fbpx

ETKİNLİK TAKVİMİ


SERGİ: ANNE, ANNELER…

Merinos, Santral Garaj, Atatürk Kongre Kültür Merkezi, Osmangazi-Bursa
Merinos, Santral Garaj, Atatürk Kongre Kültür Merkezi, Osmangazi-Bursa
01.11.2019
01.01.2020

SERGİ
BURSA

SERGİ: ANNE, ANNELER…

Türkiye’de bulunan Ankara, İstanbul ve İzmir Fransız Kültür Merkezlerinden sonra, ünlü fotoğraf sanatçısı Lâm Duc Hiên’in Anne, anneler sergisi Bursa’da sergilenecektir. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle ve Alliance Française Bursa işbirliği içerisinde. 

  • 01.11.2019 – 01.01.2020 arası
  • Açılışı: 01.11 Cuma saat 19.00

Anne, anneler sergisi

“Mekong, nehirlerin anasıdır,” demiştir bu nehrin kıyılarında muhtemelen 1966’da doğduktan sonra sürgüne gitmek zorunda kalan, mülteci kamplarında yaşayan, ardından Fransa gibi bir ülke tarafından evlat edinilen ve kendine sürgünün çeşitli kat ve katmanlarından rengarenk ve değişken bir kimlik inşa eden o kişi. Önce kendi kimliğini, ardından da tüm kıtalarda fotoğrafladığı başkalarınınkini inşa eder, çünkü sürgün sadece bir coğrafya meselesi değildir, öncelikle siyasi, toplumsal, ekonomik ve aynı zamanda dilsel dışlanmayı dile getirir, öyle ki, insan kendini kendi ülkesinde bile yabancı konumunda bulabilir. İşte kendini hem Fransız hem Laos’lu olarak tanıtan ve bu anlamda Cioran’ın “insan bir ülkede değil, bir dilde yaşar ” düsturunu benimseyen Lâm Duc Hiên’in fotoğrafçılık çalışmaları esas olarak bu olguya tanıklık eder.
Lâm Duc Hiên’in imajları olumsuzdan yola çıkarak tanımlamayı reddettiği kadın ve erkeklere itibarlarını iade eder. Kongo Demokratik Cumhuriyeti ya da Vietnam’da olsun, Tibet ya da Haiti’de, Laos ya da Çin’de, Moldavya ya da Irak’ta, bu “evsiz barksızların”, “meteliksizlerin”, “mülksüzlerin”, “yurtsuzların”, “güvende olmayanların” ve “sesi kısılanların” yüzlerini, bedenlerini, hareketlerini asla gasp etmeksizin ele geçirerek onları tam aksine, kendi varlıklarının zenginliği içinde, kendi yönelimlerinin öznesi olarak ve yaşamaya devam etmenin bile başlı başına bir direniş eylemi olduğu bağlamlarına oturtarak sunar bizlere.
Bu parşömen yüzler bize bir soru sormaktadır.
Bu palimpsestler bize bir hikâye anlatmaktadır.
Bu ele geçirilen hareketler siluetlerine bir nebze olsun sonsuzluk aşılamaktadır.
Bir de yaşanmışlık taşan bakışlara yansıyan ifadeler ve onlardan yansıyan o ışıltı vardır, bir çocuğun elmacık kemiklerindeki kanlı canlı yaşamın kırmızısı, minnacık bir varlığın üzerine kapanmış bir annenin kolları, başka çocukların kahkahaların cayırtısı… Ve işte bu kahkahaları, bebek ağlamalarını ve annenin mırıldadığı ninnileri neredeyse duyarsınız, aynı şekilde, çöl rüzgarlarında cildinin çatladığını ya da ötekinin, açık bir darbenin aralığından sızarak donduğunu hissetmek de mümkün.
İşte bu noktada Lâm Duc Hiên, ele aldığı kişi ve konuları asla nesneleştirmeden onlarla tam olarak bütünleşmektedir; çünkü onların tarihi, ona kendi tarihini de hatırlatmaktadır. “Düş gücü belleğin ta kendisidir”. Ola ki Lâm Duc Hiên’in fotoğrafları için de bunu söylemek mümkündür.
Lâm Duc Hiên, İnsan hizasından fotoğraf çekmektedir, özelikle de kadın ve çocuklar hizasından, aynı zamanda sıklıkla da anneler hizasından. Onun çektiği resimlere yansıttığı şey, aslında insanların çocuğunun görmeği dahi başaramadıkları ve fazlasıyla sıklıkla unuttuklarıdır: oysa dünyada tek geçerli ölçek vardır, o da bireyin ölçeğidir, her türlü sefaletseviciliğin ötesinde, Lâm Duc Hiên’in ilgisini çeken de sadece budur. Savaşların tek varlıkları kurbanlarıdır. Barışın ölçüsü, bir çocuğun vurulmaksızın okuluna gidebilmesidir. Gerisi siyasi soyutlamadır, ekonomik çıkardır, artık neredeyse bir evi bahçesindeki su kuyusundan bile ayıracak kadar saçma sapan noktalara taşınan sınırların çizimidir.
Ve Lâm Duc Hiên, zaman zaman bir kentin fotoğrafını çektiğinde, adını bu şekilde koymaktan çekindiğimiz kentleşmenin insanlık dışı niteliğini o kadar yakın plandan çeker ki, söz konusu olan daima bireylerdir. Onları o mekânda hayal ederiz, çağdaş dünyanın çılgınlığı onları oraya istiflemiştir, onların insanlığın sınırlarında yaşayışlarını hayal ederiz ve çoğu kez en güçlü ifade yöntemi ima etmektir.
Lâm Duc Hiên’in çalışmaları, insanın gözü açan, göz açtıran türden çalışmalardır, her bakışın siyasi olduğunu hatırlatır bizlere ve gözümüzü açıp açmamanın sadece bize kaldığını…
“Zorunluluğun fotoğrafçısı” olarak onun her bir fotoğrafı, bizler için çoğu zaman radyoda cızırdayan bir ses ya da bıkkın gözlerimizin önünden geçiveren görüntüler olmakla sınırlı kalan ve asla sesini duyamadıklarımızla bizi diyaloğa sokar. Lâm Duc Hiên’in fotoğrafları bizleri asla suçlamaksızın uyuşukluğumuzdan çıkarır. Lâm Duc Hiên’in bakışına yaptığımız bu yolculuk ,bizlere kendimizi suçlu hissettirmez. Bilinçlenmiş hissettirir.

Lâm Duc Hiên

 

kapak fotoğrafı: Guatemala, Chimaltenango bölgesi