccar, seyahati esnasında kendini gizemli bir yaratığın hükümdarlığındaki sihirli bir krallıkta bulur. Kızı “Güzel” için kopardığı bir gül yüzünden yaratığın şimşeklerini üzerine çeker. “Güzel” ailesini bu lanetten korumak için yaratıkla yaşamayı kabul edecektir…

2015 César En İyi Dekor ödülü, En İyi Görüntü ve En İyi Kostüm adayı. 

2014 Berlin Film Festivali 9 Adaylık : Altın Ayı, En İyi Aktör Gümüş Ayı, En İyi Yönetmen Gümüş Ayı, En İyi Sanatsal Performans, En İyi Film Müziği, En İyi Senaryo, Jüri Özel Ödülü ve Alfred-Bauer Ödülü adaylıkları.

Giriş : Tam 10 tl / Öğrenci ve 65 yaş üstü : 5 tl

13 – 30 NİSAN

Fransız Kültür Merkezi, Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü Göçler Mekansal Hareketlilik Araştırma Birimi (IFEA-AMiMo), Fransa Göç Tarihi Milli Müzesi ve Nar Photos Kolektifi işbirliği ile düzenlenen “Sınırlar”“Çizgi Roman ve Göçler: Yüzyıllık Tarih” ve “Mekan” sergilerini 13 – 30 Nisan arası Ankara Fransız Kültür Merkezi’nde ziyaretçilerine sunmaktadır.

“SINIRLAR”

SINIRLAR HER YERDE, GERİLİM VE TARTIŞMALARIN, ENDİŞE VE ÇATIŞMALARIN KONUSUDUR. AYNI ZAMANDA UMUDUN DA. AVRUPA’DA, SON SAVAŞ VE BU SAVAŞIN SONUÇLARIYLA BERABER, DÜZENLİ VE MÜREFFEH, KALICI BİR BARIŞ İÇİNDE YAŞAYAN DEMOKRATİK BİR DÜNYA VE ESKİ SINIRLARIN ÖTESİNDE, İNSANLARIN VE MALLARIN SERBESTÇE DOLAŞABİLDİĞİ MUAZZAM BİR TİCARET VE REFAH ALANI HAYALİ ORTAYA ÇIKTI…

“ÇİZGİ ROMAN VE GÖÇLER: YÜZYILLIK TARİH”

9. sanat olarak adlandırılan çizgi roman, XIX. yüzyılda doğmuş bir ifade biçimidir. Gelişimi, başından beri, modern tarihin göç dinamikleri ile bağlantılı olmuştur.
Dünyanın dört bir yanında, çizgi roman tarihinin sayısız yazarı, göçmenlik temasını eserlerinin merkezine yerleştirmişlerdir. Aralarından pek çoğu ya göçmen ya da göçmen ailelerinin çocuğudur. Kişisel bir öykü ile tarihe tanıklık ve masal ile manifesto arasında gidip gelen çizgi romanlar, olağanca renkliliği içerisinde yepyeni diller yaratmaktadır.
Bu sergi, tarihin farklı zaman dilimlerini gözler önüne sererken, yolculuğun, göçün ve sürgünün bu sanatsal yaratı için nasıl temel bir itki olduğunun altını çiziyor.

“MEKAN”

Mekân “Mekân” a. Ar. |(.-)| 1. yer 2. ev, yurt 3. esk. fiz. uzay 4. uzayın sınırlanmış parçası “Sıkça kullandığımız, Arapça kökenli Türkçe bir kelime, Mekân, “Var olunan yer, konum” anlamına geliyor. Ayrıca “yer, yurt, ev” yan anlamlarını taşıyor. İnsanların, Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde çatışmaların şiddetlenmesiyle yoğunluğu artan mekânsal hareketliliği, bu kelimenin içerdiği tüm anlam ve çağrışımlarını yeniden düşünmemize vesile oluyor.”

Gösterim tarihleri

Cumartesi 01/04 – 16.45
Pazar 02/04 – 14.30
Cumartesi 15/04 – 14.30 ve 19.15
Pazar 16/04 – IPTAL

Yönetmen : Xavier Dolan
Süre : 99 dk.
Dil : Fransızca. Türkçe altyazılı.

Juste la fin du monde ailesini uzun zamandır görmeyen bir yazar olan Louis’in ailesinin yanına gitmesini ve yaşadığı olayları anlatıyor. Louis ölümcül bir hastalığı olduğunu ailesine söylemek zorundadır.

Başrollerinde Marion Cotillard, Vincent Cassel, Lea Seydoux, Nathalie Baye ve Gaspard Ulliel gibi birbirinden başarılı oyuncuların yer aldığı ve Kanadalı genç yönetmen Xavier Dolan’ın yönetmenliğini üstlendiği filmin senaryosunu da bir oyundan uyarlayarak yine Dolan kaleme aldı.

Blackgaze/Post-Black Metal türünün en önemli temsilcilerinden biri olan Fransız ikili Alcest, 30 Mart’ta #studio’da sahne alıyor!

2000’de Güney Fransa’nın Bagnols-sur-Cèze adlı bölgesinde Neige’nin (Stéphane Paut) solo projesi olarak başlayan Alcest, bir süre sonra Aegnor ve Argoth’un katılmasıyla üç kişilik bir gruba döndüyse de 2001’de yayınladıkları Tristesse Hivernale adlı ilk demonun ardından 8 yıl boyunca tek kişilik bir proje olarak devam etti. Neige, Alcest’in ilk EP’si Le Secret’ı (2005) ve ilk albümü Souvenirs d’un autre monde’u (2007) grubun başka aktif bir üyesi olmadan yayınladı. Grubun Prophecy Productions etiketi taşıyan ilk albümünün shoegaze etkili sound’u, My Bloody Valentine ve Jesu gibi gruplara benzetildi.

2009’da Les Discrets’le ortaklaşa yayınlanan Split adlı EP’nin ardından Les Discrets’in davulcusu Winterhalter’ın katılmasıyla günümüzdeki şeklini alan Alcest, 4 albüm daha yayınladı; Écailles de Lune (2010), Les Voyages de l’Âme (2012), Shelter (2014) ve Kodama (2016). Zero (gitar, geri vokaller) ve Indria (bas), canlı performanslarda Neige ve Winterhalter’a 2010’dan bu yana eşlik etti.

Black metal ve shoegaze’in birleşmesinden oluşan blackgaze türünün kurucusu kabul edilen Alcest, 2014’te yapımcılığını Birgir Jón Birgisson üstlendiği Shelter’ı yayınladı. Tellilerde Amiina’nın, bir şarkıda ise Neil Halstead’in gruba eşlik ettiği Shelter’la metalden uzaklaşıp daha çok shoegaze’e yaklaşılmasının ardından geçen yıl yayınlanan son albüm Kodama’yla ilk zamanlardaki blackgaze sound’una geri dönüş yapıldı. Neige, bu albümün üretim sürecinde Japon sanatı ve kültüründen, özellikle de Hayao Miyazaki’nin Princess Mononoke adlı filminden esinlendi.

Blackgaze türünün kurucusu addedilen rock ve metal grubu Alcest, 30 Mart 2017 akşamı #studio’da müzikseverlerle buluşacak!

Frankofoni 2017 etkinlikler kapsamında.

TÜRKİYE’DE  GELİŞEN MÜZECİLİK

“TÜRKİYE’DE MÜZECİLİK: BİLANÇO VE PERSPEKTİF”

Türkiye’de  son yıllarda  değişik alanlarda yeni müzelerin kurulması hız kazanmış, gelişen ve yaygınlaşan teknolojik yöntemlerin  kullanılması ile de  daha önce kurulmuş  müzelerde de yeni sergileme yöntemlerine gidilmiştir.

Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı devlet müzeleri ile Bakanlığın denetimindeki özel şahıs müzeleri yanı sıra, Belediyeler tarafından kurulan müzeler de giderek ön plana çıkmaktadır.

Ayrıca, arkeoloji ve sanat müzeleri yanı sıra insanların farklı malzemelerden oluşturdukları koleksiyonlar, tarımsal üretimlerin sergilenmesi, yaşayan müzeler, sanal müzeler, giderek çok çeşitli ve birbirinden farklı bilgi birikimlerinin sergilenmesine olanak sağlamaktadır.

Bu gelişime koşut olarak müzecilik eğitimi, müzecilik çalışmaları, konservasyon ve restorasyon alanlarının da gelişmesi, bu konularda yayın yapılması, koleksiyon oluşturmanın öneminin artırılması gibi konularda müzecilik kapsamında ele alınması gereken alanlardır.

  • 22.02.2017 Çarşamba
  • 19.00
  • Fransızca, Türkçe simültane çeviri
  • Konferans ardından kokteyl
  • katılım serbesttir

Prof. Dr. Filiz  Çalışlar Yenişehirlioğlu

fyenisehirlioglu (2)

Biyografi

1968 yılında Arnavutköy Amerikan Kız Kolejini bitirdikten sonra  Paris-Sorbonne Üniversitesinde  Sanat Tarihi alanında Lisans, Yüksek Lisans ve  Devlet Doktorası yapmıştır.

1976-2003 yılları arasında  Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümünde Sanat Tarihi ve özellikle İslam ve Osmanlı Sanatı  konularında  lisans ve yüksek lisans düzeyinde dersler vermiştir.

2003-2008 yılları arasında Başkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesinin  Kurucu  Dekanlığı, Görsel Sanatlar ve Tasarım Bölümü Başkanlığı ile Başkent Üniversitesi Kültür Araştırma ve Uygulama Merkezinin Müdürlüğünü sürdürmüştür.

2014 yılından beri Koç Üniversitesi Ankara Vehbi Koç Ankara Araştırmaları ve Uygulamaları Merkezi Direktörüdür.

Aynı Üniversitenin Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümünde de öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.

Yurt içi ve yurt dışı proje  yöneticiliği ve yayınları yanı sıra, İtalya’dan mesleğinde başarılı kadınlara verilen Adelaide Ristori ödülü ile Fransız Kültür Bakanlığı tarafından  verilen Sanat ve Edebiyat alanında Şövalye payesi bulunmaktadır.

çankaya logo yeni son

Francophonie_logo

Yönetmen : Catherine BREILLAT
2014, 105” – Fransızca. Türkçe altyazılı.
Isabelle Huppert, Kool Shen…

Maud güçlü, bağımsız bir yapımcıdır. Geçirdiği felcin ardından zorluklar yaşasa da büyük bir çaba harcayarak vücut fonksiyonlarının çoğunu geri kazanır ve sanat çalışmalarına geri döner. Hayatını ünlüleri dolandırarak sürdüren Vilco ile karşılaşmasıyla, aralarında Maud için tutkulu, Vilco için ise çıkara dayalı bir ilişki başlar… Gerçek bir hikayeden uyarlanmıştır.

Giriş : Tam 10 tl / Öğrenci ve 65 yaş üstü : 5 tl

Frankofoni Haftası etkinlikler çerçevesinde.

23 – 25  Mart 2017 arası

FRANKOFON FİLM GÜNLERİ

Kanada, Belçika, Avusturya, Lüksemburg, İsviçvre ve Fas Büyükelçiliklerin katkılarıyla, Fransız Kültür Merkezi 3 gün sürecek olan frankofon filmler gösterisi sunmaktadır.

  • Tüm filmler türkçe altyazılıdır
  • Katılım serbesttir
  • Yer: Çağdaş Sanatlar Merkezi

Program:

1/ 23 Mart Perşembe, 17.00

« Rebelle » (Kanada) 90dk, yönetmen Kim Nguyen

  • Oyuncular:  Rachel Mwanza, Alain Lino Mic Eli Bastien, Serge Kanyinda
  • Tür: Dram

Genç bir kız olan Komona karnındaki çocuğa , Afrika’nın merkezinde bulunan bir ülkede muhalif kuvvetlerle savaşmak zorunda kaldığı hayatının hikayesini anlatmaktadır.Ona yardım eden tek kişi 15 yaşında bir büyücü olan ve onunla evlenmek isteyen bir çocuktur. Birlikte geçirdikleri ayların sonunda , Komona ve büyücü birbirlerine aşık olurlar. Aşklarını yaşamak ve barışı bulmak için kaçmaya karar verirler…

Filmin öyküsü 21. yüzyılda Afrika’da anlatılan bir hikayeye dayanıyor ve büyü, güzellik ve şiddetin içinde kalmış iki ruh beyazperdeye taşınıyor.

Canada150

2/ 23 Mart Perşembe, 19.00

« Tous les chats sont gris » (Belçika) 90dk, yönetmen Savina Dellicourt

  • Oyuncular: Manon Capelle, Bouli Lanners, Anne Coesens
  • Tür: Dram

Paul 43 yaşında. Özel dedektif ve bekardır. Dorothy 16 yaşına basmak üzere. Kimlik krizi yaşamaktadır. Brüksel’de muhafazakar bir çevrede yaşamaktadır. İkisini bağlayan tek şey, Paul, Dorothy’nin biyolojik babası olduğudur. Yıllar boyunca bu sırla yaşamıştır, ve, sevgiyle, Dorothy’yi uzaktan izlemiştir, ona yaklaşmaya hiç cesaret edemeden… Dorothy bir gün onun kapısını çalmaya karar vermeseydi, belki de hiç konuşmayacaklardı. Onun dedektif çalışmaları hakkında  birşeyler duymuş ve onları biyolojik babasını bulmak için kullanmak istiyor.

b3 b2 b1

3/ 24 Mart Cuma, 16.30

« Atmen » (Avusturya) 93dk, yönetmen Karl Markovics

  • Oyuncular: Thomas Schubert, Karin Lischka, Gerhard Liebmann
  • Tür: Drame

Roman Koglar 19 yaşında bir genç. 14 yaşında iken bir kavgada aynı yaşlardaki bir gencin ölümüne sebep olduğu için, 5 yıldır hapishanesinde mahkumdur. Çocukken annesi tarafından terk edilmiş olan Roman, şartlı tahliye için bir iş bulması gerekmetedir. Bir gazetede Viyana Belediyesinin Cenaze Defini’nin iş ilanını görür. Ceza evindeki gözetim memurunun tavsiyelerine inat, Roman cenazeci olarak işe başlar. Cesetlere karşı olan ürkekliğinin yanı sıra üstü Rudolf Kienast’in ona karşı olan ezici tutumu ile karşı karşıya kalır. Günün birinde, Roman ve içinde bulunduğu ekibe Kaiser-Franz-Josef hastanesinden bir ceseti mezarlığa götürme işi gelir. Kadının soyadı, Roman’ınki ile aynıdır. Bu sebepten dolayı Roman annesi olduğunu düşünür. Sonradan cesedin annesine ait olmadığı anlaşılsa da, Roman bu olayla birlikte annesini aramaya başlar.

ÖB_Ankara_en

4/ 24 Mart Cuma, 18.30

« Demain après la guerre » (Lüksemburg) 106dk, yönetmen Christophe Wagner

  • 2016 En İyi Yönetmenlik Frankofon Ödülü
  • Oyuncular: Luc Schiltz, Fabienne Hollwege, Jules Werner

Yıl 1945. Jules Fransız makilerinde savaştıktan sonra evine döner. Dört yıl süren savaştan dolayı yerle bir olan bir ülkede hayatını tekrar kurmaya çalışır. Bir gün sevgilisi/nişanlısı yanında çalıştığı Alman çiftçi aile ile birlikte öldürülür. Bunun üzerine Jules polis soruşturmasına jandarma olarak dahil olur. Ancak gerçekleri ararken işgal yılları sırasında gizli kalmış olan olayların ortaya çıkmaması için de çaba sarf etmesi gerekecektir.

GDL_AMB_Turqie

 

5/ 25 Mart Cumartesi, 14.30

« Ma vie de courgette » (İsviçre) 66dk, yönetmen Claude Barras

  • Oyuncular: Gaspard Schlatter, Sixtine Murat, Paulin Jaccoud, Michel Vuillermoz
  • Tür: Animasyon, Dram

Kabakçık, ilginç bir takma ad olabilir, ama aniden ölmüş annenizin taktığı ad olunca önemsiyorsunuz. Geldiği yetimhanede, Kabakçık kendisi gibi sert görünüşlü ama yüreği yumuşacık çocuklarla tanışacak. Arkadaş grubunun olması, hayattan konuşmak ve şakalaşmak, keşfedecek çok şey var. Ve hatta mutlu olmayı öğrenmek!

IST_CMYK_hoch_pos_EN

 

6/ 25 Mart Cumartesi, 17.00

« Rock the Casbah » (Fas) 95dk, yönetmen Laïla Marrachi

  • Oyuncular:  Morjana Alaoui, Nadine Labaki, Lubna Azabal
  • Tür: dramatik komedi

Tanca’da bir yaz mevsimi. Babalarının ölümünün ardından, Müslüman geleneğine uygun olarak, aile, baba evinde anıları tazelemek ve babanın ölüm acısını paylaşmak üzere 3 günlüğüne bir araya gelir. Plajlar, mayolar cillabaları giymek, herkesi bir araya getirmek ve eve cenaze havası kazandırmak üzere terk edilir.  Baba, ardında sadece kadınlar bıraktığından duygu seli doruktadır. Herşey kızların en küçüğü olan ve hayatını hep uzakta geçiren Sofia’nın gelmesiyle alt üst olur. Amerikan dizilerinde yalnızca terörist rollerini oynayan aktris, New York’ta geçirdiği uzun yılların ardından geri dönmüştür. Dönüşü, kız kardeşleriyle olan hesabını görmesine ve baba tarafından kurulan düzeni yıkmasına vasıta olacaktır. Gülüşler ve gözyaşları arasında, toplu bir histeri hali bu kadınların her birini kendini keşfe yönlendirecek …

maroc

6/ 25 Mart Cumartesi, 19.00

« Tristesse club » (Fransa) 90dk, yönetmen Vincent Mariette

  • Oyunuclar: Ludivine Sagnier, Laurent Lafitte, Vincent Macaigne
  • Tür: dramatik komedi

Iki kardeş Léon ve Bruno babalarının cenazesi için memleketlerine gelirler. Geldiklerinde Chloé adında garip bir kızın dışında hiçbir şey bulamazlar. Bu kişi kendilerinin üvey kız kardeşleri olduğunu idda eder. Bu açıklama ile panik olan iki kardeş daha fazla bilgi edinmeye çalışırlar. Böylece kendilerini sırlarla dolu maceralı bir hikayenin içinde bulurlar.

logoAmb-TurquieCMJN

 

 

 

çankaya logo yeni son

Francophonie_logo

NICOLAS DAUTRICOURT VE İRİS ŞENTÜRKER

Frankofoni Haftası çerçevesinde, Ankara Fransız Kültür Merkezi, CerModern desteğiyle, Türk piyanist İris Şentürker ve Fransız kemancı Nicolas Dautricourt ile bir konser gerçekleştirecektir.

Program:

  • Johann Sebastian Bach (15’) Sonate BWV 1014 (keman ve piyano)
  • Jean Sibelius (12’) 3 humoresques op.87 & 89
  • Hasan Ucarsu (8’) « Aperlai » from the « The Story of Four Ancient Cities »
  • César Franck (30’) La majör Sonatı

Biletler  TR-bilet-al-qngtnhqxll_Kirp

İris Şentürker, biografi:

Oda müziği kariyerini dünyaca ünlü müzisyenlerle verdiği konserlerle devam ettiren piyanist İris Şentürker İstanbul’da dünyaya geldi. Müzik eğitimine beş yaşında başladı. 1998’de İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda Prof. Meral Yapalı’nın sınıfından derece ile mezun oldu.“The British Council” tarafından düzenlenen “Yılın Genç Müzisyeni” yarışmasında birinci olduktan sonra Manchester Royal Northern College of Music’de yüksek lisans eğitimini tamamladı. Sanatçı, Leontina Margulis, Irina Zaritskaya, Hüseyin Sermet, Sergei Dorensky gibi ünlü müzisyenlerle çalıştı. Eczacıbaşı Vakfı’nın tam bursu ile calışmalarını sürdürdü. İş Sanat tarafından düzenlenen “BBC Solistleri Yarışması”nda en iyi üç sanatçıdan biri seçildi. Fransız Hükümeti’nin davetlisi olarak Alfred Cortot Ecole Normal de Music de Paris’de çalışmalarına ünlü piyanist Christian Ivaldi ile devam etti, Concour Diplôme Execution de Piano yarışmasında üçüncü, Oda Müziği dalında Concour Diplome Superior de Music de Concertiste yarışmasında da oybirliği ile birinciliğe layık görüldü.

 

Nicolas Dautricourt, biografi:

‘Adami’ tarafından ‘Yılın Klasik Keşfi’ seçilerek Georges Enesco ödülü alan Nicolas Doutricourt, neslinin en parlak ve beğenilen Fransız kemancılarından biri olarak kabul edilmektedir. Sanatçı, Henryk Wieniawski, Jeunnesses Musicales, Rodolfo Lipizer ve Gian- Battista Viotti gibi birçok yarışmada ödül kazanmış ve finalist olmuştur.

Philip Hirschorn, Miriam Fried, Jean-Jacques Kantorow, Gerard Poulet, Jean Mouillere gibi önemli ustalarla çalışmış olan Doutricourt 2007 yılından beri “Moments Musicaux de Gerberoy”un artistik direktörlüğünü yapmaktadır.

 

Francophonie_logo -cermodern-logo

Yönetmen : Carlos SAURA
2015, 88” – İspanyolca Türkçe altyazılı.
Pedro Aznar, Juan Falú, Marian Farías Gómez…

Pampa’dan And Dağları’na, Mapuche yerlilerinden kafelerde eski şarkılarını söyleyen köylülere, Gaucho’ların dünyasından günümüzün büyük şehirlerine… Argentina bizlere şarkılardan, danslardan ve renklerden oluşan Arjantin ruhunu müzikal ve algısal bir yolculukla sunuyor…

Giriş : Tam 10 tl / Öğrenci ve 65 yaş üstü : 5 tl

24. Avrupa Jazz Festivali Kapsamında

Yönetmenler : Bertrand Tavernier ve Robert Parrish
92″, 1983

Davetiyelidir. Davetiyeler AASSM veya FKM’den temin edilebilir. www.iksev.org

24. Avrupa Jazz Festivali Kapsamında

Konser : Hakan Başar Jr. Trio
Hakan Başar – Piyano
Nezih Yesilnil – Kontrbas
Alkan Başar – Davul

17/03 saat 18:00
İzmir Fransız Kültür Merkezi

Davetiyeler AASSM veya FKM’den temin edilebilir.

“FRANSA: SANAT, ZARAFET VE TARİH”

1 – 31 Mart 2017 arası

Frankofoni ayı çerçevesinde, Ankara Fransız Kültür Merkezi, Galatasaraylılar Birliği Derneği işbirliği ile, Umut Özdemir’in fotoğraf sergisini sunmaktadırlar.

NEDEN FOTOĞRAF ?

Umut Özdemir

“Fransa: Sanat, Zarafet ve Tarih”

Fotoğraf ve resim sanatı arasında çok büyük bir fark olduğunu düşünmüyorum. Her ikisinde de uygun bir kompozisyon oluşturmalı, ışık-gölge ve renk unsurlarına dikkat etmelisiniz. Resim sanatına ilgi duyduğum için fotoğraf karesini de resim tuali gibi kullanmayı seviyorum.

Özellikle kent ve doğa manzaralarını aktarmayı ve güneşli havalarda veya mavi saat olarak adlandırılan akşamüstü saatlerinde çekimler yapmayı tercih ediyorum. Paris ve genel olarak Fransız kentleri, kent planları, heykelleri, meydanları ve parklarıyla fotoğrafçılara sonsuz fırsatlar sunuyor.

Fotoğraflarımda, Fransa’nın zamana meydan okuyan bu iyi korunmuş mirasını ilgi çekici bir biçimde yansıtmaya çalıştım.

 

ÖZGEÇMİŞ

Umut Özdemir, 1977 yılında Ankara’da doğdu. Antalya, Manisa ve Bursa’da geçen eğitim hayatını Ankara Aydınlıkevler Lisesi’nde sürdürdü.

Ardından 2003 yılında Ege Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümünden mezun oldu. Çocukluğundan beri görsel sanatlara ilgi duyan Umut Özdemir, suluboya resimlerinden oluşan ilk kişisel resim sergisini 2011 yılında Ankara’da gerçekleştirdi. Resim sanatının yanında üniversite yıllarından beri fotoğraf sanatıyla da ilgilenen Bay Özdemir, 2006 yılından beri Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda uzman olarak çalışmaktadır.

Bir yıl süreyle (21 Temmuz 2014-22 Temmuz 2015) merkezi Paris’te bulunan UNESCO Dünya Miras Merkezi’nde görevlendirilen Bay Özdemir, bu süre boyunca ağırlıklı olarak başkent Paris olmak üzere Fransa’nın çeşitli kentlerinde çektiği fotoğraflarından oluşan ilk kişisel fotoğraf sergisini düzenlemektedir.

  • Galatasaraylılar Birliği Derneği: Izmir Caddesi No 19, KIZILAY
  • 1 – 31 Mart 2017 arası
  • Sergi açılışı: 1 Mart 2017 Çarşamba, 19.00
  • Giriş serbesttir

 gs logo petit

Francophonie_logo

24. İzmir Avrupa Jazz Festivali kapsamında

İzmir Fransız Kültür Merkezi ilk yılından bu yana Festival’e verdiği desteği sürdürüyor. Bu yıl Marie MIFSUD İzmirli caz severlerle buluşacak. İtalya, Avusturya, Lüksemburg, Polonya, Slovakya ve İsviçre’den gelen caz sanatçılarının yanı sıra  farklı etkinliklerin yer alacağı Festival’in detaylı programına www.iksev.org adresinden ulaşabilirsiniz.

09/03 – 20:00
İzmir Fransız Kültür Merkezi

Marie Mifsud – Vokal
Adrien Leconte – Davul
Quentin Coppalle – Flüt
Tom Georgel – Piyano
Victor Aubert – Kontrbas

Biletler : Biletix & AASSM 0232 247 80 03 / www.iksev.org

DHAFER YOUSSEF ANKARA’DA !

DHAFER YOUSSEF

Dünya müziği tutkunlarının heyecanla beklediği Dhafer Youssef, yeni albümü Diwan of Beauty & Odd ile Ankara Dünya Müzikleri Festivali kapsamında müzikseverlerle buluşuyor.

Dhafer Youssef : Ud, Vokal
Aaron Parks : Piyano
Matt Brewer : Kontrabas
Arthur Hnatek : Davul

Tunuslu büyük ud üstadı, vokalist ve besteci Dhafer Youssef müzikle henüz 5 yaşındayken tanıştı. Genç yaşında Viyana’ya gidip 1999 yılında ilk albümü “Malak”ı yayınlayarak caz dünyasının ilgisini çekti. Sufi geleneğini çeşitli müzik aletleri ve Arap lirizmi ile birleştiren sanatçı Nils Petter Molvaer, Bugge Wesseltoft ve Arto Tunçboyacıyan gibi isimlerle de çalıştı.

Yeni albümü Diwan of Beauty & Odd’un konser turnesi kapsamında Ankara’da sahne alacak olan sanatçı, albümün çıkış fikrini “Güzelliğin kesin bir örneği yoktur” ifadesiyle özetliyor.
Sanatçının tutkulu ve huzur dolu sesini, Diwan of Beauty & Odd albümünde müziğin sınırlarını aşmış bir şekilde görebilmek mümkün. Sanatçının bu albümündeki şarkıları, doğal ve pozitif enerjisiyle şimdiye dek var olan bestelerinden daha aydınlık bir şekilde yayılıyor. Müziği bir hayat iksiri, bir din gibi yorumlayan Dhafer Youssef, kullandığı tanımların aksine, aynı zamanda müziğin şeffaf olduğundan bahsederken şöyle diyor: ”Müzik daha önce sert ve aşılmaz olduğunu düşündüğümüz herşeyin, aslında geçirgen, yumuşak ve daha hafif olmasını sağlıyor.’’ Albümündeki ana zıtlık ve güzelliğin farklı algılarına, birbirleriyle çelişen ve açıkça birbirinden ayrılan fikirlere dayanıyor ve tekrar güzelliğin göreceliği olduğunu dile getiriyor.

Biletler Biletix’te!

24. İzmir Avrupa Jazz Festivali kapsamında

İzmir Fransız Kültür Merkezi ilk yılından bu yana Festival’e verdiği desteği sürdürüyor. Bu yıl Marie MIFSUD İzmirli caz severlerle buluşacak. İtalya, Avusturya, Lüksemburg, Polonya, Slovakya ve İsviçre’den gelen caz sanatçılarının yanı sıra  farklı etkinliklerin yer alacağı Festival’in detaylı programına www.iksev.org adresinden ulaşabilirsiniz.

08/03 – 20:00
Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi (AASSM)

Marie Mifsud – Vokal
Adrien Leconte – Davul
Quentin Coppalle – Flüt
Tom Georgel – Piyano
Victor Aubert – Kontrbas

Biletler : Biletix & AASSM 0232 247 80 03 / www.iksev.org

SOUAD MASSİ ANKARA’DA !

Cezayirli folk müziği sanatçısı Souad Massi, 7 Mart’ta Meb Şura salonu’nda müzikseverlerle buluşuyor.

“Kariyerine Cezayirli rock grubu Atakor ile başladı, politik şarkılarıyla dikkat çekti, aldığı ölüm tehditleri üzerine ülkesini terk edip Paris’e yerleşti.

Paris’te sahneye çıktığı Femmes d’Algerie festivalinin ardından Island Records ile el sıkıştı. En çok sevilen şarkısıyla aynı başlığı taşıyan ilk albümü ‘Raoui’ ile dünya çapında en iyi yeni Kuzey Afrikalı müzisyen olarak tanımlandı.

Arapça, Fransızca, İngilizce ve Berberice yazdığı şarkıları ve duru vokaliyle dünya müziği takipçilerinin aklını başından aldı. Sınırlar ötesine taşan barış dolu melodileriyle şimdi Meb Sura sahnesinde…

Biletler Biletix’te!

Yönetmenler : Pascale FERRAN
2014, 127” – Fransızca. Türkçe altyazılı.
Josh Charles, Anaïs Demoustier, Roschdy Zem…

Amerikalı bir bilgisayar mühendisi iş ve duygusal hayatındaki ağır baskılardan usanmış ve radikal bir değişiklik yapma kararı almıştır. Paris’te aktarma yapacağı uçağını beklediği sırada kaldığı otelde çalışan genç kadın ise geçici işlerle hayatını sürdürmektedir. Doğaüstü bir olayla her ikisinin de varoluşlarına bakışları değişecektir…

2014 Cannes Festivali’nde 6 adaylık.

Giriş : Tam 10 tl / Öğrenci ve 65 yaş üstü : 5 tl

Fransızca mı öğreniyorsun ?

Orta okul, lise ya da üniversite öğrencisi misin?

Hayal gücün var mı?

Öyleyse « 1 dakikalık metamorfoz » video yarışmasına katıl!

1 dakikalık video süresince başka bir insan, hayvan, bitki ya da hayal gücünün yaratacağı başka bir varlığa dönüş !

Metamorfozunu filme almak cok kolay, basit bir telefon yeterli!

Kazananları müthiş ödüller bekliyor: Dil eğitimi ve kültür içerikli 2 Fransa seyahati, 3 tablet, 3 MP3 okuyucu, gastronomik yemekler, ve çizgi romanlar!

Dikkat, videonu 6 Mart 2017’den önce francophonie.turquie@gmail.comadresine gönder.

Bu yarışma Türkiye’deki Fransa Büyükelçiliği ve Türkiye Fransız Kültür Merkezi tarafından, İstanbul’daki İsviçre Konsolosluğu, Türkiye’deki Belçika Büyükelçiliği, İstanbul’daki İsviçre Konsolosluğu, La Rochelle Business School ve lepetitjournal.com işbirliği ile 22. Fransız dili ve Frankofoni Haftası çerçevesinde, Türkiye’de devlet ya da özel okullarda eğitim gören Türk öğrencilere yönelik olarak düzenlenmiştir.

Türkiye’deki tüm genç frankofonlara bol şans dileriz !  

Detaylı bilgi ve başvuru için gerekli belgeler :

Frankofoni 2017 etkinlikler çerçevesinde.

Nicolas Bouvier hayatı ve çalışmaları sunumu

Konferansçı: Ingrid Thobois

Beni rüyaya sürükleyen kitaplardır, yolculuk rüyası, dönüş rüyası, yazıya dönüş ve bütün herşeyin merkezine ayrıcalıklı erişimin yolu hızlıca kurgu sorununa.

20 yaşında, Volkswagen marka aile minibüsünde yolculukla geçen çocukluğumdan sonra, bir yıl boyunca, İsviçre asıllı yazar Nicolas Bouvier’nin coğrafyasında, edebi bir eser, bir efsane arayışına tek başıma yolculuğa çıktım…. Tabii ki ne birini ne de ötekini bulabildim özellikle ikincisinde bayağı hırpalandım. Fakat bu yola, 2001 ve 2002 arası, ikiz kuleler yıkılırken ve insanlar birbirleriyle itişip kakışırken, ben bana üçüncü bir göz ve hafıza olacak sayısız polaroid yazıda not defteri tuttum. Yol boyunca, Nicolas Bouvier bana sadece rehber olmakla kalmadı, Kitapları bana dünyaya farklı bakmamı ve yazı yazarak ufak ufak kendi yerimi bulmamı öğretti. 19 yaşımda, ölümünden bir sene önce, eseriyle tanışmasaydım hayatım kesin bambaşka olurdu. Nicolas Bouvier, her biri tamamen entrikadan ve özgünlükten oluşan bir ömür ve eserdir. Dört yıl süren törensel bir gençlik yolculuğundan, 50 yıllık bir yazın çıktı. O sadece bir yolcu yazar değil. Dünyaya eşsiz bir gözle bakan ve ömrünün bizlere tüm renklerini anlatabilmenin arayışında yaşamını geçirmiş bir yazardır. İşte bu duygusal yazarın ve adamın portresini resmetmeyi kendime ödev edindim.

 

Ingrid Thobois biografi:

Ingrid Thobois 1980 yılında doğdu. Yazını, dışın ve için, hareketin ve durağanlığın birbirini izlemesiyle biçimlenir.

2000 yıllarının başında, Nicolas Bouvier’nin de bulunduğu coğrafyada gezindikten sonra, Afganistan’da Fransızca dersleri vermeye başlar.

Endonezya’ da Hindistan’da, Karadeniz’in sularında, Kafkasya’da, Orta Asya’da, elinde bir defterle yaşamın günleri sürer gider. 2007 yılından itibaren yetişkinler için kitaplar yayınlar.

2009 yılında ise çocuk eserleri yazmaya ve yazı atölyelerine başlar. İlk eseri “Le Roi d’Afghanistan ne nous a pas mariés” (PhébusYayınları, 2007) ilk roman ödülüne layık görülür.

Beşinci ve son eseri olan «Le Plancher de Jeannot » Buchet ve Castel Yayınlarından 2015 yılında çıkar.

Daha çok altı yaş ve ergenlere yönelik olan çocuk eserleri kurguyla karışık güncel toplumsal sorunları ve kişileri konu alır.

Eserlerinin arasında «Des fourmis dans les jambes, petite biographie de Nicolas Bouvier » (La joie de lire, mayıs 2015), Histoire de voyager (Kilowatt, 2016), La confiance règne (Mijade, 2016) vardır. Daha fazla bilgi için www.ingridthobois.com

22’NCİ FRANKOFONİ ŞENLİĞİ BAŞLIYOR!

1 – 31 Mart 2017 arası

Adana, Ankara, Antalya, Bursa, İstanbul ve İzmir’de 40’dan fazla kurumda 200’den fazla etkinlikle Frankofoni’yi kutluyoruz.

İşte 2017 Frankofoni Şenliği’nin tüm programı:

flyer programme general Turquie

Francophonie_logo

01.02.2017 – 01.03.2017

Tarihte, Ayazma şifalı ve yararlı özellikleri açısından kutsanan kaynaklardır. İstanbul’un Küçükçekmece ilçesi, bu kaynakların etrafında yavaş yavaş kurulmuştur. Özgün adının aksine, bu şifalı kaynak suları kentsel gelişim sonucu zehirli hale gelmiştir.

Tarihçesi,  çevre ve kaynakları açısından dönüşü olmayan değişikliklerin yaşandığı İstanbul şehrinin bir kaç yıl içerisinde  içine düştüğü genel kargaşayı simgeliyor.  Bu fotoğraf sergisi, sizlere yeniden bu mahalle atmosferini yaşatmayı ve yerel düzeyde olduğu kadar şehrin diğer bölgelerinde de  ortaya çıkan bazı sorunları daha iyi anlamamızı hedefliyor.

Fotoğraflar : Saner Şen / NAR Photos
Küratör : Céline Pierre-Magnani
Yerleştirme tasarımı : Mahal Architects / Burcu Tüm