Müziğin tadını çıkarmak için en iyi film şarkıları eşliğinde keyifli bir zaman geçirin! Fransızcanızı geliştirmek için mükemmel bir fırsat.

A1 seviyesinden itibaren herkes katılabilir.
Etkinlik fransızcadır. Katılım ücretlidir : Kişi başı 10 TL. Sadece yerinde nakit ödeme geçerlidir.

Bir Nefes Ötede (Daniel Roby)
2018 | Bilim-Kurgu | 89 dk | Fransızca ; Türkçe altyazılı

Cumartesi 26/05 – 19.15
Pazar 27/05 – 16.45
Cumartesi 03/06 – 19.15
Pazar 04/06 – 16.45
Pazar 10/06 – 14.30

Garip ve ölümcül bir sis Paris’i etkisi altına alır. Ne yapacaklarını bilmeyen, hayatta kalmaya çalışan insanlar apartmanların üst katlarına sığınmaya başlarlar. Fakat ne elektrik, ne su ne de yiyecek bir şeyleri vardır. Bir çift kendilerini bu felaketten kurtarmaya, kızlarını korumaya çalışır; fakat zaman ilerledikçe bazı şeyler açığa çıkar. Kendilerine yardım edebilecek kimse yoktur. İnsanlar başlarına gelen bu felaketten gerçekten kurtulmak istiyorlarsa şanslarını sise karışarak denemek zorunda kalacaklardır.

Bilet fiyatları 10 TL’dir  (Fransız Kültür Merkezi öğrencileri için 5 TL’dir) ve bilet satışı gösterim günleri 14:30 ve 19:15 saatleri arasında yapılmaktadır. Sadece nakit ödeme geçerlidir.

HİPPOCRATE

(Yönetmen Thomas Lilti)

Fransız Kültür Merkezi’nin Sinema Kulübü kapsamında, giriş 5TL
2013| dramatik komedi |102dk | Fransızca, Türkçe altyazılı

05/05 Cumartesi – 18:00

Özet

Aynı zamanda doktor olan filmin yönetmeni Thomas Lilti, prömiyerini Cannes Film Festivali’nde gerçekleştirdiği ikinci uzun metrajlı filmi Hipokrat’ta, babasının çalıştığı hastanede stajyer doktor olarak işe giren Benjamin’in yaşadığı komik ve dramatik olayları anlatıyor. Farklı ve daha gerçekçi bir hastane resmi çizen film, büyük övgü topladı.

Oyuncular:

  • Vincent Lacoste
  • Reda Kateb
  • Jacques Gamblin

 

 

 
 

Bu etkinlik, A Corner in the World X bomontiada ALT programı kapsamında gerçekleşen 3. A Corner in the World Festivali’nde yer almaktadır.

“Yazının kalıcılığını sağlayan şey her bir icracının isteyerek aldığı risktedir. Hem beden hem de zihin pes edip artık herhangi bir sınır tanımayana kadar, bıkmadan usanmadan kendi ihlallerini de içeren katı bir biçim oluşturma yetisi. Bu sonsuz boyun eğme ve koy verme karışımı, ancak kurtulunması gereken alışılmış prosedürleri tespit edip ortadan kaldırmak için bedene ve zihne bir dizi kural katı uygulandığında mümkündür. Ancak o zaman kişinin kendinden kaçmak için izleyebileceği yolları buluruz ve bu bence tam olarak eserin yerini bulduğu noktadır. İzleyicide bu aşkınlığın bir aksini yaratmak için icracının bu dramatik gerilimin sürekli farkında olması gerekir ki bu gerilim yavaş yavaş kişinin kendi kenarlarında olduğu hissini, kontrolün ötesinde olanı anlama hissini verir. Bu hassas dengeyi korumak icracının kendi içinde neler olup bittiğine, ama en çok da dışarıda olanlara hassasiyetini en yüksek noktaya çıkarır. Performanstan faydalanarak etrafımızla kaybettiğimiz bağları yeniden ören yenilenmiş bir farkındalık. Ancak o zaman, belirsiz bir süre için bu ipin* üstünde yürürken,  bilmekten vazgeçmeyi kabul ederiz.” Nacera Belaza

* Sur Le Fil kelime anlamıyla “ip üstünde” demektir.

Koreograf: Nacera Belaza
İcracılar: Nacera Belaza, Aurélie Berland, Anne-Sophie Lancelin, Dalila Belaza
Ses ve ışık tasarımı: Nacera Belaza
Teknisyen: Christophe Renaud

Ortaklar

Yapımcı: Compagnie Nacera Belaza
Ortak yapımcı: Festival Montpellier Danse ; La Villette Paris – sanatçı rezidansı 2015 ; CCN de Tours /Direction Thomas Lebrun ; Le Centre National de la Danse – Pantin (yaratım rezidansı) ; Moussem ; Collectif 12, Mantes la Jolie, DRAC Ile de France – rezidans fonu desteği ile; Bozar – Palais des Beaux-Arts de Bruxelles ; Künstlerhaus Mousonturm, Frankfurt.
Destekleyenler: Fonds Transfabrik – Fonds franco-allemand pour le spectacle vivant ; Spedidam

Cezayir doğumlu Nacera Belaza 5 yaşından beri Fransa’da yaşamaktadır. Université de Reims’de modern edebiyat eğitimi aldıktan sonra 1989 yılında kendi dans grubunu kurmuştur. Ocak 2015’te Fransa Kültür Bakanlığı tarafından Sanat ve Edebiyat Şövalyesi Nişanı’na layık görülmüştür. Dansa alaylı bir yorumcu olarak başlar ve içsel gelişiminden, beden, mekan ve içindeki boşluğa karşı duyarlı bir farkındalıktan yola çıkan bir koreografi geliştirir.  Onun yolu bir arayışa benzer ve dansçı ile izleyici arasında, sahnenin sınırsızlığına açık, doğrudan bağın geliştirilmesine yönelir. Eserlerinin her bir ögesi –ışık, mekan, zaman, beden- sahnede birbirlerine cevap verir ve kendi tasarımlarını geliştirir. Jest tekrarları, muazzam bir yavaşlık, zamanın dışına doğru esneme: Nacera Belaza’nın eserlerinin hepsi kişinin sakin, derin ve sürekli, “varoluşlarımızın kulakları sağır eden kavgası” ile karışan bir nefesi araştırması gibi, hareketi araştırır.

Biletler: Tam 50 TL, Öğrenci 30 TL

İstanbul Fransız Kültür Merkezi desteğiyle

HAFIZA ZORLUKLARI

YENİ TEKNOLOJİLERE KARŞI DİKKATİ NASIL KORUMALI?

  • Konuşma dili fransızca, türkçe simültane çeviri yapılacaktır.

Dikkati sürdürebilmek birden çok etkene bağlıdır. Birincisi, faaliyetin süresi: Sakin bir ortamda, kişinin dikkatini yarım saatten fazla sürdürmesi verimlilikte azalmaya yol açar. Bu nedenle ilgiyi tazelemek için düzenli olarak ara vermek gereklidir. Dikkatin yoğunluğu aynı zamanda çevresel faktörlere de bağlıdır.

Christophe Quaireau, deneysel psikolojide kıdemli öğretim görevlisidir: dijital ortamlarda ilgi mekanizmaları (Üniversite Rennes 2, LP3C). « Okul ortamında ilgi » konusunda çalışmaktadır. İlgi ve akademik başarı adlı kitabı Dunod tarafından yayınlanmıştır.

 

Konuşmacı : Profesör Pierre BRIANT, Collège de France

Makedonya Kralı Büyük İskender’in Anadolu’yu fetih günlüklerinde, Granikos ve İssos savaşları haricinde Küçük Asya/Anadolu’nun fethi büyük bir yer kaplamaz. Öte yandan, Artabaze ve Pharnabaze gibi asil Pers ailelerinin kayıtlarından ya da Truva, Tatarlı ve Lydia arkeolojik kazılarından, İskender’in Pers Uygarlığıyla olan savaşı ve Anadolu’ya gelişi hakkında çok daha fazla bilgi edinebiliyoruz.

Giriş serbesttir. Türkçe’ye çevrilecektir.

Bu etkinlik, A Corner in the World X bomontiada ALT programı kapsamında gerçekleşen 3. A Corner in the World Festivali’nde yer almaktadır.

Siz nötr bir dünyadan geliyor olsaydınız ve birden bire her şey cinsiyetli hale gelseydi nasıl olurdu? İranlı dansçı Sorour Darabi bu soruya kişisel bir cevap veriyor. Anadili olan Farsçada dişil ya da eril bir biçim yok. Fransa’da yaşamaya başladığından beri fiilen her şeyin, istisnasız her şeyin ya eril ya da dişil olduğu bir dünyaya ayak uydurmanın yollarını aramaya devam ediyor.

Farsçada cinsiyet kelimesi جنسیت , jenssiat diye okunuyor ve aslında “maddiyat” anlamına geliyor. Nesneler için kullanıldığında onların yapıldığı malzemeyi ifade ediyor. İnsanlar ya da diğer canlılar için kullanıldığında ise eşey belirtiyor. Dolayısıyla kendi dilinde “masanın cinsiyeti ahşap.” Peki kendi cinsiyeti, deri mi, et mi, kemik mi, kas mı, kan mı, damar mı, hücreler mi…?

Konsept, koreografi ve icra: Sorour Darabi
Işık: Yannick Fouassier
Işıklandırma Operatörü:  Jean-Marc Ségalen
Dış göz: Mathieu Bouvier
İdare: Charlotte Giteau
Turne Organizasyon: Sandrine Barrasso
Yapımcı: Météores

Ortak yapımcılar
Festival Montpellier Danse, ICI-CCN de Montpellier L-R Midi-Pyrénées, CN D Pantin’den stüdyo rezidans desteği ile, Honolulu-Nantes, Théâtre de Vanves

Loïc Touze, Raïssa Kim, Florence Diry, Pauline Brun, Jule Flierl, Clair. E Olivelli, Zar Amir Ebrahimi’ye teşekkürler

Sorour Darabi Paris’te yaşayan ve çalışan alaylı bir İranlı sanatçı. İran’da aktif olarak çalışırken yeraltı örgütü ICCD’ye üyeydi ve Fransa’ya doğru yola çıkmadan önce çalışmaları bu örgütün düzenlediği Untimely (Tahran) festivalinde sahnelendi. CCN de Montpellier’de aldığı eğitim sırasında zaman içindeki dönüşüm ve kişinin çevre ile beraber yaşamasını sorgulayan solo çalışması Subject to Change (Değişiklik Yapılabilir)’i üretti. 2016’da, Festival Montpellier Danse’da, dil, cinsiyet kimliği ve cinsellik kavramlarını ele alan solo çalışması Farci.e’yi üretti. Bir sonraki projesi duygulanım, savunmasızlık ve duygulanan varlıklara övgü niteliğindeki Savusun, Muharrem ayının yas törenlerinden esinleniyor ve yas, korku ve acı gibi duygu sorularıyla ilgileniyor. Geçmişte Jule Flierl ve Pauline Brun ile birlikte çalışmış ve gelecek projelerde Paula Pi ve Ligia Lewis ile çalışacak.

Fotoğraf: Mehrdad Motejalli
Biletler: Tam 40 TL, Öğrenci 25 TL

İstanbul Fransız Kültür Merkezi desteğiyle

Bu etkinlik, A Corner in the World X bomontiada ALT programı kapsamında gerçekleşen 3. A Corner in the World Festivali’nde yer almaktadır.

Bir adam “doğru yolda” değilse, babası onun için dua eder. “Tanrım, biliyorsun oğlumu eğitmeye çalıştım. Ama başaramadım. Tanrım, onu benim için sen eğit.” Doğumundan itibaren erkek çocuk hürmet görür, yüceltilir ve övülür. Erken yaşlarından itibaren küçük bedeni hem dini hem siyasi hem de toplumsal yönden çok büyük bir yük taşır. Maskülen erk ile çevrelenen çocuk beynine kazınan ideallere ulaşma arzusuyla büyür: verimli, dimdik, nüfuz eden, hükmeden, fetheden.

“Benim için sen eğit ”  aynı anda hem çok tutucu, hem tarihsel, kalıtsal ve güven verici bir kesinliğe sahip, ama aynı zamanda da açık, yaratıcı, onu hem yücelten hem de korkutan bir özgürlüğe tutkun olan erkek bedeni kavramını inceliyor. Bu beden çelişkilerle şekillenmiş ve çok büyük komplekslere gömülü.

Tasarım, koreografi ve yöneten: Nancy Naous / Cie 4120.corps
İcracılar: Nadim Bahsoun ve Alexandre Paulikevitch
Dramaturji: Abdullah Alkafri
Sahne Tasarımı Danışmanı: Bissane Al-Charif
Işık ve Sahne Yönetimi: Alexandre Vincent
Kostüm: Julie Deljehier
Müzik: Blue (the Blaze Remix), Fjord / Hafla Fil Dar (orijinal beste), Hadi Zeidan / Syria, Unders

Yapımcı Cie 4120.CORPS – Ortak yapımcı Arap Sanat ve Kültür Fonu (AFAC) – Destekleyenler Théâtre scène nationale, Saint- Nazaire / de la Maison des Métallos, Paris / du Centre National de la Danse, Pantin / Micadanses, Paris / du Ministère de la Culture-Liban / de l’Institut français du Liban / du programme des résidences – Institut Français – Ministère de la Culture et de la Communication / de la Cité Internationale des Arts / ECF (The Step Beyond Travel Grants) / Roberto Cimetta Fund / Compagnia di San Paolo / Mophradat / Hammana Artist House (HAH)

Nancy Naous Beyrut’ta çeşitli Lübnanlı ve yabancı öğretmenler ve koreograflardan aldığı klasik, caz, Dabkeh ve çağdaş dans eğitimlerinin ardından kendisini geliştirmek için tiyatro ile dans arasında gidip gelen çağdaş dans alanına yoğunlaşmayı seçmiştir. Önce Roueida Al Ghali Horning yönetimindeki Lübnanlı fiziksel tiyatro grubu Studio 11 ile çalışmıştır. Tiyatro yüksek lisansını tamamladıktan sonra Paris’te Tiyatro Sanatları Yüksek Lisansı ve fiziksel ifade diploması almıştır.

Sık sık iş üretmek ve atölyeler yapmak için Beyrut ve Paris arasında seyahat etmeye devam etti. Ardından kendi çağdaş dans grubu 4120.CORPS’u kurdu (4120 km Beyrut ile Paris arasındaki mesafe). Nancy yaratımlarıyla “şiddet”in (toplumsal, siyasi ve dini) bedenimizdeki yankılarını araştırmaya devam ediyor. 4120.corps’un çalışmaları tiyatro ve çağdaş dans alanlarını içi içe geçirirken geleneksel dans ve jestleri de araştırıyor.

Biletler: Tam 50 TL, Öğrenci 30 TL

Altyazı Bilgisi: Metin yok

Fotoğraf: Dalia Naous

 

 

Nouvelle Vague 5 Mayıs’ta İzmir’de!

Fransız müzisyenler Marc Collin ve Olivier Libaux ortaklığından doğan Nouvelle Vague, punk rock’ın söz dinlemez tavrını ve new wave’in entellektüel derinliğini bossa nova’nın neşesi ve dansı ile birleştiriyor.

Camielle, Phoebe Killder, Nadeah, Melanie Pain, Liset Alea gibi sıradışı vokalistleri bünyesinde barındıran topluluğun rerpertuarlarını Joy Division’dan The Clash’e, Depeche Mode’dan Blondie’ye kadar birçok kült grubun cover’ları oluşturuyor.

Grup, 2004-2010 arasında çıkardıkları 4 albüm ile bir milyonun üzerinde satış yaparken, 2016’da I Could Be Happy albümü ve geçtiğimiz Kasım ayındaki Algo Familiar EP’leri ile geri döndü.

Nouvelle Vague ile keyifli bir zaman yoluculuğuna çıkmak için 5 Mayıs’ta buluşuyoruz.

Biletler >>

Osmanlı arkeolojisinin ilk dönemlerine eleştirel bir bakış (1840-1880)

Prof. Dr. Edhem Eldem, Collège de France’da Uluslararası Türk ve Osmanlı Tarihi Kürsüsü’ne seçildi.

Arkeoloji temalı konferanslarımızın çerçevesinde.

Konferans dili Türkçe, fransızca simültane çeviri yapılacaktır.

Osmanlı arkeolojisinin tarihi, bir taraftan hakim Batı anlatımının ilgisizliği, diğer taraftan ise Türk tarih yazımının milliyetçi söylemi arasında sıkışıp kalmış, bir türlü hak ettiği derinlemesine ve eleştirel bir incelemenin konusu olmamıştır.

Bu durum özellikle Osman Hamdi Bey’in müdür olarak atandığı 1881 yılından önceki dönem için geçerlidir.

Oysa yaklaşık kırk yıllık bu döneme yakından bakılacak olursa, hem ciddi bilgi eksikliklerini gidermek, hem de Osmanlı ve Türk arkeolojisinin bazı yapısal sorunlarını ele almak mümkün olacaktır.

konferansa katılmak için : murat.celik@ifturquie.org

 

  

 

ULUSLARARASI ANKARA CAZ FESTİVALİ

Charlotte Wassy meets the Jef Giansily Quartet 

  • Charlotte Wassy, vokal
  • Hermon Mehari, trompet
  • Jef Giansily, piyano
  • Matthew Hall, kontrbas
  • Ferit Odman, bateri

Biletler yakın bir zamanda   

Charlotte Wassy: Çok küçük yaştan itibaren sanatçı bir ailenin içinde Kamerun’un geleneksel ritimleriyle büyüyen Charlotte Wassy, erken yaşta hayatını müziğe adayacağının farkına varır. Bunu da favori enstrümanı olan sesiyle en doğal şekilde ifade etmeyi seviyor. Hem Fransız  hem Kamerun kökenlerinin çeşitliliğinden beslenen Charlotte, benliğinin derinlerinde yaşıyor ve kalbinde taşıdığı melezliği dile getiren sanatçı « içgüdüsel melez caz » diye adlandırdığı kendi müziğini « cazın renkleriyle « etnik renkleri » birleştirmeyi seviyor. Sanatsal vizyonunda, ritimler, sesler ve hareketler kaçınılmaz bir şekilde  birleşiyor. Müziğe paralel olarak uyguladığı dans, konserleri esnasında sahnede hep  vardır. 2011 yılından beri sürekli olarak beraber sahne aldığı ve dünyanın dört bir yanından gelen (Küba, Brezilya, Guadalup) olağanüstü müzisyenlerden oluşan beşli grubu Leonardo Montana, Damian Nueva, Arnaud Dolmen ve Irving Acao’dan oluşmaktadır. 2013 yılında « Niam » adlı albümünü (Gaya Music / Abeille) bu grupla çıkarır.

Caz kediler için bir müzik türüdür : risk alıp tekrar dört ayak üzerine düşenleri sever.

Istisnai bir şarkıcı olan Charlotte Wassy girişimde bulunur, dener ve üstlendiği her işte başarılı olur.   Antoine Garance, Citizen Jazz. Geçen Ocak ayında, Unisson adlı albümü kaydetmiştir. 2018 sonbaharında çıkacak olan albümde bu sefer kontrbasta muhteşem Felipe Cabrera bulunmaktadır.

  1. Ankara Uluslararası Caz Festivali çerçevesinde bu sefer Charlotte Wassy, Jef Giansily Quartet ile buluşacaktır.

 Jef Giansily Quartet: Fransız piyanist Jef Giansily Istanbul’da yaşamaktadır.  Paris’te aldığı müzik eğitiminden sonra, Istanbul’a yerleşen sanatçı farklı gruplarla ve özellikle Kontrabasçı Matthew Hall ve baterist Ferit Otman’ın uzun yıllardır beraber olduğu trio ile ya da trompetçi Hermon Mehari’nin katıldığı yeni beşli grubu ile sıkça konserler vermektedir. Sık sık caz festivallerinde ve kulüplerde kendi grubuyla çalmaktadır. En son bulunduğu projelerden biri Darrell Green’in de katıldığı Camille Thurman’ın grubudur. Istanbul sahnelerinde birçok grupla sahne almaktadır. Çeşitli ülkelerden doğaçlama yapan müzisyenler arasında buluşmalar yakalamak için 2009 yılında kurduğu ve Circle label’den çıkan « Stetches » adlı albümünde Sibel Köse veya Sarp Maden’i yer almaktadır. Şimdilerde Jef Giansily EFMI (Ecole Franphone de Musique d’Istanbul) müdürüdür.

Hermon Mehari: Kansas city şehrinden trompetçi Hermon Mehari, tüm dünyada sideman ya da kendi grubu ile verdiği konserler sayesinde uluslararası caz sahnelerinde oldukça aktif olduğunu kanıtlamıştır. Carmine Caruso uluslararası trompet yarışmasının kazananı ve prestijli Thelonious Monk Competition’un yarı finalisti olan sanatçı en ünlü müzisyenlerle beraber sıkça konserler verir ve albüm çıkarır. Bleu adlı çok beklenen albümü kariyerinde yeni bir çağın başlangıdır. Piyanoda Aaron Parks (ECM), saksafonda Logan Richardson (Blue Note), Vibrafonda Peter Schlamb, bateride Ryan J. Lee ve kontrbasta Rick Rosato, albümün çıkışından kısa bir süre sonra iTunes caz kategorisinde albüm satışlarında 1 No oldu.

Matthew Hall: Virginia eyaletinin başkenti olan Richmond’da dünyaya gelen Matthew Hall 2009 yılından beri Istanbul’da yaşıyor. Okyanus ötesinde çok sevilen kontrbasçı, çeşitli durumlarda  Jimmy Cobb gibi caz müziğinin efsaneleriyle beraber konserler veriyor.

Aynı zamanda, Justin Kauflin, Matt Wilson, Alan Parker gibi isimlerle eğitimlere katılır ve  ülkesine döndüğü zamanlarda ise bu isimlerle albüm kaydeder. Sarp Maden, Imer Demirer, Ayşe Gencer … gibi birçok Türk sanatçıların kayıtlarında yer almaktadır.

Ferit Odman: Çok talep gören caz davulcusu Ferit Odman Istanbul’da yaşamaktadır. Sideman olarak birçok projede yer alan müzisyen, ünlü trompetçi Terell Stafford ile kendi adıyla  çıkardığı Dameronia wiht Strings (2015) adlı son albümünün aranjmanını  David O’Rourke yapar, Danny Grissett ve Peter Washington ise eşlik eder. Ferit Odman,  Vic Firth bateri çubuğu ve İstanbul Agop zil ile özellikle Gretsch marka bateri çalıyor.

Charlotte Wassy’nin müziği: Tüm çift kökenliliklerde olduğu gibi,  Charlotte Wassy’nin müziği bu çeşitliliğin etkinlerinden besleniyor.  Bu melezliği dile getiren ve « cazın renkleriyle » « etnik renkleri » birleştiren  sanatçı kendi müziğini « içgüdüsel melez caz » diye adlandırıyor.  Şarkıcının orjinal bestelerinde Paris, Afrika, New York, Brezilya’yı duyuyoruz. Bu Kültürel fokurdamaya, Charlotte’un beraberinde sahneye getirdigi ve dünyanın şu karşı konulamaz şarkısına özgü olan dans da katılır.

 

http://www.ankaracazfestivali.com/tr/

 

İstanbul Uluslararası Edebiyat Festivali (İTEF) programı kapsamında yazar Béa Johnson ile bir söyleşi gerçekleştirilecektir.

Mizah ve enerjiyle yorumladığı görsel bir sunum ile Béa, parkuru boyunca karşılaştığı engelleri ve kabul gören çözümleri paylaşıyor. Sıfır Atık elde etmek için, 5 kuralın uygulanması için basit bir sistem sunuyor : Reddet, Azalt, Yeniden Kullan, Dönüştür ve Gübrele. Öğüt vermeden, yargılamadan, kendi hayat tarzı hakkında bilgilerini anlaşılır bir biçimde paylaşarak önyargıları kırıyor : Sıfır atığın iyi, daha sağlıklı olabileceğini, zaman ve para tasarrufu sağlayabileceğini ispatlıyor. Can sıkan bir konunun, herkes için erişilebilir olabileceğini gösteriyor.

Béa kendini tutku, dinamizm ve samimiyetle ifade ediyor. Evlerde uygulanabilir çözümlere, eşsiz bir bakış açısı sunuyor. Düzenlenen konferanslara katılan kitlelere farklı bir bakış açısı ve alışkanlıklarını değiştirmeye teşvik ediyor. Katılımcılar, sürdürülebilirlik konusunda az veya çok bilgili de olsalar akla gelmemiş yeni olasılıkları keşfedeceklerdir. Evlerine daha farklı fikirlerle dönecek ve bu ilgi çekici konferansı onlara sunduğunuz için teşekkür edeceklerdir.

Béa Johnson ve ailesi, 2008’den bu yana çöpleri günlük hayatlarından çıkardılar. Yıllık atıkları bir litrelik kavanozda. Béa, blogu ve çok satan Zéro Déchet (Sıfır Atık) kitabı sayesinde, daha basit yaşayarak ve atıklarını radikal bir biçimde azaltarak ilham kaynağı olmuştur. 2011 yılında « Green Awards » ödülüne layık görülen Béa, uluslararası düzeyde üniversitelerde, iş komitelerinde, derneklerde, sempozyum ve fuarlarda söyleşilere katılarak medyanın ilgisini topluyor. New York Times, France 2 haber bültenlerinde olmak üzere dünyanın dört bir yanında gazete ve televizyonlarda yer aldı. Tutkulu ve iyimser bir mizaca sahip olan Béa « Sıfır Atık » yaşam biçiminin dünyadaki sözcüsü Paris-Match dergisinin deyişiyle « Ekolojinin yeni mesihi » olmuştur.

Giriş serbest. Katılım için kayıt gerekir.
Türkçe simultane çeviri.

LES PARAPLUIES DE CHERBOURG

Özet:

Cannes’dan En İyi Film Ödülü’yle dönen ‘Cherbourg Şemsiyeleri’, bir şemsiye dükkanının sahibi olan üvey annesiyle birlikte yaşayan genç bir kadının öyküsünü anlatıyor. Bir süre sonra aşık olduğu adamla evlenmek istemesi ve annesinin buna karşı çıkmasıyla başlayan olaylar, kadının sevgilisinin iki yıllığına askere gitmesiyle dramatik bir boyut kazanıyor…
Jacques Demy’nin klasik filminin başrollerinde Catherine Deneuve, Nino Castelnuovo ve Anne Vernon bulunuyor.

  • Yönetmen Jacques Demy (1964)
  • film dili fransızca, türkçe altyazılı
  • giriş 5TL
  • Gösterim: 14 ve 28 Nisan Cumartesi saat 18.00

Oyuncular:

  • Catherine Deneuve
  • Nino Castelnuovo
  • Anne Vernon

Bu sezon La Comédie Française tarafından sahnelenmeye devam eden Eric Ruf’ün yönettiği Shakespeare’in “Romeo ve Juliet” oyununun profesyonel kaydı, Pathé Live, Türkiye Fransız Kültür Merkezi ve Kirpi Tiyatro işbirliğiyle 28 Nisan Cumartesi akşamı saat 20.30’da Sahne Pulchérie ekranında. Oyun Özdemir Nutku çevirisiyle Türkçe üst yazılıdır.

Shakespeare’in efsanevi eseri, mutlak aşkın vücut bulduğu öykü olarak yüzyıllar boyunca çeşitli uyarlamalara konu oldu. Oysa, bu birinci katmanın altındaki tortulara bakıldığında siyah bir güneş saklanmaktadır: siyasetin çürümüşlüğü, aile içi nefret, karmaşık ve ıssız karakterler Güney İtalya’da geçen bir aşk hikayesinin romantik okumasından daha öteye taşır seyirciyi. Orada güneş ruhlara çarpar, yoksul İtalya’nın yitik ihtişamından geriye harabe duvarlar kalmıştır, akıl dışı korkular ve halkın batıl inançları hala canlıdır. Oyunun rejisörü, Shakespeare’in dilinin olağanüstü çoğulluğunun tüm yankılarını yakalamayı başarır : acımasız, dolgun bir kuvvet ve mizah.

Yazan: Shakespeare
Yöneten: Eric Ruf
Kostüm Tasarımı: Christian Lacroix 
Işık Tasarımı: Bertrand Couderc
Koreografi: Glysleïn Lefever
Müzik Düzenleme: Vincent Leterme
Ses: Jean-Luc Ristord
Makyaj: Carole Anquetil
Oyuncular: Christian Blanc, Michel Favory, Claude Mathieu, Serge Bagdassarian, Christian Gonon, Jérôme Pouly, Gilles David, Pierre Louis-Calixte, Bakary Sangaré, Nâzim Boudjenah, Suliane Brahim, Stéphane Varupenne, Elliot Jénicot, Danièle Lebrun, Jérémy Lopez, Didier Sandre, Laurent Lafitte. 
Yapım: La Comédie Française
Dağıtım: Pathé Live
Bel Air Media ve Fransız Kültür Merkezi işbirliğiyle
Yönetmen: Dominique Thiel

165 dakika / iki perde

Biletler:
Tam: 45.-TL
Öğrenci: 30.-TL
*Rezervasyon yapılmamaktadır.
*Gişe (Oyun günü saat 18.30’dan itibaren; sadece nakit geçerlidir)
*Lamelif (Sainte Pulchérie Fransız Lisesi’nin karşısında; Çukurluçeşme Sok. No:2 Parmakkapı, Beyoğlu, İstanbul; sadece nakit geçerlidir)

Medyalar batılı toplumlarımızın yaşadığı korkuları kızıştırıyorlar, bazı toplulukları kınıyorlar, diğerlerini övüyorlar; terör ve savaş görüntülerini empoze ederek duygularımızı ve öfkemizi tetikliyorlar, his ve inançlarımızla oynuyorlar ve dolay isiyle davranışlarımızı etkiliyorlar.  Doğru/yanlış, siyah/beyaz mantığını güden tuhaf bir dünya sahneye koyuyorlar ve bize doğru tarafta bulunup bulunmadığımızdan şüphe ettiriyorlar.

Gerçek kahramanlar kimler? Bizi düşmandan koruyanlar mı? Bir amaç için mücadele edenler mi? yoksa her iki tarafın şiddetine maruz kalanlar mı? Katliamların sorumluları kim? süper güçler mi, bağnazlar mı, yoksa biz miyiz?

Mise en scène/Yönetmen: Ayşe Garcin

Acteurs/Oyuncular:
Adem Aba
Ömer Akköseoğlu
Erman Arslan
Isabelle Aslan
Sabine Buchmann
Cathy Cadinha
Marion Carrier
Deniz Denlü
Eda Erimez
Yasmine Maouche
Nur Saraylı
Karine Vourch

 

Medyalar batılı toplumlarımızın yaşadığı korkuları kızıştırıyorlar, bazı toplulukları kınıyorlar, diğerlerini övüyorlar; terör ve savaş görüntülerini empoze ederek duygularımızı ve öfkemizi tetikliyorlar, his ve inançlarımızla oynuyorlar ve dolay isiyle davranışlarımızı etkiliyorlar.  Doğru/yanlış, siyah/beyaz mantığını güden tuhaf bir dünya sahneye koyuyorlar ve bize doğru tarafta bulunup bulunmadığımızdan şüphe ettiriyorlar.

Gerçek kahramanlar kimler? Bizi düşmandan koruyanlar mı? Bir amaç için mücadele edenler mi? yoksa her iki tarafın şiddetine maruz kalanlar mı? Katliamların sorumluları kim? süper güçler mi, bağnazlar mı, yoksa biz miyiz?

Mise en scène/Yönetmen: Ayşe Garcin

Acteurs/Oyuncular:
Adem Aba
Ömer Akköseoğlu
Erman Arslan
Isabelle Aslan
Sabine Buchmann
Cathy Cadinha
Marion Carrier
Deniz Denlü
Eda Erimez
Yasmine Maouche
Nur Saraylı
Karine Vourch

 

FRANSIZ SİNEMASI YOLCULUĞUM

(Voyage à travers le cinéma français)

Yönetmen Bertrand Tavernier

2016

29. Ankara Uluslararası Film Festivali kapsamında: Büyülü Fener sineması / Kızılay

  • 24 Nisan Salı, saat 20.00
  • 27 Nisan cuma, saat 11.30

Bertrand Tavernier’in Fransız sinemasında yaptığı kişisel yolculuk, çocuk olarak beğendiği filmlerden kariyerinin erken dönemlerine, önemli yaratıcı figürlerin portreleri ile anlatılıyor. Film, Cannes FF’de de En İyi Belgesel adaylığı almıştır.

 

http://www.filmfestankara.org.tr/tr/

ÇİNLİ KIZ (La Chinoise)

Yönetmen Jean-Luc Godard

(1967)

29. Ankara Uluslararası Film Festivali kapsamında: Büyülü Fener sineması / Kızılay

  • 22 Nisan Pazar, saat 11.30
  • 24 Nisan Salı, saat 16.30

Film, bir grup soykırım komünistinin hayatına odaklanıyor. Gruptan sorumlu olan Veronique, revizyonist olmakla suçlanan Henri, şiddete eğilimli Kirilov, siyasete pek ilgisi olmayan Yvonne ve çeşitli gelgitlerde yaşayan Guillaume, devrimci pratiğe farklı yaklaşımları olan beş arkadaştır. Mao’nun devrimi konusunda hemfikir olan bu beş farklı kişi Godard’ın kışkırtıcı tarzına katılıyor. 68 Hareketlerinden önce, yönetmen Çinli Kız ile yeni bir dönemi başlatmıştır.

 

http://www.filmfestankara.org.tr/tr/

 

29. ANKARA ULUSLARARASI FİLM FESTİVALİ

Festival esnasında Büyülü Fener sinemasında Fransız filmlerin programı:

  • Çinli Kız  (La Chinoise), yönetmen: Jean-Luc Godard

22 Nisan Pazar 11.30 ve 24 Nisan Salı 16.30

Film, bir grup soykırım komünistinin hayatına odaklanıyor. Gruptan sorumlu olan Veronique, revizyonist olmakla suçlanan Henri, şiddete eğilimli Kirilov, siyasete pek ilgisi olmayan Yvonne ve çeşitli gelgitlerde yaşayan Guillaume, devrimci pratiğe farklı yaklaşımları olan beş arkadaştır. Mao’nun devrimi konusunda hemfikir olan bu beş farklı kişi Godard’ın kışkırtıcı tarzına katılıyor. 68 Hareketlerinden önce, yönetmen Çinli Kız ile yeni bir dönemi başlatmıştır.

  • Fransız Sineması Yolculuğum (Voyage à Travers le Cinéma Français), yönetmen: Bertrand Tavernier

24 Nisan Salı 20.00 ve 27 Nisan Cuma 11.30

Bertrand Tavernier’in Fransız sinemasında yaptığı kişisel yolculuk, çocuk olarak beğendiği filmlerden kariyerinin erken dönemlerine, önemli yaratıcı figürlerin portreleri ile anlatılıyor. Film, Cannes FF’de de En İyi Belgesel adaylığı almıştır.

 

  • Mayıs’ta Milou (Milou en Mai), yönetmen: Louis Malle

23 Nisan Pazartesi 11.30 ve 25 Nisan Çarşamba 14.00

Ülkede saldırılar ve gerginlikler devam ederken annesi ölen Milou ve ailesinin cenaze planlarının nasıl etkilendiğini anlatan filmde Mayıs 68’deki burjuva bir ailenin “sağlıksız” ilişkileri masaya yatırılıyor.  Kapitalist/Endüstriyel toplumun insan ilişkilerini zedeleyici yönü ön plana çıkarılıyor. Film, 1991 yılında BAFTA’ya da aday gösterilmişti.

  • Unutulmayan Sevgili (Jules et Jim), yönetmen: François Truffaut

29 Nisan Pazar 14.00

İki erkek ve bir kadın arasındaki üç kişilik aşkın sinema tarihindeki en güzel anlatımlarından biri olan Jules ve Jim, sadece aşk değil, dostluk üzerine de sözleri olan bir film. Yakın arkadaş olan Jules ve Jim’in hayatları, Catherine ile tanışınca bambaşka bir yöne doğru savrulur. Her ikisi de aynı kadına aşık olsa da Catherine, ilk başlarda sadece Jules’a ilgi duyar. Bildik kadın kimliğinin çok dışında bir karaktere sahip olan Catherine için hayat, alışıldık sınırların çok ötesinde bir anlam taşımaktadır. İlk zamanlardan beri Jim’in ilgisinin de farkında olan Catherine, yıllar sonra onunla da bir yakınlaşma içine girer. Catherine’i terketmeyi düşünmeyen Jules’un da varlığıyla bu unutulmaz üçlü, birlikte yaşamaya başlarlar.

 

 

 

Beni Adınla Çağır (Luca Guadagnino)
2017 | Dram, romantik | 131 dk | İngilizce, İtalyanca, Fransızca ; Fransızca ve Türkçe altyazılı

Ctesi 21/04 – 19.15
Pazar 22/04 – 16.45
Ctesi 28/04 – 19.15
Pazar 29/04 – 16.45

1983 yazında, İtalya’nın kuzeyinde 17 yaşındaki Elio Perlman günlerini, ailesinin 17 yüzyıldan kalma villasında geçirmektedir. Miskince notaların kopyasını çıkarıp, arkadaşı Marzia ile flörtleşmektedir. Bir gün, doktora tezi üzerinde çalışan 24 yaşındaki Oliver Greko-Roman kültür alanında çalışan Elio’nun babasına yardım etmek için yanlarına gelir. Elio ve Oliver kısa bir süre içinde bu yazın, hayatlarını sonsuza dek değiştireceğini fark ederler.

Bilet fiyatları 10 TL’dir  (Fransız Kültür Merkezi öğrencileri için 5 TL’dir) ve bilet satışı gösterim günleri 14:30 ve 19:15 saatleri arasında yapılmaktadır. Sadece nakit ödeme geçerlidir.

Barbara (Mathieu Amalric)
2017 | Dram, biyografi, müzikal |97 dk | Fransızca ; Türkçe altyazılı

Ctesi 21/04 –14.30
Ctesi 28/04 – 16.45
Pazar 29/04 – 14.30

Şarkıcı Barbara’nın hayatı filme çekilecektir. Çekimlerin başlamasına az bir zaman kala, başroldeki aktris, şarkıcının kişiliği, hareketleri şarkıları, sesi üzerine çalışmaktadır. Provalar sürdükçe film tüm hayatını kaplamaya başlar. Filmin yönetmeni de tüm görüşmeler, arşiv çalışmaları derken, tıpkı başrol oyuncusu gibi, hayatının tamamen bu konuyla işgal edilğini görecektir.

Bilet fiyatları 10 TL’dir  (Fransız Kültür Merkezi öğrencileri için 5 TL’dir) ve bilet satışı gösterim günleri 14:30 ve 19:15 saatleri arasında yapılmaktadır. Sadece nakit ödeme geçerlidir.

İstanbul Fransız Kültür Merkezi ve Başka Sinema işbirliğiyle gerçekleşen Vive le cinéma (Yaşasın Sinema) programı Nisan ayında yeni filmlerle devam ediyor. Sinemaseverler tarafından büyük ilgiyle karşılanan programda yakın tarihli ve ödüllü beş Fransız yapımı ve ortak yapımı yer alıyor. Son zamanlarda uluslararası festivaller tarafından ödüllendirilen ve basın tarafından beğeni toplayan filmler, İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nde Cumartesi günleri saat 14.30, 16.45 ve 19.15 ve Pazar günleri saat 14.30 ve 16.45.

Barbara (Mathieu Amalric) : Şarkıcı Barbara’nın hayatı filme çekilecektir. Çekimlerin başlamasına az bir zaman kala, başroldeki aktris, şarkıcının kişiliği, hareketleri şarkıları, sesi üzerine çalışmaktadır.

–  Beni Adınla Çağır (Luca Guadagnino) : 1983 yazında, İtalya’nın kuzeyinde 17 yaşındaki Elio Perlman günlerini, ailesinin 17 yüzyıldan kalma villasında geçirmektedir. Notaların kopyasını çıkarıp, flörtleşmektedir …

Stalin’in Ölümü (Armando Iannucci) : Moskova, 1953. Felç geçirdikten sonraki günlerde, Stalin’in muhafızlığını yapan bakanlar, kontrolü ele geçirmek için şiddetli bir savaş başlattılar.

Bilet fiyatları 10 TL’dir  (Fransız Kültür Merkezi’nin öğrenciler içinse 5TL’dir) ve bilet satışı gösterim günleri 14:30 ve 19:15 saatleri arasında yapılmaktadır. Sadece nakit ödeme geçerlidir.

Fransa’nın en önemli oyun yazarlarından biri olan Bernard-Marie Koltès Pamuk Tarlalarının Yalnızlığında adlı oyununu 1986 yılında kaleme almıştır. Oyun; bir akşam, bir Satıcı’nın sokağın karanlık köşesinde yoldan geçip giden bir Müşteri’yi durdurmasıyla başlar. Bu ikili bir anda sonucu ve süreci tahmin edilemeyen bir müzakerenin içine girerler. Tüm oyun felsefi diyaloglar ve anlatının çevresinde şekillenirken, karakterlerin arasındaki gerilim ve muğlaklık bu dünya ekseninde kurulur.

Oyun; modern zamanları istila eden yalnızlığa, düşündürücü ve sorgulayıcı bir bakış açısı getirir. Pamuk Tarlalarının Yalnızlığında insanın yalnızlık duygusunu etkili biçimde işleyen bir yapıt olarak karşımıza çıkar.

Yazan: Bernard-Marie Koltès

Çevirmen: Reyhan Özdilek

Yönetmen: Lesli Karavil

Dramaturg: Ozan Ömer Akgül

Oyuncular: Nesrin Cavadzade et Nergis Öztürk

Müzik: Pınar Dikbaş

Fransızca üst yazılı

Serbest – ücretsiz giriş

LES PARAPLUIES DE CHERBOURG

Özet:

Cannes’dan En İyi Film Ödülü’yle dönen ‘Cherbourg Şemsiyeleri’, bir şemsiye dükkanının sahibi olan üvey annesiyle birlikte yaşayan genç bir kadının öyküsünü anlatıyor. Bir süre sonra aşık olduğu adamla evlenmek istemesi ve annesinin buna karşı çıkmasıyla başlayan olaylar, kadının sevgilisinin iki yıllığına askere gitmesiyle dramatik bir boyut kazanıyor…
Jacques Demy’nin klasik filminin başrollerinde Catherine Deneuve, Nino Castelnuovo ve Anne Vernon bulunuyor.

  • Yönetmen Jacques Demy (1964)
  • film dili fransızca, türkçe altyazılı
  • giriş 5TL
  • Gösterim: 14 ve 28 Nisan Cumartesi saat 18.00

Oyuncular:

  • Catherine Deneuve
  • Nino Castelnuovo
  • Anne Vernon

 

İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde Anne/Baba ve Çocuklarına yönelik Paskalya yumurtası süsleme atölyesi !

Anne / babalar çocuklarına eşlik edecektir.
Katılımcı başına 10 ₺.
Kayıtlar 13 Nisan tarihine kadar. Yerler sınırlı sayıdadır.

+ Bilgi : 0232 466 00 13 – 109 l nathalie.kohen@ifturquie.org

Lyon merkezli dans topluluğu Pockemon Crew, ‘3-2-1…Kayıt’ başlıklı gösterileriyle İş Sanat sahnesinde!

1999 yılında kurulan Pockemon Crew’in kimliği, herhangi bir kuşaksal, sosyal ve sanatsal ayrışmanın uzağında, hip-hop ile ilgili değerleri aktarmak üzerine kurulu.
Topluluğun teknik ve estetiği, onları yeni hip-hop jenerasyonunun simgesel dansçıları arasına sokuyor.

Başından beri topluluğun bir üyesi olan ve 2004’te koreograf ve sanatsal direktörlük pozisyonlarını üstlenen Riyad Fghani, yıllar içinde klasik ve hip-hop dansçıları, sirk performansçıları, pandomim sanatçıları ve oyunculardan aldığı ilhamla farklı çalışma metotları geliştirdi. Pockemon Crew’in bu metotlarla geliştirilen ‘3-2-1…Kayıt’ başlıklı gösterisinde, topluluk, iki ayrı dünyayı bir araya getiriyor: Sinema ve hip-hop.

Sinema tarihinin başlangıcında önemli bir yeri bulunan Lumiere Kardeşler’in şehri Lyon’dan dansçılar, kostümleri ve temalarıyla izleyicileri 1930-40’ların sinema dünyasına geri götürüyor. Belli başlı hip-hop figürlerinin izindeki bu dans gösterisi, sürekli olarak yeni boyutlar arayan ve araştıran bir topluluk olan Pockemon Crew’un ününü pekiştiren performanslarından biri. Pockemon Crew gösterisi Fransız Kültür Merkezi iş birliği ile gerçekleştiriliyor.

31 yaşında olmasına rağmen olgun, bazen dramatik ve yer yer karanlık bir müzikal dil kullanan İsrailli müzisyen Riff Cohen, yetenek, güzellik, sadelik, tevazu ve neşenin örneği ender bulunan bir kombinasyonu olarak tanımlanabi.

Tel Aviv Üniversitesi’nde Müzikoloji eğitimi almış olan Cohen’in müzikal etkileşimleri popüler kültüre dayanmasa da müzikal anlayışını Sudan, Fas, Fransa ve Amerikan müziklerinin popüler altyapısı ile sentezlemiştir.

Cohen’in en büyük ilham kaynağı olarak Tunus’un Djerba adasında yaşayan ve okuma-yazma bilmeyen büyükannesini göstermektedir. Hala İsrail’de yaşayan Riff Cohen, 8 yaşından itibaren kendi şarkılarını besteleyip, şiir yazmaktadır. Aynı tarihlerde de şarkı söylemeye de başlamıştır. İsrail’deki hayatına bestekar, şarkı yazarı ve solist olarak devam etmektedir.

Çıkış albümünü 2012 Ağustos ayında İsrail’de yayınlayan Cohen, albümünden bir sene sonrasında yayınladığı “A Paris” adlı single çalışması ve bu single’ın video klipiyle müzikseverlerin dikkatini çekmiştir. Video, YouTube’da bir milyonun üzerinde izlenme sayısına ulaşmıştır.

Prodüksiyonu da kendisine ait olan albüm 14 şarkıdan oluşmaktadır. Farklı dillerde seslendirdiği bu şarkıların dört tanesi İbranice, bir tanesi Kuzeydoğu Afrika’da Mısır ile Sudan arasındaki bölgede kullanılan yerel dil olan Nubia dilinde ve diğerleri ise Fransızcadır.

Cohen’in müzikal anlayışı geniş bir tarz ve tını çeşitliliği göstermektedir. Ritimlerinde duyulan doğuya özgü tınılar, Kuzey Afrika müzikal kültürünün kökenlerinden gelmekte ve Cohen’in sunduğu yepyeni müzikal anlayış ile tutarlılık göstermektedir. Riff Cohen’in harikulade sahne performansı ve albümü, çeşitli duyguların dışavurumu ve duygusal tecrübelerin kendi müziği içerisinde vücut bulmuş hâli olarak betimlenebilir

MAYIS’TA MİLOU

(Milou en mai) Yönetmen Louis Malle

1990

29. Ankara Uluslararası Film Festivali kapsamında: Büyülü Fener sineması / Kızılay

  • 23 Nisan Pazartesi, saat 11.30
  • 25 Nisan Carşamba, saat 14.00

Ülkede saldırılar ve gerginlikler devam ederken annesi ölen Milou ve ailesinin cenaze planlarının nasıl etkilendiğini anlatan filmde Mayıs 68’deki burjuva bir ailenin “sağlıksız” ilişkileri masaya yatırılıyor.  Kapitalist/Endüstriyel toplumun insan ilişkilerini zedeleyici yönü ön plana çıkarılıyor. Film, 1991 yılında BAFTA’ya da aday gösterilmişti.

 

Yönetmen : Roschdy ZEM
2011, 85” – Fransızca. Türkçe altyazılı
Sami Bouajila, Denis Podalydès, Maurice Bénichou

Gerçek bir hikayeden uyarlanmıştır.
Fas’ın Oscar adayı olarak ilk defa dokuz filmlik final listesine giren ‘Ömer Beni Öldürmek’, izleyiciyi 1991’da gerçekleşen ve Faslı bir göçmenin karıştığı bir cinayet olayına davet ediyor. Bir kadının kendi evinde bıçaklanması sonucu başlayan olaylar, kadının kanı ile yazılmış ve bahçıvanını işaret eden “Ömer Beni Öldürmek” şeklinde bir not bulunması ile daha da karmaşık hale geliyor. Bahçıvan olan Ömer ise eğitimsiz ve mahkemede kendini savunamayan bir cahil olduğu gerekçesiyle en kolay suçlu durumuna düşüyor. Ve bu yüzden, suçunu kabul etmese de ikinci derece kanıtlar ve ırkçılık sebebiyle müebbet hapse gönderiliyor. Ömer Beni Öldürmek, güçlü ve fakir için farklı adaletin olduğunu ortaya koyuyor.

2012 Césars Ödülleri’nde 2 adaylık : En iyi oyuncu, en iyi uyarlama senaryo

Giriş : Tam 10 tl / Öğrenci ve 65 yaş üstü : 5 tl
Biletler FKM’de satıştadır.
Yerler numarasız ve sınırlı sayıdadır.
Film saatinde başlar. Film başladıktan sonra içeri seyirci alınmaz.

BARBARA

(Mathieu Amalric)

Ctesi 7/04 –18:00
Ctesi 21/04 – 18:00
2017 | Dram, biyografi, müzikal |97 dk | Fransızca ; Türkçe altyazılı

Şarkıcı Barbara’nın hayatı filme çekilecektir. Çekimlerin başlamasına az bir zaman kala, başroldeki aktris, şarkıcının kişiliği, hareketleri şarkıları, sesi üzerine çalışmaktadır. Provalar sürdükçe film tüm hayatını kaplamaya başlar. Filmin yönetmeni de tüm görüşmeler, arşiv çalışmaları derken, tıpkı başrol oyuncusu gibi, hayatının tamamen bu konuyla işgal edilğini görecektir.

  • film Türkçe altyazılıdır
  • giriş 5TL
  • gösterim: cumartesi 7 ve 21 Nisan 18:00

 

Yönetmen : Andrey ZVYAGINTSEV
2017, 127” – Rusça. Türkçe altyazılı
Maryana Spivak, Alexey Rozin, Matvey Novikov

Moskova’da yaşayan Zhenya ve Boris nefret ve suçlamalarla tükettikleri evliliklerini sonlandırmak üzeredir. Evlerini satıp hayatlarında yeni bir başlangıç yapmanın heyecanı içerisindedirler. 12 yaşındaki oğulları Alyosha içinse durum çok farklıdır. Her iki ebeveyni de başlarıyla ilişki yaşayan Alyosha, ailesi tarafından sevilmeyen, içe dönük ve mutsuz bir çocuktur ve bir gün ansızın ortadan kaybolur. Zhenya ve Boris çocuklarının kaybolduğunu ancak 2 gün sonra fark edecektir.

2017 Cannes Jüri Özel Ödülü
2018 César En İyi Yabancı Film
2018 Golden Globe En İyi Yabancı Film 11 Adaylık

Giriş : Tam 10 tl / Öğrenci ve 65 yaş üstü : 5 tl
Biletler FKM’de satıştadır.
Yerler numarasız ve sınırlı sayıdadır.
Film saatinde başlar. Film başladıktan sonra içeri seyirci alınmaz.

Sanatçıların Baharı, kentimizde yaşayan frankofonları buluşturan Istanbul Accueil Derneği’nin bir girişimidir. Sanatçıların Baharı, her sene bahar mevsiminde hayır amaçlı bir sanat eseri müzayedesi düzenler. Sergi, 12 yıldan bu yana Sainte Pulchérie Lisesi’nin işbirliği ve ev sahipliğinde gerçekleşiyor. Bu etkinliğin iki hedefi var: birincisi, yeni sanatçıların İstanbullu sanatseverlerle tanışması ve ikinci olarak da, sosyal dayanışma etkinliklerine fon sağlamak. Yıllar boyunca, Sanatçıların Baharı, hem Türkiye’de yerleşik frankofon topluluğunun kültürel ajandasında, hem de Fransız kültürünün takipçisi olan ve sanatsever çevreler için önemli bir buluşma haline geldi.

Sanatçıların Baharı’nın 12. senesinde 12 sanatçıyı ağırlıyoruz ; sekiz ressam, iki heykeltraş ve iki fotoğrafçı eserlerini sergileyecek.

Bağış Amaçlı Bir Sergi
Sanatçıların Baharı’nda sergilenen tüm eserler satışa açıktır. Eserlerden elde edilecek gelirin %30’u hayır kurumlarına bağışlanacaktır : Lape Hastanesi ve Darüşşafaka Cemiyeti.

Fransiz Lape Hastanesi
Bu hastane 1857 yılında Sultan 2. Abdülhamit tarafından Saint Vincent de Paul rahibelerine armağan edilmiştir. Günümüzde psikolojik rahatsızlıkları olan hastalara tedavi hizmeti verir. Bugün de hala  Sœurs de la Charité (Şefkat Rahibeleri) cemaatine ait olan kurum, sadece özel bağışlar sayesinde ayakta durmaktadır. Sainte Pulchérie Lisesi de Sœurs de la Charité (Şefkat Rahibeleri) tarafından 1846’da kurulmuştur. Lise ve hastane halen çeşitli projelerde birlikte çalışmalar yürütür.

DARÜSSAFAKA
Türkiye’nin ilk özel eğitim kurumu olan Darüşşafaka, öksüz ve yetimlere nitelikli bir öğrenim imkanı sağlayarak ülkemizin pırıl pırıl gençlerinin hayatına yön vermiştir. 1863 yılından bugüne, « Hayatı Eğitimle Değiştir » vizyonunu takip eder ve binlerce çocuğa ücretsiz eğitim verir. Bu kurum da sadece özel bağışlar sayesinde ayakta durmaktadır.

Daha fazla bilgi

Yönetmen : Agnès VARDA, JR
2017,90” Fransızca. Türkçe altyazılı
JR, Agnès Varda, Jean-Luc Godard

Agnès Varda ve JR’ın ortak noktaları imgelere olan tutkuları ve sorgulamaları, onları gösterme, paylaşma ve sergilemekteki yer ve biçimleri. Agnès bunu sinema aracılığyla yaparken, JR fotoğra arını açık havada sergilemeyi seçmiş. Sinemadan fotoğrafa, video yerleştirmeden heykele yapıtlar üreten 88 yaşındaki Agnès Varda, İstanbul’da “Şehrin Kırışıklıkları” projesiyle duvarlara yapıtlar bırakan genç JR ile birlikte 2015 yılında Fransa’nın köylerini gezdi. Sanat, yaş almak, paylaşmak ve gezmek hakkında bir lm.

2018 Oscar ; En İyi Belgesel Film Adaylığı,
2018 César ; En İyi Orijinal Müzik ve En İyi Belgesel Film Adaylığı 2018 Cannes ; Yarışma dışı En İyi Uzun Metrajlı Film Adaylığı

Giriş : Tam 10 tl / Öğrenci ve 65 yaş üstü : 5 tl

Biletler FKM’de satıştadır.
Yerler numarasız ve sınırlı sayıdadır.
Film saatinde başlar. Film başladıktan sonra içeri seyirci alınmaz.

UNUTULMAYAN SEVGİLİ

(Jules et Jim) Yönetmen François Truffaut

(1962)

29. Ankara Uluslararası Film Festivali kapsamında: Büyülü Fener sineması / Kızılay.

  • 29 Nisan Pazar 14.00

İki erkek ve bir kadın arasındaki üç kişilik aşkın sinema tarihindeki en güzel anlatımlarından biri olan Jules ve Jim, sadece aşk değil, dostluk üzerine de sözleri olan bir film. Yakın arkadaş olan Jules ve Jim’in hayatları, Catherine ile tanışınca bambaşka bir yöne doğru savrulur. Her ikisi de aynı kadına aşık olsa da Catherine, ilk başlarda sadece Jules’a ilgi duyar. Bildik kadın kimliğinin çok dışında bir karaktere sahip olan Catherine için hayat, alışıldık sınırların çok ötesinde bir anlam taşımaktadır. İlk zamanlardan beri Jim’in ilgisinin de farkında olan Catherine, yıllar sonra onunla da bir yakınlaşma içine girer. Catherine’i terketmeyi düşünmeyen Jules’un da varlığıyla bu unutulmaz üçlü, birlikte yaşamaya başlarlar.

 

Yönetmen : Luca Guadagnino
2018, 130” – Ingilizce. Türkçe altyazılı
Armie Hammer, Timothée Chalamet, Michael Stuhlbarg

1983 yazı. 17 yaşındaki Elio Perlman günlerini ailesinin İtalya’daki 17. yüzyıldan kalma villasında klasik müzik yaparak, okuyarak ve arkadaşı Marzia ile flört ederek geçirmektedir. Greko-Roma kültüründe uzmanlaşmış seçkin bir profesör olan babası ve çevirmen olan annesi Annella ile bir arada olmaktan son derece memnundur. Bir gün, doktorasını sürdüren büyüleyici bir Amerikalı bilim adamı olan Oliver yıllık yaz stajyeri olarak villaya gelir. Güneşin ışıltılarının arasında Elio ve Oliver hayatları sonsuza dek değişecektir.
2018 En iyi Uyarlama Senaryo Oskar Ödülü,
2018 Bafta En iyi Uyarlama Senaryo
16 Adaylık

Giriş : Tam 10 tl / Öğrenci ve 65 yaş üstü : 5 tl

Biletler FKM’de satıştadır.
Yerler numarasız ve sınırlı sayıdadır.
Film saatinde başlar. Film başladıktan sonra içeri seyirci alınmaz.

CHAPELIER FOU

1984 doğumlu fransız sanatçı Chapelier Fou müziğine akustik enstrüman ağırlık vererek (keman, gitar) elektronik aletler ve samplelarla bestelerini harmanlar. Kariyerinin başında klasik müzik ve dünya müziğinden kesintiler alarak bestelerini yaparken daha sonra akustik enstrümanlar ile doğaçlama performanslar yapar.

Fransız müzisyenler arasında yurtdışı performansı fazla yoğunlukta olan Chapelier Fou müzik hayatına 6 yasında Metz konservatuarında başlar. Sonrasında Warynski müzikoloji eğitimi alır. Bilgisayar bilimini keşfeder eder ve Alice Harikalar Diyarında’ki şapkacının cümlelerini samplar. Ondan sonra sahne ismi olarak «Chapelier Fou» (Şapkacı) ismini seçer.

Biletler: Biletix

http://ifperformance.com/ankara/etkinlik/2472/CHAPELIER-FOU/ 

 

 

“Blue-book”, “Le garçon qui volait des avions”, “La dernière reine d’Ayiti” veya “Banksy et moi”, kitaplarının yazarı, Elise Fontenaille ile tanışma fırsatını kaçırmayın!
3 Nisan Salı İzmir Fransız Kültür Merkezi Kütüphanesi’nde buluşalım ! (Söyleşi Fransızca yapılacaktır.)

Stalin’in Ölümü (Armando Iannucci)
2017 | Dramatik ve tarihi komedi, | 106 dk | İngilizce ; Fransızca ve Türkçe altyazılı

Ctesi 21/04 – 16.45
Pazar 22/04 – 14.30
Ctesi 28/04 – 14.30

Moskova, 1953. Felç geçirdikten sonraki günlerde, Stalin’in muhafızlığını yapan bakanlar, kontrolü ele geçirmek için şiddetli bir savaş başlattılar. Bazıları Sovyetler Birliği’nde olumlu bir değişiklik yapmayı düşünürken, diğerleriyse daha ölümcül hırslara büründüler. Ama hepsinin bir tek aciliyeti vardır: Her ne pahasına olursa olsun hayatta kalmak için savaşmak.

Bilet fiyatları 10 TL’dir  (Fransız Kültür Merkezi öğrencileri için 5 TL’dir) ve bilet satışı gösterim günleri 14:30 ve 19:15 saatleri arasında yapılmaktadır. Sadece nakit ödeme geçerlidir.

İstanbul Fransız Kültür Merkezi çocuklara özel bir gün düzenleniyor ! Çocuklar  ve ebeveynler, 14 Nisan Cumartesi günü saat 11:00’den itibaren dolu dolu bir program sizleri bekliyor.

11:00 – 12:00 : Küçük Lokumlar (0-3 yaş)
Kütüphane ekibi, masallar ve şarkılarla en küçüklerin hayal gücünü geliştirmek ve onlarla birlikte keyifli anlar paylaşmak için sizleri bekliyor.

11:00 – 17:00 : İkinci el kitap pazarı
Her yaşa ve her zevke uygun kitaplar ! İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nin avlusunda düşük fiyatlı ikinci el kitap satışı düzenlenecektir.

14:00 – 15:00 : Suyun izinde masallar (5 yaş)
Eğlenceye devam ! Julie ve Serra, bir müzisyen eşliğinde, çocuklara masallar okuyacaklar.

15h30’dan itibaren : Çocuklara özel ikramlar eşliğinde, sergi açılışı – « L’Abécédaire  (Resimli Abece) » Kelimeler ve Resimler ile oynamak
İstanbul Fransız Kültür Merkezi, Montreuil Kitap Fuarı ve Gençlik Basını ortaklığıyla, Fransa’nın onur konuğu olduğu 2017 Frankfurt Fuarı’nda büyük ilgiyle karşılanan «L’abécédaire » sergisini ağırlıyor. Yetenekli yirmi altı illüstratör ve iki yazar, kelimeler ve imgeleri bağdaştırdıkları çizimleriyle, duyarlı ve incelikli olduğu kadar, sanatsal çeşitliliği açısından da çağdaş illüstrasyonun muhteşem bir panoramasını sunuyor.

Giriş ücretsizdir.

İstanbul Fransız Kültür Merkezi, Montreuil Kitap Fuarı ve Gençlik Basını ortaklığıyla, Fransa’nın onur konuğu olduğu 2017 Frankfurt Fuarı’nda büyük ilgiyle karşılanan «L’abécédaire » (Resimli Abece) sergisini ağırlıyor.
Yetenekli yirmi altı illüstratör ve iki yazar, kelimeler ve imgeleri bağdaştırdıkları çizimleriyle, duyarlı ve incelikli olduğu kadar, sanatsal çeşitliliği açısından da çağdaş illüstrasyonun muhteşem bir panoramasını sunuyor.
Sergimiz, 26 harfli “Kelimeler” ve 26 illüstrasyondan oluşuyor.

A Antoine Guilloppé
B Magali Le Huche
C Blexbolex
D Olivier Douzou
E Cécile Gambini
F Albertine
G Joëlle Jolivet
H Émilie Vast
I Bruno Heitz
J François Place
K Katy Couprie
L Stephanie Blake
M Olivier Tallec
N Laurent Moreau
O Serge Bloch
P Les Tigres Gauchers
Q Benjamin Chaud
R Kitty Crowther
S Ilya Green
T Nathalie Choux
U Édouard Manceau
V Benjamin Lacombe
W Delphine Chedru
X Carole Chaix
Y Nathalie Novi
Z Marc Boutavant

Kelimeler: Ramona Badescu & Emmanuel Guibe

 

İstanbul Fransız Kültür Merkezi ve Zorlu PSM iş birliğiyle, eletronik müzik üstadı RONE, canlı performansıyla 13 Nisan’da STUDIO’da! Gecenin sonunda ise deneysel bakış açısı ile ses getiren Deena Abdelwahed Late Night Party ile sahneyi ele geçiriyor!

Rone

10 yıldan kısa bir sürede, Rone, Fransız elektronik sahnesinde, tatlı melodilerin ortalığı sardığı ayrı bir evrenin kilit bir oyuncusu haline geldi.

“Spanish Breakfast” (2009) ve “Tohu Bohu” (2012) albümleri, yaratıcılık, coşku ve karakterle dolu bu kendine özgü müzisyenin hassasiyetini ortaya çıkarırken, “Creatures” (2015) farklı müzisyenlerle olan işbirlikleri için yol açtı. Etienne Daho, Bryce Dessner, Frànçois Marry de François & the Atlas Mountains, Gaspar Claus, Yael Naïm veJean-Michel Jarre gibi. Eski bir sinema öğrencisi olan Rone, albüm kapakları ve videoları için kendisini ilham verici sanatçılarla çevreleyerek zengin ve benzersiz bir görsel evren geliştirdi. Sahnede, Rone’nun müziği tüm alana yayılıyor ve keyifli bir işitsel deneyim haline geliyor. Yıllar geçtikçe hem çeşitli festivaller hem de prestijli mekanlarında sahne alan Rone, dünyanın dört bir yanında olağanüstü canlı şovlarla dinleyenlerin kalbini fethediyor.

«Mirapolis» ile, Erwan Castex, albümün sanat eserlerini tasarlayan Michel Gondry’den başlayarak, yeni işbirlikleri ile dolu taze bir dönem başlattı. Buna paralel olarak, dinleyicilerin yeni eserlerini ve adeta marşa dönüşen şarkılarını keşfedeceği uzun bir tura başladı.

Late Night Party with Deena Abdelwahed

Tunus’un alternatif müzik dünyasından gelen Deena, Tunus’taki EDM dünyasına yenilik ve deneysellik enjekte etmek için çalışıyor. Kentsel ritimleri ve kişisel dokunuşları bir araya getirerek, özellikle enerjik olarak tanımlanabilecek bir avant-garde müzik sunuyor.

Fransız Kültür Merkezi işbirliğiyle “Rone (Live) – Late Night Party Deena Abdelwahed” 13 Nisan’da STUDIO’da.

 

 

Otuzbeslik.com ve Birikim Atölyesi kısa film iyi gider düşüncesiyle “ALTERNATİF KISA” film etkinliğinin beşincisini düzenliyor. Aralarında bir Fransız filminin de bulunduğu beş kısa filmin gösterileceği “ALTERNATİF KISA V” yönetmenlerin ve oyuncuların katılımıyla gerçekleşecek. Etkinlik soru-cevap şeklinde gerçekleşecek.

Giriş : 5 TL

[Ardıl çeviri]
GalataPerform’un 2006 yılından beri devam eden uluslararası projesi Yeni Metin Yeni Tiyatro kapsamında Fransız Kültür Merkezi işbirliğinde Fransa’dan David Leon İstanbul’a geliyor. David Leon yeni yazacağı oyununun sürecine Türk seyircisini de dahil ediyor ve ‘aşk’ ve ‘arzu’ kavramlarını düşünmeye çağırıyor!

Fransız çağdaş tiyatrosunun önemli isimlerinden David Leon, Mart ayında bir atölye ve söyleşi yapmak üzere İstanbul’a gelecek. Yeni Metin Yeni Tiyatro Projesi kapsamında oyun yazarlığı ve yönetmenlik atölyeleri katılımcılarıyla bir haftalık bir uzun atölye (masterclass) düzenleyecek olan David Leon, aynı zamanda son projesi olan “D’amour(s)” (Aşklar) isimli oyununun yazım sürecine İstanbul’da devam edecek. İstanbul’da bulunduğu sürede ‘aşk’ ve ‘arzu’ gibi kavramlar etrafında katılımcılarla bir dizi görüşme de gerçekleştirecek.

Paris ve Montpellier Konservatuarları’nda Ariel Garcia Valdes, Laurence Roy, Dominique Valadie and Catherine Hiegel’den eğitim alan  David Leon, aynı zamanda oyuncu ve eğitmen kimliğiyle de ön plana çıkıyor. David Leon’un oyunlarında ‘çocukluk’, ‘aile’, ‘delilik’ ve ‘dil’ gibi temalar önemli bir izlek oluşturuyor.

Un Batman dans ta tête”, “Père et Fils”, “Un jour nous serons humains” ve “Neverland” gibi oyunları Fransa’nın tiyatro alanındaki en önemli yayınevi Éditions Espaces 34 tarafından yayınlanan David Leon’un alışılmışın dışında bir oyun yazma süreci var. Oyunlarında bir çok değişik sesi bir araya getiriyor ve  seyirci için alımlama süreci bir yapbozun parçalarını bir araya getirmek gibi oluyor. Leon’un oyunlarını okumak ve izlemek kafa karıştırıcı, şaşırtıcı ve tuhaf bir serüven olarak nitelendirilebilir.

29 Mart Perşembe saat 19.15’te Fransız Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek etkinliğe David Leon ana konuşmacı olarak olarak katılıyor. Söyleşinin moderasyonunu Mark Levitas yapıyor. Söyleşinin ilk kısmında Mark Levitas David Leon’un oyunlarından da örnekler vererek yazarın oyun yazarlığı anlayışı üzerine ve yazarın yazma yolculuğunu çağdaş tiyatro içerisinde değerlendiren bir sunum yapacak. Sunumdan yola çıkarak David Leon’a yönelteceği soruların ardından söyleşi seyircinin de sorularıyla katılımına açık hale gelecek.

*Etkinlik ücretsiz olup rezarvasyon gerekmektedir.

“Blue-book”, “Le garçon qui volait des avions”, “La dernière reine d’Ayiti” veya “Banksy et moi”, kitaplarının yazarı, Elise Fontenaille ile tanışma fırsatını kaçırmayın!

Programda: gençler ve çocuklar için okuma ve etkinlikler.

Kayıt: mediatheque.istanbul@ifturquie.org

See You Up There (Albert Dupontel)
2017 | Komedi, dram | 117 dk | Fransızca ; Türkçe altyazılı

Ctesi 24/03 – 14.30
Ctesi 31/03 – 19.15
Pazar 01/04 – 16.45

Kasım 1918. Siperde hayatta kalmayı başaran dahi bir tasarımcı ve mütevazi bir muhasebeci ölüler için yapılan anıtlar üzerinden bir kumpas tertip eder. Fransa’nın çalkantılı yıllarında, bu girişim tehlikeli olduğu kadar ihtişamlı bir biçimde kendini gösterecek.

Bilet fiyatları 10 TL’dir  (Fransız Kültür Merkezi öğrencileri için 5 TL’dir) ve bilet satışı gösterim günleri 14:30 ve 19:15 saatleri arasında yapılmaktadır. Sadece nakit ödeme geçerlidir.

Frankofoni haftası kapsamında, Fransiz Kültür Merkezi, Fas Başkonsolosluğu, İsviçre Başkonsolosluğu ve Lüksembourg Büyükelçiliği işbirliğiyle sizlere Fransızca konuşulan ülkelerden seçili filmler sunuyor.

Vincent’ın pulu yok (Thomas Salvador)
2013 | Fantastik ; dramatik komedi | 78 dk | Fransizca ; Türkçe altyazılı

Vincent’ın olağanüstü bir gücü var: kuvveti ve refleksleri suyla temas edince on kat artar. Bu hediyeyi tamamen yaşamak için göller ve nehirler açısından zengin ve izole edilmiş bir alana yerleşir. Su yolculugu sırasında Lucie’ye aşık olur.

Ücetsiz giriş için kayıt

Frankofoni haftası kapsamında, Fransiz Kültür Merkezi, Fas Başkonsolosluğu, İsviçre Başkonsolosluğu ve Lüksembourg Büyükelçiliği işbirliğiyle sizlere Fransızca konuşulan ülkelerden seçili filmler sunuyor.

Baştan Al (Noémie Lvovsky)
2012 | Dramatik komedi | 115 dk | Fransizca ; Türkçe altyazılı

16 yaşındaki Camille, Eric adında bir delikanlıyla tanışır ve anında delicesine aşık olur. Eric’ten bir kız çocuk dünyaya getirmesi ise uzun sürmez ! Aşklarını başladıktan 25 yil sonra Eric, Camille’yi genç bir kadın için terk eder. Bir Noel gecesi Camille kendisini geçmişine geri dönmüş olarak bulur. Yeniden 16 yaşındadır ve çevresinde gördüğü, bildiği herşey aynıdır, Eric bile! Şimdi hayatına farklı bir yön verebilecek ikinci bir şansı vardır…

Ücetsiz giriş için kayıt

FRANKOFONİ GALA GECESİ

23 Mart 2018 | Bilkent Otel – Ankara

PROGRAM
20:00 Hoşgelginiz Kokteyli
20:30 Yemek

  • MÜZIK
    Gabon – Terry Jorrys ve orkestrası
    Grup Blue Trombone
    DJ – Mavi Organizasyon
  • MÖNÜ
    Meze çesitleri (Fas – Tunus)
    Peynir
    Soganli tart & cevizli yesil salata (Fransa)
    Mandalina sorbe
    Limon, zeytin ve erikli tavuk tajin (Fas)
    Mini tart / çikolatali parfe (Fransa)
    Ceylan boynuzu (Fas)
    Karamelize muz
    Frankofoni pastasiIçecekler dahil

Masanızı rezerve edin!
Bilet satışı 19 mart 2018’a kadar:
LCDG Maternelle Ayrancı 0 312 426 23 73 – LCDG Incek 0 312 460 19 98 – Fransız Kültür Merkezi 0 312 408 82 29
apelcdgankara@yahoo.com 0 532 599 61 04

Kişi başı 150TL

Frankofoni haftası kapsamında, Fransiz Kültür Merkezi, Fas Başkonsolosluğu, İsviçre Başkonsolosluğu ve Lüksembourg Büyükelçiliği işbirliğiyle sizlere Fransızca konuşulan ülkelerden seçili filmler sunuyor.

Win Win (Claudio Tonetti)
2013 | Komedi | 97 dk | Fransizca ; Türkçe altyazılı

İki arkadaş: ulusal kariyer peşinde Délémont’un ‘sosyetik’ belediye başkanı Paul Girard ve Jura’da yaşayan Çinli bir saat ustası Liu – Çin güzellik yarışmasının yarı finalini İsviçre’de organize etmeye karar verir. Orijinal ve medyatik projeyle Paul, partisinin kendisinden esirgediği milletvekili imajını elde etmeye, Liu ise Çin’deki lüks saat pazarına açılmayı hedeflemektedir.

Ücetsiz giriş için kayıt

Frankofoni haftası kapsamında, Fransiz Kültür Merkezi, Fas Başkonsolosluğu, İsviçre Başkonsolosluğu ve Lüksembourg Büyükelçiliği işbirliğiyle sizlere Fransızca konuşulan ülkelerden seçili filmler sunuyor.

Rusty Boys (Andy Bausch)
2017 | Dramatik komedi | 107 dk | Lüksemburgca ; Fransizca ve Türkçe altyazılı

Anne-babalarının yaşlandıklarında bekledikleri gibi davranmadıklarını görünce çocukları bir anda ne yapacaklarını şaşırırlar. Kendi çocuklarıyla zar zor baş edebilirken aynı zamanda hemen her şeye karşı çıkan ebeveynleriyle de uğraşmak zorundadırlar. Fons (70), Lull (82), Nuckes (65) ve Jangi (84) hayatları boyunca kimseyle gereksiz bir şekilde tartışmayacaklarına yemin etmişlerdir. Yaşları erince de kesinlikle boyun eğmeyeceklerdir. Dört arkadaş geleceklerini planlamaya başlarlar ve planlarında huzurevi yoktur. Grubun lideri ve 68 öğrenci hareketinde yer almış Nuckes nasıl “direniş” yapıldığını bilir. Ancak her şey söylendiği kadar kolay değildir…

Ücetsiz giriş için kayıt

Frankofoni haftası kapsamında, Fransiz Kültür Merkezi, Fas Başkonsolosluğu, İsviçre Başkonsolosluğu ve Lüksembourg Büyükelçiliği işbirliğiyle sizlere Fransızca konuşulan ülkelerden seçili filmler sunuyor.

Aïda (Driss Mrini)
2015 | Dram| 94 dk | Arapça ; Fransizca altyazılı

Faslı Yahudi ve Paris’te profesör olan, Aïda Cohen, malign bir tümörü olduğunu öğrenir. Daha sonra çocukluğunun anılarını arayan Cohen köklerine döner. Essaouira’da, inşaat’a çalısan ve anksiyete çeken çocukluk arkadaşı Youssef’i bulur. Müzik, hayatlarını tekrar canlandıracak …

Ücetsiz giriş için kayıt

2017 yılında Bilkent ve Ankara Üniversiteleri ve Fransız Kültür Merkezi işbirliği esnasında gerçekleşen 3 dizi arkeoloji konulu konferansların başarısından sonra, 2018’de tekrar arkeoloji konulu 3 yeni konferanslar düzenlenecektir. Bu Mart ayında ilk konuşmamız Sayın Olivier Henry  ile başlayacaktır.

Mauzolos İçin Bir Saray mı?

özet: Labranda sit alanı antik dönemdeki Karya kimliğinin tanımlanmasıyla ilgili tartışmaların ortasında yer almaktadır. Tunç çağında kurulan sit alanı muhtemelen daha İ.Ö 6. yüzyıldan önce Zeus’a adanmış kırsal (mütevazı) bir tapınak haline gelmiştir. Labranda en parlak dönemini meşhur Mauzolos’un yürüttüğü büyük mimari düzenlemeler sayesinde İ.Ö. 4. yüzyılda yaşamıştır. Bu sırada Karya Kralı, Pers İmparatorluğu Satrapı ve yerel hanedan unvanlarına sahip olan Mauzolos tüm Karya halklarını hükümdarlığı altında toplamaya ve Karya’yı Yunan ve Pers etkisinden bağımsız farklı bir ulus haline getirmeye karar vermiştir. Bu amaçla iddialı mimari programlarla birlikte bir dizi kapsamlı kentsel, ekonomik ve siyasi reform yapmaya girişmiştir. Bu çerçevede Labranda’da, güneybatı Anadolu’da Karya’nın gücünün ve kimliğinin vitrini haline gelen bölgesel büyük bir tapınak yapmaya karar vermiştir.

Labranda’da bugün halen devam etmekte olan kazılara 1948’de başlanmıştır. Sit alanının tarihine ve mimarisine ilişkin birçok yönü ortaya çıkarılmış olsa da, önemli sorular halen cevapsız kalmış durumdadır. Bu konferansın amacı Labranda sit alanını ve 70 yıldır üzerinde yapılan çalışmaları tanıtmaktır. Son keşiflerin ışığında basit bir tapınaktan daha fazlası olabileceği ortaya çıkan sit alanının işlevi üzerinde de durulacaktır.

Biyografi

Olivier HENRY özellikle güneybatı Anadolu, Karya olmak üzere Antik Anadolu’nun mezar mimarisi alanında uzmanlaşmış bir arkeologdur. 2005 yılında Bordeaux Üniversitesinde doktorasını bitirdikten sonra, misafir öğretim üyesi olarak İllinois Üniversitesinde (UIUC) çalışmaya başlamıştır. 2007 yılında Koç Üniversitesi Araştırma Merkezinde (RCAC) doktora sonrası bir görev alınca Türki̇ye’ye yerleşti. 2010-2014 yılları arasında Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsünde arkeoloji biriminin yönetiminden sorumlu bilimsel araştırmacı görevini üstlenmiştir. 2014-2016 yılları arasında Paris Ecole Normal Supérieure AOrOc laboratuvarında PSL üstün başarı bursu çerçevesinde araştırma görevlisi olarak çalışmıştır (Anadolu Arkeolojisi). 2017’den beri Bilkent Üniversitesinde eğitim vermektedir.

Oliver Henry 1998’den beri Türkiye’de sahada çalışmaktadır. 2013 yılında, ondan fazla farklı milletten uzman ve öğrenciden oluşan bir araştırma ekibini yönettiği Labranda kazısının (Milas/MUĞLA bölgesi) idaresini üstlenmiştir.

Antik mezar dünyası, Anadolu’nun yerel elitlerinin kimliği ve kültürü ve şehir dışı tapınakların oluşturduğu anıtsal alanlar Olivier HENRY’nin ilgi alanlarıdır.

2009’da PUR yayınlarından çıkan Karya Mezarları, Mezar Mimarisi ve Karya Kültürü kitabını yazmış ve Şehirde Ölüm (İstanbul 2013), 4th Century Karia ; Defining a Karian Identity under the Hekatomnids (Istanbul 2013) ve Tumulus as Sema (Berlin 2016) gibi çok sayıda eserin de editörlüğünü yapmıştır.

 

 

 

Elektronik müziğin son dönemde hızla yükselen ismi Feder, Ofenbach ile İstanbul’da.

Shazam Türkiye listesinde en çok aranan “Goodbye” parçası ile uzun süre liste başı olan Feder ve DJ Mag Fransa tarafından 2017’nin en iyi genç yetenekleri arasında gösterilen Ofenbach, 17 Mart 2018 Cumartesi günü Volkswagen Arena’da performans sunacak.

Fransız DJ Hadrien Federiconi ya da bilinen adıyla Feder, Meksikalı müzik duayeni Sixto Rodriguez’in şarkılarına yaptığı düzenlemelerle dikkat çekti. Deep house, house ve hip-hop türlerinden beslenerek kendine özgü bir tarz yaratan Feder, 2016 yılında NRJ Müzik Ödülleri’nde Yılın En İyi DJ’i kategorisinde aday gösterildi.  Lyse’nin vokalliğini yaptığı “Goodbye” şarkısıyla listelerde en çok aranan parça olarak Avrupa’da sesini geniş kitlelere duyurdu. Yine Lyse’nin vokalliğini üstlendiği “Lordly” ve “Blind” gibi şarkılarıyla müzikseverlerin beğenisini kazanmaya devam ediyor.

Parisli iki çocukluk arkadaşı Dorian Lo ve César de Rummel’in 2014 yılında kurduğu Ofenbach, kısa sürede Fransa’dan Meksika’ya uzanan bir dinleyici kitlesi edinerek online platformlarda 130 milyon dinlenmeye ulaştı. Kariyerlerine çok sevdikleri deep house müzik türünü, yine çok sevdikleri bir başka müzik türü rock ile buluşturma amacıyla başlayan ikili, “Be Mine” ile Fransız müzik listelerinde 5 numaraya kadar yükseldi.

Feder ve Ofenbach, elektronik müzik dinleyicilerini gerçeküstü bir dans gecesi için Volkswagen Arena’ya bekliyor.

 

 

 

ESKİŞEHİR’DE SENFONİ ORKESTRASI

Fransız Orkestra Şefi, Amaury du Closel, Eskişehir’de bir konser verecektir.

Solist: Davide Alogna (keman)

Program:

C. Debussy Nuages et fêtes 

C. Saint Saens Introduction and Rondo Capriccioso

A. Dvorak Romance for violin

C. Debussy La mer

 

İstanbul Fransız Kültür Merkezi, Filmmor Kadın Kooperatifi tarafından düzenlenen Uluslararası Gezici Kadın Filmleri Festivali’nin on altıncısını ağırlıyor. Kadınların sesini, sinemasını duyurmak amacıyla yapılan festivalde 48 filmin yanı sıra, paneller, atölyeler, söyleşiler de yer alıyor.

Bu yıl seçilen filmler arasında aşağıdaki Fransız yapımları ve ortak yapımları yer almaktadır:

7 Pardeh – Sepideh Farsi
Aala Kaf Ifrit – Kaouther ben Attia, Khaled Walid Barsaoui
Skyscrapers – Fabienne Giezendanner
Tire-Languages – Caroline Emery, Stephan Bauer
Visage, Villages – Agnes Varda, JR

İzmir Fransız Kültür Merkezi ilk yılından bu yana İzmir Avrupa Caz Festival’ine verdiği desteği sürdürüyor. Bu yıl Leïla Martial Trio İzmirli caz severlerle buluşacak. İtalya, Avusturya, Lüksemburg, Polonya, Slovakya ve İsviçre’den gelen caz sanatçılarının yanı sıra farklı etkinliklerin yer alacağı Festival’in detaylı programına www.iksev.org adresinden ulaşabilirsiniz.

Biletler Biletix.com

 

İngiliz Yönetmen Basil Dearden’in başrollerini Patrick McGoohan, Keith Michell ve Betsy Blair’in oynadığı 1962 yapımı filmi All Night Long,  Dave Brubeck ve Charles Mingus’un da aralarında bulunduğu dönemin en iyi caz müzisyenlerini caz kulübü ortamında görmenizi sağlayacak. Othello’dan esinlenen konusuyla dönemin en iyi caz filmlerinden olan All Night Long, 9 Mart 2018 Cuma günü saat 19.30’da İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde gösterilecek.
Film İngilizce, Türkçe altyazılı.
Davetiyeli.

Galerist, Nil Yalter’in “Kara Kum” başlıklı kişisel sergisine 9 Mart – 21 Nisan 2018 tarihleri arasında ev sahipliği yapacak. Yalter’in yeni ürettiği işleri bir araya getiren sergi, başlığını Hasköy Mahallesindeki bir kalıp atölyesinde kumun yakılınca siyaha dönmesiyle ortaya çıkan malzemeden alıyor. Bu özel maddenin karalığı ve içinde yakıldığı alevden yola çıkan sanatçı, Karakum Çölü’nün ortasındaki alevli Cehennem Kapısı kraterinden de esinlenerek karanlık ve kapalılık imgeleri üzerine çalışıyor. Sanatın, bilimin ve mitolojilerin merkezinde yer alan evren(ler), kara delik, kaos-denge, üretim ve yok oluş kavramları arasındaki ilişkilere eğilen Nil Yalter, İstanbul’un dönüşüm sürecindeki mahallelerinden Hasköy’ü sokakları ve kaybolmakta olan kalıp ustalarının atölyeleri üzerinden gözlemliyor. Sanatçı bir ustanın küçücük atölyesindeki alevli delikten dünyanın merkezine yolculuk yaparken bir diğer ustanın metal makinesinde ressam Piet Mondrian’ın titiz mükemmeliyetçiliğini ve geometrisini görüyor. Kariyeri boyunca Paris, New York, İstanbul, Lyon gibi büyük şehirlerin mahallelerindeki kentsel dönüşümler üzerine birçok kez çalışmış olan Nil Yalter, “Kara Kum” Sergisi için hızlı değişim sürecinde olan Hasköy’den topladığı çeşitli malzeme ve görüntülerden yararlanarak yerleştirme, video, fotoğraf ve tuvallerin yanı sıra bir performans üretti. Sanatçının 50 yılı aşkın kariyerinde özel bir yeri olan ritüel kavramını, simya, fizik ve sanatın karşılaşma alanı olarak ele aldığı sergi, eserlerin teatral yerleşimini destekleyen prolog ve epilog parçaları ile birlikte seyirciyi içine alan bir senografiye dönüşüyor.

NİL YALTER
Fransız feminist sanat akımının ve video sanatının 1970’lerdeki öncü temsilcilerinden olan Nil Yalter (d.1938, Kahire) lise öğrenimini İstanbul Amerikan Robert Kolej’de tamamladı. Bu dönemde dans, tiyatro ve resimle kendini ifade eden Nil Yalter pantomim yapmaya başladı ve yürüyerek gittiği Hindistan yolculuğunda da bunu sürdürdü. Sanatçı 1965’te Paris’e taşındı 1960’ların sonundaki Fransız karşıt kültür ve devrimci siyasal akımlarında etkin bir şekilde yer aldı. 70’lerden itibaren ürettiği video, performans ve yerleştirme çalışmalarında hem bu toplumsal hareketlerin hem de etnoloji biliminin etkisi, sanatçıya özgü çoğul bir estetik içerisinde gözlemlenir. Ayrıca ilk resimlerinden günümüze, ürettiği tualler ve dijital çalışmalarında genel olarak soyut sanatın, özellikle de Rus Konstrüktivizm akımının etkilerini görmek mümkündür. Nil Yalter’in eserlerinde tüm bu etkilerin ve kişisel olan ile politiğin iç içe geçtiği, hatta yer yer otobiyografik sayılabilecek bir üslup söz konusudur.  Los Angeles Museum of Contemporary Art, National Museum of Women in the Arts (Washington, DC), Museum of Modern Art PS1 galerisi, Contemporary Art Center (Vancouver, Kanada), Musée d’Art Moderne de la Ville de Paris, Nil Yalter’in eserlerinin sergilendiği müzeler arasındadır. Sanatçının eserleri Tate Modern, İstanbul Modern, Centre Pompidou, Fonds National d’Art, Museum Ludwig gibi müzelerin daimi koleksiyonlarında yer almaktadır.

8 Mart Dünya Kadın Hakları Günü çerçevesinde, Fransız Kültür Merkezi yönetmen Merve Gezen katkısıyla « Scrabble » film gösterimi gerçekleşecektir.

Merve Gezen (Yönetmen)

Tiyatro ve sinema eğitimini Paris Devlet Yüksek Konservatuarı ve Sorbonne Üniversitesi’nde tamamladı. İlk kısa filmi “Hela Sohbetlerini” 2012’de çekti. 2014’te “Nerdesin Aşkım?” ile Boston’da “İnsan Hakları”, Kanada’da “En iyi yabancı film”, Avustralya’da ise “En iyi çıkış yapan ilk on film” ödüllerini aldı. 2016’da çektiği ve 25’ten fazla uluslararası film festivallerinde gösterilen « Scrabble“, Boston Türk Filmleri Festivali’nde « En iyi Film » Marmaris Uluslarası Kısa Film Festivali’nde ise « Halk Jürisi Özel Ödülü » ne layık görülmüştür.

Konuşmalar türkçe ve fransızca simültane çeviri.

LCV: murat.celik@ifturquie.org veya 408 82 31

 

 

Fransız Kültür Merkezi, sizleri, sahne alacak olan Orkestra Şefi Erol Erdinç (piyano) ve Ceren Temel (şan) ile bir caz konserine davet etmektedir.

Giriş ücretsizdir, kayıt için: 408 82 31 veya murat.celik@ifturquie.org

Erol ERDINC, biyografi

Erol Erdinç müzik eğitimine Ankara Devlet Konservatuarı’nda A. Adnan Saygun’un Kompozisiyon ve T. Çetiz’in  piyano öğrencisi olarak başladı. Türkiye’de eğitimini bitirdikten sonra, Fransız hükümeti’nden kazandığı burs ile Paris Devlet Konservatuarı ve Ecole Normale de Musique’te orkestra şefliği okumaya başladı. Beş sene boyunca (1975-1980) J. Martinon, Pierre Dervaux, N. Boulanger, P. Boulez ve P. Petit gibi dünyaca ünlü ustalar ile çalıştı. Orkestra şefi, kompozitör, piyanist ve eğitimci olarak çalıştığı kurumlar arasında aşağıdaki kurumlar sayılabilir: Ankara Devlet Konservatuarı (1970 – 1975, solfej öğretmeni); Ankara TRT (1970 – 1975, çocuk yayınları prodüktörü ve sunucusu); Ankara Devlet Opera ve Balesi (1969 – 1975, bale piyanisti; 1981 – 1983, orkestra şefi); İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (1983 – 2000, daimi şefi ve müzik direktörü); İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı (1985 – 2000, orkestra şefi); Ankara Bilkent Üniversitesi Müzik Fakültesi (2000 – 2002, Dekan); Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı (2002′ den bu yana); T.C. Kültür Bakanlığı (2011 – 2013, Güzel Sanatlar Genel Müdürü); Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (2011 – 2013, daimi orkestra şefi ve müzik direktörü). 40 senelik kariyer sahibi olan Erol Erdinç, ülkesinde bütün senfoni orkestraları ile çalışmış, tüm Avrupa ülkeleri, Kuzey ve Güney Amerika’da konserler vermiştir. Yönettiği en prestijli orkestralar arasında Rusya St. Petersburg Akademik Orkestrası, Nova Rusya Moskowa Senfoni Orkestrası, Roma Senfoni Orkestrası, Portekiz Senfoni Orkestraları ve Brezilya Devlet Orkestraları, Meksika ve Arjantin ulusal orkestraları yer almaktadır. Türkiye’nin en önde gelen solistleri ile çalışma fırsatı bulmuş; L. Berman, N. Lugansky, B. Engerer, E. Virsaladze, D. Oistrach, V. Pikaizen, A. Rudin, M. Ohana, G. Johansen ve daha bir çok tanınmış müzisiyen ile aynı sahneyi paylaşmıştır. Aldığı ödüller arasında Türkiye Cumhuriyeti “Devlet Sanatçısı” ünvanı ve Fransa Hükümeti “Chevalier de l’Ordre des Arts et des Lettres” nişanı mevcuttur. Başta Rusya St. Petersburg Akademik Orkestrası olmak üzere, çesitli orkestralar ile kaydedilmiş klasik müzik ve caz CD/DVD’leri bulunmaktadır.

Ceren TEMEL, Caz vokalisti

Biyografi

Ceren Temel, 2004 yılında Kayseri Anadolu Guzel Sanatlar Lisesi Müzik Bölümü’nde keman ve piyano egitimine başladı. 2008’de Gazi Universitesi Muzik Egitimi Anabilim Dali’nda okumaya hak kazandi, keman ve piyano egitimine burada devam etti. Lisansta okulun öğrenci orkestrasında birinci keman üyesi olarak yer aldı. Lise ve lisans boyunca okulun çoksesli korosunda soprano olarak yer aldı. 2012’de Gazi Üniversitesi’nden mezun olup aynı bölümde Yüksek Lisans eğitimi almaya hak kazandı. Yüksek Lisans Oda Müziği Konseri’nde piyanist olarak yer aldı ve 2016 Mayıs ayında Gazi Üniversitesi Müzik Eğitimi Bilim Dalı Yüksek Lisans programından mezun oldu. Liseden itibaren pop, blues, hard rock gibi cesitli tür gruplarda vokal olarak yer aldı. Lisans yıllarında caza ilgi duymasıyla 2014 yılında profesyonel olarak caz vokal eğitimi almaya karar verdi ve Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Caz Bölümü’nde lisans eğitimi almaya hak kazandı. Burada caz vokal ve improvizasyon çalışmalarına Randy Esen ile başladı ve genel vokal tekniği çalışmalarını Yıldız İbrahimova ile yaptı. Amerika’da doktora yapmakta olan, ödüllü caz vokalist Meltem Ege ile birebir çalıştı. 2015 Kasım ayında Türkay Orkestrası ile Gazi Üniversitesi’nde konser verdi. 2016 IKSV İstanbul Caz Festivali’nin düzenlediği Genç Caz Yarışması’na katılarak Hacettepe’de kurdukları grup ile birlikte İstanbul Caz Festivali/Parklarda Caz etkinliğinde ve Nardis Caz Club’ta sahne alma hakkı kazandı. 2016 Eylül’de caz efsanesi, piyanist Barry Harris’in Roma’da düzenlenen workshop’ına katıldı. 1 Mart 2017’de yapılan 13. Nardis Genç Caz Vokal Yarışması’nda birinci gelerek Nisan ayında Letonya’da düzenlenen Riga Jazz Stage yarışmasında Türkiye’yi temsil etmeye hak kazandı. Halen Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’nda caz vokal eğitimine devam etmektedir, Ankara ve İstanbul’da konserler vermektedir.

ANKARA’DA İLK!

ADG Europe (Amerikan Tiyatro Gurubu Avrupa Bölümü) Victor Hugo’nun NOTRE DAME’IN KAMBURU’NU TNT Tiyatrosu ile birlikte sunar.

  • Ankara Sanat Tiyatrosu: İzmir Cad. İhlamur Sok. 7/A Kızılay/Ankara, T: 417 76 76
  • Biletler yakın’da Biletini’al sitesinden satışa sunulacaktır.
  • Tiyatro oyunun dili fransızca’dır.
  • 06.03.2018 tarihinde 2 sahne: saat 10.00 ve 12.00

Orijinalinden çeviri ve adaptasyon: Paul Stebbings ve Gaspard Legendre

Bu roman büyük bir olasılıkla Fransız edebiyatında  ortaya koyduğu sebepleriyle en çok bilinen eseridir: bu roman insanlık anayasasını  sempati ve açıklıka araştırır. Hugo’ nun her eserinde olduğu gibi burada da kuvvetli  sosyal ve ahlâki yargılar harika bir sinematik anlatma tarzıyla ortaya konulmuştur. Ana karakterler  öykü âleminden çıkıp  hayali bir âleme girerler; kambur Quasimido ve onun çingene kızı Esmeralda’ya olan imkânsız aşkını kim bilmez ki? Bu zavallı karakterlerin karşısına art düşünceli ve riyakâr, ayni zamanda    da küçümsediği çingene kızına sahip olabilmek arzusuyla yanıp tutuşan Papaz Frollo kale gibi dikilmiştir. Bu dram Paris’te geçmekle beraber aslında Paris’in ve Notre Dame Katedrali’nin dramıdır. Bu yapı esasında kitapta ana karakterterdir, Hugo’nun eseri de bu ikonik şehirin nasıl yavaş yavaş kaybolduğunun ve yerini modernleşmenin insafına bıraktığının ağıtıdır. Bu kitap  ve oyun bir çok konuyu araştırıp ele almaktadır; diyebiliriz ki bu konular günümüzde Hugo’nun kaleme aldığı devirden daha geçerlidir: Dinle ahlâk arasındaki ilişki nedir? Aşırı dinciliğin gücü nedir? Aşkla seksin ilişkisi nedir? Azınlıklara  ve bizim kültürümüze yabancı gelen bir çok şeye nasıl davranmalıyız? Geçmişi içinde kendimize tuzak kurmadan nasıl anabiliriz? Bizlere verilen kültürümüzü kaybetmeden yeni teknoloji ve diğer yenilikleri nasıl karşılıyabiliriz? Ve sonuçta güzelliği yargılarken güya çirkin ve deforme olmuşların içindeki güzellikleri nasıl tanıyabiliriz  – yoksa  günümüzde halâ dış görünüşlerin esiri miyiz?

TNT Tiyatrosu yarattığı Fransız oyuncularından oluşan gurubuyla beraber sahnelediği son iki piyesle: KÜÇÜK PRENS (LE PETIT PRINCE) ve HASTALIK HASTASI (LE MALADE IMAGINAIRE), Shangay’dan Roma’ya ve Berlin’den Paris’e kadar uluslararası başarıya ulaşmıştır. Bu gurup Gaspar Legendre’nin idaresinde TNT direktörü Paul Stebbings ve koreograf Eric Tessier Lavigne ile Victor Hugo’nun bu harika eserini biraraya gelip sahneye uyguladılar. Uyguladıkları tarz küstah, fiziksel, değişik görüntülü ve hareketlidir. Müzik de bu oyunun bir parçasıdır. Net bir Fransızcayla, modern ve kolayca anlaşılabilen ve yine de aslından bir şeyler kaybetmeyen bir tarz. Çok ilginç, dinamik ve fiziksel bir tiyatro görünümü.

Sizleri Quasimodo’nun Gotik dünyasına ve yine onun sonu olmayan, acıklı dünyasına ve şimdiye kadar anlatılan en büyük öykülereden birini seyretmeye davet ediyoruz.

 

 

Marsilyalı üçlü High Ku, SLY ve Ze Mateo’nun projesi Chinese Man, ilhamını Zen felsefesinden alıyor. 2007 yılında yayımladıkları ilk albümleri  “Groove Sessions’da yer alan  “I’ve Got That Tune ile ses getiren ekip, 2009’da gelen “The Groove Sessions 2” ile yerini güçlendirdi. Hip hop ve dub müziği yeniden yorumladıkları 2011 çıkışlı “Racing with the Sun”ın ardından remiks albümü yayımlayan Chinese Man, reggae, funk ve old school hip hop’a ekledikleri turntable şovları ile performanslarını enerjisi çok daha yüksek bir evrene taşımayı başarıyor. Paris La Cigale’deki performanslarıyla dünyanın dikkatini çeken üçlü, aynı isimli plak şirketlerinin 10. yılı şerefine yayımladıkları  “The Groove Sessions Vol. 3 “ ile de ses getirdi. Bu albümde Chinese Man’e Deluxe, Taiwan MC, Jamaikalı şarkıcı Johnny Osbourne ve Arjantinli La Yegros gibi önemli müzisyenler de destek verdi. İçinde eski Türk ezgilerinin de yer aldığı tanıdık altyapıları yeni parçalara dönüştüren Fransız kolektif “Down” parçasında Moğollar’ın “Haliç’te Gün Batışı” şarkısına kendi yorumlarını getirmişti. Son olarak bu yıl yayımladıkları  “Shikantaza ile karşımıza çıkan ve “Make music, not war” mottosu ile hareket eden Chinese Man, yanına Youthstar & A.S.M’yi de alarak 3 Mart Cumartesi akşamı barışçıl yaklaşımını Babylon’a taşıyacak.

 

Chinese Man’in performansından önce Massilia Hi-Fi üyesi Azuleski ve Goodjiu’nin projesi Baja Frequencia sahnede olacak. Kumbiya Fusion geceleri ile tanıdığımız ikili, Latin Amerika ritimlerinden akıcı akapella ezgilerine, Jamaika dijital dancehall’undan tramp ve mumbaya elektronik müziği yeniden yorumluyor.

3-22 Mart 2018 tarihlerinde 25.si gerçekleştirilecek Festivalin amacı, Avrupa’nın ve Türkiye’nin kendi alanlarında önemli gelişmeler sağlamış caz sanatçılarını bir araya getirerek bu kültürü geniş kitlelere yaymaktır. İtalya, Fransa, Almanya, Avusturya, Polonya, Slovakya, Romanya ve İsviçre’den gelen caz sanatçıları İzmirli caz severlerle buluşurken, çok sayıda genç izleyici Avrupa Cazını dinlemek, anlamak, öğrenmek ve sevmek fırsatını bulmaktadır.

+ Bilgi >>

İstanbul Fransız Kültür Merkezi ve Başka Sinema işbirliğiyle gerçekleşen Vive le cinéma (Yaşasın Sinema) programı Mart ayında yeni filmlerle devam ediyor. Sinemaseverler tarafından büyük ilgiyle karşılanan programda yakın tarihli ve ödüllü beş Fransız yapımı ve ortak yapımı yer alıyor. Son zamanlarda uluslararası festivaller tarafından ödüllendirilen ve basın tarafından beğeni toplayan filmler, İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nde Cumartesi günleri saat 14.30, 16.45 ve 19.15 ve Pazar günleri saat 14.30 ve 16.45.

Ara Güler, bir zamanlar Istanbul (Samuel Aubin) : Ara Güler’in gözünden İstanbul, usta fotoğrafçı bize hikayelerini, çekim anlarını, tarihsel yönlerini ve kişisel gözlemlerini anlatıyor.

Paramparça (Fatih Akin) : Katja’nın hayatı kocasının ve oğlunun bir bombalı saldırıda ölmesiyle yerle bir olur. Yas ve adaletsizliğin ardından intikam zamanı gelecektir.

Loveless / Sevgisiz (Andrey Zvyagintsev) : Boris ve Genia boşanıyorlar. Her ikisi de 12 yaşındaki oğulları Alyosha’ya ilgi duymuyor gibi görünüyorlar. Ta ki kaybolana kadar.

See You Up There (Albert Dupontel) : Kasım 1918. Siperde hayatta kalmayı başaran  dahi bir tasarımcı ve mütevazi bir muhasebeci ölüler için yapılan anıtlar üzerinden bir kumpas tertip eder.

Bilet fiyatları 10 TL’dir  (Fransız Kültür Merkezi’nin öğrenciler içinse 5TL’dir) ve bilet satışı gösterim günleri 14:30 ve 19:15 saatleri arasında yapılmaktadır. Sadece nakit ödeme geçerlidir.

28.02.2018 tarihinde gerçekleşecek olan konserin ardından, Ankara Fransız Kültür Merkezi, sizleri, Ombre & Soleil Topluluğu ile bir müzikal buluşmaya davet etmektedir.

Bu vesileyle topluluğu oluşturan müzisyenler Constanze Chmiel, Stéphanie Houillon, Amandine Solano ve Ada Tanır, sizlere müzik dünyalarını paylaşacak ve enstrümanlarının sunumunu yapacaklar.

Konuşma dili fransızca ve türkçe simültane çeviri.

Rezervasyon ile giriş ücretsizdir: murat.celik@ifturquie.org veya 408 82 31.

 

 

 

 

“Paris’ten İstanbul’a Tutkulu Rüzgârlar”

Gençlik ateşiyle dolu, çok yetenekli müzisyenler tarafından kurulan Philia Trio, Fransa’da verdikleri konserlerden sonra göz kamaştırıcı ve gönüllere şenlik bir programla İstanbul’da.

Opus Amadeus Oda Müziği Festivali’nde; Fransa’nın sembol çalgısı akordeon, keman ve çello’nun büyüleyici birlikteliğini daha da zenginleştiriyor ve merkezinde Astor Piazzolla’nın yer aldığı tutkulu bir konser müzikseverlerle buluşuyor.

Bach’ın kozmik veda eseri Füg Sanatı’ndan bölümlerin, modernizmin kuvvetli ve gizli seslerinden Hanns Eisler’in, hınzır Gerald Finzi’nin, ayrıca Grieg, Mozart ve Gershwin gibi hepimizin sevgilisi bestecilerin eserlerinin de yer aldığı konser Yeldeğirmeni Sanat’ın muhteşem akustiğiyle birleşerek “Paris’te Son Tango” gibi nefes nefese dakikalar vaat ediyor.

  • Theo Ould – akordeon
  • Luka İspir – keman
  • Lisa Strauss – viyolonsel

Program :

  • A. Piazzolla (1921 – 1992) Mevsimler – “Yaz”
  • J. S. Bach (1685 – 1750) Füg Sanatı’ndan 1 ve 9 numaralı kontrpuanlar, BWV 1080
  • E. Grieg (1843 – 1907) Andante conmoto, EG 116, Do minör
  • G. Gershwin (1898 – 1937) Porgy ve Bess Süiti
  • A. Piazzolla (1921 – 1992) Mevsimler – “Sonbahar”
  • A. Piazzolla (1921 – 1992) Mevsimler – “Kış”
  • W. A. Mozart (1756 – 1791) Keman Sonatı, KV 304, Mi minör
  • G. Finzi (1901 – 1956) Impression Tango
  • H. Eisler (1898 – 1962) Keman ve Viyolonsel için Düetler Op. No. 1
  • J. S. Bach (1685 – 1750) Füg Sanatı’ndan 11 numaralı kontrpuan, BWV 1080
  • A. Piazzolla (1921 – 1992) Mevsimler – “İlkbahar”

Bilet Fiyatları : 50 TL | 40 TL | Öğrenci: 20 TL

Bu konserin biletleri Biletix dışında etkinlik akşamı saat 19.00’dan itibaren konser mekânından da satın alınabilir.

 

 

 

 

Son 4 yıldır İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nin galerisi özellikle fotoğra alanına  odaklandı: foto röportaj, fotoğraf muhabirliği, sanat fotoğrafçılığı. Bu sergi vesilesiyle,Fransız Kültür, Türkiye’de gelişen amatör fotoğraf pratiğini öne çıkarmayı amaçlıyor.

İstanbul gibi büyülü bir şehir bir yıl boyunca fotoğrafla nasıl anlatılır?

Fotoğrafçı Niko Guido’nun, “Fotoğraf Gezginleri” grubundaki arkadaşlarına yönelttiği bu sorudan yola çıkan 26 fotoğrafçı, tam bir yıl boyunca kendilerince İstanbul’u anlattılar. İstanbul’u anlatabilmek için görünenin ötesine geçerek, milyonlarca insanın her gün, her saat, her an yaşadıklarına tanıklık ettiler ve öncelikle İstanbul’u anlamaya çalıştılar. Vizörün arkasından İstanbul’u yaşarken, doğal olarak kendilerini, kendi dünyalarını, kendi bakış açılarını yansıttılar, kendi varoluş seçimleri üzerinden İstanbul’u belgelediler.

İstanbul’a aşık 26 fotoğrafçının katılımıyla 2016 yılında gerçekleşen İstanbul 365 Gün fotoğraf projesi, kesintisiz olarak yıl boyunca İstanbul’da günlük, sıradan yaşamın içine girerek değişik kesim ve mekanlardan her gün ayrı bir hikaye anlatır. Her bir fotoğrafçının kendi tercihiyle siyah-beyaz, renkli, dikdörtgen, kare gibi çeşitli formatlarda çektiği fotoğraflar, projenin yaratıcısı Niko Guido, proje koordinatörü Işın Akpınar ve proje fotoğrafçıları tarafından değerlendirilerek seçilmiş ve proje portföyünü oluşturmuştur.

Projeye imza atan fotoğrafçılar:

Aslı Atalay, Ayşegül Saltat, Beril Baytan, Can Emre, Canan Erenmemişoğlu, Fethi Baytan, Feyza Ramazanoğlu, Figen Ongun Tuncer, Funda İnceer, Güneş Demir, Güniz Saltat, Işın Akpınar, İhya Bozkurt, İpek Ebru Yıldız, Jasemin Sadıke, Murat Ekşioğlu, Meltem İnanç, Mine Alpar, Nazan Okay, Nilgün Akpınar, Nuray Ertürk, Nurhayat Baysal, Özlem Gürsoy, Suat Atalay, Tahsin Gün, Utku Yonarsoy

Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum. Bakımevinden bir telgraf aldım : « Anneniz öldü. Cenazesi yarın kaldırılacak. Saygılar ». Bundan pek bir şey anlaşılmıyor. Belki dün ölmüştür.

Frankofoni Ayı etkinlikleri çerçevesinde, Cansel Elçin, Fransız edebiyatının en önemli klasiklerinden ve Albert Camus’un büyük eseri Yabancı’nın en çarpıcı bölümlerini, çellist Murat Berk’in müziği eşliğinde  okuyacak.
Sert ve ruhsuz bir anlatım diline sahip Camus metni ile çellonun buluşması, insanı ve kendi dünyaları arasında varolan çelişkileri sahneye yansıtacak. Camus’ye göre bireysel absürdlük/saçmalık bir bakıma gerçekliğin aynı zamanda dünyanın saçmalığıyla savaşmanın bir yolu.

Cansel ELÇİN

Türk sinema, tiyatro ve televizyon oyuncusu Cansel Elçin ilk ve orta eğitimini Paris’te Lycée Racine’de tamamladıktan sonra Ekonomi ve Sosyal Bilimler okudu. Tiyatro eğitimini, Fransa’nın önde gelen tiyatro okullarından sanatçı Ecole Florent’da tamamladı. Televizyon dizilerinde ve sinema filmlerinde aldığı rollerle Türkiye’de de tanınan sanatçı, 2015 yılından bu yana, Şakir Gürzumar’ın yönettiği Frankenstein rolünü başarıyla canlandırmaktadır.

Murat BERK 

1980 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarına giren Murat Berk, 1986’da, Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Lisans bölümünde Prof. Ali Doğan’ın öğrencisi oldu.  Aynı yıl İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nın açtığı sınavı kazanarak viyolonsel sanatçısı olarak orkestraya katıldı. 1993 yılında kazandığı bir bursla İsviçre’de Cenevre Konservatuvarı’na kabul edildi. Yurtdışında öğrenimi sırasında, Mstislav Rostropovich, Misha Maisky, Janos Starker gibi ünlü viyolonselcilerin kurslarına katıldı. Lozan Orkestrası, Tibor Varga Oda Orkestrası ve Cenevre Oda Orkestraları ile çalışma fırsatı buldu. 1997 yılında Türkiye’ye dönen sanatçı, halen İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası ve Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nda görev yapmakta.

Etkinlik hem Fransızca hem Türkçe’dir.

Sergi 31 fotoğraftan  ve romen heykeltraş Constantin Brancuşi’nin en ünlü eserlerinden oluşmaktadır.

Romanya’nın güney-batısında bulunan Hobita isimli küçük bir köyde doğan heykeltraş, ressam ve fotoğrafçı Constantin Brancuşi, kariyerinin ve hayatının ikinci  yarısını  Fransa’nın  başkenti olan Paris’te sürdürmüştür. Modernismin öncüsü  ve 20. yüzyılın en etkili haykeltraşı olarak değerlendirilmiştir, ayrıca  Brancuşi ‘’Modern heykeltraşlığın patriği’’ olarak adlandırılmıştır.

Bu sergi ünlü heykeltraşın çalışmalarına vurgu yapıyor. Böylece, 31 fotoğrafta, Brancuşi’nin ahşap, taş ve bronz gibi farklı malzemelerden üretilmiş eserlerinin bir kronolojisi sunuluyor. Bronz ve mermerden üretilmiş eserleri şekil itibari ile saf,  şık ve zariftir. Aynı zamanda, halk kokusunu barındıran birçok ahşap heykeli bulunmaktadır. Soyut yulaf başağı ve uçan kuşlar heykelleri ile çok iyi tanınmaktadır.

Hayatının sonunda, Brancuşi, eserlerininin ve atölyesinin (80 üzerinde heykeli ile)  müze olarak kalmasını ve aynı şekilde restore edilmesi şartı ile Paris te bulunan Milli Modern Sanat Müzesine bağışlamıştır. Verilmiş olanlar arasında, 1920 yılında Romanya da doğmuş  ve hayatının sonuna kadar yaşayan heykeltraşın eserleri ve atölyesi yüzlerce fotoğrafta  izini yansıtmaktadır.

 

Bu sezon La Comédie Française tarafından sahnelenmeye devam eden Denis Podalydès’in yönettiği Edmond Rostand’ın “Cyrano de Bergerac” oyununun profesyonel kaydı, Pathé Live, Türkiye Fransız Kültür Merkezi ve Kirpi Tiyatro işbirliğiyle 9 Mart Cuma akşamı saat 20.30’da Sahne Pulchérie ekranında. Oyun Sabri Esat Siyavuşgil çevirisiyle Türkçe üst yazılıdır.

Göze batan bir burna sahip olan ve bunun sıkıntısını çeken Cyrano’nun sözcüklerle arası çok iyidir. Roxane’ın kalbini fethetmeye çalışan Christian’a güzel sözleriyle yardım eder. Kendisi de aynı genç kıza aşık olan Cyrano, Christian’ın ağzından çıkan her sözün aslında kendi sözleri olduğunu belli etmemeye çalışır…

Yazan: Edmond Rostand
Yönetmen: Denis Podalydès 
Dekor: Éric Ruf 
Kostüm: Christian Lacroix 
Oyuncular: Sylvia Bergé, Véronique Vella, Françoise Gillard, Alain Lenglet, Bruno Raffaelli, Christian Gonon, Michel Vuillermoz, Laurent Natrella, Christian Hecq, Loïc Corbery, Julie Sicard, Stéphane Varupenne, Gilles David, Nicolas Lormeau, Nâzim Boudjenah, Julien Frison, Dider Sandre, Claire de la Rüe du Can, Axel Mandron, Amaranta Kun, Marina Cappe.
Yapım: La Comédie Française
Dağıtım: Pathé Live
Bel Air Media ve Fransız Kültür Merkezi işbirliğiyle
Yönetmen: Dominique Thiel

175 dakika / iki perde.

Fransa Başkonsolosluğu’nun Yüksek Himayelerinde ve Dünya Konsoloslar Federasyonu’nun iş birliğiyle gerçekleşen “Frankofon bir bakışla : Türköri ve Oryantalizm” adlı görkemli resim sergisi, Lise’nin geleneksel Frankofoni Festivali kapsamında, Saint Benoît Lisesi “La Galerie” salonunda düzenlenecektir.

Sayın Erol Makzume’nin koleksiyonunun, değişik tekniklerle yapılmış tablolarının bir bölümü, ilk kez, hem sergi salonumuzda, hem de özenle hazırlanan bir kataloğun sayfalarında sanatseverlerle buluşuyor !

“Türköri” – Türk Modası’nın en yaygın olduğu dönem, Avrupalı sanatçıların, ulaşım araçlarının yetersizliğinden dolayı, Doğu’ya seyahat etme şansı bulamadıkları 1750-1800 yıllarını kapsamaktadır. Bu serginin çıkış noktası da bu dönemdir.

Sergi, Avrupa ve Fransa’da Osmanlı modasının popülarite kazandığı dönemi yansıtan eserlerden oluşuyor. Daha sonra, yavaş yavaş kara ve deniz yolu ulaşımının kolaylaşması nedeniyle gezgin sanatçıların eserleri ortaya çıkmış; ressamlar artık hayali bir Doğu’yu resmetmek yerine, insan ve yöre manzaralarını, Doğu’nın ışık ve renkleriyle betimledikleri “Oryantalist” çizgiler taşıyan eserler vermeye başlamışlardır.

Toplamda, 40 ressamın 50 tablosu sanatseverlerin beğenisine sunuluyor. Sanatçılar, Van Loo, Leprince, Melling, Decamps, Pasini, Ziem, Brest, Hayette, Warnia-Zarzecki ve Signac gibi ünlü ressamlardan oluşuyor.

Bu olağanüstü sanatçıların serüvenci kişiliklerinin, sizleri geçmişe doğru bir yolculuğa çıkaracağından eminiz !

Serginin açılışı, 8 Mart 2018 saat 18.30’da yapılacaktır.

Etkinlik 5 Nisan tarihine kadar (Pazar günleri hariç, saat 15.30-18.00 arası) halka açık olacaktır.

 

IFT Keşfet bünyesinde ilk seyahatımız Beypazarı Gezisi 18 Mart günü gerçekleşecektir, programda: arkeolojik sit alanı, müze, İnözü Vadisi, yöresel öğlen yemeği ve pazarda alış veriş!

Yerler sınırlıdır, yerinizi şimdiden ayırın!

 

Fazla bilgi: Ankara Accueil Francophone

Kayıtlar için buraya tıklayın

Yönetmen : Xavier LEGRAND
2017, 93” –  Fransızca. Türkçe altyazılı
Denis Ménochet, Léa Drucker, Mathilde Auneveux

Eşinden ayrılan Miriam, şiddet gördüğü iddiasıyla oğlu için özel korumalı velayet talep etmiştir. Ancak, hakim babaya da ortak velayet hakkı tanır. Ebeveynleri arasında kalan küçük çocuk, olanların daha da kötüye gitmemesi için elinden geleni yapacaktır.

2017 Venedik Film Festivali :
En İyi film Gümüş Aslan
En İyi İlk Film ödülü Gümüş Aslan
Çeşitli festivallerde 2 Ödül ve 9 Adaylık.

Giriş : Tam 10 tl / Öğrenci ve 65 yaş üstü : 5 tl

Biletler FKM’de satıştadır.
Yerler numarasız ve sınırlı sayıdadır.
Film saatinde başlar. Film başladıktan sonra içeri seyirci alınmaz.

Yönetmen : Albert DUPONTEL
2017, 117” – Fransızca. Türkçe altyazılı
Nahuel Perez Biscayart, Albert Dupontel, Laurent Lafitte

Kasım 1919. Biri teknik ressam, diğeri sıradan bir muhasebeci olan iki arkadaş Birinci Dünya Savaşı’nda hayatta kalmayı başarmıştır. İkili, savaş kurbanlarını kullanarak kısa yoldan para kazanmak üzere bir plan yapar. Savaş sonrası çılgınlığı yaşayan Fransa’da, yaptıkları iş tehlikeli ve bir o kadar da büyüleyici bir hal alacaktır. Çeşitli festivallerde 14 Adaylık.

Giriş : Tam 10 tl / Öğrenci ve 65 yaş üstü : 5 tl

Biletler FKM’de satıştadır.
Yerler numarasız ve sınırlı sayıdadır.
Film saatinde başlar. Film başladıktan sonra içeri seyirci alınmaz.

Yönetmen : Mathieu AMALRIC
2017, 97” Fransızca. Türkçe altyazılı
Jeanne Balibar, Mathieu Amalric, Vincent Peirani

Une actrice va jouer Barbara, le tournage va commencer bientôt. Elle travaille son personnage, la voix, les chansons, les partitions, les gestes, le tricot, les scènes à apprendre, ça va, ça avance, ça grandit, ça l’envahit même. Le réalisateur aussi travaille, par ses rencontres, par les archives, la musique, il se laisse submerger, envahir comme elle, par elle.
2017 Cannes Un Certain Regard – Prix de la poésie du cinéma.
2 prix et 9 nominations.

Giriş : Tam 10 tl / Öğrenci ve 65 yaş üstü : 5 tl

Biletler FKM’de satıştadır.
Yerler numarasız ve sınırlı sayıdadır.
Film saatinde başlar. Film başladıktan sonra içeri seyirci alınmaz.

Yönetmen: Bruno DUMONT
2013, 95” – Fransızca. Türkçe altyazılı
Juliette Binoche, Jean-Luc Vincent, Robert Leroy

1915 kışı. Büyük heykeltraş Rodin’in efsanevi ilham kaynağı olan, eserleri aşkının gölgesinde kalan Camille Claudel ailesi tarafından Fransa’nın güneyinde bir akıl hastanesine kapatılmıştır. Film, sanatçının bu dönemde ağabeyi yazar Paul Claudel ile olan ilişkisine odaklanıyor. 2013 Berlin Film Festivali’nde 9 adaylık

Giriş : Tam 10 tl / Öğrenci ve 65 yaş üstü : 5 tl

Biletler FKM’de satıştadır.
Yerler numarasız ve sınırlı sayıdadır.
Film saatinde başlar. Film başladıktan sonra içeri seyirci alınmaz.

Bu yıl dördüncüsü düzenlenecek Goût de/Good France etkinliği, dünyanın her yerinde şefler arasında gerçek bir bağı teşkil eden Fransız mutfağının canlılığının neşe içinde kutlanmasına vesile oluyor.

Dünyanın en kapsamlı Fransız akşam yemeği etkinliği

Bu yıl dördüncüsü düzenlenecek Goût de/Good France etkinliği, dünyanın her yerinde şefler arasında gerçek bir bağı teşkil eden Fransız mutfağının canlılığının neşe içinde kutlanmasına vesile oluyor.

Fransa’nın Avrupa ve Dışişleri Bakanlığı öncülüğünde, 21 Mart tarihinde 150 ülkede düzenlenecek olan etkinlik, Fransız mutfağının 5 kıtada tanıtılmasına katkı sağlıyor. 
Yüksek gastronomiden, nitelikli bistroya kadar, siz de, restoranınızda Fransız mutfağından esinlenerek bir menü teklif edebilir ve bu büyük kutlama etkinliğine katılabilirsiniz.

-  La Cigale Restaurant
İzmir Fransız Kültür Merkezi
Cumhuriyet Blv. No: 152 Alsancak/Izmir
T : +90 232 421 47 80

 

Frankofoni haftası kapsamında, İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde İsviçre Başkonsolosluğu işbirliğiyle “Win Win” filmi gösterilecek.

Win Win (Claudio Tonetti)
2013 | Komedi | 97 dk | Fransızca ; Türkçe altyazılı

İki arkadaş: ulusal kariyer peşinde Délémont’un ‘sosyetik’ belediye başkanı Paul Girard ve Jura’da yaşayan Çinli bir saat ustası Liu – Çin güzellik yarışmasının yarı finalini İsviçre’de organize etmeye karar verir. Orijinal ve medyatik projeyle Paul, partisinin kendisinden esirgediği milletvekili imajını elde etmeye, Liu ise Çin’deki lüks saat pazarına açılmayı hedeflemektedir.

Giriş serbesttir.

Bu yıl dördüncüsü düzenlenecek Goût de/Good France etkinliği, dünyanın her yerinde şefler arasında gerçek bir bağı teşkil eden Fransız mutfağının canlılığının neşe içinde kutlanmasına vesile oluyor.

Dünyanın en kapsamlı Fransız gastronomi etkinliği

Bu yıl dördüncüsü düzenlenecek Goût de/Good France etkinliği, dünyanın her yerinde şefler arasında gerçek bir bağı teşkil eden Fransız mutfağının canlılığının neşe içinde kutlanmasına vesile oluyor.

Fransa’nın Avrupa ve Dışişleri Bakanlığı öncülüğünde, 21 Mart tarihinde 150 ülkede düzenlenecek olan etkinlik, Fransız mutfağının 5 kıtada tanıtılmasına katkı sağlıyor. 
Yüksek gastronomiden, nitelikli bistroya kadar, siz de, restoranınızda Fransız mutfağından esinlenerek bir menü teklif edebilir ve bu büyük kutlama etkinliğine katılabilirsiniz.

Ankara’da katılan restoranlar :

-  Café des Cafés
Tunalı Hilmi Cd. 83/A, 
Kavaklıdere Mahallesi, Çankaya/Ankara
T : +90 312 426 55 11
E : http://www.cafedescafes.com/tr/ana-sayfa

-  Niki
Hafta Sk. No:16
Kazım Özalp Mahallesi, Çankaya/Ankara
T : +90 312 466 00 48
E : http://www.nikirestaurant.com/

-  Louise Cafe Brasserie & Loft
Filistin Caddesi No:37
100. Yıl Mahallesi, Çankaya/Ankara
T : +90 312 447 51 00
E : http://www.louise.com.tr/

-  Marriott 
Muhsin Yazıcıoğlu Cd. No:1 
Kızılırmak Mahallesi, Çankaya/Ankara
T : +90 312 248 88 88
E : http://www.marriott.com/hotels/hotel-information/restaurant/esbjw-jw-marriott-hotel-ankara/

-  Movenpick
Beştepe Mahallesi No:1, 
Sogutozu/Yenimahalle Ankara
T : +90 312 258 58 00 
E : https://www.movenpick.com/en/europe/turkey/ankara/hotel-ankara/restaurants/

-  Sheraton
Şht. Ömer Haluk Sipahioğlu Sk.
Kavaklıdere Mahallesi, Çankaya/Ankara
T : 90 312 457 6000
E : http://www.sheratonankara.com/?SWAQ=958C

-  Swissôtel
Jose Marti Cd (21. Sk.) No:2
Yıldızevler Mahallesi, Çankaya/Ankara
T : +90 312 409 30 00
E : https://www.swissotel.com/hotels/ankara/dining/

-  Hilton 
Tahran Cd. No:12
Kavaklıdere Mahallesi, Çankaya/Ankara
T : +90 312 455 00 00
E : http://www3.hilton.com/en/hotels/turkey/ankara-hiltonsa-ANKHITW/dining/index.html

-  Masa Next Level
Dumlupınar Blv.
Kızılırmak Mahallesi, Çankaya/Ankara
T : +90 312 444 47 19
E : http://www.nextlevelavm.com.tr/tr/magazalar/masa

- L’Avare Sahne 
Üsküp Cad. 16/1, Çankaya 
T : +90 312 427 22 42
https://lavare.com.tr/

- Cafemiz 
Arjantin Cad. no 19 GOP
T : +90 312 467 79 21
http://www.cafemiz.com.tr/en

İstanbul’da katılan restoranlar:

- Apartıman Yeniköy
Yeniköy Mahallesi, Köybaşı Cd. No:153 Yeniköy
https://www.facebook.com/apartimanyenikoy/

- Bistrot Français
Istiklal Cad. No4 Beyoğlu Taksim
http://www.bistrot.com.tr

- Divan Brasserie Bebek
Cevdet Paşa Caddesi. No:28/A Bebek 
http://www.divan.com.tr/divan-restoranlari/divan-brasserie-bebek

- Divan Brasserie Beyoğlu
Tomtom Mahallesi İstiklal Caddesi No:181 Beyoğlu
http://www.divan.com.tr/divan-restoranlari/divan-brasserie-beyoglu

- Fenix
Nispetiye Caddesi No:79 Etiler
http://www.fenixistanbul.com/

- Gabbro
Visnezade Mah. Acisu Sok. No:19, Macka, Besiktas
https://www.swissotel.com/hotels/istanbul/dining/gabbro-resto-bar/

- Kilimanjaro 
Merkez Mah Silahşör Cd Birahane Sk no1
http://www.kilimanjaroist.com

- Kiss the Frog
Yahya Kemal cad. No:4 Zemin Kat Rumelihisarı
http://www.kissthefrog.com.tr

- La Boom
Sabanci caddesi bo 14 emirgan
http://emirgangroup.com

- La Petite Maison
Pınar Mah Katar Cd no73 Istinye Park
http://www.lpmistanbul.com.tr

- Lacivert Restaurant
Anadolu Hisarı Mahallesi Körfez Caddesi No:57/A
http://www.lacivertrestaurant.com

- Les Ottomans Park Şamdan
Kuruçeşme Mah. Muallim Naci Caddesi no:68/Beşiktaş
http://www.lesottomans.com

- Mabeyin
Burhaniye Mahallesi Eski Kısıklı Caddesi No:7
http://www.mabeyin.com

- Mangerie
Cevdet Paşa caddesi 69-3 Bebek
http://www.mangeriebebek.com

- Masa Restaurant
Pınar Mahallesi, İstinye Park, Maslak
http://www.masaistanbul.com.tr

- Nicole
Tomtom mah. boğazkesen cad. tomtom kaptan sok. no18 Beyoğlu
http://www.nicole.com.tr

- Parlé Restaurant
Zorlu Center AVM, Meydan Katı Gayrettepe
http://www.parleistanbul.com

- Shangri-la Bosphorus Ist Too 
Sinanpasa Mah, Hayrettin İskelesi Sok, No.1 ISTANBUL
http://www.shangri-la.com/istanbul/shangrila/

- Suvla
Esentepe Mahallesi, Kanyon Avm, 34394 Şişli 
T : 902123535464

- Suzy’s Café du Levant
Rahmi M. Koç Müzesi Kumbarhane Cd. No : 2
http://www.divan.com.tr/divan-restaurants/rahmi-m-koc-museum-suzys-cafe-du-levant-by-divan

- Vogue Restaurant
Akaretler Spor Caddesi No:92 BJK Plaza A Blok K:13 Beşiktaş
http://www.voguerestaurant.com/

İzmir’den katılan restoran:

- La Cigalle
Alsancak Mahallesi, Cumhuriyet Bulv. Fransız Kültür Merkezi No:152, 35220 Konak/İzmir
T : +90 232 421 47 80

Bozcaada’dan katılan restoran:

- Erick’in sofrası at Yaman’ın yeri
Zubeyde hanim karsisi no 25
Bozcaada canakkale

+ d’info : https://tr.ambafrance.org/Gout-de-France-Good-France-2018

12. İzmir Uluslararası Kukla Günleri kapsamında Kırmızı Top İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde 2 gösteri gerçekleştirecektir.

06 Mart 2018 saat 11.00 ve 14.00

bilet & bilgi >>

 

12. kez gerçeklesen İzmir Uluslararası Kukla Günleri’nde, bu yıl 26 ülkeden 50 kukla tiyatrosu topluluğu 58 gösteriyi 59 kapalı ve açık gösteri mekanında 279 kez sahneleyecek. Bir söyleşi ve bir konferansın da yer alacağı festival programında 3 adet sergi de sanatseverleri ağırlayacak. Üçü profesyonel sahne sanatçıları, ikisi de çocuklar için beş atölye çalışması festival programını zenginleştirecek. İlköğretim okulları arası kukla oyunu yarışmasında heyecanlı saatler yaşanacak. Dünyanın en çok bilinen kukla festivallerinden biri onikinci kez İzmir’de başlıyor… + bilgi >>

Fransa’dan festivale 4 topluluk konuk olacak :

Drolatic Industry
02 Mart 20.00 (Sabancı Kültür Sarayı)
03 Mart 13.00 – 16.00 – 19.00 (Kıbrıs Şehitleri)
04 Mart 14.00 – 16.30 – 19.00 (Forbes Caddesi)
05 Mart 12.30 – 15.00 – 18.00 (Karşıyaka Çarşı)
 
Compagnie Balle Rouge
05 Mart 20.00 (İzmir Sanat)
06 Mart 11.00 – 14.00 (Fransız Kültür Merkezi)
08 Mart 11.00 (İzmir Sanat)
 
La cabane de Pépé
10 Mart 14.00 ve 17.00  (Balçova Kipa AVM )
11 Mart 14.00 ve 17.00  (Çiğli Kipa AVM)
17 Mart 14.00 ve 17.00  (Çiğli Kipa AVM )
18 Mart 14.00 ve 17.00  (Balçova Kipa AVM)
 
Le Loup qui zozote
17 Mart 14.30 ve 18.00 (Balçova Kipa AVM )
18 Mart 13.00 ve 16.00 (Çiğli Kipa AVM)

 

Otuzbeslik.com ve Birikim Atölyesi kısa film iyi gider düşüncesiyle “ALTERNATİF KISA” film etkinliğinin beşincisini düzenliyor. Aralarında bir Fransız filminin de bulunduğu beş kısa filmin gösterileceği “ALTERNATİF KISA V” yönetmenlerin ve oyuncuların katılımıyla gerçekleşecek. Etkinlik soru-cevap şeklinde gerçekleşecek.

Giriş : 5 TL

Galatasaray Lisesi Istanbul Fransız Kültür Enstitüsü ile ortaklaşa, disiplinlerarası çalışmalarla ilgili yeni bir programın başlatılması bağlamında “Fraktal Sanatı”na yönelik iki gün sürecek uluslararası toplantılar düzenlenecektir. Galatasaray Lisesi’nin 150. Yılı kutlama etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilecek toplantıların öneminin ve farklılığının altını çizmek amacıyla Fransız Elçiliği tarafından da aktif olarak desteklendiğini ifade ederek 8-9 Mart 2018 tarihlerinde İstanbul’da yer alacağını siz davetlilerimize
heyecanla duyurmaktayız. İlk gün (8 Mart) programı dâhilinde, Galatasaray Lisesi’nin kendi bünyesinde gerçekleştirilecek konferanslar, master classlar düzenlenecek; profesyonel sanatçılar tarafından yapılacak gösterilerle birlikte fraktal sanat uygulamaları içeren atölyeler oluşturulacak. Ayrıca uluslararası üne ve itibara sahip olan sanatçılarımızın eserlerinin tanıtılacağı ( Galatasaray Lisesi ve Galatasaray Müzesiyle/ Galatasaray Üniversitesi Kültür ve Sanat Merkezi’yle ortaklaşa düzenlenecek) bir sergi de sunulacaktır.
İkinci gün (9 Mart) programı ise davet edilen sanatçıların katılımıyla fraktal sanatı çevresinde şekillenen eserlerinin müzikli video gösterimlerinin sizlere sunulacak olmasının yanı sıra, uzmanlar ve araştırmacılar tarafından verilecek konferanslar da İstanbul Fransız Kültür Enstitüsünde yapılacaktır. Katılımcılar ile davetliler arasında canlı bir tartışma ortamı da sağlanacaktır. Bu etkinliğe paralel olarak, GALATASARAY Lisesi’nin davet ettiği farklı ülkelerden gelen sanatçıların (Fransa, Türkiye, Hollanda, Belçika vb.) eserleri halka açık olarak 8-11 Mart 2018 tarihlerinde Galatasaray Müzesi’nde sergilenecektir.

DAVETLİLERİMİZ :

– Jean-Claude MEYNARD ( Uluslararası Üne Sahip Fransız Fraktal Sanatçısı)
– Julius HORSTHUIS, (Uluslararası Üne Sahip Hollandalı Fraktal Sanatçısı)
– Jean-Paul DELAHAYE, (Matematikçi, Lille Üniversitesi Öğretim Üyesi)
– Jean-Joel DUHOT, (Filozof, Lyon Üniversitesi Felsefe Bölümü Emeritus Profesör)
– Francesco de COMITE (Lille Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Öğretim Görevlisi & Fraktal Sanatçısı)
– Agnès CALLU (Sanat Tarihi Uzmanı, İnstitut d’Esthétique ACTE (l’Université Paris-I Panthéon-Sorbonne), Ecole Nationale des Chartes’ta Öğretim Üyesi)
– François SOULAGES (PARIS Üniversitesi Estetik Bölümü Öğretim Üyesi)
– Dominique CHATEAU (Filozof, Estetik ve Sanat Tarihi Uzmanı, Paris Panthéon-Sorbonne Üniversitesinde Öğretim Üyesi)
– Gabriel BAUDRAND (Madeleine Michelis d’Amiens Lisesi Bütün Hazırlık Sınıfları Kadrolu Matematik Öğretmeni, Yazar)
– Emmanuel GABELLIERI (Filozof, Lyon Katolik Üniversitesinde Öğretim Üyesi, Araştırma Bölümü Müdür Yardımcısı)
– Nicolas DARBON (Aix-Marseille Üniversitesinde Doçent – Müzik & Müzikoloji Bölümü – Bestekar)
– Ozan TÜRKKAN (Türk Sanatçı / ISTANBUL-BRÜKSEL)
– Ali ÖNER (Türk Sanatçı / ISTANBUL)
– Ebru AYDINDAG (İstanbul Üniversitesi Ar-Ge Uzmanı, ISTANBUL

Fransız Kültür Merkezi’nde 2 gün ücretsiz film gösterimi.

Tüm filmler türkçe altyazılıdır.

Program:

25 Mart Pazar, 13.30: İÇİMDEKİ YANGIN (Kanada), yönetmen Denis Villeneuve

Synopsis: Montréal’da bir noterin çağrısı üzerine annelerinin ölümünün ardından kendilerine yazılmış 2 mektupla ikiz kardeşler Jeanne ve Simon karşılaşıyor. Mektubunun 1’rini tanımamış ve olü olduğu bilinen babalarına, diğer mektubu hiç varlığını duymadıkları kardeşlerine teslim edilmeli gerek. Daha sonra ikizler için kökenlerine ve annelerinin hayatının keşfedilmesine yönelik uzun bir macera başlar.

25 Mart Pazar, 16.30: UN HOMME A LA MER (Belçika) yönetmen Géraldine Doignon

Synopsis: Deniz biyoloğu olan Mathieu günlerini  denizde yaşayan hayvanlar üzerine yapmış olduğu deneylerle gerçek tutkusu olan köpek balıklarından uzaklaşır. Dans tutkusu olan Juliette ile 8 yıldır beraberdir. Ne ilişkisi ne de işi onu tatmin eder. Ta ki hayatından memnun görünen genç emekli cici annesi Christine kaybolana kadar. Kimseye haber vermeden, kaçmanın cazibesine kapılan Mathieu onu aramaya gider. Her şeyden uzak, ailelerinden uzak sürgünde, buluşup, birbirlerini anlayacak ve kendi hayatlarını ellerine alıp aynı tutkuyu paylaşacaklar.

https://www.youtube.com/watch?v=h27206cRIWo

23 mart Pazar 17.00: BRANCUSI (Romanya) yönetmen Cornel Mihalache

Synopsis: « Brâncuşi » üzerine olan bu film, 1949 yılına kadar tamamlanmayan eseri « Le Coq en gyse »’in heykeltraşın kendisiyle  buluşmasının hikayesidir. Brancusi tarafından çekilen birkaç resimle başlayan film, eserlerini anlamak için heykeltraşın kendi resimleriyle başlanabileceğini gösteriyor. « Horozun aslında ben olduğumun ifadesine  gönderme yapıyorum”.  Filmin rejisörü Cornel Mihalache, operasında Brancusi ve Horoz (operasında ….)  arasında bir diyalog hayal ediyor, zaman zaman, film süresince, anılarını, hayatını ve çalışmasını ait alıntılar vardır. Brancusi’nin “söyledikleri” üzerine değil dostları ya da vasiyetindeki mirasçılarına ait bıraktığı “yazılı” notlar üzerinden gerçek bir belgesel filmdir. 

Filmde kullanılan tüm resimler heykeltraşa aittir.

Fransız Kültür Merkezi’nde 2 gün ücretsiz film gösterimi.

Tüm filmler türkçe altyazılıdır.

Program:

  • 24 mart Cumartesi 13.30: 9 AY HAPİS (Fransa),  yönetmen Albert Dupontel

Synopsis: Prensip sahibi ve kurallara sonsuz bağlılığıyla bilinen, ahlaki değerlerine oldukça bağlı olan genç hakim Ariane Felder hamiledir. Çocuk için DNA testi yaptırır, sonuç ise en az hamile kalması kadar şaşırtıcıdır : bebeğin babası Bob’tur. Bob ise, korkunç bir saldırının suçlusudur. Hiç birşey hatırlamayan Ariane içinde bulunduğu durumu çözmeye çalışır…

  • 24 mart Cumartesi 15.00: RUSTY BOYS (Lüksemburg), yönetmen Andy Bausch

Synopsis: Anne-babalarının yaşlandıklarında bekledikleri gibi davranmadıklarını görünce çocukları bir anda ne yapacaklarını şaşırırlar. Kendi çocuklarıyla zar zor baş edebilirken aynı zamanda hemen her şeye karşı çıkan ebeveynleriyle de uğraşmak zorundadırlar. Fons (70), Lull (82), Nuckes (65) ve Jangi (84) hayatları boyunca kimseyle gereksiz bir şekilde tartışmayacaklarına yemin etmişlerdir. Yaşları erince de kesinlikle boyun eğmeyeceklerdir. Dört arkadaş geleceklerini planlamaya başlarlar ve planlarında huzurevi yoktur. Grubun lideri ve 68 öğrenci hareketinde yer almış Nuckes nasıl “direniş” yapıldığını bilir. Ancak her şey söylendiği kadar kolay değildir…

  • 24 mart Cumartesi 17.00: WIN WIN (İsviçre), yönetmen Claudio Tonetti

Synopsis: İki arkadaş: ulusal kariyer peşinde Délémont’un ‘sosyetik’ belediye başkanı Paul Girard ve Jura’da yaşayan Çinli bir saat ustası Liu – Çin güzellik yarışmasının yarı finalini İsviçre’de organize etmeye karar verir. Orijinal ve medyatik projeyle Paul, partisinin kendisinden esirgediği milletvekili imajını elde etmeye, Liu ise Çin’deki lüks saat pazarına açılmayı hedeflemektedir. Kızları önemli turistik yerlere getirip kahraman olarak karşılanmayı hayal eden iki kafadar, siyaset dünyasının, İsviçre Turizminin ve sponsorların umarsızlığıyla karşılaşırlar.

Hedeflerine ulaşmak ve mahcup olmamak için Paul, Liu’yu kendi yerel ağının desteğini alması için ikna eder. Kart postallardaki İsviçre imajından oldukça farklı bir seyahat düzenlerler: güzeller, saraylar yerine samanlıkta geçen gecenin çekiciliğini, askeri misafirperverliği ve toprak ürünlerini keşfeder. Girişimin çılgınlığı medyayı ve 300 milyon Çinli televizyon izleyicisini mest etmeyi başarır. Peki bu popülarite Paul’a Bern’deki Parlamento binasının kapılarını açabilecek mi? Ya Liu, İsviçre yapımı saatlerle Çin pazarına yayılabilecek mi?

 

 

 

 

Sevgisiz / Loveless (Andrey Zvyagintsev)
2017 | Dram | 127 dk | Rusça ; Fransızca ve Türkçe altyazılı

Ctesi 03/03 – 19.15
Pazar 04/03 – 16.45
Ctesi 24/03 – 19.15
Pazar 25/03 – 16.45
Ctesi 31/03 – 14.30

Zhenya ve Boris, bıkkınlık, nefret ve karşılıklı suçlamalarla tükenen evliliklerini sonlandırmak üzeredir. Boşanma işlemlerini başlatmadan çok önce hayatlarına birileri giren ikili yeni bir başlangıç yapmak için sabırsızdır; ta ki tartışmalarından birine kulak misafiri olan 12 yaşındaki oğulları Alyosha ortadan kayboluncaya kadar.

Bilet fiyatları 10 TL’dir  (Fransız Kültür Merkezi öğrencileri için 5 TL’dir) ve bilet satışı gösterim günleri 14:30 ve 19:15 saatleri arasında yapılmaktadır. Sadece nakit ödeme geçerlidir.

Paramparça (Fatih Akın)
2017 | Dram | 106 dk | Almanca, Yunanca ve Ingilizce ; Fransızca ve Türkçe altyazılı

Ctesi 03/03 –16.45
Pazar 04/03 – 14.30
Ctesi 24/03 –16.45
Pazar 25/03 – 14.30

Katja, eşi Nuri ve 6 yaşındaki oğlunu bir patlamada kaybetmiştir. Katja’nın tek isteği, terör saldırısının kimler tarafından neden yapıldığını öğrenmektir. Saldırı ile ilgili ortaya çıkan deliller Neo-Nazi bağlantılarına işaret eder. Fakat mahkeme delilleri yetersiz bulup zanlılara ceza vermez. Karar karşısında öfkeye kapılan Katja, kendi adaletini sağlamak için yollara düşer.

Bilet fiyatları 10 TL’dir  (Fransız Kültür Merkezi öğrencileri için 5 TL’dir) ve bilet satışı gösterim günleri 14:30 ve 19:15 saatleri arasında yapılmaktadır. Sadece nakit ödeme geçerlidir.

Ara Güler, bir zamanlar Istanbul (Samuel Aubin)
2017 | Belgesel | 51 dk | Fransızca ve Türkçe ; Fransızca ve Türkçe altyazılı

Ctesi 03/03 –14.30
Ctesi 31/03 –16.45
Pazar 01/04 – 14.30

Istanbul’da yaşayanların en büyük şanslarından biri de, Ara Güler’in fotoğraflarının şehre ait bir görsel birikimi kendiliğinden zenginleştirmesi, farkında olmadan gördüklerinin onun gördüklerine eklenivermesi herhalde. Sayısız tarihi katmandan oluşan ve bu katmanların izleriyle aniden, herhangi bir köşe başında karşılaşabileceğiniz Istanbul’a onun fotoğrafları da başka bir katman ekliyor. Ara Güler, 50 yıldan fazla süredir Istanbul’un -onun deyişiyle deli saraylının anlarını yakalıyor. Hem şatafatlı ve mutlu günlerinde hem de biraz gözden düşmüş, kalbi kırılmış ama takıp takıştırmaktan vazgeçmemiş zamanlarında, her zaman sadık bir dost olarak. Ara Güler, Bir Zamanlar Istanbul, Istanbul sokaklarını, insanlarını ve hikayelerini tekrar ama yeni bir gözle görmemizi sağlayacak bir belgesel, bitmesini hiç istemeyeceğiniz bir zamanda yolculuk.

Bilet fiyatları (5 TL) ve bilet satışı gösterim günleri 14:30 ve 19:15 saatleri arasında yapılmaktadır. Sadece nakit ödeme geçerlidir.

FRANKOFON FİLMLERİ

21 – 22 ve 23 mart 2018

Frankofoni ayı çerçevesinde, Ankara Fransız Kültür Merkezi, Kanada, Lüksemburg, Romanya, İsviçre ve Belçika Elçilikleri ve Çankaya Belediyesi işbirliği ile, Ankara’da Frankofon Filmleri Günlerini sunmaktadırlar.

  • Tüm filmler türkçe alt yazılıdır
  • Katılım serbesttir
  • Yer: Çağdaş Sanatlar Merkezi
  • 21 mart Çarşamba, 17.00: İÇİMDEKİ YANGIN (Kanada), yönetmen Denis Villeneuve

Synopsis: Montréal’da bir noterin çağrısı üzerine annelerinin ölümünün ardından kendilerine yazılmış 2 mektupla ikiz kardeşler Jeanne ve Simon karşılaşıyor. Mektubunun 1’rini tanımamış ve olü olduğu bilinen babalarına, diğer mektubu hiç varlığını duymadıkları kardeşlerine teslim edilmeli gerek. Daha sonra ikizler için kökenlerine ve annelerinin hayatının keşfedilmesine yönelik uzun bir macera başlar.

  • 21 mart Çarşamba 19.30: RUSTY BOYS (Lüksemburg), yönetmen Andy Bausch

Synopsis: Anne-babalarının yaşlandıklarında bekledikleri gibi davranmadıklarını görünce çocukları bir anda ne yapacaklarını şaşırırlar. Kendi çocuklarıyla zar zor baş edebilirken aynı zamanda hemen her şeye karşı çıkan ebeveynleriyle de uğraşmak zorundadırlar. Fons (70), Lull (82), Nuckes (65) ve Jangi (84) hayatları boyunca kimseyle gereksiz bir şekilde tartışmayacaklarına yemin etmişlerdir. Yaşları erince de kesinlikle boyun eğmeyeceklerdir. Dört arkadaş geleceklerini planlamaya başlarlar ve planlarında huzurevi yoktur. Grubun lideri ve 68 öğrenci hareketinde yer almış Nuckes nasıl “direniş” yapıldığını bilir. Ancak her şey söylendiği kadar kolay değildir…

  • 22 mart Perşembe 17.00: 9 AY HAPİS (Fransa),  yönetmen Albert Dupontel

Synopsis: Prensip sahibi ve kurallara sonsuz bağlılığıyla bilinen, ahlaki değerlerine oldukça bağlı olan genç hakim Ariane Felder hamiledir. Çocuk için DNA testi yaptırır, sonuç ise en az hamile kalması kadar şaşırtıcıdır : bebeğin babası Bob’tur. Bob ise, korkunç bir saldırının suçlusudur. Hiç birşey hatırlamayan Ariane içinde bulunduğu durumu çözmeye çalışır…

  • 22 mart Perşembe 19.00: WIN WIN (İsviçre), yönetmen Claudio Tonetti

Synopsis: İki arkadaş: ulusal kariyer peşinde Délémont’un ‘sosyetik’ belediye başkanı Paul Girard ve Jura’da yaşayan Çinli bir saat ustası Liu – Çin güzellik yarışmasının yarı finalini İsviçre’de organize etmeye karar verir. Orijinal ve medyatik projeyle Paul, partisinin kendisinden esirgediği milletvekili imajını elde etmeye, Liu ise Çin’deki lüks saat pazarına açılmayı hedeflemektedir. Kızları önemli turistik yerlere getirip kahraman olarak karşılanmayı hayal eden iki kafadar, siyaset dünyasının, İsviçre Turizminin ve sponsorların umarsızlığıyla karşılaşırlar.

Hedeflerine ulaşmak ve mahcup olmamak için Paul, Liu’yu kendi yerel ağının desteğini alması için ikna eder. Kart postallardaki İsviçre imajından oldukça farklı bir seyahat düzenlerler: güzeller, saraylar yerine samanlıkta geçen gecenin çekiciliğini, askeri misafirperverliği ve toprak ürünlerini keşfeder. Girişimin çılgınlığı medyayı ve 300 milyon Çinli televizyon izleyicisini mest etmeyi başarır. Peki bu popülarite Paul’a Bern’deki Parlamento binasının kapılarını açabilecek mi? Ya Liu, İsviçre yapımı saatlerle Çin pazarına yayılabilecek mi?

  • 23 mart Cuma 17.30: BRANCUSI (Romanya) yönetmen Cornel Mihalache

Synopsis: « Brâncuşi » üzerine olan bu film, 1949 yılına kadar tamamlanmayan eseri « Le Coq en gyse »’in heykeltraşın kendisiyle  buluşmasının hikayesidir. Brancusi tarafından çekilen birkaç resimle başlayan film, eserlerini anlamak için heykeltraşın kendi resimleriyle başlanabileceğini gösteriyor. « Horozun aslında ben olduğumun ifadesine  gönderme yapıyorum”.  Filmin rejisörü Cornel Mihalache, operasında Brancusi ve Horoz (operasında ….)  arasında bir diyalog hayal ediyor, zaman zaman, film süresince, anılarını, hayatını ve çalışmasını ait alıntılar vardır. Brancusi’nin “söyledikleri” üzerine değil dostları ya da vasiyetindeki mirasçılarına ait bıraktığı “yazılı” notlar üzerinden gerçek bir belgesel filmdir. 

Filmde kullanılan tüm resimler heykeltraşa aittir.

  • 23 mart Cuma 19.00: UN HOMME A LA MER (Belçika) yönetmen Géraldine Doignon

Synopsis: Deniz biyoloğu olan Mathieu günlerini  denizde yaşayan hayvanlar üzerine yapmış olduğu deneylerle gerçek tutkusu olan köpek balıklarından uzaklaşır. Dans tutkusu olan Juliette ile 8 yıldır beraberdir. Ne ilişkisi ne de işi onu tatmin eder. Ta ki hayatından memnun görünen genç emekli cici annesi Christine kaybolana kadar. Kimseye haber vermeden, kaçmanın cazibesine kapılan Mathieu onu aramaya gider. Her şeyden uzak, ailelerinden uzak sürgünde, buluşup, birbirlerini anlayacak ve kendi hayatlarını ellerine alıp aynı tutkuyu paylaşacaklar.

https://www.youtube.com/watch?v=h27206cRIWo

 

 

 

 

 

2009’dan bu yana müzikal serüvenini sürdüren, Strasbourg’lu topluluk Auditive Connection İstanbul’da dinleyicisiyle buluşuyor. Topluluk, özgür müziğin rock enerjili New York avangard sahnesiyle kesiştiği alandan aldığı ilhamla, müziğindeki bestelenmiş yapıtlardan doğaçlamaya uzanan açık vizyonuyla dinleyicilerini orijinal bir keşfe davet ediyor.

Borusan Müzik Evi’ndeki bu konserde topluluk, News! adlı performansın prömiyerini gerçekleştirecek. İçinde bulunduğumuz dönemin aşırı hızda ilerleyen veri akışının, transhümanizmle ölümsüzleşme çabası içinde olan insanın ve yeniliklerinin yaratabileceği kaosu kendisine konu edinen Auditive Connection, çeşitli grafikler, işaretler, güncel haberler ve müzik oyunlarıyla geliştirdiği yapılandırılmış doğaçlamaları seslendirecek.

 

Paris’ten Tahran’a uzanan « Aile Yollarda », Anne Estelle, baba Mansour ve oğulları İsmael’in son derece iddialı projesi. Karavanlarıyla Ekim 2017’de Paris’ten yola çıkan aile Nisan 2018’e kadar yollarda olacak  ve çocuklara hitap eden, okul temalı « SCUOLA »  gösterilerini  sunacaklar.

Öncesinde, gösterileriyle bağlantılı tiyatroya başlangıç atölyeleri gerçekleştirilecek ve gösterinin sonunda, çocuklara oyun ve okul hakkındaki fikir ve hislerini paylaşma fırsatı tanınacak. Bu projenin temel amacı tüm okullarda, özellikle de tiyatroya ulaşmanın  zor olduğu yerlerde, tiyatro deneyiminin paylaşılması.

« Yolculuk süresince 24 ülkeden geçeceğiz ve bu ülkeler arasından seçilen 14 ülkede oyunumuzu sergileyeceğiz : : Fransa, Belçika, Hollanda, İsveç, Norveç, Almanya, Polonya, Ukrayna, Rusya, İran, Türkiye, Bulgaristan, Yunanistan İtalya ».

Oyunun özeti : SCUOLA İtalyanca okul demek. Aynı kökeni başta Hint-Avrupa grubundaki diller olmak üzere pek çok  dilde bulabiliriz : Fransızcada école, İspanyolcada escuela, Türkçede okul ve İsveççe’de skolan. SCUOLA oyunu sıradan bir okul gününün sıradışı anlatımıdır. Hikaye sabah alarmlar çalmadan başlar ve güneş batana kadar sürer. Yeni işleri sebebiyle büyük bir şehre taşınan bir ailenin tuhaf hikayesidir SCUOLA. Okul değiştirmek zorunda kalan çocuklarından çok annesi ve babası telaşlıdır. Oğullarını okula bıraktıkları andan itibaren anne, baba ve oğulları okulda yaşanabilecek gündelik pek çok olayı yeniden yaşarlar,  bazen öğrenci olurlar, bazen öğretmen, bazen sınıf arkadaşı ya da bir veli.

Gösteriden sonra : « Gösteri biter bitmez katılımcılarla 20 dakika sohbet etmeyi umuyoruz. Bu paylaşım ve sohbet anları bizim için önemlidir zira projeye anlam katan da bu anlardır. »

Yönetmen : Fatih AKIN
2017, 100” -Almanca. Türkçe altyazılı. 
Diane Kruger, Numan Acar, Denis Moschitto, Ulrich Tukur, Johannes Krisch

Katja, eşi Nuri ve 6 yaşındaki oğlunu bir patlamada kaybetmiştir. Katja’nın tek isteği, terör saldırısının kimler tarafından neden yapıldığını öğrenmektir. Saldırı ile ilgili ortaya çıkan deliller Neo-Nazi bağlantılarına işaret eder. Fakat mahkeme delilleri yetersiz bulup zanlılara ceza vermez. Karar karşısında öfkeye kapılan Katja, kendi adaletini sağlamak için yollara düşer.

Golden Globes 2018, Yabancı dilde En İyi Film. 2017 Cannes Film Festivali, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü ve 6 adaylık.

 

Ali Borovalı’nın Fransız Kültür Merkezi devam eden “Orada kimse var mı ?” sergisi kapsamında Şubat ayı boyunca film seansları öncesinde saat 18:30 – 19:00 arası Fotoğraf Sanatçısı Ali Borovalı’nın “Etiyopya: Üç Bölümlük Bir Afrika Masalı” isimli gösterisini sinema salonunda izleyebilirsiniz. (2015, 33”).

Canlı yayın : https://youtu.be/82KBncd4JpE

12.000 yıl önce, insan eliyle yapılmış, bilinen en eski yapılar. Ritüelik amaçlı inanç merkezleri. Yazının bulunmasından 7.000 yıl, yerleşik dönemden 2.000 yıl, önce kullanılmış. Avcı ve toplayıcılar tarafından yapılan şefkat mabetleri, sanatsal mucizeler. İnsandaki kadim birikimin taşa yansıması. 12.000 yıl önceki insan doğa ile barışık geleceği inşa etmiş. Maddeyi mana ile buluşturmuşlar, sembollerle sanat ile konuşmuşlar. 12.000 yıl önce, atalarımız inanç ile bilimi buluşturmuşlar.

Ay mabetleri yapmışlar. Atalarımız ilk taş ustaları insanı adem etmenin tarifini yapmışlar, sembolleri kullanmışlar :

Alemin sütunu insandır
Sırrı insanı adem etmektir
Beşeri değilde insanı arar isen
Sen ne isen aradığın da o dur

Levent SEPİCİ

Çeşitli alt yapı projelerinde çalıştıktan sonra 1990 yılından itibaren su altı inşaatları üzerine uzmanlaşmış ve taahhüt işleri yapmıştır. Halen de inşaat sektöründe taahhüt işlerini sürdürmektedir. Küçük yaşından beri özel ilgi alanı olan “yazılı olmayan tarih” üzerine çeşitli araştırmalar yapmış ve 2000 li yıllardan itibaren Göbeklitepe kazıları ile ilgilenmiş, bu konuda çeşitli sempozyumlara katılmış, araştırmalar yapmış, değişik platformlarda konu hakkında konferanslar vermiştir. İlk baskısı 2013 yılında yapılan, 2014 yılında İngilizceye çevrilen Göbekli Tepe hakkında bir de kitabı bulunmaktadır.

Etkinlik Türkçe’dir. 
Fransızca simültane çeviri olacaktır.

 

“Nadar ve Çağdaşları: XIX. Yüzyılda  Edebiyatçı Portreleri ve Toplumsal Dönüşüm”

“Nadar’ın büyük portreleri” sergisi çerçevesinde  Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Emin Özcan’ın sunumuyla XIX. yüzyıl Fransız edebiyatı ve sanatı, yüzyıldaki temel toplumsal dönüşümler ışığında ele alınıp, Sanat ve fotoğrafta temsil ve ifade konuları edebiyat eserleri ile ilişkileri bakımından örneklerle açıklanacak.

17 Şubat Cumartesi günü saat 16:30’da başlayacak etkinliğe katılım ücretsiz ve herkese açıktır.

 

 

Gösterim tarihleri :

Ctesi 17/02 – 19.15
Ctesi 24/02 – 16.30
Pazar 25/02 – 14.30

Hakaret (2017)
Yönetmen : Ziad Doueiri
Süre : 112 dk
Dil : Arapça. Fransıca ve Türkçe altyazılı.

Günümüz Beyrut’unda ciddi sonuçlar doğuran bir hakaret Hrisityan bir Lübnanlı olan Toni’yi ve Filistinli mülteci Yasser’i mahkeme karşısına getiriyor. Gizli yaralardan açığa çıkanlar, avukatların çatışması Liban’ı toplumsal bir patlamanın sınırına götürür ve bu iki adamı yüzleşmeye zorlar.

Bilet fiyatları 10 TL’dir  (Fransız Kültür Merkezi öğrencileri için 5 TL’dir) ve bilet satışı gösterim günleri 14:30 ve 19:15 saatleri arasında yapılmaktadır. Sadece nakit ödeme geçerlidir.

Şubat ayı boyunca film seansları öncesinde, sinema salonunda, fotoğraf sanatçısı Ali Borovalı’nın Orada Kimse Var Mı? projesi kapsamında « Gidilmeyen Yol »  isimli videosu  gösterilecektir (2018,  15”). Ali Borovalı’nın üçlemeden oluşan sergisi  « Orada Kimse Var Mı? » (Y a-t-il Quelqu’un Là-Bas?) Fransız Kültür Merkezi’nin Türkiye’nin üç büyük şehrindeki (Ankara, İstanbul, İzmir) galerilerinde eş zamanlı olarak sergileniyor. Bu çalışma insanoğlunun büyük açmazı olan yalnızlığı ele alıyor.

Gösterim tarihleri :

Ctesi 17/02 – 16.30
Pazar 18/02 – 14.30
Ctesi 24/02 – 14.30 & 19.15
Pazar 25/02 – 16.30

Aman Doktor / Djam (2017)
Yönetmen : Tony Gatlif
Süre : 97 dk
Dil : Fransızca ve yunanca.
Türkçe ve fransızca altyazılı.

Eski bir denizci ve Rebetiko türü müziğin büyük bir hayranı olan Kakourgos, tekneleri için zor bulunan bir parçayı almak üzere yeğeni Djam’i İstanbul’a gönderir. Genç kadın burada 18 yaşındaki Avril ile tanışır; göçmenler için gönüllü yardım yapan ve burada ne parası ne de tanıdığı biri olan başka bir genç kadın. Cömert, kendinden emin, tahmin edilemez ve özgür ruhlu Djam, Midilli’ye yaptığı, müzik, yeni insanlar, paylaşılanlar ve umutla dolu bu yolculukta Avril’i kanatlarının altına alacaktır.

Bilet fiyatları 10 TL’dir  (Fransız Kültür Merkezi öğrencileri için 5 TL’dir) ve bilet satışı gösterim günleri 14:30 ve 19:15 saatleri arasında yapılmaktadır. Sadece nakit ödeme geçerlidir.

Şubat ayı boyunca film seansları öncesinde, sinema salonunda, fotoğraf sanatçısı Ali Borovalı’nın Orada Kimse Var Mı? projesi kapsamında « Gidilmeyen Yol »  isimli videosu  gösterilecektir (2018,  15”). Ali Borovalı’nın üçlemeden oluşan sergisi  « Orada Kimse Var Mı? » (Y a-t-il Quelqu’un Là-Bas?) Fransız Kültür Merkezi’nin Türkiye’nin üç büyük şehrindeki (Ankara, İstanbul, İzmir) galerilerinde eş zamanlı olarak sergileniyor. Bu çalışma insanoğlunun büyük açmazı olan yalnızlığı ele alıyor.

La Comédie Française tarafından sahnelenen Molière’in “Scapin’in Dolapları” oyunu Türkiye Fransız Kültür Merkezi ve Kirpi Tiyatro işbirliğiyle 16 Şubat Cuma akşamı saat 20.30’da Sahne Pulchérie ekranında. Oyun Ayberk Erkay çevirisiyle Türkçe üst yazılıdır.

Octave ve Léandre’ın aşkları, iki otoriter baba tarafından engellenmektedir. Seyahat dönüşü babaları onları tanımadıkları kişilerle evlenmeye zorlar. Aşıklar kaderlerini, yardım istedikleri kurnaz Scapin’in ellerine bırakırlar… Molière’in vazgeçilmez eseri olarak tiyatro tarihinde yerini alan bu piyes, yenilen tokatlar, bitmek bilmez stratejiler ve çevrilen bin bir türlü dolapla tempolu bir oyun.

Yazan: Molière
Yönetmen: Denis Podalydès
Dekor: Éric Ruf
Kostüm: Christian Lacroix
Işık: Stéphanie Daniel
Ses: Bernard Valléry
Makyaj: Véronique Soulier-Nguyen
Sanat Danışmanı ve Koreografi: Leslie Menu
Yönetmen Yardımcısı: Alison Hornus
Dekor Yardımcısı: Dominique Schmitt
Oyuncular: Bakary Sangaré, Gilles David, Adeline d’Hermy, Benjamin Lavernhe, Claire de la Rüe du Can, Dider Sandre, Pauline Clément, Julien Frison, Gaël Kamilindi, Maïka Louakairim, Aude Rouanet
Yapım: La Comédie Française
Dağıtım: Pathé Live
Fransız Kültür Merkezi işbirliğiyle.

105 dakika / Tek perde.

Biletler: Tam: 45.-TL / Öğrenci: 30.-TL
*Rezervasyon yapılmamaktadır.
*Gişe (Oyun günü saat 18.30’dan itibaren; sadece nakit geçerlidir)
*Lamelif (Sainte Pulchérie Fransız Lisesi’nin karşısında; Çukurluçeşme Sok. No:2 Parmakkapı, Beyoğlu, İstanbul; sadece nakit geçerlidir)

Yönetmen: Ziad DOUEIRI
2017, 112” – Arapça. Türkçe altyazılı
Adel Karam, Kamel El Basha, Rita Hayek, Camille Salameh, Diamand Bou Abboud

Lübnan’dan Filistin’e göç eden, tesisat ustası Yasser, iş için gittiği araba tamircisi Tony’nin evinde sert tavırlarıyla karşılaşır. Aralarında başlayan zıtlaşma giderek daha şiddetli bir hal alır ve ikili kavgaya tutuşur. Meselenin mahkemeye taşınmasıyla  ikisi arasındaki sorun artık bir kamuoyu davasına dönecektir. Lübnan’da siyasetten yargı sistemine uzanan ve derin bir toplumsal eleştiri getiren bir dram.

2017 Venedik Film Festivali En İyi Erkek Oyuncu Ödülü ve  3 adaylık. 2017 Oscar En İyi Yabancı film adayı.

 

Ali Borovalı’nın Fransız Kültür Merkezi devam eden “Orada kimse var mı ?” sergisi kapsamında Şubat ayı boyunca film seansları öncesinde saat 18:30 – 19:00 arası Fotoğraf Sanatçısı Ali Borovalı’nın “Etiyopya: Üç Bölümlük Bir Afrika Masalı” isimli gösterisini sinema salonunda izleyebilirsiniz. (2015, 33”).

Yönetmen : Ceyda TORUN
2017, 80”
Belgesel

Film kediler hakkında sadece hoş, eğlenceli ya da heyecanlı hikayeler anlatmıyor, bu sevimli dostlarımızın duygularını da analiz ediyor. Yaramaz, haylaz, baştan çıkarıcı, saldırgan, sevecen… 7 kedinin hayatına, muhteşem İstanbul manzarası eşliğinde tanık oluyoruz.

Critics Choice Documentary Awards 2017 (USA) En iyi Belgesel.

 

Ali Borovalı’nın Fransız Kültür Merkezi devam eden “Orada kimse var mı ?” sergisi kapsamında Şubat ayı boyunca film seansları öncesinde saat 18:30 – 19:00 arası Fotoğraf Sanatçısı Ali Borovalı’nın “Etiyopya: Üç Bölümlük Bir Afrika Masalı” isimli gösterisini sinema salonunda izleyebilirsiniz. (2015, 33”).