İstanbul’daki Slav Mekanlar

İstanbul Fransız Kültür Merkezi
->

İSTANBUL’DAKİ SLAV MEKANLAR

İstanbul’daki Slav mekanları, 11 gezintide toplanmış Bizans’dan günümüze 156 Slav mekanının tarihi rehberi kitabı Slav İstanbul çalışmasının devamı niteliğindedir. Bir referans aracı ve turistik bir rehber olması arzulanan bu kitapta Slav İstanbul’da adı geçen mekanlar kolay bir kullanım için tasarlanan bir formatta tarihsel ve coğrafi olarak sınıflandırılmıştır. Araştırmacılar bu rehber kitapta, İstanbul tarihinde unutulmuş Bulgarlar, Sırplar, Ruslar, Polonyalılar, Karadağlılar ve Hırvatlar’dan oluşan Slavların yaşadığı, ibadet ettiği ve çalıştığı mekanların neden veya hangi kaynaklara göre Slav mekanları olarak tanımlandığını bulabilecekler. Bu rehber eşliğinde gezen ziyaretçiler, bağlantılı  güzergahlar üzerinde açık biçimde belirtilen bu mekanları görebilecek ve büyük turistik turlardan farklı ama bazen bu turlarla  kesişen bir İstanbul’u keşfedecekler. Bin yıldan fazla bir zamandan beri çağlar, kültürler, dinler ve halkların bir arada yaşadığı bir kenti görecekler. Bu Slav mekanlarının nadiren Slav olduğunu, her zaman çoğul bir kent olan İstanbul gibi aslında çoğu kez Rum Ortodoks, Osmanlı ve hatta Batılı olduklarını fark edecekler.

Pierre VOILLERY

Birçok kez müsteşar, başkonsolos ve büyükelçi olarak görev yapan Fransız diplomat Pierre VOILLERY 1980 yılında Paris Sosyal Bilimler Yüksek Okulu’nda (EHESS) tarih dalında doktora tezini verdi. Bulgar Rönesansı ve Batı başlığını taşıyan bu çalışmanın bir bölümü büyük-büyük babası Alexandre Exarh’ın eylemlerine ayrılmıştı.  Osmanlı Bulgarları’nın sürekliliği, sosyal, dinsel ve kültürel  kimliği, yerel kavimlerin bekası, ulusal kimliğin inşası ve Bulgarların tarihinde İstanbul’un yeri konuları çalışmalarının merkezini oluşturmuştur. Alexandre Exarh ve Osmanlı dönemi Bulgarları üzerine bilimsel makaleler ve kitaplar kaleme almıştır. Bizans ve Osmanlı dönemlerinde, büyükelçilikleri ve önemli bir tarihi şahsın olmaması nedeniyle az bilinen İstanbul’daki Slav mevcudiyeti ile de ilgilenmiştir.

İlber ORTAYLI

Ünlü tarih bilimci Prof. Dr İlber Ortaylı, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi  ve Coğrafya Fakültesi’ni bitirdi. Viyana Üniversitesi’nde Slavistik ve Orientalistik Bölümü’nde okudu. Araştırmalarını, Osmanlı İmparatorluğu tarihi, İmparatorluğun kültürel ve siyasi yaşamı konusunda yoğunlaştıran  Prof. Dr. Ortaylı çok sayıda esere imza atmıştır.  CIEPO (Uluslararası Osmanlı Çalışmaları Topluluğu) Başkan Yardımcısı ve Avrupa İranoloji Cemiyeti üyesidir. Uzun yıllar Topkapı Sarayı Müzesi’nin başkanlığını yapmıştır, halen Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tarih dersleri vermektedir.

Sinan KUNERALP

Tarihçi Sinan Kuneralp İstanbul’da bulunan Isis yayınevinin kurucusudur. Osmanlı tarihi üzerine Türk ve yabancı yapıtları Fransızca, İngilizce, Almanca, İtalyanca ve İspanyolca yayınlamaktadır. Büyükannesinin kız kardeşinin anıları olan Hayal kırıklığına uğramış bir kadının anıları, Nihayet bulan Osmanlı İmparatorluğu’nda kadın olmak kitabı imparatorluktan Türkiye Cumhuriyeti’ne geçişin ilk yıllarını anlatmaktadır.

 

İSTANBUL’DAKİ SLAV MEKANLAR

İstanbul’daki Slav mekanları, 11 gezintide toplanmış Bizans’dan günümüze 156 Slav mekanının tarihi rehberi kitabı Slav İstanbul çalışmasının devamı niteliğindedir. Bir referans aracı ve turistik bir rehber olması arzulanan bu kitapta Slav İstanbul’da adı geçen mekanlar kolay bir kullanım için tasarlanan bir formatta tarihsel ve coğrafi olarak sınıflandırılmıştır. Araştırmacılar bu rehber kitapta, İstanbul tarihinde unutulmuş Bulgarlar, Sırplar, Ruslar, Polonyalılar, Karadağlılar ve Hırvatlar’dan oluşan Slavların yaşadığı, ibadet ettiği ve çalıştığı mekanların neden veya hangi kaynaklara göre Slav mekanları olarak tanımlandığını bulabilecekler. Bu rehber eşliğinde gezen ziyaretçiler, bağlantılı  güzergahlar üzerinde açık biçimde belirtilen bu mekanları görebilecek ve büyük turistik turlardan farklı ama bazen bu turlarla  kesişen bir İstanbul’u keşfedecekler. Bin yıldan fazla bir zamandan beri çağlar, kültürler, dinler ve halkların bir arada yaşadığı bir kenti görecekler. Bu Slav mekanlarının nadiren Slav olduğunu, her zaman çoğul bir kent olan İstanbul gibi aslında çoğu kez Rum Ortodoks, Osmanlı ve hatta Batılı olduklarını fark edecekler.

Pierre VOILLERY

Birçok kez müsteşar, başkonsolos ve büyükelçi olarak görev yapan Fransız diplomat Pierre VOILLERY 1980 yılında Paris Sosyal Bilimler Yüksek Okulu’nda (EHESS) tarih dalında doktora tezini verdi. Bulgar Rönesansı ve Batı başlığını taşıyan bu çalışmanın bir bölümü büyük-büyük babası Alexandre Exarh’ın eylemlerine ayrılmıştı.  Osmanlı Bulgarları’nın sürekliliği, sosyal, dinsel ve kültürel  kimliği, yerel kavimlerin bekası, ulusal kimliğin inşası ve Bulgarların tarihinde İstanbul’un yeri konuları çalışmalarının merkezini oluşturmuştur. Alexandre Exarh ve Osmanlı dönemi Bulgarları üzerine bilimsel makaleler ve kitaplar kaleme almıştır. Bizans ve Osmanlı dönemlerinde, büyükelçilikleri ve önemli bir tarihi şahsın olmaması nedeniyle az bilinen İstanbul’daki Slav mevcudiyeti ile de ilgilenmiştir.

İlber ORTAYLI

Ünlü tarih bilimci Prof. Dr İlber Ortaylı, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi  ve Coğrafya Fakültesi’ni bitirdi. Viyana Üniversitesi’nde Slavistik ve Orientalistik Bölümü’nde okudu. Araştırmalarını, Osmanlı İmparatorluğu tarihi, İmparatorluğun kültürel ve siyasi yaşamı konusunda yoğunlaştıran  Prof. Dr. Ortaylı çok sayıda esere imza atmıştır.  CIEPO (Uluslararası Osmanlı Çalışmaları Topluluğu) Başkan Yardımcısı ve Avrupa İranoloji Cemiyeti üyesidir. Uzun yıllar Topkapı Sarayı Müzesi’nin başkanlığını yapmıştır, halen Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tarih dersleri vermektedir.

Sinan KUNERALP

Tarihçi Sinan Kuneralp İstanbul’da bulunan Isis yayınevinin kurucusudur. Osmanlı tarihi üzerine Türk ve yabancı yapıtları Fransızca, İngilizce, Almanca, İtalyanca ve İspanyolca yayınlamaktadır. Büyükannesinin kız kardeşinin anıları olan Hayal kırıklığına uğramış bir kadının anıları, Nihayet bulan Osmanlı İmparatorluğu’nda kadın olmak kitabı imparatorluktan Türkiye Cumhuriyeti’ne geçişin ilk yıllarını anlatmaktadır.

 

Bookmark the permalink.

Comments are closed.