ETKİNLİK TAKVİMİ


Yaşasın sinema !

İstanbul Fransız Kültür Merkezi
İstanbul Fransız Kültür Merkezi
01.12.2018
30.12.2018

İstanbul Fransız Kültür Merkezinde gerçekleşen “Vive le cinéma” (Yaşasın Sinema) programı Aralık aylarında yeni filmlerle devam ediyor. Sinemaseverler tarafından büyük ilgiyle karşılanan programda yakın tarihli ve ödüllü beş Fransız yapımı ve ortak yapımı yer alıyor.

İstanbul Fransız Kültür Merkezinde gerçekleşen “Vive le cinéma” (Yaşasın Sinema) programı Aralık ayında yeni filmlerle devam ediyor. Sinemaseverler tarafından büyük ilgiyle karşılanan programda yakın tarihli ve ödüllü üç Fransız yapımı ve ortak yapımı yer alıyor.

Son zamanlarda uluslararası festivaller tarafından ödüllendirilen ve basın tarafından beğeni toplayan filmler, İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nde Cumartesi günleri saat 16:45 ve 19:15 ve Pazar günleri saat 14:30 ve 16:45.

Kayıt için lütfen seçtiğiniz filme tıklayınız.

Climax (Gaspard Noé) :
1990’ların ortalarında 20 genç dansçı, ormanın orta yerindeki bir yatılı okula 3 günlük bir prova için gelir. Burada son bir parti yapmaya karar veren gençler, bir anda kendilerini bambaşka bir atmosferde bulur. Uyuşturucu etkisinde olduklarını fark etseler de bunu onlara kimin yaptığı belli değildir. Bir süre sonra müzikle de birlikte nevrozların etkisine girerler, bazıları cennete uçtuklarını düşünürken çoğu cehenneme adım atmıştır.

 

Kings (Deniz Gamze Ergüven) :
Amerikan yakın tarihinin en çok iz bırakmış olaylarından Rodney King’in öldürülmesinin sonrasında 1992’de Los Angeles’ta gergin hava devam etmektedir. Evlat edindiği çocuklarını büyütmeye ve hayata tutunmaya çalışan Millie Dunbar (Halle Berry) için de durum bu şekildedir. Ancak King’in ölümünden sorumlu tutulan polis memurlarının dava sonucunda ceza almaması, Los Angeles sokaklarını yangın yerine çevirir. Dunbar ailesini şiddet ve ölüm tehlikesinden korumaya çalışırken pek geçinemediği komşusu Obie Hardison (Daniel Craig) da onlara yardımcı olmaya karar verir.

 

Yaz (Kirill Serebrennikov) :
Leningrad, 1980’ler… Rock’n’roll ve blues müziğin yaygınlaşması, Perestroyka’nın yaklaştığını müjdeliyor; Lou Reed, Led Zeppelin ve David Bowie’nin kaçak plakları elden ele geziyor. Mike ve güzel eşi Natasha, genç müzisyen Viktor ile tanışınca, şüpheyle dolu bir devrin en umutsuz günlerinde müzikle yoğrulmuş bir aşk üçgeni doğuyor.