fbpx

SÖYLEŞİ ǀ Laurent Gaudé

Institut français gösteri salonunda
17.03.2025 18:00
17.03.2025

İstiklal Cad No:4
Taksim/Beyoğlu

Söyleşi – Laurent Gaudé
17 Mart Pazartesi saat 18:00’de
Institut français gösteri salonunda

Institut français Türkiye, “Odyssées” etkinlik dizisi ve Frankofoni ayı kapsamında ünlü Fransız yazar Laurent Gaudé’yi İstanbul’da ağırlamaktan mutluluk duyuyor.

Moderatör: Tara Civelekoğlu Özkuyumcuyan

Etkinlik dili Fransızcadır.

Etkinlik ücretsiz, Kayıt zorunludur.

Laurent Gaudé, biyografi


©Jean-luc Bertin

1972 doğumlu Laurent Gaudé, Paris’te Modern Edebiyat ve Tiyatro eğitimi aldı. 1997’de ilk oyunu Onysos le furieux‘yü Théâtre Ouvert’te yayımladı. Bu ilk eseri 2000 yılında Théâtre National de Strasbourg’da Yannis Kokkos’un yönetmenliğinde sahnelenmiştir. Sonrada, Studio de la Comédie Française’de sahnelenen Pluie de cendres, Almanya’da çevrilen ve sahnelenen Combat de Possédés, Théâtre du Rond-Point’de sahnelenen Médée Kali, Nanterre’deki Théâtre des Amandiers’de prömiyeri yapılan Les Sacrifiées, Bussang’daki Théâtre du peuple’de prömiyeri yapılan Caillasses ve Dublin’de prömiyeri yapılan Danse, Morob gibi sahne için yazmaya adanmış yıllar izledi.

İlk romanı Cris 2001 yılında yayımlandı. Kral Tsongor’un Ölümü ile 2002 yılında Prix Goncourt des Lycéens (Fransa’da liseli okurlar tarafından seçilen en iyi kitaba verilen ödül) ile 2003 Prix des libraires (Fransa’da kitabevlerinin seçtiği en iyi kitaba verilen ödül). 2004 yılında 34 dile çevrilen romanı Scorta Güneşi ile Prix Goncourt ödülünü kazandı.

2008’den bu yana düzenli olarak metin veya opera librettosu yazdığı çağdaş bestecilerle çalışmaktadır: Roland Auzet (Mille Orphelins), Thierry Pécou (Les Sacrifiées), Kris Defoort (Daral Shaga), Thierry Escaich (Cris) ve Michel Petrossian (Le Chant d’Archak).

Ayrıca Dans la nuit Mozambique ve Les Oliviers du Négus adlı iki kısa öykü derlemesinin ve fotoğrafçılarla işbirliği yaptığı kitapların yazarıdır: Oan Kim (Je suis le chien Pitié) ve Gaël Turine (En bas la ville).

2013’ten itibaren Port-au-Prince, Kuzey İrak Kürt Bölgesi, Calais’nin göçmen kampı « La Jungle » ve Dakka’ya da seyahat ederek çeşitli belgeseller hazırladı.

Onuncu romanı Salina, les trois exils 2018’de yayımlandı ve ertesi yıl Roland Auzet tarafından sahneye uyarlanan ve prömiyeri 2019 Avignon Festivali’nde yapılan Nous l’Europe, banquet des peuples adlı uzun şiirini yayımladı.

2022 yılında Chien 51 adlı romanıyla Prix des écrivains du Sud ödülüne layık görüldü ve 2025’te yönetmen Cédric Jimenez tarafından sinemaya uyarlandı.

2024’te yayınlanan Terrasses ile Kasım 2015’teki Paris saldırılarını anlatarak çağdaş trajediye geri döndü. Kitabı, Denis Marleau tarafından Paris’teki Théâtre de la Colline’de sahneye uyarlandı.

Yazarın Türkçe’ye kazandırılan eserleri:
Eldorado, Pegasus Yayınları, 2024
Scorta Güneşi, Doğan Kitap, 2005
Kral Tsongor’un Ölümü, Doğan Kitap, 2004

 

Odyssées nedir?

Odyssées, Arapça, İspanyolca, Fransızca, Yunanca, İtalyanca, Türkçe, vs… ve daha fazlasını harmanlayan bir dil olan Akdeniz’in dilini konuşmaktadır ; herkes ve hiç kimse için bir dil ayrıca ticaret ve alışveriş için bir dil. Odyssées bu nedenle çoğuldur, çünkü Akdeniz sonlu olmasına rağmen, tarihini oluşturan sonsuz sayıda insan kaderini bünyesinde barındırır.

Odyssées aynı zamanda bir sınırı olmayan, insanları bir araya getiren bereketli bir süreklilik olan bir Akdeniz fikridir. Homeros’un Odysseia‘sını arka planı gibi kullanarak kolektif hayal gücüne ait hikâyeleri çağrıştıran Odyssées, sanki Ulysses çağdaş Akdeniz’de yeni bir yolculuğa çıkıyormuş gibi, kendimize yeni Akdeniz’i, Avrupa’nın sınırını ya da yeniden doğuşunu sorarak nihayet ‘Hiç Kimse’ olma arzusunun peşinden giderek hikâyeyi, karakterleri ve epik masalın temel anlarını yeniden keşfediyor.

Odyssées, uygarlık dalgalarının, istilaların, yıkımların ve yeniden dirilişlerin, daha iyi bir yaşam umuduyla yola çıkışların gelgitleriyle şekillenen hayali bir dünyayı temsil eder, çünkü Akdeniz sürekli yenilenen bir icadın öyküsüdür. Deniz ve kara arasındaki bu boşluk, dünyalarımızın geçici doğası, kırılganlıkları ve canlılıkları hakkında sorular ortaya atıyor. Odysse’ler, Akdeniz ışıklarından faydalanan bu kıyıların halklarını, farklılıkların gururu ile birlikte yaşamanın mutluluğu arasında birleştiren doğuştan gelen karmaşıklığa tanıklık eder.

Son olarak Odyssées, Doğu Akdeniz’in dalgaları üzerinde süzülen devasa kanatlı ahşap albatros kuşuna benzeyen bir kayık’ın yolculuğunu temsil eder. Denize emek verenleri saran kaderin bir sembolü olan bu tekne, tarihin babası Herodot’un memleketi antik Halikarnas’tan yola çıkarak modern tıbbın babası Hipokrat’ın doğum yeri Kos adasını geçip Kiklad Adaları’na ulaşacak, daha sonra Messina Boğazı’ndan geçerek Charybdis ve Sylla arasında, Bonifacio Ağızları’na doğru yelken açacak ve son olarak dalgaların köpükleri arasından Nice’e ulaşarak Türkiye’nin denizlerin ve okyanusların korunmasına yönelik sesini taşıyacaktır.